Etiketler

Ani Harabeleri, UNESCO dünya kültür mirası listesine girmeye aday gösteriliyor

Kars Kültür ve Turizm Müdürü Hakan Doğanay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kars'a 42 kilometre uzaklıktaki Ani Ören Yerinde Firikler, Urartular, Anadolu Selçukluları ve Osmanlıların yaşadığını söyledi… Ani Harabelerinin bir dünya şehri olduğunun altını çizen Doğanay, ''Ani'nin en büyük önemi dinler şehri olmasıdır. Ani'de 500 metre aralıklarla 3 dini mabedi görmek mümkündür. Cami, kilise ve katedral görmek mümkün. Onun için Ani'ye bin bir kiliseler şehri ve zenginler şehri de denilmiştir'' şeklinde konuştu. (Aferin Sayın müdür, Bin bir kiliselerin şehri Ani’nin Ermeni şehri olduğunu inkâr ederek bütün dünyayı kendinize güldürdünüz. HYETERT)

Dışişleri Bakanlığı azınlıkları istiyor

Devlet azınlıkları ile barışıyor. Türkiye’de azınlıkların devlet ile ilişkileri genelde hep sorunlu oldu. Tek Parti döneminde uygulanan azınlık karşıtı Türkleştirme politikaları, azınlık vatandaşlarının Lozan ve Anayasa’dan doğan haklarını kullanmalarını fiili olarak engelledi. Bunun olumsuz etkilerinden birisi olarak Türkiye Cumhuriyeti döneminde kâğıt üzerinde eşit olmalarına rağmen devletin stratejik kademelerinde kendilerine yer bulamadılar. Hatta azınlık vatandaşlar arasında “Devlet bizi çöpçü bile yapmaz” ironisi kalıcı bir deyim haline geldi. AK Parti döneminde bu kuralı ve algıyı değiştirme yönünde ciddi bir niyet olduğunu görmezlikten gelemeyiz.

Kuzguncuk'ta Bostan Korkulukları

Derya Özkan
Kuzguncuklular Derneği kurulmuştu; yapılaşmaya karşı eylem hazırlığı içindeydi ve "Bostan bizimdir, vermeyeceğiz" nevî bir şiarla Kuzguncuklulara destek çağrısında bulunuyordu. Oysa yıllar sonra Mills'in kitabından şunları öğrendim: Derneğin "bizimdir" diyerek yapılaşmadan korumaya, yeşil alan kalmasını sağlamaya çalıştığı bostan aslında bir Rum ailenin özel mülküydü ve devlet 1977'de bostana el koymuştu. Dahası, Mills'in alan araştırmasını yaptığı 2000-2002 döneminde, söz konusu mülkün sahibi Rum ailenin bir üyesi hâlâ İstanbul'da (ama Kuzguncuk'ta değil, Avrupa yakasında başka bir mahallede) yaşıyordu ve sorulduğunda bostana sahip çıkıyordu. Kuzguncuk'taki bostan mücadelesine de, hayalî mahalle söylemine de kuşkuyla yaklaşmaya başlamama sebep olan bunları öğrenmem oldu.

‘Ağrı Dağı Efsanesi’

Halûk Sunat
İnsani meselelerin, nasıl da, büyülü bir dil olup tarihin derinliklerinden sızarak günümüzü kuşattığının resmidir.

Andıçtaki Ermeni-Rum yalanları suç değil mi?

Ezgi Başaran'ın başlattığı tartışma İsmet Berkan'ın köşesinde devam etti. İnternet andıcındaki Ermeni ve Rum söylemi suç değil mi?  "...Aynı Genelkurmay tarafından kurulup işletilen, içeriği sağlanan başka internet sitelerinde Ermeni ve Rumlar hakkında, Ermenistan ve Yunanistan hakkında olmayacak kışkırtmalar, kara propagandalar, yalanlar var, aynı savcılar bu çeşit yayınlarda bir suç unsuru görmüyor, hatta iddianamede bu yayınları ‘normal’ ve ‘makul’ bile buluyorlar.Oysa benim bildiğim Türk Ceza Kanunu’nda savaş kışkırtıcılığı da, halkın bir bölümün diğer bölümü aleyhine kin ve düşmanlığa teşvik etmek de, ırkçılık da, nefret çağrıları yapmak da suç kabul edilen şeyler."

Plaintiffs Score Early Victory Against Turkish Banks in Armenian Genocide Lawsuit

Author: Diane Rumbaugh
On August 2, 2011, a U.S. federal district court in Los Angeles handed Armenian plaintiffs an early victory in what will surely be a difficult legal battle over reparations for land seized from Armenians in Turkey during the Armenian Genocide (Alex Bakalian et. al vs. Republic of Turkey, the Central Bank of Turkey, and T.C. Ziraat Bankasi et. al, Case Number 2:10-CV-09596, December 15, 2010).

