Etiketler

Soykırım iddiaları Alman Der Spiegel'de

Oğuz Düzgün
Almanya’nın ünlü Haber-Magazin dergisi Der Spiegel’in Aralık sayısında, Osmanlı’nın Ermenilere karşı soykırımda bulunduğu iddia edildi. Üstelik bu haberde Türklerin ve İranlıların milli oyunu olan satranç oyunu da Ermenilerin milli oyunu olarak tanıtılıyor. Julia Prosinger imzalı yanlı haberde, tarihi gerçekler göz ardı edilerek 1915 yılında Osmanlı’nın Ermenileri imha etmeye başladığı iddia ediliyor. Haberin devamında ise Osmanlı’nın yaklaşık 1 milyon Ermeni’ye karşı katliam uyguladığı iddia ediliyor.

İpek: Türk dünyasının bütünleşmesi korkutuyor

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı İpek: ''Geçmişte Stalin'in Ermenistan topraklarını İran'a kadar uzatırken gütmüş olduğu bu strateji, bugün de güdüldüğünü söyledi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Haluk İpek ''Türkiye Ermeni kapısını, Ermenistan Karabağ'ı haksız olarak işgal ettiği için kapatmıştır. İşgal sürdüğü sürece o kapı hiçbir şekilde açılmayacaktır'' dedi. (Sayın Başkan Yardımcısı bizi şaşırtmadı. Sadece şunu sormak lazım neydi imzalanan protokol? Bir aldatma mı? Hyetert)

Erivan’da «Eurovision Çocuk Şarkı Yarışması» başlıyor

Erivan Karen Demirciyan Spor ve Sergi Sarayında bugün 3 Aralık gece 23:30’da «Eurovision Çocuk Şarkı Yarışması-2011» açılış töreni başlıyor. Yarışmaya 13 ülkeden 10-15 yaş arası çocuklar katılmakta.

UNESCO’nun keşkek kararı, Ermenistan’ı kızdırdı

UNESCO’nun keşkek yemeğini "somut olmayan Türk kültürel mirası” listesine dahil etmesi Ermenistan’da bazı çevreleri kızdırdı. Armenia Now'a konuşan Ermenistan Mutfak Geleneklerini Geliştirme ve Koruma Derneği Başkanı Sedrak Mamulyan, keşkeğin ‘harisa’ isimli Ermeni yemeğinin bir çeşidi olduğunu belirtti.

UNESCO’nun keşkek kararı, Ermenistan’ı kızdırdı

UNESCO’nun keşkek yemeğini "somut olmayan Türk kültürel mirası” listesine dahil etmesi Ermenistan’da bazı çevreleri kızdırdı. Armenia Now'a konuşan Ermenistan Mutfak Geleneklerini Geliştirme ve Koruma Derneği Başkanı Sedrak Mamulyan, keşkeğin ‘harisa’ isimli Ermeni yemeğinin bir çeşidi olduğunu belirtti.

ABD Başkan Yardımcısı Biden Patrikhane'de

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkan Yardımcısı Joe Biden, Başbakan Erdoğan ile yaptığı görüşmenin ardından Patrik Bartholomeos ile görüşmek üzere Fener Rum Patrikhanesi'ne geldi.

‘Tarihçilere bırakalım’

 Murat Belge / Taraf
Bugünlerde Dersim Kıyımı kendisi ya da üzerinden yürüyen siyasî kavga sık sık gündemde. Bu münasebetle “... tarihçilere bırakalım...” klişesi de yeniden dolaşıma girdi. Bu derin felsefenin başı, Ermeni Kıyımı’na bağlıdır. Orada sıkıştıkça, ipe un sermek için, birileri bu formülü buldu: “Tarihçiler araştırsın. Ölçsün biçsin. Toplasın çıkarsın (yani, biraz matematikçilere de bırakabiliriz). Değerlendirsin. Sonra sonuçları açıklasın.” Oysa şimdiye kadar kimbilir kaç “tarihçi” bunları zaten yaptı. Sanki dün olmuş bir olay, daha kimsenin haberi olmamış, kimse incelememiş... Tarihçilere bırakıyoruz. İyi. Ben de yukarıda özetledim, bu işin nasıl olacağını. Ama “sonuçları açıklasın” aşamasına geldik, diyelim, ve o tarihçi dedi ki, “olay şöyle şöyledir”... Ne olacak? Tarihçi X’in vardığı sonuçlardan memnun kalmayan birileri olacak. O zaman onlar diyecek ki, “X zaten falan taraftandır, onun sözüne güvenilmez. Bakın Y incelemeye başladı. Ona bıraktık.” (İnsanlığa Karşı suçları tarihçilere, hele dürüstlüğü tartışmalı malum tarihçi gibi tarihçilere bırakmak sadece ipe un sermek değil, etiğe de aykırıdır.HYETERT)

Ya Türkler de ‘Fransa Soykırımcı’ Derse

Arzu Çakır Morın / Paris
Soykırım iddialarının tarihçilerin araştırması gereken bir konu olduğunu vurgulayan Badinter, “Fransa bu olayda taraf değil. Yarın Türk Parlamentosu da ‘Fransız devleti soykırım uygulamıştır’ diye bir karar çıkarsa ne yapacaksınız? Yahudi soykırımı başka, o Fransız topraklarında da işlendi. Hangi Avrupalı devlet suç işlemedi ki? Eğer araba kullanırken sadece dikiz aynasına bakarsanız sonunda duvara toslarsınız” diye konuştu.(Eğer Fransa’nın böyle bir suçu varsa böyle bir karar son derece doğru olur. HYETERT)

'Dersim bizim evde acıyla anılırdı'

Oral Çalışlar
Dersim tartışması, yakın tarihimizin ve Cumhuriyet tarihinin yeni baştan değerlendirilmesi, üstü örtülmüş gerçeklerin ortaya çıkarılması sürecinin yeni bir dönemecine işaret ediyor. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın özür dilemesinin bu dönemeçte oynadığı rolü, ilerleyen zamanlarda daha net bir şekilde analiz edebileceğiz. Dersim’le sınırlı kalması mümkün olmayan bir ‘tarihi yeniden okuma ve anlamlandırma’ döneminin bizi beklediğini artık hepimiz görebiliyoruz.1915 Ermeni tehcirinden başlayacak yeni bir tarih okuması, ‘daha ileri bir Türkiye’ hedefinin yeterli değil ama zorunlu koşulu.

