Etiketler

ՇՆՈՐՀԱՒՈՐ ՆՈՐ ՏԱՐԻ / HAPPY NEW YEAR / MUTLU YILLAR

Hyetert ve Hyelist yahoo grup adın yeni Yılınızı kutluyor, sağlıklı, mutlu, başarılı yıllar diliyoruz.HYETERT

ՇՆՈՐՀԱՒՈՐ ՆՈՐ ՏԱՐԻ / HAPPY NEW YEAR / MUTLU YILLAR

'Türkiye üzerinden istismar siyasetine müsaade etmeyiz'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yılın son Ulusa Sesleniş konuşmasında Ermeni iddialarına ilişkin yasa tasarısı çıkaran Fransa’yı eleştirdi. Hiç kimsenin, seçim kazanma uğruna, popülizm amaçlı olarak Türkiye üzerinden istismar siyasetine girişmesini kabul etmeyeceklerini kaydeden Erdoğan, Fransa’nın Ruanda ve Cezayir’de yaptıklarını deşifre edeceklerini belirtti.

35 sivil için tazminat yolda

Güneydoğu sınırındaki bombardımanda yaşamını yitiren 35 kişi için tazminat ödenmesi seçeneğinin de gündeme geleceği öğrenildi.Sınırda 35 kişinin bombardımanda hayatını kaybetmesiyle ilgili başlatılan soruşturma devam ediyor.Genelkurmay Başkanlığı ve hükumetten başsağlığı mesajları gelirken, ölenlerin yakınlarına tazminat ödenebileceği belirtiliyor.

Fransa'ya isyan, lüks ve romantizme yenik düştü

Fransa Ulusal Meclisi'nden geçen soykırım inkarını suç sayan yasaya tepkiler "sözde" kaldı. Türkiye'den Paris uçakları boş koltuksuz kalkarken, lüks semtler ve alışveriş merkezlerindeki Fransız markalarının önünde ise Noel kuyrukları oluştu

Türk-Ermeni sorunu Gülen Kolejinde masaya yatırıldı

"Geleceğin başarılı idarecileri geçmişte yaşanan acıları bugüne taşıyanlar değil; Türk ve Ermenileri tekrar barıştıranlar olacaktır." Hatay’ın İskenderun ilçesinde faaliyet gösteren Gülen Koleji tarihi belgeler ışığında Türk –Ermeni sorunu hakkında öğrencileri bilgilendiriyor.

ՇՆՈՐՀԱՒՈՐ ՆՈՐ ՏԱՐԻ / MUTLU YILLAR

Happy New Year
by Divan of the Diocese
 Where do we search the New Year? Do we look into a specific timeframe? We need to make the search for it in our own spiritual being. The New Year is visible when we are renewed inwardly and spiritually. Thus the New Year is conditioned with the transformation of our inner self, when we are able to create the New Self, the New Year, the New Person within us, the New History.

Azınlıklar Bize Emanet

Recep Öğütçü
Osmanlının son döneminde Ermeni, Rum ve Yahudi azınlıklara güven verebilse idik, ticaretten kazandıkları paraları Türkiye’de tutabilseydik, sanayi yatırımlarını teşvik edebilseydik, onların göçünü durdurabilseydik, bugün daha gelişmiş, daha renkli bir ülke olurduk. Kültürlere, inançlara müdahale etmek, azınlıkları ve diğer etnik unsurları dışlamak ve yabancı muamelesi yapmak yanlıştı, bugün bu yanlışımızı daha iyi anlıyoruz. Bu vatan herkesi doyuracak kadar geniş. Yeter ki birbirimizi anlayalım ve farklılıklarımızı kabullenelim.Sanırım aramızda bir milyon civarında gayrimüslim vatandaşımız var. Nasıl Avrupa’daki işçilerimiz onlara emanet ise, içimizdeki gayrimüslimler de bize emanet.

Bourse: 'Soykırım tartışması Türkiye'de yıllarca engellendi, şimdi Fransa da engelliyor'

Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde de bir dönem dersler veren “kültürlerarası iletişim” uzmanı Nantes Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Michel Bourse, “Fransızların çoğu bir Ermeni sorunu olduğunun bilincinde değil,” dedi. “Melezliğe Övgü” adlı kitabı Türkiye’de de Ayrıntı Yayınları tarafından basılan Bourse, yasanın Ermeni sorunun tartışılmasını engellediğini kaydederek, bu çabanın yıllar boyu Türkiye’de de engellenmiş olduğunu belirtti.

Yalnız bir kadının gizli imzası

Ertuğrul Özkök /eozkok@bolgeselhaber.com
Kurtuluş’ta oturuyordu. Yalnız yaşıyordu. Hiç evlenmemişti. Çalıştığı yer Galatasaray’daydı… Adı Maryam Şahinyan...1911 yılında Sivas’ta doğmuş. Bir Ermeni’yseniz ve Anadolu’da yaşıyorsanız; dünyaya gelmek için en şanssız yıllar. Babası farklı bir Ermeni. 1915’teki o büyük insanlık trajedisi başladığında, çoğu Ermeni başka ülkelere kaçarken, o İstanbul’a geliyor.Kader, babasını İstanbul’da, benim babama benzer biriyle karşılaştırıyor. Balkan Savaşı’nın büyük insanlık trajedisinden kaçan bir göçmen Türk’ten, kaçarken getirdiği körüklü ahşap fotoğraf makinesini satın alıyor.  Sonra Galatasaray’da bir fotoğraf stüdyosu açıyor.O ölünce, yerini kızı Maryam alıyor.

