Etiketler

ՇՆՈՐՀԱՒՈՐ ՆՈՐ ՏԱՐԻ / HAPPY NEW YEAR / MUTLU YILLAR

Hyetert ve Hyelist yahoo grup adın yeni Yılınızı kutluyor, sağlıklı, mutlu, başarılı yıllar diliyoruz.HYETERT

ՇՆՈՐՀԱՒՈՐ ՆՈՐ ՏԱՐԻ / HAPPY NEW YEAR / MUTLU YILLAR

'Türkiye üzerinden istismar siyasetine müsaade etmeyiz'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yılın son Ulusa Sesleniş konuşmasında Ermeni iddialarına ilişkin yasa tasarısı çıkaran Fransa’yı eleştirdi. Hiç kimsenin, seçim kazanma uğruna, popülizm amaçlı olarak Türkiye üzerinden istismar siyasetine girişmesini kabul etmeyeceklerini kaydeden Erdoğan, Fransa’nın Ruanda ve Cezayir’de yaptıklarını deşifre edeceklerini belirtti.

35 sivil için tazminat yolda

Güneydoğu sınırındaki bombardımanda yaşamını yitiren 35 kişi için tazminat ödenmesi seçeneğinin de gündeme geleceği öğrenildi.Sınırda 35 kişinin bombardımanda hayatını kaybetmesiyle ilgili başlatılan soruşturma devam ediyor.Genelkurmay Başkanlığı ve hükumetten başsağlığı mesajları gelirken, ölenlerin yakınlarına tazminat ödenebileceği belirtiliyor.

Fransa'ya isyan, lüks ve romantizme yenik düştü

Fransa Ulusal Meclisi'nden geçen soykırım inkarını suç sayan yasaya tepkiler "sözde" kaldı. Türkiye'den Paris uçakları boş koltuksuz kalkarken, lüks semtler ve alışveriş merkezlerindeki Fransız markalarının önünde ise Noel kuyrukları oluştu

Türk-Ermeni sorunu Gülen Kolejinde masaya yatırıldı

"Geleceğin başarılı idarecileri geçmişte yaşanan acıları bugüne taşıyanlar değil; Türk ve Ermenileri tekrar barıştıranlar olacaktır." Hatay’ın İskenderun ilçesinde faaliyet gösteren Gülen Koleji tarihi belgeler ışığında Türk –Ermeni sorunu hakkında öğrencileri bilgilendiriyor.

ՇՆՈՐՀԱՒՈՐ ՆՈՐ ՏԱՐԻ / MUTLU YILLAR

Happy New Year
by Divan of the Diocese
 Where do we search the New Year? Do we look into a specific timeframe? We need to make the search for it in our own spiritual being. The New Year is visible when we are renewed inwardly and spiritually. Thus the New Year is conditioned with the transformation of our inner self, when we are able to create the New Self, the New Year, the New Person within us, the New History.

Azınlıklar Bize Emanet

Recep Öğütçü
Osmanlının son döneminde Ermeni, Rum ve Yahudi azınlıklara güven verebilse idik, ticaretten kazandıkları paraları Türkiye’de tutabilseydik, sanayi yatırımlarını teşvik edebilseydik, onların göçünü durdurabilseydik, bugün daha gelişmiş, daha renkli bir ülke olurduk. Kültürlere, inançlara müdahale etmek, azınlıkları ve diğer etnik unsurları dışlamak ve yabancı muamelesi yapmak yanlıştı, bugün bu yanlışımızı daha iyi anlıyoruz. Bu vatan herkesi doyuracak kadar geniş. Yeter ki birbirimizi anlayalım ve farklılıklarımızı kabullenelim.Sanırım aramızda bir milyon civarında gayrimüslim vatandaşımız var. Nasıl Avrupa’daki işçilerimiz onlara emanet ise, içimizdeki gayrimüslimler de bize emanet.

Bourse: 'Soykırım tartışması Türkiye'de yıllarca engellendi, şimdi Fransa da engelliyor'

Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde de bir dönem dersler veren “kültürlerarası iletişim” uzmanı Nantes Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Michel Bourse, “Fransızların çoğu bir Ermeni sorunu olduğunun bilincinde değil,” dedi. “Melezliğe Övgü” adlı kitabı Türkiye’de de Ayrıntı Yayınları tarafından basılan Bourse, yasanın Ermeni sorunun tartışılmasını engellediğini kaydederek, bu çabanın yıllar boyu Türkiye’de de engellenmiş olduğunu belirtti.

Yalnız bir kadının gizli imzası

Ertuğrul Özkök /eozkok@bolgeselhaber.com
Kurtuluş’ta oturuyordu. Yalnız yaşıyordu. Hiç evlenmemişti. Çalıştığı yer Galatasaray’daydı… Adı Maryam Şahinyan...1911 yılında Sivas’ta doğmuş. Bir Ermeni’yseniz ve Anadolu’da yaşıyorsanız; dünyaya gelmek için en şanssız yıllar. Babası farklı bir Ermeni. 1915’teki o büyük insanlık trajedisi başladığında, çoğu Ermeni başka ülkelere kaçarken, o İstanbul’a geliyor.Kader, babasını İstanbul’da, benim babama benzer biriyle karşılaştırıyor. Balkan Savaşı’nın büyük insanlık trajedisinden kaçan bir göçmen Türk’ten, kaçarken getirdiği körüklü ahşap fotoğraf makinesini satın alıyor.  Sonra Galatasaray’da bir fotoğraf stüdyosu açıyor.O ölünce, yerini kızı Maryam alıyor.

Ermeni yasasının zararı rakamlarla ölçülemez

TÜRK-FRANSIZ Ticaret Derneği, Fransız Ulusal Meclisi’nde kabul edilen sözde Ermeni soykırımını cezalandıran yasa tasarısı sonrası bozulan ilişkileri düzeltmek için kolları sıvadı. Dernek Başkanı Zeynep Necipoğlu ve ve Başkan Yardımcısı Yves-Marie Laouenan bu konuda kararlı şekilde çalışma yürütüleceğini söylerken, Laouenan tasarı sonrası iki ülke dostluğunun zarar göreceğini, bunun da rakamlarla ölçülmesinin söz konusu olamayacağını söyledi.

Soykırım tasarısına karşı imza kampanyası

Soykırım inkarını cezalandıran tasarının Fransız Meclisi'nden geçmesi Türkiye ile Fransa arasındaki ipleri epey gerdi. Fransız mallarına boykot tartışmaları ise en çok Türkiye'deki Fransız şirketlerini endişelendiriyor. Türk-Fransız Ticaret Derneği, tasarının yasalaşmaması için ellerinden geleni yapacaklarını açıkladı, herkese sağduyu çağrısı yaptı.

Ermeniler Abhazya’da sayıca üçüncü etnik unsur

Ermeniler Abhazya’da; Abhaz ve Gürcülerden sonra üçüncü etnik unsuru oluşturmakta… Şubat 2011’de gerçekleştirilen Nüfus Sayımına göre; ülkede Abhazlar 122.069 kişi, Gürcüler 43.166, Ermeniler 41.864, Ruslar 22.077, Megrelle 3201 kişi, Yunanlılar 1380 kişi. Abhazya’nın toplam nüfusu 240.705 kişi.

İHD Türklerden Tehdit Alan Fransız Kadın Milletvekiline Dayanışma Mektubu Gönderdi

Sayın Valérie Boyer,
Son günlerde, Fransız Parlamentosu’na sunduğunuz, Ermeni soykırımının inkarının cezalandırılmasını öngören yasa tasarısı nedeniyle, ırkçı-milliyetçi Türkler tarafından web sitenize yapılan saldırıyı ve şahsınıza ağır tehdit ve hakaretler yağdırıldığını çok büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. İnsan Hakları Derneği,  İstanbul Şubesi Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon olarak size yapılan bu ırkçı, cinsiyetçi şiddet gösterisini ve nefret suçunu tüm dünya kamuoyu önünde protesto ediyor ve kınıyoruz.Bizler milliyetçilik ve ırkçılığın cinsiyetçilikle nasıl iç içe geçtiğini, nasıl birbirini doğurduğuna tanıklık eden bir coğrafyanın insan hakları savunucularıyız; bu yüzden size karşı işlenen bu suçu yakından tanıyor, size yapılanı kendimize yapılmış gibi kabul ediyor ve insan hakları ihlallerinin en ağırlarından biri olarak görüyoruz.  Soykırım gibi insanlık suçlarının inkarının bu suçlara ortaklık anlamına geldiğine inanan kişiler olarak, sunduğunuz yasa tasarısı nedeniyle maruz kaldığınız bu şiddet karşısında, tüm isyan duygularımızla yanınızda olduğumuzu, öfkenizi derinden paylaştığımızı bilmenizi isteriz.Saygılarımızla, ( Mektubun Fransızca ve İngilizcesi aşağıdadır. HYETERT)

Vortvots Vorodman Kilisesi Kültür Merkezi Açıldı

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Türk-Ermeni ilişkisini sadece 1915 olaylarının tek taraflı ve suçlayıcı yorumuna dayandırmanın bin yıllık dostluğa, tarihe, kader birliği yapmış bu iki millete ihanet olduğunu belirterek, ``Fransa gibi üçüncü ülkelerin, küçük hesaplar ve siyasi çıkar sağlamak amacıyla bu sürece müdahil olması yanlıştır`` dedi. Yazıcı, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projeleri kapsamında restorasyonu yapılan Ermeni Vortvots Vorodman Kilisesi Patrik Mesrob II Kültür Merkezinin açılışını yaptı.

Gülen Cemaati, ‘Tehcir’ edilen Ermenilere ev ve mülk iadesi mi istiyor?

Habertürk’te pazartesi günü Balçiçek İlter’in “Söz Sende” programına katılan Fethullah Gülen cemaati sözcüsü Cemal Uşşak çok ilginç bir konuşma yaptı. Gülen Cemaati’ne bağlı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı 2. Başkanı Cemal Uşşak, Ermeni soykırımının tartışıldığı programda, “Tehcir” kararına gönderme yaparak, tehcir edilen Ermenilere gittikleri yerde (Suriye) evleri gibi ev, arsa ve mülk vaadi yapıldığını öne sürdü. Uşşak, Osmanlı borçlarını ödeyen ve şimdi azınlık vakıf mallarını iade eden Türkiye’nin tehcir edilen Ermeniler konusunda da, zamanında uygulanmayan bu “ev, mal, mülk” iadesinin yapılabileceğini belirtti. Erdoğan’ın “Soykırım” konusundaki “sert milli politikası”ndan çok farklı ve ılımlı bir tutum alan Gülen Cemaati “Ermenilere mal iadesi ve tazminatı mı gündeme getiriyor” sorusunu ortaya çıkardı.

Sosyal medya yıkılıyor

Keşan Müftüsü Süleyman Yeniçeri'nin, "Noel Baba baca ve pencereden giriyor. Ama doğru dürüst birisi olsa kapıdan girerdi" sözleri sosyal paylaşım sitesi Twitter'da "günün geyiği" oldu. Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Yeniçeri hakkında inceleme başlatması da esprilere konu oldu: - mezutt: Birkaç yıl önce Beyazıt'ta şişme Noel Baba'yı bıçaklayan gençlerle Keşan müftüsü arasında bir bağ olabilir mi acaba?

MGK'dan 'Fransa'ya direniş' kararı çıktı

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) bildirisinde, Fransa Parlamentosunda kabul edilen yasa teklifinin toplantıda tüm boyutlarıyla ele alındığı belirtilerek, “Tarihin parlamentoların alacakları yanlı kararlarla yeniden yazılmasının yanlışlığı bu kanun tasarısıyla daha vahim bir şekilde görülebilmiştir. Fransa'da, aklı selimin hakim olması ve bu hatalı adımdan geri dönülmesi yönündeki beklentimiz sürmekle birlikte, tasarının kanunlaşması durumunda bu haksız tasarrufa her şekilde karşı çıkılması kararlaştırılmıştır” denildi.

Kilisede dövüşen papazları polis ayırdı

Hz. İsa'nın doğduğu yer olduğuna inanılan Beytüllahim'deki kilisede Rum ve Ermeni papazlar birbirine girdi. Hıristiyanlar için en kutsal mekanlardan biri olan Beytüllahim'daki Milad Kilisesi'nde Noel temizliği yapan farklı mezheplerden papazlar kavgaya tutuşunca, polis duruma müdahale etmek zorunda kaldı.

İstemesek de şeffafız!

Etyen Mahçupyan / e.mahcupyan@zaman.com.tr 
Türkiye'nin niçin 'soykırım' kelimesinden bu denli rahatsız olduğunu anlamak hiç de zor değil. Böyle bir tarihsel yükle hesaplaşmak, o olayın yaşandığı dönemi belirleyen ideolojik çerçeve ile mesafe almayı, onu mahkûm etmeyi gerektiriyor. Almanya'da Nazi dönemi bir bütün olarak mahkûm edilmemiş olsaydı, Yahudilere yapılanların da böylesine açık yüreklilikle kabulü mümkün olmazdı. Ancak Türkiye henüz İttihatçılıkla bağını koparmış değil. Dolayısıyla tarihe serinkanlı bakmak psikolojik dirençle karşılaşıyor ve 'Türk' kimliğini taşıyanların doğal refleksi yaşananları anlamak değil, yaşananların 'soykırım' olmadığını kanıtlamak için delil toplamak şeklinde oluyor.Bu açıdan bakıldığında 'Türk' kimliği üzerinden tarihe bakanlarla, Ermeni diasporasının siyasallaşmış kanadı arasında neredeyse bire bir paralellik var. Her ikisinin de derdi milliyetçi bir tarihsel anlatının siyasal arenada egemen olması. Her ikisi de yaşanmışlığı bu biçimlendirilmiş tarihsel anlatıların içine sokmaya çalışıyor ve bu uğurda gerçekliğin bir bölümünü görmemeyi tercih edebiliyorlar. 