Azerbaycan, ülkesinden sürgün edilen yüzbinlerce Emeniyle toplumlararası diyaloğu yoğunlaştırmalı

Bakü resmi çevreleri toplumlararası diyalogun organizasyonu konusuyla gerçekten ilgileniyorsa, ilk elde Azerbaycan’dan sürgün edilen yüz binlerce Ermeni ve Azerbaycan’da yaşayan Azeriler arasında toplumlararası diyalog için adımlara teşebbüs etmeli.

Mısır'da Müslüman Kardeşler'in Niyeti Sorgulanıyor

Elizabeth Arrott | Kahire
Müslüman Kardeşler adayı Emir Zeki en geniş seçmen tabanına hitap etmeyi çok iyi başarıyor. Zeki’nin en önem verdiği konu, İslam. Ona gore, siyasi, ekonomik ve sosyal hayatın merkezi, İslam dini. Zeki şöyle konuşuyor:”İslam herşeyi, herkesi kapsıyor. Bu konuda sessiz kalmayacağız.”Ancak kadınlar ve dini azınlıklar için Emir Zeki, bazı haklarının ellerinden alınacağı korkusu anlamına geliyor. Zeki, Kahire’nin işçi mahallesinde bir Hıristiyan rahip ve kadın hakları savunucusuyla biraraya geliyor ve şunları söylüyor:”Buradaki varlığınız bizi onurlandırıyor. Camilerimize verdiğimiz değeri kiliselerinize de veriyoruz.”

Yargıtay'ın tartışmalı Dink kararı

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin TRT’de katıldığı bir programda ‘Hrant Dink’in Maraş Katliamı’nın faili olduğu yönünde kanı uyandırdığı’ için suçlu bulduğu Ökkeş Şendiller hakkındaki kararı ‘doğruluk, gerçeklik ve tarafsızlık’ adına bozdu. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından ‘doğru ve tarafsız’ denilen Ökkeş Şendiller, katliamın bir numaralı sanığı olduğu iddiasıyla yargılanmıştı.

BİZE GÖRE "BİZ AZINLIĞIZ"

Rober Haddeciyan / Marmara
Patrik Genel Vekili Başepiskopos Aram Ateşyan Salı günü Ankara'da Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'i ziyaret etti. Patrikhanenin bu ziyaretin ardından yayınladığı bildiride Başepiskopos Aram’ın kutlama ve memnuniyet ifadelerinin ardından "Biz ‘azınlık’ kelimesinden fazla hepimizin de bu toprakların mensubu olduğumuz ve asırlardan beri kardeşçe huzur içinde yaşamış olduğumuz gerçeğine önem veriyoruz.Bu huzur bir dönem için bozuldu, ancak gün, onları bir tarafa bırakarak eski günlere dönme ve onları yeniden yaşatma günüdür" demiş olduğu belirtiliyor.

Tarihi yeniden yazmak

Mümtaz'er Türköne / Zaman
Sonuç nedir? Sonuç; tarihin yeniden yazılmasıdır. Dersim tartışması, bir türlü kapanmayan derin bir yaranın üzerini açtı. Bahçeli'nin 'rol kapma' telaşı kokan beyanı, sahte tarihin son örneklerinden biri. Bahçeli gibi Dersim için 'katliam değil, isyandı' dediğiniz zaman bir şey söylemiş mi oluyorsunuz? Demek ki katliamın sebebinin isyan olduğunu kabul ediyoruz. En hafif ifadeyle, 'İsyan karşısında devletin çoluk-çocuk ayırmadan katliam yapma hakkı var mıdır?'Doğrusu, tarih yazımını iktidar mücadelesinin tezahürü olarak görmek. Yazanlar hep galipler oluyor. Bir Afrika atasözü: 'Av hikâyelerini aslanlar değil avcılar anlatır'. Mağlupların, mazlumların, mağdurların tarih yazma şansı olmaz.

MHP Kayseri Milletvekili Halaçoğlu, Erdoğan'ın özrünün Ermenileri harekete geçirebileceğini söyledi

Yıllarca Türk Tarih Kurumu başkanlığı yapmış bir isim olan Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Başbakan Erdoğan'ın Dersim özrünün Ermenilere emsal olabileceğine dikkat çekti. Halaçoğlu, önümüzdeki dönemde Ermeni diasporasının bunu emsal gösterip, özür ve tazminat talebiyle ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu… Başbakan Erdoğan'ın “Ermeni meselesini tarihçilere bırakalım” ifadesini hatırlatan Halaçoğlu, “Böyle bir açıklama yapan Başbakan'ın Dersim konusunu tarihçilere bırakmaması anlaşılmaz bir durumdur” dedi.(Objektif hukukun suç saydığı soykırım, katliam vb insanlığa karşı suçlarda tarihçilerin karar vermesi görülmüş, duyulmuş mudur? Bu bir geçiştirme yöntemidir. HYETERT)

ÖZÜR VE DEVLET

Fuat Bol
Özrü kim diler; kimden ya da kimlerden diler? Özrü, kabahat işleyen suçlular, mağdur ettiklerinden ya da onların kanuni temsilcilerinden diler. Peki, tüzel kişilik olan devletler de özür diler mi; yahut dilemeli mi? Suçu işleyen devletse, elbette dilemelidir. Geçmişte işlenmiş devlet suçlarının özrünü de, devletlerin devamlılık arz etmeleri hasebi ile bugünkü yöneticiler diler. Özür, hak yahut hakların tesliminden dolayı erdemliliktir. Başbakan Tayyip Erdoğan, Dersimlilerin torunlarından özür dileyerek bu erdemi gösterdi.