Ermeni yasasının zararı rakamlarla ölçülemez

TÜRK-FRANSIZ Ticaret Derneği, Fransız Ulusal Meclisi’nde kabul edilen sözde Ermeni soykırımını cezalandıran yasa tasarısı sonrası bozulan ilişkileri düzeltmek için kolları sıvadı. Dernek Başkanı Zeynep Necipoğlu ve ve Başkan Yardımcısı Yves-Marie Laouenan bu konuda kararlı şekilde çalışma yürütüleceğini söylerken, Laouenan tasarı sonrası iki ülke dostluğunun zarar göreceğini, bunun da rakamlarla ölçülmesinin söz konusu olamayacağını söyledi.

Soykırım tasarısına karşı imza kampanyası

Soykırım inkarını cezalandıran tasarının Fransız Meclisi'nden geçmesi Türkiye ile Fransa arasındaki ipleri epey gerdi. Fransız mallarına boykot tartışmaları ise en çok Türkiye'deki Fransız şirketlerini endişelendiriyor. Türk-Fransız Ticaret Derneği, tasarının yasalaşmaması için ellerinden geleni yapacaklarını açıkladı, herkese sağduyu çağrısı yaptı.

Ermeniler Abhazya’da sayıca üçüncü etnik unsur

Ermeniler Abhazya’da; Abhaz ve Gürcülerden sonra üçüncü etnik unsuru oluşturmakta… Şubat 2011’de gerçekleştirilen Nüfus Sayımına göre; ülkede Abhazlar 122.069 kişi, Gürcüler 43.166, Ermeniler 41.864, Ruslar 22.077, Megrelle 3201 kişi, Yunanlılar 1380 kişi. Abhazya’nın toplam nüfusu 240.705 kişi.

İHD Türklerden Tehdit Alan Fransız Kadın Milletvekiline Dayanışma Mektubu Gönderdi

Sayın Valérie Boyer,
Son günlerde, Fransız Parlamentosu’na sunduğunuz, Ermeni soykırımının inkarının cezalandırılmasını öngören yasa tasarısı nedeniyle, ırkçı-milliyetçi Türkler tarafından web sitenize yapılan saldırıyı ve şahsınıza ağır tehdit ve hakaretler yağdırıldığını çok büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. İnsan Hakları Derneği,  İstanbul Şubesi Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon olarak size yapılan bu ırkçı, cinsiyetçi şiddet gösterisini ve nefret suçunu tüm dünya kamuoyu önünde protesto ediyor ve kınıyoruz.Bizler milliyetçilik ve ırkçılığın cinsiyetçilikle nasıl iç içe geçtiğini, nasıl birbirini doğurduğuna tanıklık eden bir coğrafyanın insan hakları savunucularıyız; bu yüzden size karşı işlenen bu suçu yakından tanıyor, size yapılanı kendimize yapılmış gibi kabul ediyor ve insan hakları ihlallerinin en ağırlarından biri olarak görüyoruz.  Soykırım gibi insanlık suçlarının inkarının bu suçlara ortaklık anlamına geldiğine inanan kişiler olarak, sunduğunuz yasa tasarısı nedeniyle maruz kaldığınız bu şiddet karşısında, tüm isyan duygularımızla yanınızda olduğumuzu, öfkenizi derinden paylaştığımızı bilmenizi isteriz.Saygılarımızla, ( Mektubun Fransızca ve İngilizcesi aşağıdadır. HYETERT)

Vortvots Vorodman Kilisesi Kültür Merkezi Açıldı

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Türk-Ermeni ilişkisini sadece 1915 olaylarının tek taraflı ve suçlayıcı yorumuna dayandırmanın bin yıllık dostluğa, tarihe, kader birliği yapmış bu iki millete ihanet olduğunu belirterek, ``Fransa gibi üçüncü ülkelerin, küçük hesaplar ve siyasi çıkar sağlamak amacıyla bu sürece müdahil olması yanlıştır`` dedi. Yazıcı, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projeleri kapsamında restorasyonu yapılan Ermeni Vortvots Vorodman Kilisesi Patrik Mesrob II Kültür Merkezinin açılışını yaptı.

Gülen Cemaati, ‘Tehcir’ edilen Ermenilere ev ve mülk iadesi mi istiyor?

Habertürk’te pazartesi günü Balçiçek İlter’in “Söz Sende” programına katılan Fethullah Gülen cemaati sözcüsü Cemal Uşşak çok ilginç bir konuşma yaptı. Gülen Cemaati’ne bağlı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı 2. Başkanı Cemal Uşşak, Ermeni soykırımının tartışıldığı programda, “Tehcir” kararına gönderme yaparak, tehcir edilen Ermenilere gittikleri yerde (Suriye) evleri gibi ev, arsa ve mülk vaadi yapıldığını öne sürdü. Uşşak, Osmanlı borçlarını ödeyen ve şimdi azınlık vakıf mallarını iade eden Türkiye’nin tehcir edilen Ermeniler konusunda da, zamanında uygulanmayan bu “ev, mal, mülk” iadesinin yapılabileceğini belirtti. Erdoğan’ın “Soykırım” konusundaki “sert milli politikası”ndan çok farklı ve ılımlı bir tutum alan Gülen Cemaati “Ermenilere mal iadesi ve tazminatı mı gündeme getiriyor” sorusunu ortaya çıkardı.