Fransa bedelini çok ağır öder!

Kürşad Kahramanoğlu /  kursadkahramanoglu@birgun.net /
Türkiye’den bu tasarıya yükselen şu argümanlar tabii ki doğru: “Bu tasarının bugünlerde Fransız Parlamentosu’na getirilmesinin, Türkiye’deki Ermeni sorununu çözmekle bir alakası yok. Yaklaşan Başkanlık seçimlerinde, Fransa’daki Ermeni Diyasporası ve sempatizanlarının oylarını alabilmek için Sarkozy ve taraftarlarının bir seçim yatırımıdır. Diyasporanın bunu Türkiye’yi sıkıştırmak olarak görüp, böyle kanunları her gördüğü yerde desteklemesi Türkiye’deki Ermenileri zor durumda bıraktığı gibi; Türkiye Ermenistan arasındaki zaman zaman erime eğilimleri gösteren buzları daha da sağlamlaştırıp, kalıcı hale getiriyor.” Hrant’ın kardeşi Orhan Dink bu konuda “Yaşananların Türkiye’deki Ermenilerle çok ilgili olduğunu düşünmüyorum... Bizim acılarımızı siyasete malzeme etmeyin...” diyor ve Ermeni Diyasporasına şöyle sesleniyor: Bu yasaya “siz karşı çıkın”.

Emrinde olacaklar

Engin Ardıç
İmparatorluğu kuran Fatih, yeni yeni oluşmakta ve güçlenmekte olan "Türk aristokrat sınıfını" yok etti. Özellikle devşirmelere dayanan bir kapıkulu, yani "süper bürokrat sınıfı" yarattı.Aristokrasi gelişebilseydi bir de Türk ve Müslüman burjuva sınıfı doğacaktı. Toplumun bu tabakası gayrimüslimlere bırakıldı. Türk ve Müslüman burjuva ancak yirminci yüzyılda ortaya çıkabilmiş (gayrımüslim burjuvayı öldürerek, sürerek ya da korkutup kaçırarak), ancak yirmi birinci yüzyılda palazlanmaya başlamıştır. Eh, bizim "çürümüş aristokrasimiz" sayılan bürokrat zümresi de artık ona hizmet edecektir!

100 yıldır kapalı olan Ermeni kilisesi açılıyor

Türkiye, Fransa parlamentosunun ‘Ermeni soykırımı’nı inkârı suç sayan yasayı kabul ettiği bir dönemde, dikkat çeken bir adam attı. Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, restorasyonu tamamlanan ve 1. Dünya Savaşı’ndan beri kapalı olan Ermeni Vortvots Vorodman Kilisesi’ni bugün törenle açacak.İbadethane özelliği korunarak kültür merkezine dönüştürülen kilisenin yeniden hayat bulması, rahatsızlığı dolayısıyla fiili olarak patriklik görevini yerine getiremeyen II.Mesrob Mutafyan’ın hayaliydi.

Ermeni Soykırımının inkarını cezalandıran yasa tasarısını hazırlayan milletvekili koruma altına alındı

Ermeni Soykırımının inkarını cezalandıran yasa tasarısını hazırlayan milletvekili Valerie Boyer koruma altına alındı. Konuya ilişkin açıklama Fransa İçişleri bakanı Claude Gueant’tan geldi. Gueant, Boyer ve ailesinin özel koruma altında olduğunu belirtti.İçişleri bakanı Le Figaro’da yer alan haberde ″Biz tehlikenin büyük olduğu kanaatinde değiliz ancak, herhangi birinin dengesiz işlemlerine yönelik teminatımız yok″ dedi.

Joost Lagendijk: 'Öfkeli olmak strateji değildir'

Ankara'dan patlama halinde gelen tepkiler uygun eleştiri ölçülerinin çok ötesine geçti… Size üç örnek vermek isterim. Başbakan Tayyip Erdoğan, Fransa'yı kendi silahıyla vurmak çabasıyla, Fransız devletini Kuzey Afrika'daki sömürge yönetiminin son on yıllarında Cezayirlileri soykırımdan geçirmekle suçladı… Fakat bir tek danışmanı da çıkıp Başbakan'a bu suçlamayı ortaya koymanın tam da Fransız meclisinin yaptığını (yani bir başka ülkenin tarihini iç siyasetteki amaçları için araçsallaştırmak) tekrarlamak olduğunu niye söylemedi?... Bir ikinci örnek Türk hükümetine mensup bakanların, başta da Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun makul olmaktan uzak tepkileriydi. Davutoğlu, Sarkozy'nin soykırımı inkar yasasına verdiği desteği Türkiye'nin Kuzey Afrika'daki başarılarından duyduğu kıskançlıkla açıklamaya çalışırken, akademik profesyonelliğini ve mantıklı düşünmeyi bir kenara bırakmış oldu… Son örnek normalde sağduyulu ve dürüst analizler ortaya koymasıyla bilinen Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'dı. Babacan, Fransız meclisinin kararını Avrupa'nın ekonomik gerilemesinin derinleşmesine bağladı… Fakat Avrupa'nın ortak para biriminin mantıklı olduğu konusunda kuşkucu finans piyasalarıyla Avrupa vatandaşlarını aynı anda ikna etmeye çalışmak gibi karmaşık bir sürecin, Fransız ulusal meclisinde oynanan küçük yerel siyasi oyunlara nasıl bağlanabildiğini anlayamıyorum. Böyle bir kıyaslamanın en ufak bir mantığının olmadığı açık.

Ermenistan Dünya Şampiyonasında 6. Oldu

Türkiye’nin Mardin kentinde devam eden Dünya Kadınlar Satranç Takım Şampiyonası son turda Ermenistan, Rusya takımıyla 2-2 berabere kaldı. Ermenistan toplamda kazandığı 9 puanla şampiyonayı  6.’lıkla kapattı. Dünya Şampiyonluğunu Çin kazanırken onu, Rusya ve Gürcistan izledi. Türkiye 9. Oldu.

Şişli’den Haberler

Şişli A erkek basketbol takımı deplasmanlı bölgesel liginde geçen hafta karşılaştığı Çorlu Belediyesi takımını deplasmanda 78-69 yenerek ilk 3 sırada ligi bitirmeyi garantiledi… Şişli A bayan voleybol takımı ilk devrenin son maçında deplasmanda Çerkezköy takımına 3-0 mağlup oldu.

Kilise Hrant’ın yetimhanesini resmen istedi / Church officially demands H. Dink’s orphanage

Azınlık vakıflarına ait taşınmazların geri iadesiyle ilgili kararname kapsamında yapılan başvurular devam ediyor. Bu kapsamda Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi, öldürülen gazeteci Hrant Dink’in büyüdüğü Tuzla Yetimhanesi’nin kendilerine iade edilmesi için resmi başvuruyu yaptı. Başvuru 6 Aralık’ta Vakıflar İstanbul Bölge Müdürlüğü’ne yapıldı. Bölge müdürlüğü gerekli incelemeleri yaptıktan sonra iade talebini Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bildirecek.

İnsanlığa karşı işlenmiş bir suç da mı yok?

Ahmet İnsel / Radikal
Ermeni tehciri sırasında yapılanları bugün 1919'da bırakıldığı yerden değerlendirmeye devam edemez miyiz? Bizim tarihimizde böyle bir soykırım yok. Bunu kabullenmemiz mümkün değil.” Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı, Fransız parlamentosunda onaylanan yasa tasarısı sonrasında bu kesin hükmü yeniden dile getirdi. Bir yandan, “Açalım bütün arşivleri, bırakalım tarihçiler karar versin” derken diğer yandan “Böyle bir şey kesin olarak yoktur” diyor bu resmi tavır. 1915’te soykırım kavramı yoktu. Buna karşılık, ‘insanlığa ve uygarlığa karşı suç’ ifadesi  dünyada ilk kez 1915’te kullanıldı. 24 Mayıs 1915’te, Osmanlı İmparatorluğu ile savaş halinde olan Fransa, İngiltere ve Rusya, bir ortak deklarasyon yayımladılar: “Takriben bir aydan beri Ermenistan’ın Türk ve Kürt halkı, Osmanlı idaresi memurlarıyla birlikte ve çoğu zaman bunların yardımıyla Ermenileri yok etmektedir. Bu tür katliamlar nisan ayının ortalarına doğru Erzurum, Tercan, Eğin, Bitlis, Muş, Sason ve Zeytun’da ve bütün Kilikya’da yapıldı. Van civarında yüze yakın köy ahalisinin hepsi öldürüldü. Van içinde Ermeni mahallesi Kürtler tarafından ablukaya alındı. Aynı zamanda Osmanlı hükümeti İstanbul’da zararsız Ermeni ahaliye kötü davrandı. Türkiye’nin insanlık ve medeniyete karşı işlediği bu yeni suçlardan dolayı gerek Osmanlı hükümetinin bütün üyelerini ve bu tür katliamlara katılmış bütün memurlarını şahsen sorumlu tutacaklarını İtilaf hükümetleri Babıâli’ye açıkça bildirirler”. Buna karşı, İttihat ve Terakki hükümeti önce 27 Mayıs’ta Sevk ve İskân Kanunu’nu çıkardı. Ardından 4 Haziran’da deklarasyonu yanıtladı. Yanıtta, ‘önlemlerin hiçbir şekilde Ermenilere karşı olmadığı’, Ermenilerin ‘kamu düzeni ve huzurunu bozacak hiçbir şey yapmadıkları’ ve ‘bu Ermenilerin hiçbir genel önleme maruz kalmadıkları’ iddia ediliyordu! Yani “Ermeniler bizi sırtımızdan bıçakladılar” demiyordu 4 Haziran’da İttihat ve Terakki hükümeti. Ama 30 Mayıs’ta Meclis-i Vükela mazbatasıyla ve 10 Haziran’da talimatnameyle terk edilen mallarla yakından ilgilenmeye başlamıştı.

Gunaysu: A ‘Bolsetsi’ in Los Angeles

Posted by Ayse Gunaysu 
I was in Los Angeles from Nov. 23-27, a place I never imagined I would go! Long journeys to unknown lands have always frightened me. But this time I was invited by the ANCA-Western Region to participate in their three-day conference at the Sheraton Universal.Gunaysu: “There must be reparations. At least, the ones who work for the recognition in Turkey have to demand, put pressure on the policy makers, for official steps to compensate for the immense loss. I know that it is irreparable, it is unforgivable, it is incurable, but still Turkey will always bear the responsibility, the obligation, to assure the grandchildren of genocide victims that it is ready to heal the wounds in any way it can.”

1915’te Ne mi Oldu? Yandı, Bitti, Her şey Kül Oldu!

Ümir Kurt / Bianet
Madem Osmanlı'nın güneydoğu ve doğu bölgelerinde Ermenilerin varlığı savaş durumundan kaynaklanan güvensizlik unsuruydu ve kontrol edilmesi gerekiyordu, neden "Ermeni tehciri" sadece Ermeni ve Türk/Kürt çetelerin birbirleriyle çatışma halinde olduğu bu bölgelerindeki muhtelif illerle sınırlı kalmamış, çatışmaların yoğun olarak yaşanmadığı ve hiç olmadığı İç/Orta Anadolu gibi bölgelerlerde de (Trakya + Tekirdağ dâhil) uygulanmıştır. Yerinden edilen Ermeni halkına ait mal varlıklarının hem ekonomik hem toplumsal hacmi hakkında fikir edinebilmek için gerekli arşivlere erişebiliyor muyuz? Neden, 2005 yılında, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, kendi arşivinde bulunan Osmanlı dönemine ait tapu kayıtları belgelerini TARBİS adlı proje kapsamında Türkçeleştirmek, bilgisayar ortamına aktarmak ve Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'ne devretmek istediğinde, MGK Seferberlik ve Savaş Hazırlıkları Planlama Daire Başkanlığı Tuğgeneral Tayyar Elmas imzalı 26 Ağustos 2005 tarihli bir yazıyla "Osmanlı dönemine ait söz konusu defterlerin içerdiği bilgilerin etnik ve siyasi istismara malzeme olabileceği.." belirtilerek engel olundu? Peki, İttihat ve Terakki yöneticileri, biri yazılı, diğeri sözlü olmak üzere birbirine paralel iki emir sistemine dayalı bir çifte mekanizma kullanmadı mı? Sakıncalı buldukları emir ve şifrelerin okunduktan sonra imha edilmesini sağlamadılar mı? Bir emir ikinci bir kanalla gönderilen emirle geçersiz kılınmadı mı?

Kemerli Kilise Patrikhane’nin

Ömer Bilik
Zeytinbağı’nın önemli tarihi yapılarından biri olan Kemerli Kilise (Resimli Kilise) İstanbul Fener Rum Patrikhanesi’nin Bursa Metropolitliği’ne atadığı Elpidophoros Lambriniadis tarafından satın alındı. Fener Rum Patrikhanesi’nin kiliseyi onarıp ibadete açacağı öğrenildi.