Süryani mutfak kültürü ve yemekleri kitaplaştırıldı

Mezopotamya’nın kadim halklarından Süryanilerin yemek ve mutfak kültürü öğretmen Muzaffer İris tarafından "Süryani Mutfak Kültürü ve Yemekleri" adıyla kitaplaştırıldı.

Տեսանք-Լսեցինք «ՄԵՆՔ ՓՈՔՐԱՄԱՍՆՈՒԹԻՒՆ ԵՆՔ»

Պատրիարքական Ընդհանուր Փոխանորդ Արամ Սրբազան երէկ Անգարայի մէջ այցելեց Թուրքիոյ Կրօնից Տեսուչ Մէհմէտ Կէօրմէզին։ Այսօր հրատարակած ենք այս մասին Պատրիարքարանէն ստացուած հաղորդագրութիւնը, որ բացատրութիւններ կուտայ այս կարեւոր այցելութեան, ինչպէս նաեւ Անգարայի մէջ կայացած ուրիշ հանդիպումներու մասին։ Ինչպէս կը կարդացուի հաղորդագրութեան մէջ, Արամ Սրբազան իր գնահատանքի ու ուրախութեան արտայայտութեանց մէջ ըսած է որ «մենք փոքրամասնութիւն բառէն աւելի կարեւորութիւն կ՚ընծայենք այն իրականութեան, թէ բոլորս ալ այս հողերուն զաւակներն ենք եւ դարեր շարունակ ապրած ենք խաղաղ շրջանակներու գործունէութեամբ։ Ասիկա միջոց մը խանգարուեցաւ, ներկայ ժամանակներու հրամայականն է վերադառնալ հնամենի եւ դարաւոր քաղցր յիշատակներուն եւ վերստին կեանքի կոչել զանոնք»։

Nagehan Alçı: Dersim'de Soykırım Yapıldı

Beyaz Tv'de yayınlanan "Med Cezir"in yorumcusu Nagehan Alçı, Dersim'de yapılanların bir soykırım olduğunu söyledi… Nagehan Alçı'nın bu sözleri canlı yayında tartışmalara neden olurken, Nagehan Alçı'ya tepki programın moderatörü Latif Şimşek'ten geldi. "Soykırım" sözcüğünün kullanılmasının yanlış olduğunu kaydeden Şimşek " Soykırım sözcüğü tehlikeli bir sözcüktür. Biz yıllarca Ermenilere yapıldığı iddia edilen soykırımla ilgili devletçe-milletçe mücadele ettik. Ermeni soykırımı iddiası her sene Türkiye'nin başına bir bela olarak, demokrasinin kılıcı gibi sallanır." diyerek Alçı'ya tepki gösterdi.Nagehan Alçı ise 1915 olaylarının bir ayıp olduğunu söyleyerek " 1915 olayları bir ayıptır. Biz bununla daha önceden sağlıklı bir şekilde yüzleşseydik bugün böyle olmazdı. Toplu kıyımları ve sürgünleri kabul etmemiz lazım." dedi.

''Türkiye'nin çabaları Amerikalıların hayatlarını kurtardı'''

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Ileana Ros-Lehtinen, 1915 olaylarının nasıl tanımlanacağını belirlemenin ABD Kongresi'nin işi olmadığını, bunun yerine, konunun en iyi şekilde doğrudan Türkiye ve Ermenistan tarafından ele alınabileceğini belirterek, ''Türk ve Ermeni tarihçilerin, işbirliğini içeren ve olumlu bir süreç üzerinden bu trajik olayları gözden geçirmesi yönündeki teklifi kuvvetle destekliyorum'' dedi.  (Bu güne kadar tarihçilerin karar verdiği bir soykırım var mı? HYETERT)

Mayda Saris’in “Son Arapgirli: Varsen Oruncakciel” isimli kitabinin tanıtım toplantısı

02 Aralik 2011 Cuma, Saat 17.00 – 19.30 ; Ceylan Inter Continental Oteli, Boardroom Salonu. Taksim - İstanbul.

“Galatasaray Ödülü” Prof. Dr. Daron Acemoğlu’na veriliyor















Seçici kurulumuz, 22 Kasım 2011 Salı günü yapmış olduğu toplantıda adaylar arasında yapılan değerlendirmeler sonucunda "Galatasaray  Ödülü “nün, dünya çapındaki iktisatçımız Prof.Dr.Daron Acemoğlu’na takdim edilmesine oy birliğiyle karar vermiş, Galatasaraylılar Derneği Yönetim Kurulu da, 28.11.2011 tarihli toplantısında bu seçim sonucunu oybirliği ile kabul etmiştir.
Ruhat Mengi - rmengi@gazetevatan.com
Hâlâ Dersim tartışması sürüyor ama tarihçiler yapmıyor tartışmayı, kulaktan dolma bilgilerle “babamdan duymuştum, amcamdan duymuştum, biri şöyle, öbürü böyle demişti” diye kafadan tarih yazanlar ve olayları 1937-38 yıllarına, o yılların şartlarına göre değerlendirmeyi de düşünmeyenler yapıyor. Bu arada da uyaranlara, “eğer basmakalıp çıkışlarla, kafanıza göre takılarak tarih yazmaya kalkarsanız Ermeni Soykırım İddiası’nda da böyle yazmanız istenir, PKK teröründe de” diyenlere saydırmayı unutmuyorlar.Oysa sağduyulu herkes kabul eder ki olacağı budur. Tarihi ancak “tarihçilere inceleterek ve detayları toplumla paylaşarak” bulmak gerekir, hatırlayın; arşivlere, tarih belgelerine toplu olarak bakmak yerine örneğin “Mavi Kitap”a bakarak Ermeni İddiasına canla başla destek verenler, yıllar sonra Mavi Kitap’ı Ermeni lobisinin yazdırdığı ve yalanlarla dolu olduğu itiraf edilince apışıp kalmışlardı. (Dünyada tarihçilerin karar verdiği herhangi bir insanlığa karşı suç yoktur. İnsanlığa karşı suçlar, soykırım, katliam vb objektif hukukta yer alan suçlardır. Suç konusunda da tarihçiler karar veremez.HYETERT.)