Sosyal medya yıkılıyor

Keşan Müftüsü Süleyman Yeniçeri'nin, "Noel Baba baca ve pencereden giriyor. Ama doğru dürüst birisi olsa kapıdan girerdi" sözleri sosyal paylaşım sitesi Twitter'da "günün geyiği" oldu. Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Yeniçeri hakkında inceleme başlatması da esprilere konu oldu: - mezutt: Birkaç yıl önce Beyazıt'ta şişme Noel Baba'yı bıçaklayan gençlerle Keşan müftüsü arasında bir bağ olabilir mi acaba?

MGK'dan 'Fransa'ya direniş' kararı çıktı

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) bildirisinde, Fransa Parlamentosunda kabul edilen yasa teklifinin toplantıda tüm boyutlarıyla ele alındığı belirtilerek, “Tarihin parlamentoların alacakları yanlı kararlarla yeniden yazılmasının yanlışlığı bu kanun tasarısıyla daha vahim bir şekilde görülebilmiştir. Fransa'da, aklı selimin hakim olması ve bu hatalı adımdan geri dönülmesi yönündeki beklentimiz sürmekle birlikte, tasarının kanunlaşması durumunda bu haksız tasarrufa her şekilde karşı çıkılması kararlaştırılmıştır” denildi.

Kilisede dövüşen papazları polis ayırdı

Hz. İsa'nın doğduğu yer olduğuna inanılan Beytüllahim'deki kilisede Rum ve Ermeni papazlar birbirine girdi. Hıristiyanlar için en kutsal mekanlardan biri olan Beytüllahim'daki Milad Kilisesi'nde Noel temizliği yapan farklı mezheplerden papazlar kavgaya tutuşunca, polis duruma müdahale etmek zorunda kaldı.

İstemesek de şeffafız!

Etyen Mahçupyan / e.mahcupyan@zaman.com.tr 
Türkiye'nin niçin 'soykırım' kelimesinden bu denli rahatsız olduğunu anlamak hiç de zor değil. Böyle bir tarihsel yükle hesaplaşmak, o olayın yaşandığı dönemi belirleyen ideolojik çerçeve ile mesafe almayı, onu mahkûm etmeyi gerektiriyor. Almanya'da Nazi dönemi bir bütün olarak mahkûm edilmemiş olsaydı, Yahudilere yapılanların da böylesine açık yüreklilikle kabulü mümkün olmazdı. Ancak Türkiye henüz İttihatçılıkla bağını koparmış değil. Dolayısıyla tarihe serinkanlı bakmak psikolojik dirençle karşılaşıyor ve 'Türk' kimliğini taşıyanların doğal refleksi yaşananları anlamak değil, yaşananların 'soykırım' olmadığını kanıtlamak için delil toplamak şeklinde oluyor.Bu açıdan bakıldığında 'Türk' kimliği üzerinden tarihe bakanlarla, Ermeni diasporasının siyasallaşmış kanadı arasında neredeyse bire bir paralellik var. Her ikisinin de derdi milliyetçi bir tarihsel anlatının siyasal arenada egemen olması. Her ikisi de yaşanmışlığı bu biçimlendirilmiş tarihsel anlatıların içine sokmaya çalışıyor ve bu uğurda gerçekliğin bir bölümünü görmemeyi tercih edebiliyorlar. 

Fransa bedelini çok ağır öder!

Kürşad Kahramanoğlu /  kursadkahramanoglu@birgun.net /
Türkiye’den bu tasarıya yükselen şu argümanlar tabii ki doğru: “Bu tasarının bugünlerde Fransız Parlamentosu’na getirilmesinin, Türkiye’deki Ermeni sorununu çözmekle bir alakası yok. Yaklaşan Başkanlık seçimlerinde, Fransa’daki Ermeni Diyasporası ve sempatizanlarının oylarını alabilmek için Sarkozy ve taraftarlarının bir seçim yatırımıdır. Diyasporanın bunu Türkiye’yi sıkıştırmak olarak görüp, böyle kanunları her gördüğü yerde desteklemesi Türkiye’deki Ermenileri zor durumda bıraktığı gibi; Türkiye Ermenistan arasındaki zaman zaman erime eğilimleri gösteren buzları daha da sağlamlaştırıp, kalıcı hale getiriyor.” Hrant’ın kardeşi Orhan Dink bu konuda “Yaşananların Türkiye’deki Ermenilerle çok ilgili olduğunu düşünmüyorum... Bizim acılarımızı siyasete malzeme etmeyin...” diyor ve Ermeni Diyasporasına şöyle sesleniyor: Bu yasaya “siz karşı çıkın”.

Emrinde olacaklar

Engin Ardıç
İmparatorluğu kuran Fatih, yeni yeni oluşmakta ve güçlenmekte olan "Türk aristokrat sınıfını" yok etti. Özellikle devşirmelere dayanan bir kapıkulu, yani "süper bürokrat sınıfı" yarattı.Aristokrasi gelişebilseydi bir de Türk ve Müslüman burjuva sınıfı doğacaktı. Toplumun bu tabakası gayrimüslimlere bırakıldı. Türk ve Müslüman burjuva ancak yirminci yüzyılda ortaya çıkabilmiş (gayrımüslim burjuvayı öldürerek, sürerek ya da korkutup kaçırarak), ancak yirmi birinci yüzyılda palazlanmaya başlamıştır. Eh, bizim "çürümüş aristokrasimiz" sayılan bürokrat zümresi de artık ona hizmet edecektir!