'İsrail'de soykırımı tanımak ışık yılı kadar uzak'

"Ermeni Soykırımı"nın İsrail parlamentosunda görüşülmesi İsrail basınında... Haaretz, "Ermeni soykırımını tanımak Ermenilerin hak ettiği tanımadan ışık yılı kadar uzak" diye yazdı. Haaretz, İsrail’in Kudüs ile Ankara’nın ilişkileri iyi olduğu zaman Ermenilere desteklerini gösterecek birçok fırsatı olduğunu belirterek, “Ancak İsrail ahlaki sessizliği seçti. İsrail için dişe diş karşılık vermenin bir parçası olarak ve Türkiye’yi kışkırtmak anlamında siyasi olarak uygun olan bu ortamda Ermeni soykırımını tanımak Ermenilerin hak ettiği tanımadan ışık yılı kadar uzak” diye yazdı.

Aram Ateşyan'dan Fransa'ya tepki

Felat Bozarslan /DHA
Ateşyan,"Sorunlarımızı kendi ülkemizde çözme taraftarıyız. Sorunlarımız varsa devletimizle çözme taraftarıyız. Tartışmayı bu masada, yuvarlak masada tartışma taraftarıyım. İkinci eller, düşünceler bu olaya girmemeli. Bu Ermenistan ve Türkiye ilişkilerini daha soğutur ve dondurur. Ayrıca bir yere varamayız. Tabi başka ülkelerin bu işe karışmasının belli amaçları vardır. Ben bu konuda bir yorum yapmak istemiyorum" dedi

Fransız Parlamentosu’nu Bırakalım, İnkara Karşı Sesimizi Yükseltelim / Let’s Raise Our Voice Againist Denial Not The French Parliament

Fransa Parlamentosu’nda 22 Aralık 2011 Perşembe günü görüşülecek olan soykırımın inkârını yasaklayan yasa tasarısına karşı Türkiye, en geniş kesimleriyle birleşmiş durumda. Devletin bildik inkâr ve tehdit politikalarına, iş kuruluşlarından tüketici derneklerine kadar sivil toplumdan gelen desteğin yani sıra, Türkiye’nin aydın kamuoyunda da yasa tasarısına karşı güçlü bir görüş birliği oluşmuş görünüyor. Yasaya karşı argümanların ortak noktası düşünce ve ifade özgürlüğü. Ermeni soykırımı da dâhil olmak üzere Fransa’nın resmen tanıdığı soykırımların inkârının yasaklanmasının düşünce ve ifade özgürlüğünün ihlali anlamına geleceği öne sürülüyor. İHD İstanbul Şubesi Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon olarak bizler, soykırım gibi bir insanlık suçunun inkârının hiçbir şekilde düşünce ve ifade özgürlüğünün gerçekleşmesi ve düşünceyi ifade hakkının kullanılması olarak kabul edilemeyeceğini savunuyor ve bunda ısrar ediyoruz. (İstek üzerine İHD bildirisinin Türkçe ve İngilizce'sini tekrar yayımlıyoruz. HYETERT) 

Sarkozy'nin partisi bölündü!

Fransız Meclisi'nin kabul ettiği, Ermeni iddialarını inkar edenlere hapis cezası öngören yasa tasarısı iktidarı böldü. Sarkozy'nin partisinin vekilleri tasarıyı eleştirdi.

'Devletçe' öfkelendiğimiz meseleye ilişkin notlar

Kürşat Bumin
2004'te avukat Medeni Ayhan, bir konuşmasında Türkiye'de Ermenilere yönelik soykırım yapıldığını öne sürer. Bu sözler üzerine dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ suç duyurusunda bulunur. (TSK kendisini "milletin ayrılmaz bir parçası" olarak gördüğünden olacak bu iş Genelkurmay Başkanı'na düşer!) Açılan davadan karar çıkması -tabii ki- epeyce zaman alır. Davaya bakan Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi, "özgürlükçü bir yorum"da bulunur ve Ayhan'ın açıklamalarının ifade özgürlüğü kapsamında olduğuna hükmeder. Verilen kararı savcı temyiz eder. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın görüşü de 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nden çıkan karar yönündedir. Bu durumda dosya gelir Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin önüne. Hikayenin asıl bundan sonrası önemli... Çünkü avukat Medeni Ayhan, davanın "zaman aşımına" girme "tehlikesi" arzetmesi nedeniyle Yargıtay'a başvurarak "davanın ivedi olarak görüşülmesi"ni ister. Ayhan'ın amacı açıktır: Türkiye'de "Ermeniler'e soykırım yapıldı" demenin suç olup olmadığı konusunda bir içtihat oluşturulmasının peşindedir. Sonuç tahmin ettiğiniz gibi. Yargıtay 8. Ceza Dairesi davayı öne almayarak, davanın zamanaşımına girdiğine karar verir.

Şimdi de Ermeniler bizi tehcir ediyor...

Mehmet Ali Birand /mabirand@e-kolay.net
100 yıldır hiç bıkmadan usanmadan ve başarılı şekilde, bir karınca çalışkanlığı ile iddialarını dünya' ya kabul ettirdiler. Yaşadıklarını, acılarını anlatırlarken, bizler ne olup bittiğini kendi kendimize dahi tartışmadık. Kafamızı kuma soktuk ve bugünlere geldik. İddiaları inandırıcı şekilde yanıtlayamadık. Davayı kaybettik.Hiç farkında değiliz, ancak Ermeniler bizi sürgün ediyorlar. Bu defa onlar bize Tehcir Yürüyüşü yaptırıyorlar. Uluslararası kamuoyu önünde bizi sıraya dizmişler, yürütüyorlar. Bizim 100 yıl önce yaptığımızı, bu defa farklı bir şekilde bize uyguluyorlar. Hangi ülke parlamentosunun önünden geçsek, başımız önümüzde "Soykırım Suçlusu" damgası yiyoruz… Geldiğimiz noktada da, artık kitap yazıp, belgesel çekip bu gidişi engelleyebilmemiz de imkânsızdır. Bundan sonra,  ya, Uluslararası kamuoyunu şaşırtacak ve Ermeni iddiaları konusunda tereddüde sevk edecek kadar cesur adımlar atılmalı veya Soykırım Damgasını yemeği göze alıp bunun önlemleri şimdiden planlanmalıdır.

Bülent Arınç, MHP lideri Devlet Bahçeli'ye yüklendi

Arınç, “Son bütçe konuşmasında MHP sözcüsünün bir cümlesini eleştirdim. Sayın Şandır demişti ki ‘Ak Parti Kürt kimliğini kabul ettiği için gafletten öte bir iş yapmıştır’ Bunu kabul etmek mümkün değil. Kalktım cevabını verdim. Dün de Sayın Bahçeli konuşmamı eleştirmiş. Benim sözlerim ne kadar gerçekse, Sayın Bahçeli’nin sözleri, ne kadar ağır olmasına rağmen gerçektir."Kendini Kürt kimliği ile ifade etmek isteyen her vatandaşa saygı duyduklarını ifade eden Arınç, Onun kimliğine, insan olduğu için saygı gösteriyoruz. Ama anlaşılıyor ki MHP, ‘ben Kürt’üm’ diyen ve Kürt kimliğini ifade etmek isteyenlere ‘Hayır sen Kürt olamazsın. Sen eskiden dağlarda yürürken karlarda kart kurt diye ses çıkardın. Senin ismin oradan kalma’ demek istiyor. Yada MHP, ‘sen dağ Türkü’sün. Sen kendini bilmezsin’ veya ‘Kürt’üm ama arkasından ben Türk’üm diye ilave et’ demek istiyor. Aramızdaki fark bu." ifadelerini kullandı.

Hrant Dink davası 10 Ocak 2012'ye ertelendi

Selahattin Günday
Mahkeme heyeti ara kararlarını açıklamak üzere duruşmaya ara verdi. Dava 10 Ocak'a ertelendi.

‘Ermeni Meselesi’ndeki Yanlışlarımız

Mustafa Akyol
Bu konuyu tartışan Türklerde sık görülen bir yanlış, söze “atalarımıza soykırımcı dedirtmeyiz” diye girmek. Bu tamamen hissi bir tepki ve elbette hiç bir şeye yaramıyor. Muhataplarınız, “aaa, öyle mi, tabii çok haklısınız” demiyor. Aksine, “vah, vah, mantıklı bir tartışma yürütmekten aciz, olgunlaşamamış insanlar bunlar” diye düşünüyor. Tartışmayı Osmanlının gayrimüslimlere gösterdiği hoşgörüye dair örneklerle kapatmaya çalışmak da yanlış. Çünkü zaten Ermeni tehciri, altı asırlık “Osmanlı çoğulculuğu”nun değil, tam da bu çoğulculuğun karşılıklı yükselen milliyetçiliklerce yıkılmasının bir sonucu. Aynı sebeple, “bu olay Osmanlı’nın sorumluluğudur; cumhuriyeti ilgilendirmez” diyenler de yanılıyor. Aksine, 1915’i yaratan “Osmanlı-sonrası milliyetçilik”, tam da bizim cumhuriyetin kurucu ideolojisi. Nitekim tehcirin altında yatan “Türkiye’yi gayrimüslimsizleştirme” hedefi, cumhuriyet döneminde de nüfus mübadelesi, Varlık Vergisi ya da 6-7 Eylül olayları ile devam etti. (Ergenekoncu taifeye kalsa, daha da devam edecekti.)… Benim kanaatimce, burada muhafazakarlara düşen, Ermenileri tehcir eden paradigmayı değil, ondan önceki altı asır boyunca Ermenilerle bir arada yaşamış olan paradigmayı benimseyip savunmaktır. Dahası, Dersim katliamı ile yüzleştiğimiz bir dönemde, “devlet hata yapmaz” zihniyetini asıl sahiplerine (mesela Onur Öymen’e) bırakarak, Ermeni katliamları karşısında merhamet temelli bir yeni bir dil geliştirmektir.

Türk Kızılayı'nın Ermeni cemaatine geleneksel yardımı sürüyor

Türk Kızılayı tarafından Ermeni cemaatine yönelik geleneksel yardımlar devam ediyor. Türk Kızılayı, İstanbul Ermeni Patrikhanesi'ne 500 koli gıda ile 500 kişilik giyim eşyası yardımında bulunacak.

MEDYA ETİĞİ

Faruk Bildirci/ Hürriyet
Bu mesajlar, farklı amaçla atılmış olsa da bir başlığın (Azgın Azınlık. H) olayla hiç ilgisi olmayan insanlar tarafından nasıl anlaşılabileceğinin, onlarda nasıl endişe yaratabileceğinin bir kanıtı olsa gerek. Tabii bu algının doğmasında geçmişte yaşananların etkisi büyük… “Medya Etiği Platformu”  . “Fransa haberlerinde nefret söyleminden kaçınmanın beş kolay yolu” başlıklı yazıda, “daha sorumlu bir dil için medyaya beş basit etik öneri”de bulunuluyor:“1- Etnik köken, eleştiri gerekçesi yapılmamalı, 2- Bir halkı toptan suçlayıcı ifadeler kullanılmamalı, 3- Etnik köken, bir siyasetin kaynağı gibi gösterilmemeli, 4- Gruplar ve ülkeler hedef haline getirilmemeli, 5- Unutulmaması gereken soru: Zarar nasıl asgariye indirilebilir?”

Fransa’daki oylama ve azınlıklar

Faruk Bildirici / Hürriyet
Hürriyet, Fransa Ulusal Meclisi’nde kabulü ile ilgili habere “Azgın azınlık” başlığı atmıştı… Kuşkusuz burada kastedilen, teklifin, 577 üyeli parlamentoda 50 kadar parlamenterin katılımıyla kabul edilmesiydi. Zaten haberin iç sayfadaki başlığı da “50 azgınlı düşünce soykırımı” biçimindeydi. Fakat 23 Aralık’taki bu manşet, Türkiye’deki azınlıklara mensup insanları rahatsız etti. Bu insanların hissettiklerini anlayabilmek için yazdıklarını okumakta yarar var: Dr. Arpi Tırpancı: Gazeteniz nelere yol açabileceğini bilerek mi nefret suçu işliyor? Geçmişteki hatalarını da hatırlayarak gazetenizin daha dikkatli olmasını istemek acaba yine azgınlık olarak değerlendirilir mi? Selin Özkan: Kim bu azgın azınlık? İstanbul’da bir avuç kalmış, Anadolu’da neredeyse yok olan bir milletin mensupları mı, kim? Hepinizi Allah’ın takdirine bırakıyorum adaletin bu dünyada olduğuna inanan bir Ermeni ve Hıristiyan olarak.Ayşe Günaysu: Azınlık denilen insanlara karşı tarihi utanç verici olaylarla dolu bu ülkede Hürriyet ne yaptığının farkında mı? Başka Hrant Dink faciaları mı yaşayalım? Hürriyet’in özür dilemesini talep ediyorum.

Türkiye’nin AB üyesi olması için ‘Ermeni Soykırımı’ yeni AB kriteri olma yolunda mı?