Raffi Hovhannisyan’dan Emeni Soykırımına tarihsel bakış

Miras Partisi kurucu Genel Başkanı Raffi Hovhannisyan 29 Kasım’da Dr. Armen Mazmanyan’ın davetiyle Ermenistan Amerikan Üniversitesi (AUA) Hukuk Fakültesinde bir konferans verdi. Miras Partisi basın servisinden NEWS.am’e verilen bilgiye göre; Hovhannisyan ″Ermenistan’da değerler, normlar ve kurumların yeniden anlamlandırılması″ (Rethinking Values, Norms, and Institutions in Armenia) dizisi çerçevesinde ″Soykırımın yeniden anlamlandırılması″ (Rethinking the G-word) başlıklı açık seminer-münazara esnasında Ermeni Soykırımı ve Vatansızlaştırılma konusunu tarihsel bir bakışla değerlendirdi, tüm Ermenilere ve insanlığa karşı işlenen suçların hukuki ve siyasi içeriği, bunların kınanmasında ortak uluslararası hukuk ilkeleri ve uygulama yaklaşımı gerekliliği konularına değindi.

Khachatryan: Soykırımı Ermeni Diasporası Dillendiriyor

Ermenistan Başkenti Erivan’ın eski Belediye Başkanı Vahan Khachatryan, sözde soykırım iddialarını gündemde tutmanın kendilerine bir faydasının olmadığını belirterek, bunu ABD ve Avrupa’da yaşayan Ermeni Diasporası’nın gündeme getirdiğini söyledi.

Arrested publisher Zarakolu says he is in Kafkaesque novel

Prominent publisher, writer and activist Ragip Zarakolu, who was arrested last month within the scope of the ongoing Kurdistan Communities Union (KCK) trials, wrote a letter to the Hürriyet Daily News from prison, casting light on his present condition.“Everything has been proceeding in an exceedingly Kafkaesque manner since the start,” Zarakolu, recipient of numerous prestigious awards, said in his letter to the Daily News.

Görmez, Ermeni Patrik Genel Vekili ile görüştü

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Türkiye Ermenileri Patrikliği Genel Vekili Başepiskopos Aram Ateşyan'ı kabul etti.Başkan Görmez, yaptığı konuşmada, Türkiye'nin asli unsurlarından kabul ettikleri önemli bir cemaatin Patrik Vekili Ateşyan'ı ağırlamaktan mutluluk duyduğunu belirterek, Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob Mutafyan'a da acil şifalar diledi.

Serj Sarkısyan: Gürcistan Ermenilerinin Sorunlarını Çözme Olanağı Sağlayan Elverişli Bir Durum Yaratılmış Durumda

Ermeni-Gürcü ilişkileri konusunda cumhurbaşkanı, bunun hemen her alanda geliştiğini kaydetti. İşbirliğinin önemli unsurlarından biri olan ekonomide % 20 büyüme kaydedildi. Diğer ülkelerin bütçeleriyle kıyaslamada bulunan cumhurbaşkanı Sarkisyan, Ermenistan’ın sosyal meselelere dikkat gösterdiğini, bunun sonucunda bütçenin % 40’nın sosyal meselelerin çözümüne yönlendirilmiş olduğunu, Gürcistan’da ise bütçesinin sadece % 15’nin bu meselelere yönlendirildiğini kaydetti.

Notes on the Armenian Village of Satou-Kegh in Diyarbakir

By: Rev. Dr. George A. Leylegian
Recently, in connection with the historic re-dedication of Surp Giragos Cathedral in the city of Diyarbakir, my dear friends George Aghjayan and Khatchig Mouradian had the opportunity to visit one of the nearby villages, formerly inhabited exclusively by Armenians and now called Sati Koy. Mouradian, who wrote an article about his visit to the Sati Koy, asked me to provide some background information on both the village and the famous monastery whose building is still standing today.

Irak’ta genel olarak 10 bin civarı Ermeni kaldı

Irak Ermeni toplumunun birçok temsilcisi Irak Savaşı esnasında ABD’ye, Avupa ülkelerine Ermenistan’a giderek bu ülkeyi terk ettiler, bunun sonucunda Irak’ta genel olarak 10 bin civarı Ermeni kaldı. Açıklama bugün 30 Kasım’da düzenlenen basın toplantısında Facebook sosyal paylaşım sitesi Irak Ermenileri Grubu administratörü Ara Aşçıyan’dan geldi. Aşçıyan bunların yaklaşık yarısının Bağdat’ta yaşadığını belirtti.