100 yıldır kapalı olan Ermeni kilisesi açılıyor

Türkiye, Fransa parlamentosunun ‘Ermeni soykırımı’nı inkârı suç sayan yasayı kabul ettiği bir dönemde, dikkat çeken bir adam attı. Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, restorasyonu tamamlanan ve 1. Dünya Savaşı’ndan beri kapalı olan Ermeni Vortvots Vorodman Kilisesi’ni bugün törenle açacak.İbadethane özelliği korunarak kültür merkezine dönüştürülen kilisenin yeniden hayat bulması, rahatsızlığı dolayısıyla fiili olarak patriklik görevini yerine getiremeyen II.Mesrob Mutafyan’ın hayaliydi.

Ermeni Soykırımının inkarını cezalandıran yasa tasarısını hazırlayan milletvekili koruma altına alındı

Ermeni Soykırımının inkarını cezalandıran yasa tasarısını hazırlayan milletvekili Valerie Boyer koruma altına alındı. Konuya ilişkin açıklama Fransa İçişleri bakanı Claude Gueant’tan geldi. Gueant, Boyer ve ailesinin özel koruma altında olduğunu belirtti.İçişleri bakanı Le Figaro’da yer alan haberde ″Biz tehlikenin büyük olduğu kanaatinde değiliz ancak, herhangi birinin dengesiz işlemlerine yönelik teminatımız yok″ dedi.

Joost Lagendijk: 'Öfkeli olmak strateji değildir'

Ankara'dan patlama halinde gelen tepkiler uygun eleştiri ölçülerinin çok ötesine geçti… Size üç örnek vermek isterim. Başbakan Tayyip Erdoğan, Fransa'yı kendi silahıyla vurmak çabasıyla, Fransız devletini Kuzey Afrika'daki sömürge yönetiminin son on yıllarında Cezayirlileri soykırımdan geçirmekle suçladı… Fakat bir tek danışmanı da çıkıp Başbakan'a bu suçlamayı ortaya koymanın tam da Fransız meclisinin yaptığını (yani bir başka ülkenin tarihini iç siyasetteki amaçları için araçsallaştırmak) tekrarlamak olduğunu niye söylemedi?... Bir ikinci örnek Türk hükümetine mensup bakanların, başta da Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun makul olmaktan uzak tepkileriydi. Davutoğlu, Sarkozy'nin soykırımı inkar yasasına verdiği desteği Türkiye'nin Kuzey Afrika'daki başarılarından duyduğu kıskançlıkla açıklamaya çalışırken, akademik profesyonelliğini ve mantıklı düşünmeyi bir kenara bırakmış oldu… Son örnek normalde sağduyulu ve dürüst analizler ortaya koymasıyla bilinen Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'dı. Babacan, Fransız meclisinin kararını Avrupa'nın ekonomik gerilemesinin derinleşmesine bağladı… Fakat Avrupa'nın ortak para biriminin mantıklı olduğu konusunda kuşkucu finans piyasalarıyla Avrupa vatandaşlarını aynı anda ikna etmeye çalışmak gibi karmaşık bir sürecin, Fransız ulusal meclisinde oynanan küçük yerel siyasi oyunlara nasıl bağlanabildiğini anlayamıyorum. Böyle bir kıyaslamanın en ufak bir mantığının olmadığı açık.

Ermenistan Dünya Şampiyonasında 6. Oldu

Türkiye’nin Mardin kentinde devam eden Dünya Kadınlar Satranç Takım Şampiyonası son turda Ermenistan, Rusya takımıyla 2-2 berabere kaldı. Ermenistan toplamda kazandığı 9 puanla şampiyonayı  6.’lıkla kapattı. Dünya Şampiyonluğunu Çin kazanırken onu, Rusya ve Gürcistan izledi. Türkiye 9. Oldu.

Şişli’den Haberler

Şişli A erkek basketbol takımı deplasmanlı bölgesel liginde geçen hafta karşılaştığı Çorlu Belediyesi takımını deplasmanda 78-69 yenerek ilk 3 sırada ligi bitirmeyi garantiledi… Şişli A bayan voleybol takımı ilk devrenin son maçında deplasmanda Çerkezköy takımına 3-0 mağlup oldu.

Kilise Hrant’ın yetimhanesini resmen istedi / Church officially demands H. Dink’s orphanage

Azınlık vakıflarına ait taşınmazların geri iadesiyle ilgili kararname kapsamında yapılan başvurular devam ediyor. Bu kapsamda Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi, öldürülen gazeteci Hrant Dink’in büyüdüğü Tuzla Yetimhanesi’nin kendilerine iade edilmesi için resmi başvuruyu yaptı. Başvuru 6 Aralık’ta Vakıflar İstanbul Bölge Müdürlüğü’ne yapıldı. Bölge müdürlüğü gerekli incelemeleri yaptıktan sonra iade talebini Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bildirecek.

İnsanlığa karşı işlenmiş bir suç da mı yok?