Avrupa Komisyonu’ndan üst düzey bir bürokrat ABHaber’e gelişmeleri değerlendirdi… eğer Fransa’da soykırım tasarısı yasallaşırsa Soykırımın Kriter olmasının gündeme getirilme olasılığı ortaya çıkabilir. O zaman çok farklı bir tartışma içinde kendimizi bulabiliriz. AB'de kimse bugünden yarına kesin bir şey söyleyemez diye konuştu.

İsrail, "Ermeni soykırımı" iddialarını görüşecek

İsrail'de daha önce Ermeni soykırımı iddialarının tanınması girişimleri, Türkiye'yi kızdırmamak için engellenmişti. İsrail Parlamentosu'nun (Knesset) Eğitim Komitesi, 1915 olaylarının "Ermeni soykırımı" olarak anılması için bir yasa tasarısını görüşecek. Tasarı, yılın bir gününün "Ermeni soykırımı günü" olarak anılmasını öngörüyor.

Çok sorulan üç soruya cevap

Ahmet Hakan
SORU: Ermenilere yönelik bir katliam yapıldığının artık Türkiye’de kabul edildiğini söylemişsiniz. Bunu nereden çıkardınız?
CEVAP: Şuradan çıkardım: Devletin resmi kurumu olan Türk Tarih Kurumu’nun Ermeni Masası’nın başındaki isim Prof. Dr. Kemal Çiçek, “Ermeni soykırımı yoktur. Ancak Ermenilere yönelik bir katliam olmuştur” diyor.

Hadi tutuklatın beni

Ahmet Hakan
Melih Gökçek’in “Fransa Büyükelçiliği’nin önüne Cezayir Anıtı dikeceğim” şeklindeki açıklaması, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar Türk’ün bulunduğu her yerde büyük bir heyecan fırtınası estirdi. Gözler yaşardı, tüyler ürperdi, yürekler titredi.“Mücahit Melih” sloganları yeri göğü inletti. Bir “kahraman” muamelesi gören Melih, o gün bugündür tebrikleri kabul etmekle meşgul.

Armenian memorial

By JPOST EDITORIAL
Erdogan's unmistakable aggressive stance towards the French parliamentary initiative contains a message for Israel too. Knesset members of radically different political orientations will seek this week to sway the Knesset Education Committee to promote Israeli recognition of the Armenian Genocide. Knesset speaker Reuven Rivlin (Likud), MK Arye Eldad (National Union) and MK Zehava Galon (Meretz) will argue for a special annual Armenian memorial day in Israel.

Papa, Suriye ve Filistin için dua etti

Papa 16. Benediktus, Noel günü dolayısıyla yaptığı geleneksel konuşması "Urbi et Orbi"de Suriye'de şiddetin bitmesi, İsrail ile Filistin arasında barışın sağlanması için dua etti.

Fener Rum Patrikhanesi’nde Noel ayini

Hristiyanlık inanışına göre, 24 Aralık'ı 25 Aralık'a bağlayan gecenin Hz. İsa’nın doğum günü kabul edilmesi dolayısıyla Fener Rum Patrikhanesi'nde ayin düzenlendi. Patrik Bartholomeos'un yönettiği ayine Türkiye’den ve Yurt dışından gelen çok sayıda Hristiyan katıldı.

Papaz olarak gitti aktör olarak döndü

Şermin Terzi /Hürriyet
Kevork Malikyan’ın 68 yıl önce Diyarbakır’dan başlayan hikâyesi, 10 yaşında Diyarbakır’dan İstanbul’a, 20 yaşında İstanbul’dan Londra’ya ve nihayet 68 yaşında Londra’dan yine İstanbul’a uzanmasıyla devam etti. Bu hayatın içinde papazlıktan aktörlüğe her şey var.

Primate’s Christmas Message

Published on Dec 23 2011 by Divan of the Diocese
“And put on the new nature, created after the likeness of God in true righteousness and holiness” (Ephesians 4:24). The Blessed Birth of our Lord and Savior Jesus Christ is the most significant miracle in the life of humanity, which leads it to a New Life. This New Life is conditioned through our relationship with the Almighty, as we are filled with prayer and spiritually empowered by the strength of the Christian faith. For us as Christians, the New Life begins with the Birth of Christ, through His Incarnation, the Descent of the Only Begotten from Heaven for the salvation of souls of humanity.

Nefret suçları ve inkârcılık

Akın ÖZÇER/Taraf GAZETESİ
özünde AB çerçeve yönergesine dayanan önerinin öyle öne sürüldüğü gibi ifade özgürlüğüne aykırılığı nedeniyle Anayasa Konseyi’nden ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden (AİHM) dönecek bir hukuki zafiyeti yoktu; aşağıda izah edeceğim gibi yasanın da yok aslında. Boyer Yasası Ermeni konusunda, yine Türkiye’nin tepkilerine karşın bundan on yıl önce çıkarılmış olan “Fransa’nın 1915 Ermeni soykırımını tanıdığına” ilişkin 29 Ocak 2001 yasasına dayanıyor. Ancak yasanın temelinde Yahudi soykırımının (shoah) inkârını yasaklayan 1990 tarihli Gayssot Yasası ve 9. maddesinin olduğunu vurgulamakta yarar var. Bu madde de, 1945 tarihli Londra Anlaşması’nın eki Nürnberg Uluslararası Askerî Mahkemesi Statüsü’ne atıfta bulunuyor ve Statü’nün 6. maddesinde zikredilen “insanlığa karşı suçların” inkârını suç sayıyor. Bu suçlar arasında sivil topluluklara karşı uygulanan “cinayet, imha, kölelik ve tehcir (déportation)” ile her türlü gayrı insani eylem sayılıyor. Madde ayrıca savaş sırasında ve öncesindeki suçları kapsamak suretiyle cezaların geriye doğru işlemesini de mümkün kılıyor. Tehcirin insanlığa karşı bir suç sayılması olsun, bu suçlarda cezaların geriye doğru işlemesi olsun ayrı bir tartışma konusu kuşkusuz.

‘Boyer Yasası’ sonrası bilanço

Cengiz Aktar - caktar@gazetevatan.com /Taraf
Yasa tasarısına ifade özgürlüğü penceresinden baktığımızda her iki ülkede de tartışmanın büyük ölçüde saptığını söylemek mümkün. Türkiye’de, kaba inkârın dışındaki en temel itiraz ifade özgürlüğü temelindeydi. İfade özgürlüğüne son dönemde ciddì darbeler indiren, yazar, siyasetçi, öğrenci, akademisyen, gazeteci, vicdan-i retçi çevreci binlerce vatandaşın olur olmaz nedenlerden hapiste olduğu Türkiye’nin, Fransa’da ifade özgürlüğünden dem vurması pek inandırıcı değildi. Yasa tasarısının özünü oluşturan konuda ise, fiilen ‘Ermeni Soykırımı’ demek her ne kadar tabu olmaktan çıktıysa da hukuken ‘Ermeni Soykırımı’nı kabul etmek Türkiye’de mümkün değil. Buna mukabil Fransa’daki yasa tasarısında da ‘Ermeni Soykırımı’nı reddetmek mümkün değil!

Türkiye teyakkuz halinde

Roni Margulies / ronmargulies@btinternet.com / Taraf
Soykırıma uğrayan bir halkın soykırıma uğradığını inkâr etmek suç olmamalı, öyle mi? Yüz binlerce, milyonlarca masum insanın devlet politikası olarak ve sistematik bir şekilde katledildiğini reddetmek, katledenleri suçsuz saymak, yapılan katliamı haklı ve meşru göstermek herkesin en doğal hakkıdır, öyle mi? İnsan hakkıdır, ifade özgürlüğüdür, öyle mi? Yahu bu Başbakan, bu Dışişleri Bakanı farkında değil mi? Çakamıyorlar mı?“Soykırımı inkâr etmeyi suç haline getirmek yanlıştır, yapamazsınız” diye tepindikleri zaman ne demiş olduklarının farkında değiller mi? “Kimse itiraz etmezken, niye bunlar işi gücü bırakıp bar bar bağırıyor” diye sorulacağını anlayamıyorlar mı? Herkesin en basit ve doğru sonucu çıkaracağını, “Ha, demek ki bunlar soykırım yapmış” diye düşüneceğini fark edemiyorlar mı? Başbakan televizyonlara çıkıp “Fransa önce kendine baksın, Cezayir’de yaptıklarına baksın” dediğinde, “Sarkozy soykırımın ne demek olduğunu öğrenmek istiyorsa, Cezayir’de askerlik yapan babasına sorsun” dediğinde, ne demiş olduğunu gerçekten mi çakamıyor? Bu kadar aymazlık içinde olabilir mi acaba gerçekten? “Evet, biz soykırım yaptık, ama siz de yaptınız. Ya, gördün mü, böyle olur işte, yürrü” demiş olduğunu anlamıyor mu? Anlamıyorsa, anlayıp Başbakan’a anlatacak bir danışman yok mu?

İnkâra davet!

Orhan Miroğlu / orhanmir@hotmail.com / Taraf
Kimse aksini ispat edemez, Fransa parlamentosunda kabul edilen yasaya tepkilerin ortak paydası milliyetçi dayanışma ve inkârdır. Fransa’da onaylanan ve soykırım inkârını suç sayan yasanın, Türkiye’de “İfade ve düşünce özgürlüğünü” kısıtlayacağına dair iddiaların gerçeklikle bir alakası yoktur. Tam tersine, Türkiye gerçek bir demokrasiye, ancak geçmişi inkârdan vazgeçerek ulaşabilir. Şimdiye kadar Ermeni soykırımı yirmi ülkenin parlamentosundan geçti ve onaylandı. Eğer Türkiye’nin demokratikleşme süreci bundan etkilenmiş olsaydı, şimdi başımızda ülkeyi AB’ye taşımak isteyen, Kürt meselesini çözmeyi amaçlayan bir hükümetin değil, bir diktatörün bulunması gerekirdi! Aynı yasa Almanya’da da var. Almanya’da Yahudi soykırımını inkâr etmek suçtur. Bu yasayı kabul edenler de o soykırımı gerçekleştirmiş olanların torunlarıdır. Ama Ermeni soykırımını gerçekleştirenlerin torunları aradan yüzyıl geçmiş, hâlâ inkârın çeşitli biçimlerini denemeye çalışmaktan başka bir şey yapmıyorlar.

Soykırım mıydı?

Orhan Kemal Cengiz /  Radikal
Türkiye’nin resmi tezi, ‘tehcir’ sırasında 300-500 bin Ermeninin telef olduğu yönünde ya, işte bu telef olma hali c fıkrasına giriyor. Özellikle de Talat Paşa’nın 6 Temmuz 1914 tarihinde Meclis’te yaptığı konuşmayı göz önüne alacak olursak... Rumların neden ‘Zor’ bölgesinde iskân edilmediğini açıklarken Talat Paşa “muhacirleri... oralara  gönderip çöllere serpecek olsaydık oralarda cümlesi açlıktan öleceklerdi...” diyor. Ve aynı Talat Paşa sadece 10 ay sonra Ermenilerin Zor bölgesine tehcir edilmesine karar veriyor. Çok açık ki Talat Paşa bu ‘tehcirin’ ne anlama geldiğini çok iyi biliyordu. Velev ki bu ‘tehcir’ sırasında toplu infazlar yapılmamış, insanlar teknelere doldurulup Karedeniz’de boğulmamış, yollarda Teşkilatı Mahsusa’nın sırf bu iş için hapishanelerden topladığı katil sürülerinin saldırılarına ve tecavüzlerine uğramamış olsunlar, sadece bu ‘tehcirin’ kendisi korkunç bir şey değil mi? Yukarıda Lemkin’in ‘soykırım’ tanımına nasıl ulaştığını anlattım. Bunun anlamı şu; eğer bugün 1915 olayları herhangi bir uluslararası mahkemenin önüne gidecek olsa, BM Sözleşmesi çerçevesinde, bu olayların ‘hukuken’ nasıl tanımlanacağı apaçık bir şekilde ortada... Ama ne Nazileri yargılayan Nürnberg Mahkemesi gibi bir mahkemenin kurulması ve ne de uzun yıllar önce vefat etmiş olan İttihatçıların ve Teşkilat-ı Mahsusa üyelerinin Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından yargılanması söz konusu bugün... Kısacası Türkiye’yi “Ermenilere soykırım yaptın” diye yargılayacak bir mahkeme yok. O yüzden bu hukuki tanımın hiçbir önemi yok aslında...

Kırmızı yoyo

Ahmet ALTAN/Taraf Gazetesi
Bu Fransızların çıkardığı yasa da bizim için “kırmızı yoyo” gibi bir şey oldu, lastiğinden tutan zıplatıp duruyor. “Yasanın içinde ne yazıyor” desen, detaylı cevap verecek kaç kişi var bilmiyorum. Fransız Parlamentosu’nun kırk küsur kişiyle çıkardığı yasanın içinde Ermeni sözcüğü bile yok, yıllar önce Ermeni soykırımıyla ilgili yasa çıkarmışlar zaten, şimdi çıkardıkları yasada, o zamanki yasaya“isim” vermeden atıfta bulunup “inkâr etmek yasaktır” diyorlar. Bırak desinler, gelip senin memleketine karışmıyorlar ya, kendi memleketlerinde yasa çıkartıyorlar, beğenmiyorsan yasalarını memleketlerine gitmezsin. Nedir bu kopan kıyamet? Türkiye, enerjisinin önemli bir kısmını Ermeni meselesinde dünyayı susturabilmek için harcıyor, böyle bağıra çağıra kimseyi susturamazsınız… İttihatçılar yüz binlerce Ermeni’yi sırf Ermeni oldukları için öldürdü. Öldürmekle kalmadı bir de mallarına mülklerine el koydu. Hem kendi vatandaşlarını öldüreceksin, hem mallarına el koyacaksın sonra da Kırk Haramiler gibi bu zorbalığı hatırlamaya kalkanı tehdit edeceksin.