TARİHİN YARGISIZ İNFAZI

Murat Bebiroğlu
 Ulus devletlerle birlikte tarihin büyük bölümü, ulus devletin millet inşasında kullanılan araçlardan biri olduğundan, farklı kültürlere sahip unsurları ötekileştirmeye, iç düşman yaratmaya yarayan büyüklere masallar haline gelmiştir. Daha kötüsü bu yüzden resmi tarih, ulus devletlerin yargısız infazının vasıtası olmuştur.

Anayasada söz vakıflarda

Rıfat Başaran / Radikal
Yeni anayasa çalışmasında azınlık ve dini vakıflara da danışılacak. İlk olarak Diyanet Vakfı ile Hacıbektaş Derneği dinlenecek.Komisyon bu hafta da anayasa için görüşünü alacağı azılık vakıflarını belirleyecek. Uzlaşma Komisyonu’nun uzmanları 162 tane azınlık vakfı tespit ederek, hazırladığı listeyi alt komisyona sundu. Alt komisyon bu vakıfların arasından hangileriyle görüşme yapılabileceğini belirlemek için toplanacak. Bu vakıf ve cemaatlyer arasnda 77 Rum, 52 Ermeni, 19 Musevi, 10 süryani, 3 Keldani, 2 Gürcü, 1 Bulgar ve 1 Esnaf Azınlık vakfı yer alıyor. Bunların çoğu ise kiliselere ait olan vakıflar. Kilise vakıflarının dışında Balıklı Rum Hastanesi Vakfı, Fener Rum Mektebi Kebiri Vakfı, Fener Maraşlı İlk Mektebi Vakfı, Fener Yovakimion Rum Kız Mektebi Vakfı, Kurtuluş Rum Cemaati Vakfı, Kumkapıdışı Surp Harutyun Ermeni Kilise Mektebi Vakfı, Ohannes Gümüşyan Vakfı, Surp Lusaroviç Ermein Kilisesi ve Getronogan Lisesi Vakfı, Karagözyan Yetimhanesi Vakfı, Kalfayan Yetimhanesi Vakfı, Türk-Ermeni Azınlık Okulları Öğretmenleri Yardıkmlaşma Vakfı, Katolik Rahibeleri Manastırı ve Mektebi Vakfı, 2004 yılında bombalı saldırıya uğrayan Neva Şalom Musevi Sinagogu Vakfı gibi vakıflar yer alıyor.

HOLY TRINITY CHURCH OF CHELTENHAM, PA, MARKS 45 YEARS

Archbishop Khajag Barsamian, Primate of the Diocese of the Armenian Church of America (Eastern), visited Holy Trinity Church of Cheltenham, Pa., on Sunday, November 20, as the community commemorated the 45th anniversary of its current house of worship.

Family Of Shadows

"Anneannem" Heranuş'un Çeşmeleri

Çiğdem Mater
Elazığ'a, Habap'a uğrayın, bir tas su da siz için, 100 yıl sonra dile gelen hatıraları, Ermeni büyükannelerin hikayelerini dinleyin, Fethiye Çetin ve çeşmelerin tamirinde çalışan herkes gibi, iyileştiğinizi hissedeceksiniz.

TANER AKÇAM DEĞERLENDİRİYOR "Genelkurmay Arşivlerine Başbakanın da Gücü Yetmez"

Ekin Karaca / Bianet
Dersim katliamı ve geçmişin tüm karanlık sayfalarının açığa çıkması için önerilen "arşivler açılsın" önerisini değerlendiren Prof. Dr. Taner Akçam, Dışişleri ve Genelkurmay arşivlerinin hala kapalı olduğunu, bunun ise 21. yüzyıl için ayıp olduğunu söyledi.

Urfa'da Ermeni köyü turizme açılıyor

Şanlıurfa’nın Dağeteği köyünde yer alan Germüş köyü ve kilisesi bakanlar kurulu kararı ile turizm merkezi ilan edildi. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın teklifi, Bakanlar Kurulunun Kararı ile Şanlıurfa Merkez ilçeye bağlı Dağeteği Köyündeki Germuş Kilisesi çevresi Turizm Merkezi olarak ilan edildi. Alınan karar 23 Ekim 2011 tarih/28093 sayılı resmi gazetede yayımlandı.

Dersim'deki katliamı az buldular ve...

Murat Aydın/ CNNTurk
Dersim katliamı tartışmaları sürerken, ırkçı yayınlarıyla dikat çeken Türk Solu dergisi yine "katliam" ve "linç" çağrıları yaptı. Kapak haberinde "Dersim" tartışmasına değinen Türk Solu dergisinde Gökçe Fırat, "Dersimliler devletten özür dilesin" yazısıyla adeta kin kustu. Katliamı meşrulaştıran Fırat, Dersim tartışmasını sürdüren Tunceliler için, "hiç üzülmesinler onlar da dedelerinin yanına gidecekler" ifadesini kullandı. Fırat, ayaklanan vatan hainlerinin, tüm soyu sopuyla yok edilmesi gerektiğini savundu. (Sola bak hizaya gel HYETERT)

Fırat: Devletin Kürtler'e özür borcu var

Dengir Mir Mehmet Fırat, Dersim katliamının yanı sıra devletin özür dileyeceği yüzlerce olay olduğunu söyledi. Fırat, "Tarihteki 40 Kürt isyanı"nın yalan olduğunu, askeri harekatların hepsinin tenkil hareketi olduğunu kaydetti ve ekledi: "Bastırma, yok etmek, sürmek anlamında kullanılıyor tenkil."