Ermenistan'dan kaçış

Ermenistan'da, ekonomik sıkıntılar nedeniyle yurtdışına göç hız kazandı. Öyle ki 1991'de 4 milyon olan nüfus, şimdi göç nedeniyle yarıya düştü. Ermeni tarihçi Libaridian'a göre dış göçün boyutu, ulusal güvenliği tehdit eder durumda.

Ermenilere karşı halkı kışkırtmakta sorun yok mu?

Ezgi Başaran / Radikal
Anlaşıldığı üzere TSK’nın sitelerindeki haberler hükümeti hedef aldığında kışkırtıcı ve manipülatif sayılıyor. Savcılıkça yani. Silahlı Kuvvetlerce Türkleri Rumlara ve Ermenilere karşı kışkırtıyor olmakta herhangi bir sorun görülmüyor. Görülmediği de önemle altı çizilerek iddianameye giriliyor. Sivil zihniyetin bu çifte standardını görmezden gelmek, demokrasi ve insan hakları açısından tehlikeli olur düşüncesiyle, dikkatinize sunuyorum.

BDP Grup başkanı, Ermeni müzisyen Aram Tigran’ın son vasiyetini yerine getirme sözü verdi

Halkların kardeşliğinin sembol isimlerinden olan sanatçı Aram Tigran, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Aram Tigran Konservatuvarı ile Dicle Fırat Kültür Sanat Derneği’nin ortak etkinliğiyle binlerce kişinin katıldığı görkemli bir geceyle anıldı. BDP Grup başkanı. Selahattin Demirtaş yaptığı konuşmada ″Biz Tigran’a söz verdik. Onu bu topraklara tekrar gömeceğiz″ ifadesini kullandı.

Hristofyas, Ermenistan'la ilişkilere değindi

Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, dün, Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan’ın da hazır bulunduğu Limasol’daki bir etkinlikte yaptığı konuşmada, iki ülke arasındaki ilişkilere değindi… “Yaklaşık 90 yıl önce, binlerce Ermeni’nin Osmanlı Türkiye’sinin gerçekleştirdiği soykırımdan dolayı, sığınmak amacıyla Kıbrıs’a geldiğini” iddia eden Hristofyas, bu göçmenlerin evlatlarının Rum toplumunun ayrılmaz bir parçasını teşkil ettiğini dile getirdi.Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, dün, Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan’ın da hazır bulunduğu Limasol’daki bir etkinlikte yaptığı konuşmada, iki ülke arasındaki ilişkilere değindi.

Suriye’de işler daha da kızışmadan... –

Taner Akçam /Taraf
AKP’nin unutmaması gereken gerçek, Hıristiyan Batı’nın, Hıristiyan Sırbistan’ı vurmasının ardında böyle kuvvetli bir özeleştirinin yatıyor olduğudur… Meseleye daha geniş bir perspektiften bakmak gerekiyor: İnsanlığın (Batı’nın) evrensel demokratik değerlerini esas alarak, Ortadoğu’da, Avrupa Birliği benzeri, ulusal sınırları açacak, ekonomik-siyasi ve kültürel entegrasyon süreçlerini yaratmak son derece doğru bir hedef olarak tanımlanabilir. Ama asıl soru, Türkiye’nin bölgesinde böylesi bir birlikteliği yaratabilecek ideolojik, politik ve ekonomik donanımlara sahip olup olmadığıdır. Cevap, hem “evet” hem de “hayır” olarak verilebilir. Niçin Evet! Bunun için ilginç ve pek bilinmeyen bir hatırlatma yapmak isterim. “Crimes Against Humanity” (İnsanlığa Karşı İşlenmiş Suçlar) çok önemli bir Uluslararası Hukuk normudur. İlk defa, bir hukuk terimi olarak, Ermeni soykırımı vesilesiyle 24 Mayıs 1915 yılında kullanılmıştır ve Nürnberg Nazi Yargılanmaları, bugünkü Yugoslavya, Ruanda ve benzeri diğer uluslararası yargılamaların ahlaki ve hukuki arka planını oluşturur. Bunlar bilinir, ama bilinmeyen, bu ifadenin ilk taslak halinin “Crimes Against Christianity” (Hıristiyanlığa Karşı İşlenmiş Suçlar) olduğudur.