Merry Christmas

CorISTAnbul BEŞ DİLDE YENİ YIL KONSERİ

25 Aralık Cumartesi Saat 15.30 Büyükada San Pasifico Latin Katolik Kilisesi Büyükada.

Kürtler, Ermeniler ve Arınç

Ahmet Altan /  TARAF
Fransa’ya kızmayı tercih ediyoruz, daha kolay çünkü.Oturup da 1915’te neler oldu diye araştırmıyoruz. İttihatçıların önderleri, özellikle de Enver Paşa, Almanlarla “vatana ihanet” olarak nitelenebilecek türden alengirli ilişkiler kurmuş, kolay cinayet işleyen adamlardı. Şakır şakır Ermeni öldürdüler, kadınları, bebekleri, yaşlıları öldürdüler. “Öldürmediler” diyen kimse yok bildiğim kadarıyla, onun yerine “sürgüne giderken kendi kendilerine öldüler” ya da “onlar da Müslümanları öldürdüler” gibi bir şeyler söylüyorlar. Rus sınırında Müslümanları öldüren Ermeni çetecilerle, Bursa’daki kadının, Malatya’daki ihtiyarın, Adana’daki çocuğun, Ermeni olmak dışında nasıl bir ilişkisi vardı ki öldürüldüler? Ya da bu nasıl bir “sürgün yolculuğuydu” ki yüzbinlerce insan “sürgün yolunda” hayatını kaybetti? İttihatçıların günahlarını reddetmek, o günahları sahiplenmektir, o cinayetlere ortak çıkmaktır. Boşverin Fransızları, ne derlerse desinler, asıl önemlisi siz neden İttihatçı katillerin cinayetlerine suç ortaklığı yapıyorsunuz? İttihatçıların “cinayeti vatanseverlik olan gören” anlayışını benimsiyorsanız, aynı zihniyetin işlediği bütün cinayetlere de sahip çıkacak mısınız?

Biz neden kızıyoruz, asıl Sarkozy utansın...

 Hürriyet - Mehmet Ali Birand 
"Siz de soykırım yaptınız" gibi yaklaşımları bırakalım. Bu söylem, "Biz yaptıksa siz de yaptınız, neden üstümüze geliyorsunuz?" anlamına gelir. Yanlış bir yaklaşımdır. Ters etki yapar. Karşı tarafı korkutmaz. Hiç bir işe yaramayacağı gibi, etkinliği de olmaz.
- Tehdit etmek, özellikle boykot veya ambargolara başvurmak da sadece kendi kendimizi yaralamaktan başka bir işe yaramaz. Türkiye ile Fransa arasındaki ticaret 13 milyar euro. Neden ambargolarla kendimizi cezalandıralım? Örneğin, Renault'unun kaptılmasıyla, asıl zarar Fransa değil, Türkiye'ye yazılır.
- Senatodaki oylama öncesinde, Fransız kamuoyuna yönelik yoğun bir kampanya sürdürülmeli ve en önemlisi, şimdiye kadar olduğu gibi geç kalınmamalıdır.
- Fransa’da 170 bin Türk kökenli Fransız vatandaşı var. Vatandaş olarak bu yasanın anayasaya aykırı olduğunu ileri sürüp, Fransa Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilirler. -Ankara, Ermeni iddiaları konusunda artık sona yaklaşıldığını görmelidir. Artık, sert tepki, tehdit, belgesel yayınlamak veya stratejik değerimizi kullanıp etkileme dönemi kapandı. Daha doğrusu, bu yaklaşım eskide kaldı. Ermeniler, uluslararası kamuoyunu inandırdılar ve biz hiçbir şey yapmadık. Eğer şimdi, son derece cesur ve şimdiye kadar alışılmadık adımlar atılabilirse, göreceğimiz zararı bir oranda hafifletebiliriz.

Dersim'den 1915'e bakmak

Mahmut Övür / Sabah
Binlerce yıl birlikte yaşadığımız halkları küfürle özdeş hale getiren bir tarih anlayışı işte bu duyguyu yarattı. Bunu biz değiştirmeliyiz.Bunun yolu da, öyle tarihi belgeleri yeniden tartışalım falan demekle olmaz. Açık açık adını koyup Dersim'le yüzleşmeye başladığımız gibi 1915'le de yüzleşmeliyiz.Bu konuda yeteri kadar belge de bilgi de var.Gerçekten de Ahmet Altan'ın şu dedikleri doğru değil mi? "Beş yıl ya da on yıl önce, Fransa, 'Dersim'de katliam olmadı demek yasaktır' gibi bir yasa çıkartmaya kalksaydı, biz gene aynı tepkileri verir, 'Dersim'de katliam olmadı, isyan bastırıldı' diye yalanlar söyleyerek kendimizi kandırırdık.Sonunda Dersim gerçeğini gördük, kabullendik. Ermeni meselesindeki gerçeği de görüp kabulleneceğiz..." Türkiye toplumu artık bu ağır yükü taşıyamıyor.Taşımamalı da... Bülent Arınç’ın “hükümet adına” Meclis’te yaptığı tarihî konuşma “yeni bir başlangıcın” işaret fişeğidir diye umuyoruz.“Kürdüm diyen bir insana bu ülkede hepimiz kadar, en az hepimiz kadar hayat hakkı, bilgi, eğitim, dil, kültür, kimlik hakkı ne varsa vereceğiz. Bir insanın kimliğini inkâr etmek o insanı inkâr etmek demektir. Kendisini Kürt kimliği ile, Arap kimliği ile, Boşnak kimliği ile, artık ne gelirse aklınıza... Hepsi, kim, ne varsa bu topraklar üzerinde kendi kimliğini rahatlıkla söyleyecektir. O kimliğe saygı duyacağız. O kimliğin bütün kültürel haklarını, Anayasal haklarını vereceğiz, tanıyacağız,” dedi ArınçTürkiye’nin yapması gereken budur, uygar olmak isteyen bir ülkenin yapması gereken budur.

Tarık Ümit Ermeni miydi?

Mehmet ALTAN  mehmetaltan@stargazete.com
Bir tartışmanın önünü yasayla kesmek, ne demokrasiyle ne de fikir özgürlüğüyle bağdaşır. Bu nedenle Fransa’da olup biteni bir iç siyaset şarlatanlığı olarak algılıyorum. Ancak yasanın geçmesi için militanca uğraşan Fransız Parlamentosu’nun onda biri kadar milletvekilinin yasa taslağını dayandırdığı hukuki zemini de küçümsememek lazım. Yasa teklifi, AB Konseyi’nin 28 Kasım 2008 tarihli ‘ırkçılık ve yabancı düşmanlığının çeşitli tezahürlerine karşı ceza hukuku yoluyla mücadele edilmesi’ hakkındaki ‘çerçeve kararı’na atıf yapıyor. ‘Çerçeve kararı’nın birinci maddesinde bütün üye devletler ‘soykırım suçlarının’ övülmesi, inkârı ya da küçümsenmesinin cezalandırılması için gerekli tedbirleri almaya çağırılmakta... Ermeni soykırımının inkârı böylece ırkçılıkla ilişkilendirilmiş oluyor. Fransa, 2001’de, Ermeni soykırımını resmen tanıdığı için ‘inkârının cezalandırılması’ hususu da ‘Fransa’nın AB’ye uyumu’ çerçevesinde teklif ediliyor. Bu nedenle tasarının senatodan geçme ihtimali yüksek. Ayrıca, yasanın AİHM normlarına da uygun olacağı, çünkü Avrupa hukukunun nefret suçlarında düşünceyi kısıtlayabileceği ön kabulü var. Nitekim Yahudi soykırımının inkârının suç sayılmasını öngören yasanın iptaline yönelik AİHM’e açılan bir davada, mahkeme yasayı onaylayan bir karar vermiş.

Talat Paşa Bulvarı

Gülay GÖKTÜRK /  gokturkgulay@yahoo.com  
Ermeni soykırımını inkâr etmeyi suç sayan bir yasa yapmak besbelli ki en temel insan hakkı olan ifade özgürlüğüne kökünden aykırı… Ve elbette hak ettikleri cevabı almalılar. Ne var ki, bir yanlışı ortaya koymak sizi otomatik olarak doğru pozisyona getirmez. Bugün Fransa'yı suçlarken kendilerini çok sağlam zeminde hissedenlere şunu sormak isterdim: Siz bu ülkenin dört bir yanında hâlâ Talatpaşa İlkokulları, Talatpaşa Caddeleri, Talatpaşa Bulvarları görmekten utanmıyor musunuz? Ermeni yurttaşlarınızın bu "Büyük felaket"in bir numaralı sorumlusunun adını taşıyan caddelerden geçerken, okullarda okurken ne hissettikleri hiç mi ilgilendirmiyor sizi?Siz hâlâ ders kitaplarında bu olaylardan tek satır bile bahsetmemekle, tarihimizin bu kara sayfasını cumhuriyet kuşaklarından gizlemekle İttihatçılar'ın suçlarını örtbas etmiş, hatta suçlulara sahip çıkmış olmaktan rahatsızlık duymuyor musunuz?

Ermeni Kökenli Futbol Adamından Sözde Soykırımı İnkâr Yasasına Tepki

Sözde Ermeni Soykırımı’nı reddedenlere yaptırım getiren yasa teklifi Fransa parlamentosundan geçti. Türkiye tarafında büyük infial uyandıran düzenleme, Ermeni kökenli aydın ve sanatçıların ardından futbol adamlarını da kızdırdı. Bunlardan Garo Hamamcıoğlu, Nicolas Sarkozy'nin oy kaygısı böyle bir karar aldığını ifade etti. Uzun seneler Sarıyer Spor’da forma giyen, şu an amatör kümede oynayan Taksim Spor’un başkanlığını yürüten Hamamcıoğlu, "Bizim Türkiye ile olan bağlarımız Fransa'yı ilgilendirmez. Kanımca onlar bizi kullanıyorlar, ne olur artık bizi kullanmasınlar." dedi.

İsviçre parlamentosundan, Süryani, Ermeni, Keldani ve Pontus iddialarının kabulüne ret

İsviçre Ulusal Meclisi, 1915 olaylarında Süryani, Ermeni, Keldani ve Pontus Rumlarının soykırıma uğradığını ve bundan Osmanlı Devleti'nin sorumlu olduğunu iddia eden metnin kabulünü 69 evet oyuna karşı 115 hayır oyuyla reddetti… Ulusal Meclis, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarını tanıyan bir önergeyi 16 Aralık 2003 yılında Federal Meclis'in karşı yöndeki kararına rağmen  kabul etmişti. İsviçre, 2005 yılında da Ermeni iddialarını reddeden ve olmadığını söyleyenlere ceza öngören yasayı kabul eden ilk ülke olmuştu.

Lahey’den başka çare yok

Zülfü Livaneli - zlivaneli@gazetevatan.com
 Fransa Parlamentosu’nun, soykırımı inkâra ceza getiren yasayı kabul etmesinden sonra insanın aklına ister istemez şu sorular geliyor: Bu iş nereye kadar gidecek? Türkiye her yıl çeşitli parlamentoların kararlarını engelleme peşinde mi koşacak? Hiçbir mahkeme kararına dayanmayan “soykırım“ damgası, dünya ölçeğinde kabul görerek Türkiye’nin alnına vurulmuş durumda. Her yıl gündeme gelen bu damgadan kurtulmanın yolu, tek tek mücadeleden ve tasarıyı kabul eden her ülkeye ekonomik yaptırım tehdidinden mi geçiyor?2015 bu olayların 100. yıldönümü. Bu gidişle 2015’e kadar ABD ve AB dahil olmak üzere, kararı kabul etmeyen ülke kalmayacak gibi görünüyor.Türkiye ise bu kararlar karşısında şaşkın bir görüntü sergiliyor.Türk hükümetleri önce “Ne Ermeni’si? Böyle bir şey duymadık“ tavrı içine girdi. Uluslararası baskı karşısında gerileye gerileye “mukatele“ (karşılıklı öldürme) noktasına kadar geldi. Yani bu konuda başından beri uyguladığı temel bir strateji yok. Günün gelişmelerine göre tavır takınıyor… Belli ki 2015’e kadar ABD dâhil bütün parlamentolar “soykırım” yasasını kabul edecek.Bu durumda tek çare Türkiye Cumhuriyeti’nin BM’nin Lahey’deki Adalet Divanı’na başvurması.