Rus, Azeri ve Ermeni dini liderlerinden barış için ortak deklarasyon

Rusya Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill, Ermeni Kilisesi Başkanı 2. Garegin, Azerbaycan ve Kafkasya Müslümanları Dini İdaresi Başkanı Allahşükür Paşazade, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) Dinler Arası Konsey Toplantısı vesilesiyle Erivan’da görüştü. Görüşmede her üç dini lider Karabağ sorunuyla ilgili ortak deklarasyon imzaladı. Deklarasyonla ilgili basına bilgi veren Rusya Patriği Kirill, “Taraflar Karabağ sorununun barışçıl yolla çözülmesine bağlı olduklarını açıkladı. Bu sorunun uluslararası hukuk bağlamında çözülmesi gerektiğini vurguladık. Burada AGİT Minsk Grubu çabalarına destek verilmesi vurgulandı.” dedi.

Kilise İçin 2 Bin İmza

Bodrum'da Ortodoks Kilisesi Aya Nikola'nın aslına uygun olarak yeniden restore edilerek açılması için toplanan iki bin imza, Bakan Ertuğrul Günay'a iletilmesi için Belediye Başkanı DP'li Mehmet Kocadon'a teslim edildi.

Süryaniler Açısından Din ve vicdan özgürlüğü

Şabo Boyaci
Laiklik ilkesinin sorunlu tanımlanması nedeniyle Türkiye’nin gerçek anlamda bir inanç politikası olmamıştır. Ne yazık ki bu ülkede inanç politikaları siyasilerin ikili ilişkileri ile yürütülmektedir. Oysa Avrupa’yı incelediğimizde her alanda kuralların hakim olduğunu görüyoruz ve bu kurallardan bütün gruplar eşit oranda faydalanıyor. Maalesef ülkemizde sağlıklı kurallar olmadığından eşit haklar bir türlü gündeme gelmiyor ve varolan sorunlar yukarıda belirtildiği gibi siyasi ikili ilişkilerle çözülmeye çalışılıyor… Türkiye cumhuriyetinin kurucu antlaşması olan Lozan’da gayrimüslim halkların hukuki statüsünü düzenleyen 37.nci ile 44. maddelerinden genellikle Türkiye’de bilinen Ermeni, Rum ve Yahudi toplumları faydalanmıştır. Oysa ki kendileri de gayrimüslim olan Süryani halkı nedense bu saydığımız maddelerden faydalandırılmamıştır. Bugün bile bu konuda kafa karışıklığı devam etmektedir. Hukukî statüsünün belirsizliği bir çok haktan mahrum kalmalarına sebep olmuştur.

Mademki Ermenisin...

Orhan Kemal Cengiz
Bu Dersim’le ‘karşılaşma’, ‘ötekini’ yüzleştirme oyununu bir kenara bırakıp bütün tarihimizle sahici bir yüzleşmenin kapısını aralayabilir miyiz dersiniz? Sararmış solmuş fotoğraflara bakacağız, içimiz yanacak, yüzümüz kızaracak, gözümüz yaşlanacak bu ruhsal serüvende... Bazı ‘kahramanlar’ tiksindirici katillere dönüşecek... Hiç tanımadığımız gerçek kahramanlarla karşılaşacağız bu yolculukta... Geçmişi geçmişte bırakmaya, unutmak için hatırlamaya, sahiden kapatmak için yaralarımızı açmaya, canımızın yanmasına hazır mıyız? Büyümek ve gerçek bir kimlik duygusuna sahip olmak için...

Tarihçiler Dersim’in nesini tartışacak?

Cafer Solgun /Star
Yine de CHP’nin Dersim tartışmalarına yeni (!) bir boyut kazandırdığını teslim etmek gerek. O da şu: Dersim 38’i siyasetçiler değil, bırakalım tarihçiler tartışsın... CHP’den yapılan son açıklamalarda mevzuyu tarihçilere havale etmek gerektiğine vurgu yapılır oldu sürekli... Bu cümleyi 1915 Ermeni Tehciri olayı ile ilgili duymaya alışmıştık. Öyle görünüyor ki yakın tarihimizin kanlı sayfalarıyla yüzleşmekten kaçınan çevreler, işlerine gelmeyen her konu gündeme geldiğinde artık bu söylemin arkasına saklanacaklar: Geçmişte kalmış olayları bırakalım tarihçiler tartışsın...

İsrail soykırım iddialarını tanımayacak

İddiaya göre Likud Partisi üyeleri tasarıyı tanımaktan yana, “İsrail Evimiz” partisi üyeleri ise karşı çıkıyor. “İsrail Evimiz” partisinden üyelerin, konunun komitede ele alınmasının bile Azeriler ile ilişkileri olumsuz etkileyebileceğini söyledikleri kaydedildi. Ayalon ise, “Knesset’in soykırımı tanımasının şansı yok. Azerbaycan ile ilişkilerimizi bozmayız. Azerbaycan İslam dünyasındaki stratejik ortağımız. 100 yıl önce olan olaylar için bunu bozamayız” dedi. Bakan Yardımcısı Ayalon, popülist kararlara karşı olduğunu ve uygunsuz davranışları kabul etmeyeceğini söyledi. İsrail’in çok yakın ilişkiler içinde olduğu Azerbaycan’da, İran’ı izlemek için kapsamlı bir istihbarat ağı oluşturduğu ifade ediliyor.

Türk-Ermeni ilişkileri, 24 ciltlik kitap oldu

Değişim Yayınlarının desteği ve Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Türk Tarih Kurumu (TTK) Ermeni Masası Sorumlusu Prof. Dr. Enis Şahin'in editörlüğünde, Türk-Ermeni ilişkilerini tüm yönleriyle ele alan 24 ciltlik ansiklopedi hazırlandı. Prof. Şahin, "Bu eserin ne Türkiye'de ne dünyada bir örneği yok" diye konuştu.