Gunaysu: Denial Is a Hate Crime and Denialist Discourse Is Hate Speech

By: Ayse Gunaysu / armenianweekly
“It is as if a general orphan-like spirit floats over the [Muslim] quarter. Laziness, an apathetic attitude toward life is the character that appears among the Muslims. In contrast, if you enter the quarter of the Christians, your heart feels happiness; you find superbly constructed houses, which testify to the proprietors’ interested in life, and to their beautiful disposition, and clean and broad streets. In contrast to the immobility of the Muslims, the Christians are always on the move. In this respect, they enjoy the good things of life much more… The difference is even more obvious in regard to education. Whereas the Christian citizens generally know how to read and write, more or less, the Muslims are very much behind.”1The jacket of Kieser's 'Nearest East'

Western Diocese e-Newsletter

Born Karnik Zouloumian on January 1st, 1907 in Syria to an Armenian family, Carzou later created his name from the first syllables of his name and surname. Becoming a world traveler at an early age, Carzou was educated in Cairo Egypt before moving to Paris in 1924 at the age of 17 to study art and architecture in earnest... Under the auspices of His Eminence Archbishop Hovnan Derderian and patronage of Diocesan Benefactors Mr. and Mrs. Antranik and Virginia Zorayan, the Zorayan Museum will honor the world-renowned French-Armenian painter Jean Carzou with a memorable exhibition. The opening reception will be held on September 15th at 7:00 p.m. at the Zorayan Museum of the Western Diocese. For more information, please contact Linda Stepanian at (818) 790-4905 or visit www.armenianchurchwd.com

Western Diocese e-Newsletter

The "Bridge to the Future" Gala Banquet will be held in San Diego on Saturday, October 1, 2011, 6:30pm, at The Grand Del Mar Hotel. Tickets are $250/person. Gala sponsorship packages and booklet advertisements are also available for this milestone event… The St. John Garabed Armenian Church Trust Fund Committee is hosting the Gala to support the building of its new church campus near Del Mar, California.

İlker Başbuğ, Kazım Karabekir'in Gürbüzler Ordusu ve Ermeni Çocukları

Yusuf İnan
İşte o günlerde dikkatli bir okurumdan mail aldım. Mailinde İlke Başbuğ'un Kazım Karabekir fotoğrafının anlamını bilip bilmediğim soruluyordu. Eğer bilmiyorsan “Gürbüzler Ordusu” hakkında bilginiz de yoktur denilen mail iki tebessüm işaretiyle bitiyordu. Çok meraklanmıştım hemen araştırmaya başladım. Bu konuyu araştırırken Karabekir Paşa tarafından kurulan "Gürbüzler Ordusu"na ait bilgi ve belgelere ulaştım. Belgelerdeki ilk cümleler dikkat çekiciydi. Ermeni çocuklarının Kazım Karabekir Paşa tarafından Işıklar ve Kuleli Askeri Lisesi'ne sokulduğu iddia ediliyordu. Kaynak olarak Milliyet Gazetesi'nin 16 Mayıs 2000 tarihli nüshası gösteriliyordu. Haberi Şükran Özçakmak hazırlamış. Milliyet Gazetesi'nin haberine göre, Kazım Karabekir'in savaşta yetim kalan 6 bin çocuğu toplayarak onlardan "Gürbüzler Ordusu" kurmuş bir kısmını da sanayi mekteplerine yerleştirmiş.

Akdamar ayini için hazırlıklar hız kazandı

Seyfettin İdiz
Gölü’ndeki Akdamar Adasıyla aynı ismi taşıyan tarihi Ermeni kilisesi ikinci kez ayine hazırlanıyor. Türkiye Ermenileri Patrik Genel Vekili Başepiskopos Aram Ateşyan’ın 4 gün önce yaptığı incelemeler sonrası ayin için gelenleri adaya taşıyacak teknelerin bulunduğu iskele genişletiliyor. Çalışmaları yerinde inceleyen Gevaş Kaymakamı Yusuf Güni, "Akdamar Kilisesi ayin dolayısıyla büyük ilgi görüyor. İlk etapta iskeleyi genişletip ayin günü olabilecek kargaşanın önüne geçeceğiz. Ardından karayolları tarafından yaptırılan üst geçitle de buradaki trafik rahatlayacak. Ayrıca yeni bir otopark yapıyoruz. Ayin gününe kadar tüm hazırlıklarımızı tamamlayacağız" dedi. (Ahtamar adasında bulunan kilisenin ismi Surp Haç Ermeni Kilisesidir. HYETERT)

Ermeni Bayram Ve Yortuları!

Sarkis Adam
Ermenilerin, Hıristiyanlığı resmen kabul edişlerinden sonra (301), eski Ermeni bayramları, Hıristiyanlığa uyarlanarak, Dzunt (Dodus), Diyarintarac (İsa Mesih’in mabede sunulması, Surp Sarkis, Paregentan (Karnaval), Dzagazart (İsa Mesih’in Kudüs’e girişi) , Zadik ( Diriliş), Hampartzum (Göğe Yükselişi), Vartavar, Surp Haç, Astvadadzin (Meryem Ana’nın Göğe Alınışı=Üzüm Kutsanma Bayramı)  gibi daha pek çok yortu ve bayramlar Ermeni Kilisesi tarafından kabul edilmiş ve halk tarafından da benimsenerek asırlardan beri kutlanmaktadır.