Yeni Anayasa için Öneriler- / Proposals for the New Constitution

Ali Bulaç / Zaman
Yeni anayasada “din ve vicdan özgürlüğü” kuvvetli bir biçimde vurgulanmalı, şu dört temel hak ve özgürlük özellikle teminat altına alınıp işlerlik ve hayatiyet kazanması için gerekli düzenlemeler yapılmalı: a) Din seçiminde bireyler özgür olmalı, kimseye şu veya bu tarzda baskı uygulanmamalı; b) Herkes dinî inancını açıklama, başkasına anlatma (tebliğ etme) hakkına sahip olmalı; arzu etmiyorsa dinî inancını açıklamaya da mecbur edilmemeli; c) Herkes dinî inancına göre yaşama hak ve özgürlüğüne sahip olmalı. Devlet sadece başkalarının dinine müdahale veya baskı uygulanması durumunda müdahale etmeli; d) Herkes ve her topluluk dinî inancına göre örgütlenme, faaliyet gösterme hak ve özgürlüğüne sahip olmalı.

Yeni Anayasa için Öneriler- / Proposals for the New Constitution

Ali Bulaç / Zaman
Yeni anayasada “din ve vicdan özgürlüğü” kuvvetli bir biçimde vurgulanmalı, şu dört temel hak ve özgürlük özellikle teminat altına alınıp işlerlik ve hayatiyet kazanması için gerekli düzenlemeler yapılmalı: a) Din seçiminde bireyler özgür olmalı, kimseye şu veya bu tarzda baskı uygulanmamalı; b) Herkes dinî inancını açıklama, başkasına anlatma (tebliğ etme) hakkına sahip olmalı; arzu etmiyorsa dinî inancını açıklamaya da mecbur edilmemeli; c) Herkes dinî inancına göre yaşama hak ve özgürlüğüne sahip olmalı. Devlet sadece başkalarının dinine müdahale veya baskı uygulanması durumunda müdahale etmeli; d) Herkes ve her topluluk dinî inancına göre örgütlenme, faaliyet gösterme hak ve özgürlüğüne sahip olmalı.

Times: Tepkiler Fransa'ya geri adım attırabilir

Times "Ankara ve Paris arasındaki ilişkiler kopma noktasına geldi" ifadesini kullandı. Alain Juppe'nin, kendilerine verdiği mülakatta, girişimle arasına mesafe koymaya çalıştığını belirten Times, Fransa'nın Türkiye'nin tepkisi karşısında geri adım atabileceği tahmininde bulundu.Gazetenin yorumu şöyle:"Meclis Başkanı teklifin Mayıs ayındaki cumhurbaşkanlığı seçiminden önce meclisin her iki kanadında da onaylanmasının pek olası olmadığını söyledi. Gerek Cumhurbaşkanı Sarkozy gerekse Sosyalist rakibi François Hollande kamuoyu önünde teklifi desteklemiş olsalar da, yorumcular son noktada geri adım atabileceklerini belirtiyor.

Davutoğlu: Nerede Ermeni varsa konuşacağız

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Avrupa'daki entelektüellere sesleniyorum, değerlerinize sahip çıkın. Biz zaten sesimizi yükselteceğiz. Yasak olduğu yerde gidip biz bunu tanımıyoruz diyeceğiz. Avrupa Konseyi’nde sesimizi yükselteceğiz. Eğer Avrupalar sahip çıkmıyorsa biz bu değerlere sahip çıkacağız.Bundan sonra sınavda olan biz değil, Fransa’dır. Fransa Senatosu sınavdadır. Fransa’da Türkler ayağa kalktı, kalkacaktır. Bu tedbirler ilk aşamadır. Her aşama Ankara’da değerlendirilecektir. Dikte ettirilen bir Türkiye yok artık.Fransa’nın bağnaz tutumuna karşı nerede bir Ermeni varsa gidip konuşacağız. Fransa’nın ve diğer ülkelerin aramıza nasıl fitne soktuğunu anlatacağız. Bizim tarihten çekineceğimiz bir şey yok, gücümüzü tarihimizden alıyoruz. Bizi kaybeden tarih akışının ritmini de kaybeder. Tercihlerini onlar yapacaktır."

Fransa Dışişleri Bakanı Juppe: 'Türkiye aşırı tepki göstermemeli'

Başbakan Erdoğan'ın Fransa'ya açıkladığı yaptırımların ardından Fransa Dışişleri Bakanı Alain Juppe, Türkiye'ye aşırı tepki göstermeme ve 'sağduyu ve ılımlılık' çağrısında bulundu.

Davutoğlu: Dünkü kararla birlikte Avrupa, Ortaçağ'a dönmüştür

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Fransa meclisinin dün kabul ettiği 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının inkarını suç sayan yasa tasarısının Avrupa'yı Ortaçağ'a geri götürdüğünü belirterek, "Fransa ulusal meclisinin aldığı kararla Ortadoğu'daki diktatörler arasında hiçbir fark yoktur" dedi.

Soykırımı bilmiyorsa gitsin babasına sorsun"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Cezayir’de 1945 yılından itibaren tahminen nüfusun yüzde 15’i orada Fransızların katliamına uğramıştı. Bu bir soykırımdı. Cezayirliler fırınlarda topluca yakıldı. Eğer Fransa Cumhurbaşkanı Sayın Sarkozy bu soykırımı bilmiyorsa, gitsin babası Sarkozy’ye sorsun. Babası, 1940’larda Cezayir’deki Fransız lejyonunda askerlik yaptı. Eminim ki oğluna katliam hakkında söyleyecek çok sözü vardır."

Erdoğan Sarkozy'ye ateş püskürdü!

Başbakan Erdoğan, "Sayın Sarkozy, Türkiye'nin tarihinde soykırım bulamaz. Eğer Türkiye tarihine bakarsa, eğer kendi ailesine, kendi aile şeceresine şöyle bir derinliğine bakarsa, orada Türkiye'nin, Türklerin yardımından, hoşgörüsünden, şefkatinden başka hiçbir şey görmez ve göremez" dedi.

ABD'den ilk 'soykırım yasası' yorumu

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, Fransa parlamentosunda kabul edilen 'Ermeni teklifi'yle ilgili, Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesini desteklemeye devam ettiklerini söyledi.

Fransa'ya Sekiz Yaptırım

Türkiye, Ermeni Soykırımını inkarı yasaklayan yasa nedeniyle Fransa'ya uygulanacak yaptırım paketini açıkladı. Pakette ikili askeri faaliyetlerin iptali, askeri uçuşlar için verilen toptan izinlerin iptali gibi yaptırımlar yer alıyor.

Halavurt "Soykırım Tasarısı"nı Yorumladı: Yasanın Nasıl Uygulanacağı Önemli

Ekin Karaca
Şahsen yasanın ifade özgürlüğü önünde engel teşkil etmeyeceğini tahmin ettiğini belirten Avukat Cem Halavurt, mahkemelerin, "Soykırım olmamıştır" diyen kişilerin bunu ne kasıtla söylediğine bakacağını söyledi:"Önemli olan, bunu Fransa'nın değerlerini aşağılamak amacıyla mı söylediğiniz, yoksa bilimsel, tarihi bir tartışma aşamasında mı söylediğiniz olacaktır.""Olumsuz kullanıma elverişli"Kanunun düzenleniş biçimi yönünden olumsuz kullanılmaya da elverişli olduğunun altını çizen Halavurt, bu açıdan bakıldığında da ifade özgürlüğü önünde engel teşkil edebileceğini söyledi ve ekledi:* Almanya da dahil pek çok ülkede Hitler'i övmek veya "Yahudi soykırımı olmamıştır" demek suç.* Önemli olan bu gibi yasaların, ifade özgürlüğünü engellemeyecek şekilde, büyük bir ciddiyetle düzenlenmesidir.* Türkiye'de de Mustafa Kemal'e, devletin temel değerlerine söz söyleyemezsiniz. 301. madde gibi bir maddenin kapsamını çok geniş tutarak pek çok kişiyi cezalandırabilirsiniz.

1915 ve paradigmanın iflası

Markar ESAYAN
Sarkozy ayarında birinin ciddiye alınması, Türkiye’nin şu “tam seferberlik” hali de midemi kaldırıyor, Zaman makinesine binmiş, yine 70’lere dönmüş gibiyiz. Aynı laflar, hiçbir akıl barındırmayan aynı klişe sözler, babalanmalar. İş dünyası ve STK’lar Fransa’ya çıkarma yapıyor. AK Parti, CHP, MHP konu Ermeni olunca aynı söylemde hemen buluşuveriyor. Cumhurbaşkanı Gül telefonuna çıkmayan Sarkozy’ye gönül koyuyor. Bizim zavallı Patrikhane, Patrik seçme hakkını gasp eden hükümete sesini çıkarmazken, otomatik olarak harekete geçip “Daha aşure yapacaktık, aşure kabımızı kırmayın noolur” türünden mıy mıy bir açıklama yapıyor. (Acaba, bir açıklama yapıverseniz ne iyi olur diye bir rica almışlar mıdır yine tepelerden?)Medya o kadar işgüzar ve cahil ki, bu sanki onun sözleriymiş gibi Patrik Mesrob II’nin koca koca resimlerini açarak veriyor haberi. Yahu adam ölüm döşeğinde!

Fransızlar Erdoğan'ın tepkisini böyle verdi

Konuyla ilgili sert bir çıkış yapan Başbakan Erdoğan, ‘Bu kararı şiddetle kınıyoruz. Fransa ile her türlü siyasi istişareyi durduruyoruz. İkili askeri faaliyetler ve askeri tatbikatları iptal ediyoruz. Askeri uçuşlar için verilen bütün izinleri iptal ediyoruz ve her uçuş için ayrı izin talep ediyoruz. Askeri gemilerin liman ziyaretleri için yaptığı izin başvurularını bugünden itibaren iptal ediyoruz. 2012 yılında yapılacak Türkiye ve Fransa Ekonomik ve Ticaret toplantısına katılmıyoruz. Bunlar ilk etapta uygulayacağımız maddelerdir’ dedi… Başbakan Erdoğan’ın bu resti Fransız haber ajansları ve ülkenin önde gelen gazetelerinin internet sitelerinde son dakika olarak duyuruldu.

''Ermeni teklifi'' ABD basınında

Fransa Parlamentosu'nda 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının inkarını suç sayan yasa tasarısının kabul edilmesinin ardından Türkiye'nin tepkileri ABD basınında da yer aldı. CNN'in internet sitesinde yer alan haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye'nin Fransa ile ilişkilerini yeniden gözden geçireceği, Türkiye'nin Paris Büyükelçisini istişare için Türkiye'ye çağrıldığı, iki ülke arasındaki tüm ikili ziyaretlerin iptal edildiği ve AB çerçevesindeki eşleştirme projelerinde Fransa ile artık işbirliğine gitmeyeceklerine yönelik açıklamalarına ayrıntılarıyla yer verildi.

"Bu da Sarko'ya kapak olsun"

En ilginç yorum ise Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış'tan geldi. Bağış yaptırımları, Twitter hesabında şu sözlerle değerlendirdi: "Başbakanımızın açıkladığı Fransa'ya yaptırım kararları Sarko'ya kapak olsun. Umarım aklını başına toplar ve bu akla ziyan tasarıyı geri çeker."

Amerika'da Noel Ağacı Tartışmaları Yine Gündemde

Carla Babb | Washington
Amerika’da Noel kutlamaları devam ederken, her yıl yaşanan bir tartışma yine gündeme geldi. Din ve devlet işlerinin ayrıldığı Amerika’da federal ve yerel hükümetlerin Noel kutlamlarına katılması, kamu alanlarına Noel ağacı koyması doğru mu? Noel ağacı, Amerika’da ulusal ve dini bayramların üstüste kutlandığı bu dönemin en belirgin sembolü. Ancak Rhode Island eyaleti bu yıl bir değişiklik yaparak ağacı “Noel” değil, “Bayram Ağacı” olarak adlandırdı.

Türkiye tepkili, Ermenistan minnettar

Fransa Ulusal Meclisi, soykırım tasarısını kabul etti. Türkiye, Fransa’ya yönelik ağır yaptırımlar uygulanacağını açıklarken, Ermenistan ise Fransa’ya teşekkür etti.Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç ile görüşmesinden sonra düzenlenen basın toplantısında konuya ilişkin açıklamalarda bulundu. Girişimin haksız, isabetsiz olduğunu ve kararı Türkiye’nin kınadığını belirten Erdoğan, Fransa’ya bazı yaptırımlar uygulanacağını açıkladı. Bu yaptırımlara göre, iki ülke arasındaki tüm siyasi istişareler durdurulacak ve askeri tatbikatlar iptal edilecek. Ayrıca, siyasi askeri ve ekonomik faaliyetler, personel değişim, eğitim gibi bütün faaliyetler iptal edilecek. Fransız askeri uçakları her uçuş için Türkiye'den ayrı ayrı izin alacak, AB eşleştirme projelerinde Fransa'yla işbirliğine gidilmeyecek, askeri gemilerin liman ziyaretleri ile izin başvuruları reddedilecek ve 2012 yılında ekonomi bakanları arasında yapılacak Türkiye Fransa ortak ekonomi toplantısına Türkiye katılmayacak.

Azınlık vakıfları da işi ağırdan alıyor

Bülent Şanlıkan /Akşam
Azınlık vakıflarının taşınmaz mallarının iadesini öngören KHK'nın yürürlüğü girmesinin üzerinden 4 ay geçti. Ancak dün itibarıyla Vakıflar Bölge müdürlüklerine sadece 10 cemaat vakfı, 28 gayrimenkul için başvurdu. Başbakan Erdoğan, Ramazanda cemaat vakıfları tarafından verilen iftarda müjdeyi vermişti. İade için gerekli KHK 27 Ağustos'ta yürürlüğe girmiş ve 12 aylık süre başlamıştı. Ancak şu ana kadar çok az başvuru var.