Ahmet İnsel / Radikal
Ermeni tehciri sırasında yapılanları bugün 1919'da bırakıldığı yerden değerlendirmeye devam edemez miyiz? Bizim tarihimizde böyle bir soykırım yok. Bunu kabullenmemiz mümkün değil.” Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı, Fransız parlamentosunda onaylanan yasa tasarısı sonrasında bu kesin hükmü yeniden dile getirdi. Bir yandan, “Açalım bütün arşivleri, bırakalım tarihçiler karar versin” derken diğer yandan “Böyle bir şey kesin olarak yoktur” diyor bu resmi tavır. 1915’te soykırım kavramı yoktu. Buna karşılık, ‘insanlığa ve uygarlığa karşı suç’ ifadesi  dünyada ilk kez 1915’te kullanıldı. 24 Mayıs 1915’te, Osmanlı İmparatorluğu ile savaş halinde olan Fransa, İngiltere ve Rusya, bir ortak deklarasyon yayımladılar: “Takriben bir aydan beri Ermenistan’ın Türk ve Kürt halkı, Osmanlı idaresi memurlarıyla birlikte ve çoğu zaman bunların yardımıyla Ermenileri yok etmektedir. Bu tür katliamlar nisan ayının ortalarına doğru Erzurum, Tercan, Eğin, Bitlis, Muş, Sason ve Zeytun’da ve bütün Kilikya’da yapıldı. Van civarında yüze yakın köy ahalisinin hepsi öldürüldü. Van içinde Ermeni mahallesi Kürtler tarafından ablukaya alındı. Aynı zamanda Osmanlı hükümeti İstanbul’da zararsız Ermeni ahaliye kötü davrandı. Türkiye’nin insanlık ve medeniyete karşı işlediği bu yeni suçlardan dolayı gerek Osmanlı hükümetinin bütün üyelerini ve bu tür katliamlara katılmış bütün memurlarını şahsen sorumlu tutacaklarını İtilaf hükümetleri Babıâli’ye açıkça bildirirler”. Buna karşı, İttihat ve Terakki hükümeti önce 27 Mayıs’ta Sevk ve İskân Kanunu’nu çıkardı. Ardından 4 Haziran’da deklarasyonu yanıtladı. Yanıtta, ‘önlemlerin hiçbir şekilde Ermenilere karşı olmadığı’, Ermenilerin ‘kamu düzeni ve huzurunu bozacak hiçbir şey yapmadıkları’ ve ‘bu Ermenilerin hiçbir genel önleme maruz kalmadıkları’ iddia ediliyordu! Yani “Ermeniler bizi sırtımızdan bıçakladılar” demiyordu 4 Haziran’da İttihat ve Terakki hükümeti. Ama 30 Mayıs’ta Meclis-i Vükela mazbatasıyla ve 10 Haziran’da talimatnameyle terk edilen mallarla yakından ilgilenmeye başlamıştı.

Gunaysu: A ‘Bolsetsi’ in Los Angeles

Posted by Ayse Gunaysu 
I was in Los Angeles from Nov. 23-27, a place I never imagined I would go! Long journeys to unknown lands have always frightened me. But this time I was invited by the ANCA-Western Region to participate in their three-day conference at the Sheraton Universal.Gunaysu: “There must be reparations. At least, the ones who work for the recognition in Turkey have to demand, put pressure on the policy makers, for official steps to compensate for the immense loss. I know that it is irreparable, it is unforgivable, it is incurable, but still Turkey will always bear the responsibility, the obligation, to assure the grandchildren of genocide victims that it is ready to heal the wounds in any way it can.”

1915’te Ne mi Oldu? Yandı, Bitti, Her şey Kül Oldu!

Ümir Kurt / Bianet
Madem Osmanlı'nın güneydoğu ve doğu bölgelerinde Ermenilerin varlığı savaş durumundan kaynaklanan güvensizlik unsuruydu ve kontrol edilmesi gerekiyordu, neden "Ermeni tehciri" sadece Ermeni ve Türk/Kürt çetelerin birbirleriyle çatışma halinde olduğu bu bölgelerindeki muhtelif illerle sınırlı kalmamış, çatışmaların yoğun olarak yaşanmadığı ve hiç olmadığı İç/Orta Anadolu gibi bölgelerlerde de (Trakya + Tekirdağ dâhil) uygulanmıştır. Yerinden edilen Ermeni halkına ait mal varlıklarının hem ekonomik hem toplumsal hacmi hakkında fikir edinebilmek için gerekli arşivlere erişebiliyor muyuz? Neden, 2005 yılında, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, kendi arşivinde bulunan Osmanlı dönemine ait tapu kayıtları belgelerini TARBİS adlı proje kapsamında Türkçeleştirmek, bilgisayar ortamına aktarmak ve Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'ne devretmek istediğinde, MGK Seferberlik ve Savaş Hazırlıkları Planlama Daire Başkanlığı Tuğgeneral Tayyar Elmas imzalı 26 Ağustos 2005 tarihli bir yazıyla "Osmanlı dönemine ait söz konusu defterlerin içerdiği bilgilerin etnik ve siyasi istismara malzeme olabileceği.." belirtilerek engel olundu? Peki, İttihat ve Terakki yöneticileri, biri yazılı, diğeri sözlü olmak üzere birbirine paralel iki emir sistemine dayalı bir çifte mekanizma kullanmadı mı? Sakıncalı buldukları emir ve şifrelerin okunduktan sonra imha edilmesini sağlamadılar mı? Bir emir ikinci bir kanalla gönderilen emirle geçersiz kılınmadı mı?

Kemerli Kilise Patrikhane’nin

Ömer Bilik
Zeytinbağı’nın önemli tarihi yapılarından biri olan Kemerli Kilise (Resimli Kilise) İstanbul Fener Rum Patrikhanesi’nin Bursa Metropolitliği’ne atadığı Elpidophoros Lambriniadis tarafından satın alındı. Fener Rum Patrikhanesi’nin kiliseyi onarıp ibadete açacağı öğrenildi.