Yakın tarihin arınma ve yok etme politikaları

Murat Güzel
Soykırım ve katliam araştırmaları alanında dünya çapında bir şöhrete sahip Fransız tarihçi ve siyaset bilimci Sémelin, kitabında yakın tarihteki arındırma ve yok etme politikalarını ele alıyor… Katledenleri niye katlettikleri anlamamız beklenir handiyse. Sormak gereklidir, anlamak gereklidir; katlettiler ama niye katlettiler? Aslında söylem tam böyle kurgulanmaz. Tecavüz eylemine bulaşan sanığı anlamamızı isteyenlerin, “bakalım mağdure neler yaptı da kışkırttı sanığı?” diyenlerin anlama çabasına yön veren saiklerdir belki de geçerli olan: Tecavüz eyleminde suçlanan mağdur gibidir katliama tabi olanların konumu da. Onlar da kuyruk sallamasalardı, dekolte giymeselerdi vb. Aslında bu söylemlerin ortak noktası ortadaki suçun varlığını inkar etmekten çok, o affedilemez suçu varlığıyla birlikte kabul edip affettirme güdüsü, sanıkları suçlarıyla birlikte aklama girişimidir. 

Dedemin İnsanları

Kürt meselesi günümüzde fazlaca tartışılır hale gelmişken Çağan Irmak, bir başka azınlık grubun Rumların arasından bir hikayeye uzanmış. Anadolu’da bir kasabanın saygı duyulan Rum ‘dede’sinin gözünden yürüyen dramatik damar, politik açıdan doğru, ihtiyacımız olan ve alegorik bir görüntü sunmuş. “Dedemin İnsanları” da ilginç bir şekilde yönetmenin ‘Yeşilçam melodramı’ algısını reddeden bir tarihi-dram olmak için yola çıkmış. Biraz daha zamansal çerçeveyi genişletse “1900”ün Türk versiyonuna dönüşebilecek eserin, daha çok Türkiye’de azınlık olma meselesinin üzerinden ‘boşluklarla yürüyen hayatlar’a bakışıyla bütününü kalkındırdığı söylenebilir. Bunu da teknik ekibin katkısıyla ‘anlatı’ eksiklerini kapatan Çağan Irmak’ın yönetmenlik yetisiyle yapmış. “Dedemin İnsanları”nın bu ruhuna samimi oyunculuklar da eklenince, sinemamızda konuyla ilgili üretilmiş kalıcı yapıtlardan biriyle yüzleşiyoruz.

Dersim özrünün Türk-Amerikan ilişkilerine faydaları

Ali H. Aslan
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Dersimli Kürt Alevi vatandaşlara 1930'larda yapılan katliam ve sürgünlerden dolayı devlet adına özür dilemesi, Türkiye'nin Batı ve ABD'deki imajına, özellikle Amerikan Kongresi'ndeki hareket kabiliyetine olumlu etkilerde bulunacaktır. Osmanlı kökenli gayrimüslim grupların bazı temsilcileri Amerika'da her vesileyle Türkiye'yi ve Türkleri kötülemeye çalışıyor. Diasporadaki bu yargısız infaz faaliyetlerinin merkezinde ise tarihi hesaplar ve önyargılar yer alıyor. Başta Ermeni tehciri olmak üzere coğrafyamızda yaşanan elim hadiseler bire bin de katılarak sürekli nazara veriliyor. Türkiye'nin tarihi hatalarını hep inkâr ettiği, o nedenle Batı ailesi içinde yer alabilecek düzeyde bir demokrasi olmadığı iddia ediliyor. Başbakan Erdoğan'ın devlet adına yaptığı Dersim özeleştirisi, böyle iddiaları zayıflatacak, Avrupa ve ABD'deki Türkiye dostlarının eline değerli bir argüman verecektir.

Dersim’in kayıp kızlarına ne oldu?

Dersim harekatı sırasında kaybolan kız çocukları için belirlenen amaç da  kızların Türk kültürü içinde büyütülmesi ! Yani bu ülkedeki her insan Türk olmalı! Bunca yıldır bu topraklarda yaşanan kaosu, kördüğümü çözemeyişimizin yegane nedenlerinden biri de budur işte. Binlerce insan öldürülmüş, binlercesi kayıp, diller susturulmuş, dinler baskı altına alınmış, ne için? Herkesi Türkleştirmek için!  Dersim’in kızları da “yoksul, eğitimsiz Kürt kızlarının okutulması, eğitilerek medenileştirilmesi”  (!) için yurdundan, toprağından sökülerek alınıyor, medeni Türk Subayları’nın yanına kel beslemeler olarak veriliyor, ayaklarının ölçüleri de alınarak!.. 9 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilen Soykırım Sözleşmesi suç teşkil eden eylemler de şöyle sıralanmış; a) Grup üyelerini öldürmek, b) Grup üyelerine ciddi bedensel ve zihinsel zarar vermek, c) Grubu, fiziksel varlığını kısmen veya tamamen yok olmasına yol açacak hayat şartlarına tabi tutmak, d) Grup içinde doğumları önlemek amacıyla önlemler almak, e) Grubun çocuklarını bir başka gruba zorla nakletmek. Sözleşmenin 3. maddesine göre, soykırım suçuna teşebbüs etmek bile cezalandırmayı gerektirir.

Bir özür modasıdır gidiyor, ya diğer özürler?

Moda başladı ya, duygu sömürüsüne, öne atılıp tribünlere oynamaya bayılırız, özür dileyen dileyene.. Elbette araştırılıp ortaya çıkarılmalı ama hiç kimse bir başkasını kafadan suçlamamalı.. Tekrarlayalım, zira kafadan suçlarsanız birileri de sizi “Ermeni İddiası” için kafadan suçlar, nitekim “2009 Kasım’ında Avrupa Parlamentosu’nda ‘Dersim Soykırımı’ toplantısı düzenlendiğini, bunun Ermeni Soykırımı’ndan ve Yahudi Soykırımı’ndan farkı olmadığının söylendiğini” dün Yılmaz Özdil yazmıştı. Tarihe bakmadan “isyan yoktu” der çıkarsınız, onlar da tarihe bakmadan “Türkiye durup dururken tek taraflı soykırım yaptı” der çıkarlar. “İsyan yoktu, talep vardı” derseniz birileri de “Terör yok, talep var” diyebilir. Bugüne kadar devletin suçlu olduğuna dair bir mahkeme kararı yokken tazminat ve toprak talebini de alırlar. 