'Soykırım' tasarısı Fransa meclisinden geçti

Arzu Çakır Morin /Hurriyet
 Kamuoyunda "soykırımı inkar yasası" olarak bilinen ve 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesini suç sayan yasa teklifi, Fransız Ulusal Meclisi’nde kabul edildi.Fransa Meclisi Genel Kurulu'nda yapılan oylama sırasında salonda yaklaşık 50 vekil bulunuyordu. Bu da 577 üyeli meclisin yaklaşık yüzde 10'una denk geliyor.  Meclisten geçen yasa tasarısı, şimdi senatoya gönderilecek. Tasarı senatoya geldiğinde ‘değişiklik önergesi verilmeden’ geçerse yasalaşabilecek. Değişiklik önergesi verilirse yeniden ulusal mecliste ele alınacak. Parlamento, yasayı görüştüğü akşam, 9 Ocak’a kadar sürecek Noel tatiline girecek. Bu tarihte parlamentodan geçen yasa senatoya sevk edilecek.Cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle her iki meclis de 22 Şubat’ta yeniden tatile girecek. Yasa bu tarihe kadar yetişmezse kadük (geçersiz) kalacak.

Ermeni iddiaları 20 ülkenin parlamentolarında kabul gördü

1915 olaylarına dair Ermeni tezleri bugüne dek 20 ülkenin parlamentosunda kabul gördü. Ermeni karar tasarılarının kabul edilmesi süreci 1965'de Uruguay Parlamentosuyla başladı. Bu iddialar genellikle 24 Nisan öncesine ya da hedef ülkedeki kritik seçim dönemlerinde gündeme getiriliyor, asıl hedef ise ABD...

Sözde Çağdaşlığın Sözde Aydınları

/Etyen Mahçupyan*
Ancak genelde karşımızda daha 'ince' türden bir hamaset var:Türkiye'deki Ermenilerin 'basiretleri' nedeniyle pohpohlanması ve hamur olarak hiç de farklı olmayan Ermenilerin buna aynı hamasetle yanıt vermesi.Önce Ermenilerden başlarsak bu tutum utanç vericidir.Gerçek hatıraları,bilgileri ve talepleri aksettirmeyen;tedirginlikten kaynaklandığı belli olan bu lafların Türk toplumunu tatmin etmesi mümkün müdür?Geleceğin Türkiye'si bu yapay dili aşan insanlarca kurulacaksa;iki toplumun müstakbel beraberliği bu tür bir iletişime dayandırılabilir mi?Tarihsel gerçeklerin seslendirilmesi birlikte yaşamanın engeli değil;tam aksine bunu sağlayacak güven ortamının yerleşebilmesinin önkoşuludur. Türkiye'deki Ermenileri "oyuna gelmedikleri için" kutlayanlar ve Fransa'nın girişiminin "Ermeni kökenli vatandaşlarımızı zora soktuğunu" belirtenler ise;gerçekte aba altından sopa göstermekte,hamaseti otoriter zihniyetlerinin kılıfı olarak kullanmaktadırlar.

FRANSA'YA KARŞI 3 PARTİDEN ORTAK TEPKİ

Sabah
AK Parti, CHP ve MHP Fransa Meclisi'ndeki sözde Ermeni soykırımı yasa teklifine karşı ortak bildiri yayınladı. Bildiriye BDP imza koymadı... ''Sözde Ermeni Soykırımını reddedenlerini cezanlandırılmasını öngören tek yanlı, haksız ve asılsız teklifin Fransa Ulusal Meclisi Genel Kurulunda görüşülecek olması vahim, kabul edilemez ve tarihi bir hatadır.Türk halkını derinden yaralayan, Türk tarihini tek taraflı bilgilere dayanarak karalayan ve bu haksızlığa karşı kendini savunma hakkını elinden alan kanun teklifinin gündeme getirilmesini şiddetle kınıyoruz. Tarihte yaşanan olaylar bilimsel, tarafsız araştırmalarla ele alınmalıdır. Kendilerini tarihçilerin ve yargıçların yerine koymakta sakınca görmeyen parlamentoların bu tür tasarrufları siyasi olduğu kadara hukuki ve ahlaki son derece sorunludur.''

TASARIYA TAŞKÖPRÜ'DE YAŞAYAN ERMENİLER DE TEPKİLİ

Ermeni asıllı Namık Özçelik (75), Bu iddialar yersizdir. Biz senelerden beri buradayız, kimseden zarar ziyan görmedik . Biz Türkiye'de yaşıyoruz ve Türk vatandaşıyız. O iddialara hayır diyorum. Adamlar haksız yere suçlama, yersiz propaganda yapıyorlar. Onlara katılmıyorum. Olmaz öyle şey dedi.8 yıl önce Müslüman olduğunu ve Manuk olan ismini Namık olarak değiştirdiğini belirten Özçelik, Müslüman olurken de kimsenin zoruyla, yada etkisiyle olmadım. Allah tarafından içime bir ışık geldi ve kelimeyi şahadet getirerek Müslüman oldum dedi. (Bir eksik vardı o da tamam oldu. HYETERT)

Meksika'dan Ermenistan ve Paris'i şok edecek karar

Fransa Meclisi'nin 'sözde Ermeni soykırımı iddialarını inkâr edenlere hapis cezası öneren' yasa tasarısını kabul etmeye çalıştığı bir sırada Meksika Kongresi Ermenistan'ı ve Paris'i şok edecek bir karar kabul etti.Meksika Kongresi, silahlı Ermeni güçlerinin Azerbaycan'ın Hocalı kentinde yaptıkları katliamı kınayan bir karar kabul etti. Meksika,'Hocalı katliamını', 'soykırım' niteliğinde değerlendirdi.

MARKAR ESAYAN: SARKOZY OY İÇİN İKİYÜZLÜ DAVRANIYOR

Zaman
Esayan, "Yarın oylanacak tasarı da buna bağlı bir tasarı aslında. Biliyorsunuz Fransa'da Yahudi soykırımını inkarı reddeden bir yasa var. 2001 yılında Fransa Ermeni soykırımına da kabul edince, o yasaya bağlı bu tasarının kendi içinde bir mantığı var. Ermeni katliamları da eğer soykırım ise bunun inkarı suç olması gerekir mantığından yola çıktılar. Daha önce iki defa bu yasa parlementoya geldi. İnkarı suç sayan yasayı Sarkozy engellemişti. Burada Sarkozy'nin iki yüzlülüğünü de görmek mümkün aslında." diye konuştu. Tasarının düşünce ve fikir özgürlüğüne darbe vurduğunu belirten Markar Esayan, sadece tarihçilerin değil, sıradan vatandaşların da tarihsel konuları istedikleri gibi değerlendirebilmeleri gerektiğini ifade etti.

Şişli’den Haberler

Şişli A bayan voleybol takımı 2. Ligde karşılaştığı lig lideri Karşıyaka takımına 3-0 mağlup oldu… Şişli A erkek basketbol takımı Deplasmanlı Bölgesel ligde 2. devrenin ilk maçında Denizgücü takımını 76-64 mağlup ederek 3. sıradaki yerini korudu.

Fransız Parlamentosu’nu Bırakalım, İnkara Karşı Sesimizi Yükseltelim

Fransa Parlamentosu’nda 22 Aralık 2011 Perşembe günü görüşülecek olan soykırımın inkârını yasaklayan yasa tasarısına karşı Türkiye, en geniş kesimleriyle birleşmiş durumda. Devletin bildik inkâr ve tehdit politikalarına, iş kuruluşlarından tüketici derneklerine kadar sivil toplumdan gelen desteğin yani sıra, Türkiye’nin aydın kamuoyunda da yasa tasarısına karşı güçlü bir görüş birliği oluşmuş görünüyor. Yasaya karşı argümanların ortak noktası düşünce ve ifade özgürlüğü. Ermeni soykırımı da dâhil olmak üzere Fransa’nın resmen tanıdığı soykırımların inkârının yasaklanmasının düşünce ve ifade özgürlüğünün ihlali anlamına geleceği öne sürülüyor. İHD İstanbul Şubesi Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon olarak bizler, soykırım gibi bir insanlık suçunun inkârının hiçbir şekilde düşünce ve ifade özgürlüğünün gerçekleşmesi ve düşünceyi ifade hakkinin kullanılması olarak kabul edilemeyeceğini savunuyor ve bunda ısrar ediyoruz.

Hrant'ın kardeşinden Fransa'ya tepki

Hrant Dink'in kardeşi Orhan Dink, Fransız Meclisi'nde görüşülecek Ermeni soykırımı tasarısıyla ilgili, 'Kendi soydaşlarıma sesleniyorum. Siz karşı çıkın buna kardeşim. Onurumuzu, acımızı böyle insanların eline bırakmayın' dedi.

'Fransa hukuk devleti olduğunu kanıtlayacak'

Ermenistan, Ermeni yasa teklifini görüşmeye hazırlanan Fransa'ya destek verdi. Erivan, yasa teklifinin kabul edilmesinin, Fransa'nın bir hukuk devleti olduğunu kanıtlayacağını savundu.

“Kimse Azınlık Olmak İstemiyor”

Neşe Mesutoğlu
Prof. Dr. Samim Akgönül, ‘Azınlık’ adlı kitabını çıkardı.
Strasbourg Üniversitesi’nin öğretim üyesi Akgönül, “Kanımca azınlıkların İstanbul’un İstanbul olmasına yaptığı katkı baştacı edilmeli, ama bugünkü mozaik de göz ardı edilmeden, ezilmeden, bastırılmadan…” diyor

Ermeni yazar Baronyan’dan Şark Dişçisi

Metin Boran / metin.boran@hotmail.com
Hagop Baronyan 1891 yılında tüberkülozdan öldüğünde geride bir tanesi İtalyan oyun yazarı Goldoni’den adaptasyon olmak üzere beş oyun ve çeşitli konularda yazılmış bir yığın dergi yazısı bıraktı. Yaşadığı dönemde yazdığı oyun ve denemeleri ile Osmanlıda saray yönetiminin tepkilerini çeken ve sansüre uğrayan Baronyan yazdıkları ile yaşadığı dönemin toplumsal sorularını mizah ve hicivle ele alan yoksul bir edebiyat emekçisi olarak tarihe geçti. Yaşadığı dönemde hiçbir oyunu sahnelenmeyen Baronyan’ın yazdığı Bağdasar Ağpar (Bağdasar Kardeş) adlı oyunu ancak ölümünden sonra sahnelenir.

Türkiyeli Ermeniler Cumhurbaşkanı Sarkozy ve Fransa'ya Karşı Tepkili

Vercihan Ziflioğlu /İstanbul - Hurriyet Daily News
Türkiye'deki Ermeniler başta Hrant Dink'in kardeşi Orhan Dink olmak üzere Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'e ateş püskürüyor. Dink dün akşam özel bir kanala telefonla bağlanarak, tasarıyı düşünce özgürlüğüne aykırı bulduğunu söyledi. En sert açıklamalarsa Taraf Gazetesi'nin yazarı Markar Esayan'dan geldi. Esayan gazetede bugün kaleme aldığı "Sarkozy Ermenileri de kandırıyor" başlıklı makalesinde şu ifadelere yer verdi: "1915'te Anadolu'nun herhangi bir bölgesinde katledilen bir kişi eğer bugün canlanıp Sarkozy'e ulaşsa suratına tükürür, benim acımdan siyasi kazanç sağlamaya çalışıyorsun derdi." 

DIOCESAN SUNDAY SCHOOL WORSHIP PROGRAM SUCCESSFULLY UNDERWAY

In 2009, the Eastern Diocese launched a Sunday School Pilot Program to cultivate attendance at the Divine Liturgy each Sunday as the goal and core of the traditional Sunday School curriculum. 

Luys Vocal Quintet

www.luys-quintet.org
The vocal quintet “Luys” (meaning “Light”) was  founded in 2003 and consists of five feminine voices: soprano – Hasmik Baghdasaryan, Mariam Mailyan, alto – Marine Nazaryan, Sofya Konjoyan, Shahane Zalyan. “Luys” repertoire consiste of Armenian medieval spiritual songs, pieces from Divine Liturgy, folk songs and songs arranged by Komitas (1869-1935), as well as works by modern armenian composers.

Aleviler, Cumhuriyet Ve Atatürk

Mustafa Elveren (Em. Öğrt.)
Alevilik, cumhuriyet ve Atatürk ile ilgili yapılan en ufak bir eleştiriyi içine sindiremeyen bazı kişilerin; “Atatürk ve Cumhuriyeti yıkmak, ülkeyi kardeş kavgasına sürüklemek...”(1) paronası içinde olduklarını görüyorum.