'İsrail'de soykırımı tanımak ışık yılı kadar uzak'

"Ermeni Soykırımı"nın İsrail parlamentosunda görüşülmesi İsrail basınında... Haaretz, "Ermeni soykırımını tanımak Ermenilerin hak ettiği tanımadan ışık yılı kadar uzak" diye yazdı. Haaretz, İsrail’in Kudüs ile Ankara’nın ilişkileri iyi olduğu zaman Ermenilere desteklerini gösterecek birçok fırsatı olduğunu belirterek, “Ancak İsrail ahlaki sessizliği seçti. İsrail için dişe diş karşılık vermenin bir parçası olarak ve Türkiye’yi kışkırtmak anlamında siyasi olarak uygun olan bu ortamda Ermeni soykırımını tanımak Ermenilerin hak ettiği tanımadan ışık yılı kadar uzak” diye yazdı.

Aram Ateşyan'dan Fransa'ya tepki

Felat Bozarslan /DHA
Ateşyan,"Sorunlarımızı kendi ülkemizde çözme taraftarıyız. Sorunlarımız varsa devletimizle çözme taraftarıyız. Tartışmayı bu masada, yuvarlak masada tartışma taraftarıyım. İkinci eller, düşünceler bu olaya girmemeli. Bu Ermenistan ve Türkiye ilişkilerini daha soğutur ve dondurur. Ayrıca bir yere varamayız. Tabi başka ülkelerin bu işe karışmasının belli amaçları vardır. Ben bu konuda bir yorum yapmak istemiyorum" dedi

Fransız Parlamentosu’nu Bırakalım, İnkara Karşı Sesimizi Yükseltelim / Let’s Raise Our Voice Againist Denial Not The French Parliament

Fransa Parlamentosu’nda 22 Aralık 2011 Perşembe günü görüşülecek olan soykırımın inkârını yasaklayan yasa tasarısına karşı Türkiye, en geniş kesimleriyle birleşmiş durumda. Devletin bildik inkâr ve tehdit politikalarına, iş kuruluşlarından tüketici derneklerine kadar sivil toplumdan gelen desteğin yani sıra, Türkiye’nin aydın kamuoyunda da yasa tasarısına karşı güçlü bir görüş birliği oluşmuş görünüyor. Yasaya karşı argümanların ortak noktası düşünce ve ifade özgürlüğü. Ermeni soykırımı da dâhil olmak üzere Fransa’nın resmen tanıdığı soykırımların inkârının yasaklanmasının düşünce ve ifade özgürlüğünün ihlali anlamına geleceği öne sürülüyor. İHD İstanbul Şubesi Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon olarak bizler, soykırım gibi bir insanlık suçunun inkârının hiçbir şekilde düşünce ve ifade özgürlüğünün gerçekleşmesi ve düşünceyi ifade hakkının kullanılması olarak kabul edilemeyeceğini savunuyor ve bunda ısrar ediyoruz. (İstek üzerine İHD bildirisinin Türkçe ve İngilizce'sini tekrar yayımlıyoruz. HYETERT) 

Sarkozy'nin partisi bölündü!

Fransız Meclisi'nin kabul ettiği, Ermeni iddialarını inkar edenlere hapis cezası öngören yasa tasarısı iktidarı böldü. Sarkozy'nin partisinin vekilleri tasarıyı eleştirdi.

'Devletçe' öfkelendiğimiz meseleye ilişkin notlar

Kürşat Bumin
2004'te avukat Medeni Ayhan, bir konuşmasında Türkiye'de Ermenilere yönelik soykırım yapıldığını öne sürer. Bu sözler üzerine dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ suç duyurusunda bulunur. (TSK kendisini "milletin ayrılmaz bir parçası" olarak gördüğünden olacak bu iş Genelkurmay Başkanı'na düşer!) Açılan davadan karar çıkması -tabii ki- epeyce zaman alır. Davaya bakan Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi, "özgürlükçü bir yorum"da bulunur ve Ayhan'ın açıklamalarının ifade özgürlüğü kapsamında olduğuna hükmeder. Verilen kararı savcı temyiz eder. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın görüşü de 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nden çıkan karar yönündedir. Bu durumda dosya gelir Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin önüne. Hikayenin asıl bundan sonrası önemli... Çünkü avukat Medeni Ayhan, davanın "zaman aşımına" girme "tehlikesi" arzetmesi nedeniyle Yargıtay'a başvurarak "davanın ivedi olarak görüşülmesi"ni ister. Ayhan'ın amacı açıktır: Türkiye'de "Ermeniler'e soykırım yapıldı" demenin suç olup olmadığı konusunda bir içtihat oluşturulmasının peşindedir. Sonuç tahmin ettiğiniz gibi. Yargıtay 8. Ceza Dairesi davayı öne almayarak, davanın zamanaşımına girdiğine karar verir.

Şimdi de Ermeniler bizi tehcir ediyor...

Mehmet Ali Birand /mabirand@e-kolay.net
100 yıldır hiç bıkmadan usanmadan ve başarılı şekilde, bir karınca çalışkanlığı ile iddialarını dünya' ya kabul ettirdiler. Yaşadıklarını, acılarını anlatırlarken, bizler ne olup bittiğini kendi kendimize dahi tartışmadık. Kafamızı kuma soktuk ve bugünlere geldik. İddiaları inandırıcı şekilde yanıtlayamadık. Davayı kaybettik.Hiç farkında değiliz, ancak Ermeniler bizi sürgün ediyorlar. Bu defa onlar bize Tehcir Yürüyüşü yaptırıyorlar. Uluslararası kamuoyu önünde bizi sıraya dizmişler, yürütüyorlar. Bizim 100 yıl önce yaptığımızı, bu defa farklı bir şekilde bize uyguluyorlar. Hangi ülke parlamentosunun önünden geçsek, başımız önümüzde "Soykırım Suçlusu" damgası yiyoruz… Geldiğimiz noktada da, artık kitap yazıp, belgesel çekip bu gidişi engelleyebilmemiz de imkânsızdır. Bundan sonra,  ya, Uluslararası kamuoyunu şaşırtacak ve Ermeni iddiaları konusunda tereddüde sevk edecek kadar cesur adımlar atılmalı veya Soykırım Damgasını yemeği göze alıp bunun önlemleri şimdiden planlanmalıdır.