''Mor Gabriel Manastırı: 1600 yıllık gelenek'' Kitabı Çıktı!.

 Süryaniler konusundaki çalışmalarıyla tanınan Yakup Bilge, Mor Gabriel Manastırı: 1600 Yıllık Gelenek adlı kitabında, Mor Gabriel Manastırı’nın bin yıllarla ifade edilen tarihinin detaylarını öğrenmek, olağanüstü etkileyici kuruluş hikayesini duymak, antik dönemden kalan muhteşem kilise ve yapıları daha yakından tanımak, ancak büyük kentlerin katedrallerinde bulunacak mozaiklerin güzelliğini görmek ve insanı bir başka zaman ve mekan boyutuna taşıyan terasları, eyvanları, abbara ve kubbeleri ile diğer antik yapıların atmosferlerini daha yakından hissetmek ve tanımak isteyen okur ve konuklara anlatmayı amaçlıyor.

Feyli Kürt Katliamı 'soykırım' olarak tanıdı

Federal Irak Parlamentosu’nun bugünkü oturumunda 1980’li yıllarda Saddam rejimi tarafından Şii (Feyli) Kürtlere yönelik katliamlar ve sürgünler “soykırım” olarak tanındı.

Gettolaşma neden kötü olsun?

Nagehan Alçı
Kısacası ben gettolaşma paranoyasını samimi bulmuyorum. Bize ezberletilmiş korkular sorgulanmadan, ısrarla yeniden yeniden pişirilip önümüze getiriliyor. Biraz rahat olalım... Mahalleleşme, herkesin kendi inanç ve tercihi doğrultusunda kendine benzeyenle birlikte yaşaması demokrasi dışı değildir. Yeter ki hiçbir mahalle bir diğerini asimile etmeye çalışmasın, arada gidiş-gelişler olsun. Ve yeter ki mahalleler arasındaki iletişim kopmasın! Dolayısıyla Hayrettin Karaman'ın Müslüman bir çevrede yaşama arzusunu anlıyorum. Ancak onun Müslüman görmediklerini aykırı olarak etiketlendirip yaşam tarzlarına müdahale etme isteğini sonuna kadar kınıyorum...

Müslümanları Gettolara Kapatalım

 Ertuğrul Özkök
 Karaman Hoca açıkça, “İslam adabına aykırı davrananlar gettolara kapılmalı” diyor.Ancak yazının tamamını okumak lazım.Karaman Hoca, “Bugün mutlaka bunu yapın” demiyor.Üç şartı var:Şartlar müsaitse;Düzelteyim derken bozma ihtimali yoksa;Daha büyük sakınca doğurmadığı takdirde; bu kişilere müdahale edilmeyecek, gettolara kapatılmayacak.Yazıda, “o şartların hangi hallerde müsait olacağına” dair somut bir işaret yok.Dolayısıyla, “günün birinde bu şartların oluşabileceği ihtimaliyle” yaşamak zorundayız.

Tahammül mü hoş görmek mi?

Hayrettin Karaman
Bir Müslüman imkanlar ve şartlar elverdiği takdirde İslam ahkâm ahlak ve âdâbının hakim olduğu, kimsenin aleni olarak bunları çiğneyemediği bir toplumda yaşamak ister… İslam'a inanmayanlar kendi inançlarını serbestçe uygulayabilirler; ama bu uygulama Müslümanların hayat, ahlak ve dindarlıklarını, nesillerin eğitimini olumsuz etkileyecekse -İslam toplumunda- "onların aykırı filleri için özel mekanlar ihdas edilmek gibi" tedbirlere başvurulur.

Ermenistan'dan göç: Köylerdeki kadınlar

Buna göre asıl işsiz sayısının yüzde 30 civarında olduğu tahmin ediliyor.İnsan hakları örgütleri ve muhalefet partilerine göre bu da her yıl çoğu erkek 100 bin kişinin evlerinden ayrılıp Rusya'ya çalışmaya gitmesi anlamına geliyor.Hükümet rakamların bu kadar yüksek olduğu yolundaki iddiaları reddetse de genel kanı, ortalama bir milyon Ermeni’nin Rusya'da yaşadığı yönünde. Ama Ermenistan'da asıl terke edenler, erkekler. Köylerde kalanların neredeyse tamamı, kadın. Ermenistan'ın Dzoragyugh köyünde tarlalara baktığınızda kadınları ve çocukları çalışırken görüyorsunuz.