Cengiz Aktar:"Avrupa'da Yahudi Soykırımıyla İlgili Benzer Yasalar Var"

Fransa'da Ermeni soykırımının inkarını suç sayan yasayı değerlendiren Cengiz Aktar, yasanın konunun tartışılmasını değil, aşağılayıcı ifadeler kullanılmasını yasakladığını ve aynı yasanın Yahudi soykırımı için pek çok ülkede geçerli olduğunu söyledi… Bahçeşehir Üniversitesi Avrupa Birliği İlişkileri Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Cengiz Aktar, Avrupa'nın pek çok ülkesinde Yahudi soykırımıyla ilgili benzer yasalar olduğunu hatırlattı. Dolayısıyla Fransa'nın böyle bir yasa çıkarmasına fazla şaşırılmaması gerektiğini söyleyen Aktar, yasanın dayanağı olarak Avrupa Birliği'nin (AB) 2008 tarihli çerçeve yönergesini işaret etti."Sadece Ermeni soykırımı değil, tüm soykırımları kapsıyor" Çerçeve yönergenin AB ülkelerinde ulu orta soykırım inkarcılığı yapılmasının engellenmek önerildiğini ifade eden Aktar, bu bağlamda sadece Ermeni soykırımının değil, tüm soykırımların yönerge kapsamında olduğuna dikkat çekiyor…"Soykırım inkarı, nefret söylemine giriyor" 

Mor Gabriel Manastırı Davası Neden Çözülemiyor

 Vercihan Ziflioğlu / Istanbul-Hurriyet Daily News
 Son yıllarda Süryani toplumuyla özdeşleşen Mor Gabriel (Süryanice: Deyrulumur) Davası nedeniyle hem Türkiye'deki hemde dünyadaki Süryaniler tepkili. Türkiye'de tıkanan dava artık AIHM'den çıkacak kararı bekliyor. 

Feriköy'de Konser

21 Aralık Çarşamba, Saat 20.45'de Nazar Şirinoğlu Salonu

1915 için ‘korkunç kara leke’ diyelim

Hüseyin Aygün, Ermeni iddialarını "Osmanlı döneminin kara lekesi olarak" tanınmasını önerdi.Tunceli Milletvekili Aygün, “Biz bunu Teşkilat-ı Mahsusa üzerinden 'Osmanlı dönemindeki korkunç bir kara bir leke' olarak tanıyabiliriz. Kendi tarihimizle yüzleşebiliriz. Bundan kimse zarar görmez, ülkemiz de zarar görmez” dedi. Yaşanan olaylara “soykırım” demeyen Hüseyin Aygün, gerekçesini şu sözlerle açıkladı:“Devletlerin kavramlarıyla konuşmak istemiyorum. ‘Soykırım’ dendiğinde mesele çok çıkmaza giriyor… Hüseyin Aygün, Fransa'da soykırımın inkarını suç sayan yasa tasarısının ise düşünce özgürlüğü açısından yanlış olduğu ifade etti.

'Fransa’ya kızıyoruz da kendimize de bir baksak...'

İsmet Berkan – Hürriyet
Geçmişte Türkiye’nin Paris Başkonsolosu, konsolosluğun web sitesinde soykırımla ilgili yazılanlardan ötürü ‘Soykırımı inkar’la suçlanmıştı, Fransa’da. Şimdi bu tür suçlamaların cezası çok artıyor. Bu girişimin ifade özgürlüğünün ve hatta akademik özgürlüğün kısıtlanması yönünde olduğuna kuşku yok. Yok ama ‘Vay efendim Avrupa’nın göbeğinde ifade özgürlüğü kısıtlanıyor, Fransa Ortaçağa, dogmalar dönemine geri dönüyor, kendi 18. yüzyıl Aydınlanmasına bile ihanet ediyor’ gibisinden sözleri söyleyecek ülke Türkiye midir?Bu ülkede de ‘Soykırım vardır’ demek, ‘Türklüğe hakaret’ suçu değil mi? Yani tersinden bir kısıtlama yok mu?Bu ülkede ifade özgürlüğü ve akademik özgürlükler sonuna kadar kullanılıyor mu ki?

Türk Ermenilerinden Fransa'ya yanıt!

Türkiye Ermeni Patrikliğinden 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesini suç sayan yasa teklifinin Fransa meclisi genel kurulundaki oylamasına ilişkin yapılan açıklamada, "1600 yıllık koskoca bir tarihi ve hepimizi bekleyen aydınlık bir geleceği o acı olayların gölgesine terk edemeyiz" denildi. Patriklikten yapılan yazılı açıklamada, Türk ve Ermenilerin kökenlerinin birbirine karışmış olduğu ifade edilerek, yapılan her olumsuz müdahalenin iki ülke arasındaki sürece zarar vereceğinin düşünüldüğü bildirildi. 

Cumhurbaşkanı Gül: Tarihi yargılamak izansızlık

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, sözde soykırım iddialarının reddedilmesini suç sayan tasarıyı Parlamento'ya taşıyan Fransa'ya sert tepki göstererek, "Bir ülkenin tarihi hakkında siyasi bir kurum olan Parlamento aracılığıyla yargıda bulunmak, tarihi siyasi amaçlarla tahrif etmek en hafif tabiriyle izansızlıktır" dedi

Fransa'dan Türkiye'ye 'yaptırım' uyarısı

Fransa Dışişleri Bakanlığı, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddinin suç sayılmasını öngören yasa teklifinin kabul edilmesi halinde, Türkiye'nin olası bir ekonomik yaptırıma gitmemesi konusunda uyarıda bulundu.Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bernard Valero, konu ile ilgili olarak Türkiye'nin uluslararası taahhütlerine saygı göstermesi gerektiğini ifade etti.

CHP ve MHP'den 'soykırım' teklifi

CHP ve MHP'li milletvekilleri, Cezayir'de Fransa tarafından gerçekleştirilen eylemlerin "soykırım" olarak kabul edilmesini öngören kanun teklifini TBMM Başkanlığı'na sundu. (Demek ki parlementolar böyle kararlar alabiliyormuş.HYETERT)

Sarkozy Gül’ün telefonuna çıkmadı

Cumhurbaşkanı Gül’ün Fransa Meclis’ndeki Ermeni soykırım iddialarıyla ilgili tasarıyı görüşmek için iki gündür Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’i aradığı, ancak yanıt alamadığı öğrenildi.

Hataylı Ermenilerden Fransa'ya Tepki

Vakıflı Köyü Muhtarı Berç Kartun, "Fransa'yı ben şahsen kınıyorum. Yani bugün Fransa kendi siyasi çıkarları amacıyla yaptığı bu çalışmayı bu Anayasa'dan geçirme maratonunu ben kınıyorum. Yani bugün bıraksın yani siyasetçiler bu işi bıraksın." dedi.Vakıflı köyü muhtarı Berç Kartun, konunun tarihçilere bırakılmasını istiyor.
Muhtar Berç Kartun, "Değil ki kendi Anayasalarında yahutta parlamentosunda görüşmeyi, tarihçilere yardımcı olsunlar. Tarihçiler bir an önce bunları çıkarsınlar." dedi. (Muhtar Bakan gibi konuşmuş aferin ona (!) HYETERT)

Sarkozy Ermenileri de kandırıyor

Markar ESAYAN/Taraf GAZETESİ
 Bir “Acıları pazara çıkaralım, en yüksek fiyata satalım” mevsimi daha geldi. Fransa’da birkaç gün sonra parlamentoda oylanacak soykırımı inkârı suç sayan yasadan bahsediyorum. Yasa geçerse, 1915 Ermeni soykırımını reddedenlere 45 bin avro para cezası ve bir yıl hapis cezası verilecek.1915’te Anadolu’nun herhangi bir bölgesinde katledilen bir kişi eğer bugün canlanıp Sarkozy’ye ulaşabilseydi, muhtemelen onun suratına tükürür “Benim acımdan siyasi kazanç çıkarıyorsun” derdi. Ama torunlarının böyle bir berrak duruşu olamaz. Çünkü bu bir kan davası artık ve “karşı tarafa” indirilecek bir darbe için her şey mubah.

Dink'ten diasporadaki Ermenilere çağrı

Fransa meclisinde 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddinin suç sayılmasını öngören yasa teklifi görüşülmeyi beklerken konu, CNN TÜRK'te Tarafsız Bölge'de masaya yatırıldı. Programa telefonla bağlanan Hrant Dink'in kardeşi Orhan Dink, diasporadaki Ermenilere seslendi. Tasarıyı düşünce özgürlüğüne aykırı bulan Dink, Ermenilerin bu tasarıya karşı çıkmasını istedi.

Fransa’daki yasa, meydanı Talat Paşa Komitesi ve Halaçoğlu’na bıraktı

Saadet ORUÇ / soruc@stargazete.com
Türkiye, kendi tarihinin kara sayfalarıyla yüzleşme olgunluğuna her geçen gün daha fazla yaklaşıyor… Dünündeki acı sayfaların sızısını da, en iyi halklar arasındaki dolaysız iletişim dindirecektir.“Züccaciye dükkanına dalan fil” gibi adımlar atan Fransız siyasetçiler değil...Fransa’da gündeme getirilen yasa tasarısı, Pazar günü Concorde Meydanı’nda toplanan ve Türkiye’nin katettiği mesafenin fersah fersah gerisinde kalan Talat Paşa Komitesi ve resmi tarih tezinin, kendisinin bile inanmadığı bir inançla, savunucusu olan Yusuf Halaçoğlu anlayışına bırakmıştır meydanı... Türkiye bu marjinal isimlerden ibaret değil oysa genç ve modern insanlarıyla Monsieur Sarkozy! 

Meclis’te ‘katliam’ gerginliği

TBMM’deki bütçe görüşmeleri sırasında BDP’li Sırrı Sakık’ın “1915’te Ermenilere katliam yapıldı” demesi tansiyonu yükseltti. CHP’li Başkanvekili ile AK Parti ve MHP’li milletvekilleri Sakık’a tepki gösterdi… Sakık, ''Bunu ben değil, tarih söylüyor. Gerçek tarihten neden rahatsız oluyorsunuz. Yalan yanlış tarihtir sizi buraya getiren. Kürtlere karşı siz bu politikaları uygulamadınız mı? Kahramanmaraş'ta 'Allahu ekber, Bismillahirrahmanirrahim' sloganlarıyla orada Aleviler katledilmedi mi? Sivas'ta, Çorum'da, Gazi'de yakılmadı mı?'' dedi.

ARA GÜLER

Hasan Pulur/ h.pulur@milliyet.com.tr
Ve Ara Güler der ki:“Yalnız Cumhurbaşkanlığı ile LÈgion d’Honneur, biraz zor alınan ödül olduğu için tabii heyecanlandım, hoşuma gitti. Çünkü LÈgion d’Honneur gâvurun bana verdiği şeydir. Ama benimkinin bana vermesi çok daha mühimdir benim için. Cumhurbaşkanlığı ödülü LÈgion d’Honneur’den daha önemlidir benim için, benim milletimin beni takdir etmesi mühimdir, yoksa elin gâvuru vermiş ne olacak!”

Lusavoriç Korosu Konseri

25 Aralık Pazar günü saat 20.30da Beyoğlu  Surp Yerrortutyun (Üç Horan) Ermeni Kilisesinde.

Fransa'ya 'soykırım' çıkartması

Fransa meclisi önümüzdeki perşembe günü 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesini suç sayan yasa teklifini görüşmeye hazırlanırken, TBMM'den bir heyet Fransız vekilleri ikna turuna çıktı… TBMM heyeti Başkanı Volkan Bozkır, Türk Büyükelçiliği binasında düzenlediği basın toplantısında, ''Teklifin yasalaşmasının, Türk-Fransız ilişkilerine yapacağı tahribatı anlatmaya geldik'' dedi.

Fransa: Türkiye Bizim Önemli Müttefikimiz

Fransa Dışişleri Bakanlığı, Fransa meclisinde, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesini suç sayan yasa teklifinin gelecek hafta oylanması nedeniyle Paris ve Ankara arasında ortaya çıkan gerginlikle ilgili yaptığı açıklamada, ``Fransa için Türkiye`nin önemli bir ortak ve müttefik olduğunu`` belirtti.

50 yıl sonra dizi için döndü

İngiltere’de oyunculuk yapan Kevork Malikyan, Star TV’nin “Bir Ömür Yetmez” dizisi için 50 yıl sonra ülkesine döndü.

Ermenilerin vakıf kavgası / Fight over Armenian foundations

Ermeni Cemaati’nin İstanbul’da bulunan en zengin vakfı, Beyoğlu Üç Horan Kilisesi’nde sular durulmuyor. Kilise Vakfı’nın 2009′daki yönetim kurulu seçimleri öncelikle hile karıştırıldığı için tekrarlanmış ardından da seçimlerde karşı karşıya gelen “sarı liste ve beyaz liste”nin adayları birbirini “taşıma seçmen getirdiniz” iddiasıyla suçlamıştı.

Paris Büyükelçisi'nin dönüş bileti hazır

Paris Büyükelçisi Tahsin Burcuoğlu, soykırım yasa teklifinin görüşüleceği 22 Aralık Perşembe günü Fransa'yı terk edecek şekilde uçak biletini cebine koydu.

Askeri araziye Ermeni manastırı

Ankara Etlik’teki askeri arazi GATA’ya hastane yapması için TOKİ’ye devredilince, Kültür Bakanlığı devreye girdi. Kültür Bakanlığı, Amsterdam’daki Rijksmuseum’da bulunan “Ankara” tablosunda görülen ve 252 yıl önce Ermeniler tarafından yapılan Vank Manastırı’nın yapılmasını şart koştu. TOKİ şimdi orijinaline uygun şekilde Ermeni Manastırı yapacak.