Bülent Arınç, MHP lideri Devlet Bahçeli'ye yüklendi

Arınç, “Son bütçe konuşmasında MHP sözcüsünün bir cümlesini eleştirdim. Sayın Şandır demişti ki ‘Ak Parti Kürt kimliğini kabul ettiği için gafletten öte bir iş yapmıştır’ Bunu kabul etmek mümkün değil. Kalktım cevabını verdim. Dün de Sayın Bahçeli konuşmamı eleştirmiş. Benim sözlerim ne kadar gerçekse, Sayın Bahçeli’nin sözleri, ne kadar ağır olmasına rağmen gerçektir."Kendini Kürt kimliği ile ifade etmek isteyen her vatandaşa saygı duyduklarını ifade eden Arınç, Onun kimliğine, insan olduğu için saygı gösteriyoruz. Ama anlaşılıyor ki MHP, ‘ben Kürt’üm’ diyen ve Kürt kimliğini ifade etmek isteyenlere ‘Hayır sen Kürt olamazsın. Sen eskiden dağlarda yürürken karlarda kart kurt diye ses çıkardın. Senin ismin oradan kalma’ demek istiyor. Yada MHP, ‘sen dağ Türkü’sün. Sen kendini bilmezsin’ veya ‘Kürt’üm ama arkasından ben Türk’üm diye ilave et’ demek istiyor. Aramızdaki fark bu." ifadelerini kullandı.

Hrant Dink davası 10 Ocak 2012'ye ertelendi

Selahattin Günday
Mahkeme heyeti ara kararlarını açıklamak üzere duruşmaya ara verdi. Dava 10 Ocak'a ertelendi.

‘Ermeni Meselesi’ndeki Yanlışlarımız

Mustafa Akyol
Bu konuyu tartışan Türklerde sık görülen bir yanlış, söze “atalarımıza soykırımcı dedirtmeyiz” diye girmek. Bu tamamen hissi bir tepki ve elbette hiç bir şeye yaramıyor. Muhataplarınız, “aaa, öyle mi, tabii çok haklısınız” demiyor. Aksine, “vah, vah, mantıklı bir tartışma yürütmekten aciz, olgunlaşamamış insanlar bunlar” diye düşünüyor. Tartışmayı Osmanlının gayrimüslimlere gösterdiği hoşgörüye dair örneklerle kapatmaya çalışmak da yanlış. Çünkü zaten Ermeni tehciri, altı asırlık “Osmanlı çoğulculuğu”nun değil, tam da bu çoğulculuğun karşılıklı yükselen milliyetçiliklerce yıkılmasının bir sonucu. Aynı sebeple, “bu olay Osmanlı’nın sorumluluğudur; cumhuriyeti ilgilendirmez” diyenler de yanılıyor. Aksine, 1915’i yaratan “Osmanlı-sonrası milliyetçilik”, tam da bizim cumhuriyetin kurucu ideolojisi. Nitekim tehcirin altında yatan “Türkiye’yi gayrimüslimsizleştirme” hedefi, cumhuriyet döneminde de nüfus mübadelesi, Varlık Vergisi ya da 6-7 Eylül olayları ile devam etti. (Ergenekoncu taifeye kalsa, daha da devam edecekti.)… Benim kanaatimce, burada muhafazakarlara düşen, Ermenileri tehcir eden paradigmayı değil, ondan önceki altı asır boyunca Ermenilerle bir arada yaşamış olan paradigmayı benimseyip savunmaktır. Dahası, Dersim katliamı ile yüzleştiğimiz bir dönemde, “devlet hata yapmaz” zihniyetini asıl sahiplerine (mesela Onur Öymen’e) bırakarak, Ermeni katliamları karşısında merhamet temelli bir yeni bir dil geliştirmektir.

Türk Kızılayı'nın Ermeni cemaatine geleneksel yardımı sürüyor

Türk Kızılayı tarafından Ermeni cemaatine yönelik geleneksel yardımlar devam ediyor. Türk Kızılayı, İstanbul Ermeni Patrikhanesi'ne 500 koli gıda ile 500 kişilik giyim eşyası yardımında bulunacak.

MEDYA ETİĞİ

Faruk Bildirci/ Hürriyet
Bu mesajlar, farklı amaçla atılmış olsa da bir başlığın (Azgın Azınlık. H) olayla hiç ilgisi olmayan insanlar tarafından nasıl anlaşılabileceğinin, onlarda nasıl endişe yaratabileceğinin bir kanıtı olsa gerek. Tabii bu algının doğmasında geçmişte yaşananların etkisi büyük… “Medya Etiği Platformu”  . “Fransa haberlerinde nefret söyleminden kaçınmanın beş kolay yolu” başlıklı yazıda, “daha sorumlu bir dil için medyaya beş basit etik öneri”de bulunuluyor:“1- Etnik köken, eleştiri gerekçesi yapılmamalı, 2- Bir halkı toptan suçlayıcı ifadeler kullanılmamalı, 3- Etnik köken, bir siyasetin kaynağı gibi gösterilmemeli, 4- Gruplar ve ülkeler hedef haline getirilmemeli, 5- Unutulmaması gereken soru: Zarar nasıl asgariye indirilebilir?”