ABD’den Ermenileri daha fazla sınır dışı etmeye başladılar

Los Angeles Ermenistan Başkonsolosu Grigor Hovhannisyan 8 Ağustos’ta, Los Angeles eyalet cezaevlerinden birine olağan ziyaretini gerçekleştirdi. Amerikan adli organları verilerine göre Los Angeles cezaevlerinde halihazırda bulunan Ermenistan yurttaşlarının sayısı 1000’i geçmemekte.Ancak son dönemde ABD’de kalış süreleri konusunda vize ihlallerinde bulunanlar ve ülkeden sınır dışı edilen Ermenistan yurttaşlarının sayısında artış müşahede edilmekte. ABD devlet organları 2011 yılında 50 Ermenistan yurttaşının sınır dışı edilmesi meselesiyle ilgili olarak Ermenistan Los Angeles Başkonsolosluğuna başvurdu. 

'Zirve Yayınevi Katliamı' savcı Aksoy'a emanet

Malatya'da biri Alman uyruklu üç kişinin öldürülmesine ilişkin soruşturma dosyası özel yetkili savcı Şeref Gürkan'dan alınarak yine özel yetkili olan İsmail Aksoy'a verildi. Zirve Yayınevi cinayetlerinin 134 klasörden oluşan dosyasına ek; İstanbul Özel Yetkili Savcılığının, " Ergenekon" kapsamında başlattığı ve daha sonra görevsizlik kararı vererek Malatya’ya gönderdiği 98 klasörden oluşan soruşturma dosyası da bulunuyor.
 

Talat Paşa'nın ölüm öpücüğü


Oral Çalışlar
Nesim Ovadya İzrail, “1915 Bir Ölüm Yolculuğu KRİKOR ZOHRAB (Pencere yayınları)” kitabında onun tutuklandığı geceyi şöyle anlatıyor: “2 Haziran Çarşamba gecesi Zohrab Efendi tevkif edildiği gece, Cercle d’Orient Kulubü’nde Talat Paşa ve Halil Bey ile kâğıt oynamış, oyun gece yarısına kadar devam etmiştir. Zohrab Efendi gitmek için ayağa kalktığı sırada Talat Paşa da kalkmış ve Ermeni mebusa yaklaşarak yanağından öpmüştür…” Bu öpücüğün Krikor Zohrab’a kondurulmuş bir ölüm öpücüğü olduğu sonra anlaşılacaktır. Dahiliye Nazırı Talat her iki Ermeni milletvekilinin tutuklama emrini iki gün önce imzalamıştı.

Emanet Çeyiz'in 10. Baskısı Çıktı

Pew: Dini özgürlükler Türkiye'de kısıtlı

ABD’deki Pew Araştırma Merkezi tarafından yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre Türkiye, 198 ülke arasında, dini özgürlüklere “yüksek” kısıtlama getiren ülkelerin içinde yer aldı. Din ve Kamu Hayatı Forumu’nun araştırmasında, hükümetlerin din konusunda getirdiği sınırlandırmalar çerçevesinde Türkiye, “yüksek” olarak nitelendirilen ülkeler arasına yerleştirildi.“Yüksek” olarak nitelendirilen 33 ülke arasında, Türkiye 9. sırada yer aldı. 33 ülke arasında Pakistan, Cezayir, Suriye, Libya ve Afganistan gibi ülkeler de bulunuyor. Listede “çok yüksek” olarak nitelendirilen ülkeler arasında ise ilk sırayı Irak aldı. Dine karşı kamusal düşmanlık alanında ise, Türkiye yine “yüksek” olarak nitelendirilen ülkelerden biri oldu. 

Kilise Restorasyonuna Tepkiler Gelmeye Başladı’

Zekeriya FIRAT
Hükümetin Van Akdamar Kilisesi'ni ayine açmasıyla ilgili kararın tartışmaları devam ederken, geçtiğimiz günlerde Samsun İl Genel Meclisi'nin son toplantısında Tekkeköy ilçesindeki tarihi eserlerin restore edilmesi ve turizme kazandırılması konusu gündeme alındı. Tekkeköy Belediyesi'nin talebi üzerine ilçede ki Antyeri köyündeki 19 Y.Y.'da inşa edilen kilise, Aşağıçinik köyündeki tarihi kilise, Altınkaya Mahallesi'ndeki taş kilise ile Tekkeköy mağaralarının turizme kazandırılması konuları mecliste ele alınarak karara bağlandı. Bu karara meclis toplantısında bazı muhalefet partilere mensup meclis üyeleri tepki gösterdi.

Aram Tigran ezgilerde

Kürt müziğinin duayeni Ermeni sanatçı Aram Tigran iki yıl önce 8 Ağustos’ta sürgünde yaşamını yitirmişti. Tüm ezgilerinde Kürtlerin, Ermenilerin ve Ortadoğu halklarının çektiği acıları yansıtan Tigran, Şırnak’tan, İzmir’e, Diyarbakır’dan Ankara’ya birçok ilde anıldı. 

Tarlabaşı'ndan Şanzelize olur mu?