Tarihten bir yaprak meselesi

Mıgırdiç Margosyan / mmargosyan@hotmail.com
Bin sekiz yüz seksenli yılların başlarında, Van ve çevresinde hüküm süren “kıtlık” yüzünden yöre halklarının, yani o yıllarda, mesela 1871 Erzurum Salnamesi’ne göre yaklaşık üçte ikisi Ermenilerden oluşan nüfusun yanı sıra, keza geriye kalan kısmını teşkil eden Müslümanların da neredeyse hemen hepsi açlık, çaresizlik, sefalet içinde aynı “kader”i ister istemez paylaşırken, feryat figan haykırıyorlardı: “Ekmek… Ekmek… Açlıktan öldük… Yardım edin…” …Bir gün bir grup Kürt, “Baba”nın huzuruna çıkıp, kıtlıktan kurtulmak için Hıristiyan olmak istediklerini beyan ediyorlar; onların bu yaklaşımı karşısında bir an için suskun kalıp hüzünlenen Hırimyan Hayrig, şöyle cevaplıyor: “Bundan böyle Kürtlerin de, bizim ‘Kıtlıkla Mücadele Komisyonunun ekmek ve para yardımlarından faydalanmaları için gerekenleri yapacağım, bu konuda müsterih olun. Hıristiyan olma konusundaki teklifinizi kesinlikle kabul etmiyorum; çünkü şu anda kıtlık nedeniyle böyle davranıyorsunuz, kalbinizin sesiyle değil."

AKP, Cumhuriyet'i devralıyor

Etyen Mahçupyan
Henüz 2005 yılında Ermeni Konferansı'nı 'arkadan hançerleme' olarak nitelendirmiş olan Meclis Başkanı Cemil Çiçek ise aynı gün şöyle diyordu: "Özellikle 1915 olaylarıyla ilgili biz tarihimizle yüzleşmeye hazırız... Tartışmalı dönemleri tarihçilerin ortaya koyduğu çalışmalarla değerlendirmeye hazırız. Tarihimizle yüzleşmeye, eksiklerimiz yanlışlarımız varsa onlardan yola çıkarak gelecek inşasına mecburuz." Bu beyanların ima ettiği zihinsel dönüşümü görmemek mümkün değil. Kritik nokta AKP ve dindarlar için geçmişle yüzleşmenin aslında gelecekle yüzleşmek anlamına geldiğidir. Ama geleceği inşa etmek Cumhuriyet öncesini yeniden zihinlerde kurmayı gerektiriyor. Bu noktada AKP'ye gelebilecek en önemli eleştiri, Osmanlı'yı modernleşmeden ayırarak sahiplenmesi olurdu. İşte bu nedenle geçen haftaki 'Abdülmecit ve Dönemi' sempozyumu devrimsel nitelikte.

Türkiye kayıp tarihini arıyor ya da ‘miş gibi’ler ülkesi

Taner Akçam- Taraf - İstanbul
Yiğidi öldürüp hakkını vermek gerek. Başbakan Erdoğan, üzerinde daha çok konuşacağımız tarihi bir adım attı. Bir ülke Başbakanının, konuya ilişkin ciddi bir muhalefetin olmadığı, hatta muhalefet partilerinin kendi konuşanlarını susturmak istediği bir ortamda, tarihle yüzleşmeye önderlik etmesi çok önemlidir. Tuhaf bir ülke Türkiye. Demokrasilerde kural normal olarak bunun tam tersi biçimde işler. Muhalefet bastırır, hükümet ayak direr ve sonuçta, baskılara dayanamayan Hükümet bazı gerçekleri kabul etmek zorunda kalır. Bizde bunun tam tersi oluyor. Hükümet başı çekiyor, muhalefet ya ayak diriyor, ya da mecburen arkadan gelmek zorunda kalıyor. Bu ise, Başbakanın yaptığına başka bir önem ve anlam kazandırıyor.

Avustralya Hükümetine "Soykırım" Baskısı Artıyor

Avustralya Federal Meclisi'nde bir grup milletvekili, "Ermeni, Rum ve Süryani soykırımı" iddialarını gündeme getirerek hükümeti ve parlamentoyu "soykırımları" resmen tanımaya çağırdı Avustralya'da "Ermeni, Rum ve Süryani soykırımlarının" resmen tanınması amacıyla hükümete baskılar artırılıyor.

Özür literatüründe Almanya ve Japonya örneği

Ayşe Hür                                                                                            
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 1937- 1938’de Dersim’de devletin yaptığı korkunç katliam için özür dilemesi, Cumhuriyet tarihinde bir ilkti. Ancak birçok kişi gibi ben de, bu özrün CHP’yi köşeye sıkıştırmak için değil de samimi bir tarihle yüzleşme çabası olduğuna inanmak için sadece Dersim defterinin değil, 1915 Ermeni Tehciri’nden başlayarak Cumhuriyet tarihinin tüm karanlık sayfalarının açılmasını bekliyorum. Bu bağlamda, Dersim konusunda halk deyişiyle ‘yavuz hırsızlık’ yapan CHP’nin sırf AKP’yi köşeye sıkıştırmak için söylemiş bile olsa “Özür dilemek yetmez!” sözünü önemli görüyorum. Çünkü özür dilemenin de bir usulü var.