Fransa’daki oylama ve azınlıklar

Faruk Bildirici / Hürriyet
Hürriyet, Fransa Ulusal Meclisi’nde kabulü ile ilgili habere “Azgın azınlık” başlığı atmıştı… Kuşkusuz burada kastedilen, teklifin, 577 üyeli parlamentoda 50 kadar parlamenterin katılımıyla kabul edilmesiydi. Zaten haberin iç sayfadaki başlığı da “50 azgınlı düşünce soykırımı” biçimindeydi. Fakat 23 Aralık’taki bu manşet, Türkiye’deki azınlıklara mensup insanları rahatsız etti. Bu insanların hissettiklerini anlayabilmek için yazdıklarını okumakta yarar var: Dr. Arpi Tırpancı: Gazeteniz nelere yol açabileceğini bilerek mi nefret suçu işliyor? Geçmişteki hatalarını da hatırlayarak gazetenizin daha dikkatli olmasını istemek acaba yine azgınlık olarak değerlendirilir mi? Selin Özkan: Kim bu azgın azınlık? İstanbul’da bir avuç kalmış, Anadolu’da neredeyse yok olan bir milletin mensupları mı, kim? Hepinizi Allah’ın takdirine bırakıyorum adaletin bu dünyada olduğuna inanan bir Ermeni ve Hıristiyan olarak.Ayşe Günaysu: Azınlık denilen insanlara karşı tarihi utanç verici olaylarla dolu bu ülkede Hürriyet ne yaptığının farkında mı? Başka Hrant Dink faciaları mı yaşayalım? Hürriyet’in özür dilemesini talep ediyorum.

Türkiye’nin AB üyesi olması için ‘Ermeni Soykırımı’ yeni AB kriteri olma yolunda mı?

Avrupa Komisyonu’ndan üst düzey bir bürokrat ABHaber’e gelişmeleri değerlendirdi… eğer Fransa’da soykırım tasarısı yasallaşırsa Soykırımın Kriter olmasının gündeme getirilme olasılığı ortaya çıkabilir. O zaman çok farklı bir tartışma içinde kendimizi bulabiliriz. AB'de kimse bugünden yarına kesin bir şey söyleyemez diye konuştu.

İsrail, "Ermeni soykırımı" iddialarını görüşecek

İsrail'de daha önce Ermeni soykırımı iddialarının tanınması girişimleri, Türkiye'yi kızdırmamak için engellenmişti. İsrail Parlamentosu'nun (Knesset) Eğitim Komitesi, 1915 olaylarının "Ermeni soykırımı" olarak anılması için bir yasa tasarısını görüşecek. Tasarı, yılın bir gününün "Ermeni soykırımı günü" olarak anılmasını öngörüyor.

Çok sorulan üç soruya cevap

Ahmet Hakan
SORU: Ermenilere yönelik bir katliam yapıldığının artık Türkiye’de kabul edildiğini söylemişsiniz. Bunu nereden çıkardınız?
CEVAP: Şuradan çıkardım: Devletin resmi kurumu olan Türk Tarih Kurumu’nun Ermeni Masası’nın başındaki isim Prof. Dr. Kemal Çiçek, “Ermeni soykırımı yoktur. Ancak Ermenilere yönelik bir katliam olmuştur” diyor.

Hadi tutuklatın beni

Ahmet Hakan
Melih Gökçek’in “Fransa Büyükelçiliği’nin önüne Cezayir Anıtı dikeceğim” şeklindeki açıklaması, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar Türk’ün bulunduğu her yerde büyük bir heyecan fırtınası estirdi. Gözler yaşardı, tüyler ürperdi, yürekler titredi.“Mücahit Melih” sloganları yeri göğü inletti. Bir “kahraman” muamelesi gören Melih, o gün bugündür tebrikleri kabul etmekle meşgul.

Armenian memorial

By JPOST EDITORIAL
Erdogan's unmistakable aggressive stance towards the French parliamentary initiative contains a message for Israel too. Knesset members of radically different political orientations will seek this week to sway the Knesset Education Committee to promote Israeli recognition of the Armenian Genocide. Knesset speaker Reuven Rivlin (Likud), MK Arye Eldad (National Union) and MK Zehava Galon (Meretz) will argue for a special annual Armenian memorial day in Israel.

Papa, Suriye ve Filistin için dua etti

Papa 16. Benediktus, Noel günü dolayısıyla yaptığı geleneksel konuşması "Urbi et Orbi"de Suriye'de şiddetin bitmesi, İsrail ile Filistin arasında barışın sağlanması için dua etti.

Fener Rum Patrikhanesi’nde Noel ayini

Hristiyanlık inanışına göre, 24 Aralık'ı 25 Aralık'a bağlayan gecenin Hz. İsa’nın doğum günü kabul edilmesi dolayısıyla Fener Rum Patrikhanesi'nde ayin düzenlendi. Patrik Bartholomeos'un yönettiği ayine Türkiye’den ve Yurt dışından gelen çok sayıda Hristiyan katıldı.

Papaz olarak gitti aktör olarak döndü

Şermin Terzi /Hürriyet
Kevork Malikyan’ın 68 yıl önce Diyarbakır’dan başlayan hikâyesi, 10 yaşında Diyarbakır’dan İstanbul’a, 20 yaşında İstanbul’dan Londra’ya ve nihayet 68 yaşında Londra’dan yine İstanbul’a uzanmasıyla devam etti. Bu hayatın içinde papazlıktan aktörlüğe her şey var.