Elif İnce
Tarlabaşı'nın göbeğindeki 20 bin metrekarelik alan kentsel dönüşüm projesinin ilk etabı kapsamında boşaltılıyor. 2014'te bitecek proje 278 binayı kapsıyor. Tarlabaşı, 1500’lerden beri Pera’da yaşayan üst ve orta sınıfın evleri ve işyerlerinde çalışan, çoğunlukla gayrimüslim ailelerin yaşadığı bir bölgeydi. Mübadele ve 6-7 Eylül olaylarını takiben Beyoğlu’yla beraber boşalan Tarlabaşı, yoğun iç göç aldı. Bedrettin Dalan’ın Belediye Başkanı olduğu 1986’da çok tartışılan Tarlabaşı Bulvarı’nın açılmasıyla mahalle, Beyoğlu’ndan koparak daha da içine kapandı. Kapkaççıları, kavgalarıyla ün saldı.

Paris Hali’nde 20 milyon Euro’yu buldu, İstanbul’da aile işi ‘kablo’ya sarıldı

Sadi Özdemir / Hürriyet
Şarkışlalı Muhtar Yalın’ın 1964’te kurduğu Surtel Kablo, Sefaköy fabrikasında ürettiği alçak gerilim kablolarının yüzde 90’ını ihraç ediyor ve 48 milyon dolar ciro bekliyor. 8 yaşında gittiği Paris’ten dönerek şirketin başına geçen Aris Yalın, “Paris halinde toptan incir, kayısı, bulgur satıyorduk, işimiz çok iyiydi ama ‘Memleket gibisi yok’ deyip döndüm” diyor.

2015-TÜRKİYE’NİN PROPAGANDA VE TARİH SINAVI

Dr. Hatem Cabbarlı
Önümüzdeki dört yılda Türkiye’yi oldukça zor bir süreç beklemektedir. 2015 tarihi Türkiye’nin dış, iç, güvenlik politikasında ve kamuoyu psikolojisinde ciddi bir kırılma noktası olacaktır. Bu güne kadar uluslararası alanda ve ülke içinde palazlanan sözde Ermeni soykırımı propagandası 2014 yılı sonlarından itibaren yeni bir ivme kazanacaktır. Ermenistan ve Ermeni diasporası 2015 yılında ABD Başkanı’nın 1915 olaylarını ‘genocide-soykırım’ olarak tanımlaması için ellerinden gelen her şeyi yapıyor ve yapacaktır.

Rum Patrikliği: “Heybeliada Ruhban Okulu açılırsa akademisyenlerimiz hazır”

Elanur Parlak
Açılması hep gündemde kendine yer bulan Heybeliada Ruhban Okulu için, “Halihazırda profesörlük yapma arzusu taşıyan yeterli sayıda rahip ve ilim adamı vardır,” diyen İstanbul Rum Patrikliği Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Peder Dositheos Anağnostopulos, “Heybeliada Rum Ruhban Okulu, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlıydı ve böyle kalmasını arzu ediyoruz” şeklinde konuştu. Anağnostopulos, İstanbul Rum Patrikhanesi’ni ziyarete gelen Amerika Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın 38 yıldır kapalı bulunan Ruhban Okulu’nun yeniden öğretime açılmasını desteklediğini resmi bir şekilde ifade ettiğini de belirtti.

Hürriyet, Ermenistan cumhurbaşkanının sözlerini dolaylı olarak tahrif ettiğini itiraf etti

Türkiye’de yayımlanan Hürriyet gazetesi okur temsilcisi okuyucularının uyarılarına yanıt olarak yazdığı makalede  Ermenistan cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın  sözlerinin dolaylı olarak tahrif edildiğini itiraf etti… « -26 Temmuz’daki haberin içinde Sarkisyan’ın ″Karabağ’ı biz aldık, Ağrı’yı size bıraktık″ diye bir cümlesi yok. Her ne kadar, “Karabağ’ı biz aldık” dedikten sonra “Her neslin görevi vardır”  vurgusu yapıyorsa da ardından “Ülkelerin gücü ve itibarı yüzölçümüyle ölçülmüyor” cümlesiyle sözlerini dengeleme gereksinimi duyuyor. Dolayısıyla “yorum”a dayanan başlık, haber ile örtüşmüyor. Nitekim haberi yazan Nerdun Hacıoğlu’nun değiştirilen başlığı “Sarkisyan Ağrı’yı hedef gösterdi” biçimindeydi.

Habur mu Dediniz? Travma mı Dediniz?

Bülent Kale
1915'te yaşanmış bir katliama 'Habur Travması' dahi diyemeyenler, bir halkın yıllar sonra çocuklarının çok az bir kısmıyla buluşmasını, mutluluğunu görüp 'Habur travması' geçirmişlerdi. Şimdi ise 30 yıl sonra ülkesine dönebilen bir Kürt politikacı yüzünden ikinci bir 'Habur travması' geçirme endişesi içindeler… İngiliz gazeteci Robert Fisk henüz Türkçeye çevrilmeyen The Great War for Civilisation: The Conquest of the Middle East isimli kitabında 1915 Ermeni Tehciri'nin son durağı olan Suriye çöllerinde, Habur Nehri kıyılarında kurulan kadın pazarlarını anlatır: "...Margada Tepesi'nden çok da uzak olmayan Habur Nehri kıyılarında Ermeni kadınlar Araplara ve Kürtlere satıldı. Hayatta kalanlar, erkeklerin bakireler için 20 kuruş verdiğini ama çocuklar ve tecavüze uğrayıp bekaretini kaybedenler için yalnızca 5 kuruş verdiklerini anlatıyor. Çoğu çocuklu olan yaşça daha büyük kadınlar nehirde boğuldular."

Van`da Ermeni Ayini Hazırlıkları

Türkiye Ermenileri Patrik Genel Vekili Başepiskopos Aram Ateşyan, Van Gölü`nde bulunan tarihi Akdamar Adası`ndaki Akdamar Anıt Müzesi`nde (Ahtamar Adasındaki Surp Haç Kilisesi- Hyetert) 11 Eylül 2011 tarihinde yapılacak olan ayin öncesi Van Valisi Münir Karaloğlu`nu makamında ziyaret ederek yapılan hazırlıklar hakkında bilgi aldı.
  

9 yıl aradan sonra İskenderun’daki Ermeni Kilisesi ibadete açıldı

Hatay’ın İskenderun ilçesindeki 1872 yılında yapılan Karasun Manuk Ermeni Kilisesi, yeni bir din görevlisinin atanmasıyla 9 yıl aradan sonra yeniden ibadete açıldı.

Kuleli'nin eskiden ünlü kuleleri yoktu

Bülent Günal
İstanbul Boğazı’nın tarihi binalarından Kuleli Askeri Lisesi’nin meşhur kulelerinin sonradan yapıldığını ya da İstanbul’un işgal edildiği günlerde “Ermeni Yetimhanesi” olarak kullanıldığını... Çok az kişinin bildiği Kuleli Askeri Lisesi hakkındaki tarihi gerçekler, Ermenistan’da basılan “Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermeni Sporcular” adlı kitapla tekrar gündeme geldi. Kitabın yazarı Erivan’daki Soykırım Müzesi Müdürü olan Hayk Demoyan.

Ortadoğu'nun Usta Yorumcusu Aram Tigran Türkiye'de de Anılacak

Vercihan Ziflioğlu / Hurriyet Daily News
Ortadoğu'nun en büyük yorumcularından Aram Tigran ölümünün ikinci yıldönümünde anılıyor. Ermeni asıllı olmasına karşın Kürtçe yorumladığı parçalarla hayranlarının kalbine taht kuran Tigran'ın vasiyeti Türkiye'nin doğu illerinden Diyarbakır'a gömülmekti. Tigran'ın vasiyeti yasal engellere takıldı ve TC vatandaşı olmadığı gerekçesiyle hayata geçirilemedi. Her ne kadar Tigran'ın bedeni köklerinin ait olduğu topraklara defnedilemediyse de ölümünün ikinci yıldönümü olan 8 Ağustos'ta sesi, nefesi ve yorumuyla hayranlarıyla buluşacak. İlk etkinlik 19:30'da Ankara'daki Mithatpaşa Caddesi üzerinde bulunan Ankara Yapı Sanat Merkezi'nde, ikinci etkinlikse 15 Ekim'de Diyarbakır'da düzenlenecek.

Avrupa’daki Süryaniler Türkiye Raporunu AB'ye Sundu

Vercihan Ziflioğlu /Hurriyet Daily News
European Syriac Union Türkiye'deki Süryani toplumunun karşı karşıya kaldığı sorunları raporlaştırarak geçtiğimiz haftalarda AB Genişleme Bölümü Türkiye Masasına(European Commission DG Enlargement of Turkey Unit)sundu. Eylül ayında gündeme alınması beklenen raporda Süryanilerin Lozan Antlaşmasıyla Türkiye'de azınlıklara tanınan haklardan yararlanamadığı ele alınıyor. 

Bu 'eseri' korumayalım!

Bir ‘bilim insanı’ düşünün. Üstelik bölüm başkanı olsun. Bir de bu bölümün Türk Dili ve Edebiyatı olduğunu ekleyin. Yani kültürle ilgili bir bölüm. Ve bu bilim insanı tarihi eserlerin restorasyonunun yapılıp yapılmamasında ‘Türk kültürüne ait’ olmasını şart koşsun. YÖK’ün eseri olan üniversiteler böyle bilim dışı, ırkçı görüşlerin de yuvalandığı bilim karşıtı merkezlere dönüşmüş durumda.Bu kişi Ordu Üniversitesi (ODÜ) Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Doç.Dr. İsmail Doğan. 

Ermeni ve Rum evlerinin restorasyonuna tepki

Erol Küçükoğlu
Ordu İl Kültür ve Turizm Müdürü Erkan Gülderen'in yerel basında çıkan "Ordu'da Osmanlı, Rum ve Ermeni mimarisinin özelliklerini yansıtan tarihi evler restore edilecek" sözlerine Ordu Üniversitesi (ODÜ) Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Doç.Dr. İsmail Doğan tepki gösterdi."Vatandaş olarak, bir bilim adamı olarak itiraz ediyorum. Her gördüğü taş evi Ermeni evi zanneden, her gördüğü cumbalı evi Rum evi zanneden zihniyeti kınıyorum. Mimari, coğrafyaya bağladır. Anadolu’da kerpiç ev kullanırsın, taşlık bölgede taş ev kullanırsın, ağaçlık bölgede kagir ev yaparsın. Bu Karadeniz Bölgesi’ne yönelik mimaridir. Bunun adını Ermeni, Rum koymak yanlıştır.

Herkesin bir Sevr’i var

Baskın Oran / Radikal II
26 Temmuz’da Sarkisyan’ın ağzından Hürriyet manşeti: “Karabağ’ı biz aldık, Ağrı’yı size bıraktık”. Aynı gün Dışişleri kınadı. Ertesi gün Erdoğan özür talep etti. Erdoğan’a şaşmadım da, Dışişleri’ne çok şaşırdım. Çünkü manşet tamamen Hürriyet’in yorumuydu… Şimdi, içinde “Ağrı”nın A’sı geçmeyen bu sözleri, “Bizim neslin görevi Karabağ’ı kurtarmaktı, sizin neslin görevi ülkeyi güçlendirmektir” biçiminde değil de, “Ağrı’yı da siz alacaksınız” biçiminde anlamak nasıl bir kafanın mahsulü? Tabii, yıllar yılı “Topraklarımızda gözü var. Soykırımı tanıma, tazminat, toprak! Üç T!” diye ezberletirlerse bize, okuduğumuzu Dışişleri bile böyle anlar.

İstanbul ve Constantinople

Orhan Kemal Cengiz /Radikal
Dürüst olsaydık, kendimize, geçmişimize ilişkin sahici bir bilgiye sahip olsaydık, dürüstlük ve farkındalığın bileyeceği zekâlarımız, herkese hak ettiği yeri vermemize neden olurdu. Mesela, medeni bir ülkede hiçbir şekilde yer bulamayacak olan Yılmaz Özdil, ırkçı ve şövenist yazıları nedeniyle ‘Türk filozofu’ muamelesi görmezdi. Dün tesadüfen zat-ı muhteremin ‘Benim neslim’ başlıklı yazısını Facebook’ta okuyunca bütün bu düşünceler hızla geçti kafamdan. Masum bebeklerden Özdil’ler yaratan, onları star yapan ülkemin sürekli yanlış ölçen terazisinin, gayrimüslimler kovulduğu gün bozulduğunu düşünüyorum ben. ‘Two size’ları, ‘adaletin tokmağı’, ‘tükürerek gönderme’ gibi şiddete methiyeleriyle tanıdığımız Özdil, yine bu ülkenin yüz akı insanlarına “Neslimin liboşları ‘Atalarımız soykırım yaptı, özür diliyoruz’ diye imza kampanyaları açtılar” diyerek saydırmış. Kalleş bir cinayetin ardından ‘Hepimiz Ermeniyiz’ diye yürüyen vicdanlı insanlara saldırmış. Kendi çapında haklı. Bu ülke vicdanına tam olarak kavuştuğu gün, onun pazarladığı bayağı milliyetçiliğin alıcısı kalmayacak. Sofistike bir kadını sever gibi sevdiğimiz gün bu ülkeyi, ne ‘1453’ten beri İstanbul’ pankartı asılacak ne de Özdil’ler star olacak!

Türkolog: Türkiye devleti Ermenistan ve Ermeni halkına daima agresya ve düşmanlık gösterecektir

Türkolog Ruben Melkonyan, Türkiye devleti kişilerden bağımsız olarak  Ermenistan ve Ermeni halkına daima agresyan ve düşmanlık gösterecektir.  ″Generaller onlarca yıl belirleyici bir rol oynadılar, ancak son yıllarda başbakan Erdoğan’ın AKP ve generaller arasında yoğun bir mücadele devam ediyordu, bu Erdoğan’ın galibiyetiyle sonuçlandı. Bu arada Türkiye’de yüksek dereceli askerlerin tutuklanması olağan bir görünüm kazandı, Genelkurmay ise buna karşı duramıyor″ dedi.