Etiketler

Düşünce özgürlüğü insanlığa karşı işlenen suçları kapsamaz

Ragıp Zarakolu
Türkiye'de, Fransa'da çıkan yasaya ilişkin tartışmalardaki ön yargı ve cehalet insanı şaşırtıyor. Daha metnini okuyup üzerinde düşünmemiş olanlar ahkâm kesip Türkiye'yi küçük düşürüyor… Soykırım ve nefret suçları, insanlığa karşı işlenen suçların övülmesi ve propagandası, bu nedenle insan hakları savunucuları tarafından ‘düşünce ve ifade özgürlüğü olarak kabul edilmezler’. Soykırım ve nefret suçlarına karşı olmak, aynı zamanda bir insan hakları savunucusu olmanın kriteridir. Nitekim kurucularından biri olmaktan onur duyduğum İnsan Hakları Derneği (İHD) 1985’te, 100 küsur yıllık tarihi olan Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu’na üyelik görüşmeleri yapılırken, kurumumuzun 1915 gerçekliğini kabul ettiği, genel başkan yardımcısı olarak bizzat benim tarafımdan beyan edilmiştir… Ben eğer yaşasaydı Ayşe Nur’un, Taner Akçam gibi, Hrant ve Etyen Mahçupyan ile imzaladığımız üçlü deklarasyona katılmayacağını biliyorum. Bilinç altından belki de bu çabanın Hrant’ın yaşamasına olanak sağlayacağını düşünmüştüm. Heyhat, ne yanılgı! (Sayın Zarakolu, her şey iyi de, bazı kişiler cahil dediğiniz için size hakaret davası açabilir. Bu da dert üstüne dert olur. HYETERT)

"GALATA SURP KRİKOR LUSAVORİÇ KİLİSESİ

Şişli Belediye Başkanı Sayın Mustafa Sarıgül tarafından restore edilen Galata Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi bu pazar günü yapılacak dini ayinden sonra törenle açılacaktır.Törene Almanya Belediyeler birliği ve Münih Belediye başkanı da katılacaktır. Bu mutlu günümüzde tüm dostlarımızı Kilisemize bekliyoruz." Yönetim Kurulu.

İnkâr yasasında son perde

“Ermeni soykırımını" inkârın cezalandırılmasıyla ilgili tartışmalara siyasilerden sonra Fransız sanatçı ve aydınlar da katıldı. Yahudi kökenli çok sayıda Fransız aydın Ermeni diasporasına destek veriyor.Ermeni kökenli Fransız sanatçı Charles Aznavour, Libya krizinde Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’ye danışmanlık yapan filozof Bernard-Henri Lévy ve “Nazi avcısı” unvanlı avukat Serge Klarsfeld’in öncülüğünde bir grup aydın, 22 Aralık 2011 tarihinde Fransız Ulusal Meclisi’nde kabul edilen yasa teklifinin Fransız Senatosu tarafından da onaylanması için kampanya başlattı.

Sen balık değilsin ki / Çıplak Ayaklar Kumpanyası

12 Ocak 2012 - 19:00 / Saint Joseph Lisesi - Açık Akşam-  Kadıköy
28 Ocak 2012 - 20:30 / Kumbaracı 50 - Tünel - www.kumabarcı50.com

Soykırım inkarına yasak Ermenileri sıkıntıya sokar

Muammer Elveren
Fransız Senatosu Kanunlar Komisyonu Başkan Yardımcısı görevi de bulunan Senatör Benbassa, şunları söyledi: “Ben Sorbonne Üniversitesi’nde tarih profesörüyüm, Osmanlı ve Fransa Yahudileri üzerine kitaplarım var, halen ‘Ayrımcılığa Karşı Ortak Tavır’ adlı sivil toplum örgütünün yöneticisiyim. Soykırım inkarını yasaklamak sadece tarihçi ve araştırmacıların işini zorlaştırmaktan ve Türkiye’deki Ermenileri sıkıntıya sokmaktan başka bir işe yaramaz. (Sayın Senatörün görevi hakkaniyetten yana olmaktır. Kimin sıkıntıya gireceği ayrı bir sorundur. HYETERT)

İran’ın Ermenistan Sevdası

Son zamanlarda İran ve Ermenistan arasında resmi ziyaretlerin sıkça yapıldığı bilinmektedir. İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejat’ın 23 Aralık 2011’de Ermenistan’ı ziyaret etmesi 2011 yılının son ziyareti olmuştur. Ziyaret zamanı Ahmedinejat Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkısyan, Başbakan Tigran Sarkisyan ve Parlamento Başkanı Samvel Nikoyan ile görüşmüştür. Görüşmelerde iki ülke arasında ekonomik, siyasi, güvenlik ve ticari meseleler ele alınmış, Aras Nehri üzerinde hidroelektrik santralinin, demiryolu hattının inşa edilmesi, taraflar arasında üçüncü elektrik hattın çekilmesi, tarım, turizm, kuyumculuk alanında ve ilaç sanayisinde işbirliğinin geliştirilmesi ve başka konular müzakere edilmiştir. Ahmedinejat iki ülke arasındaki ilişkileri değerlendirirken, ‘Ermenistan bağımsızlığını ilan ettikten sonra bizim işbirliğimiz her geçen gün bir az daha genişlemektedir. Biz aynı kültürün taşıyıcılarıyız; halklarımız arasında adalet, hümanizm ve dostluk yüksek değerlendirilmektedir. Bu gün ilişkilerimizi engelleyecek hiç bir şey yoktur.’ diyerek İran İslam Cumhuriyeti’nin gerçek yüzünü bir daha göstermiştir. İslam Cumhuriyeti ve Hıristiyan Ermenistan nasıl olurda aynı kültürün taşıyıcıları olur? Yoksa Ahmedinejat İslam dinini bir kenara bırakarak Farslar arasında Türklerle ilgili meşhur olan bir ‘Biz sizinle din, Ermenilerle kan kardeşiyiz’ ifadesini mi ima etmiştir? Ahmedinejat Farsların ve Ermenilerin ari ırk mensupları oldukları iddiasını mı destekliyor?

NOEL VE TEOFANİA Kutlu Olsun!

Bugün Ermeni Kilisesi takvimine göre Noel. Aynı zamandan Ortodokslarda Hz. İsa'nın doğuş ve vaftiz edilişinin yıldönümü olarak kabul edilen Teofania bayramı. 6 Ocak Ermeniler ve Rumlar için önemli bir gün. Bugün Ermeni Kilisesi takvimine göre Noel. Aynı zamandan Ortodokslarda Hz. İsa'nın doğuş ve vaftiz edilişinin yıldönümü olarak kabul edilen Teofania bayramı. Շնորհաւոր Սուրբ Ծնունդ

Շնորհավոր Նոր Տարի և Սուրբ Ծնունդ / Merry Christmas and Happy New Year

Mutlu yıllar Mutlu Noeller
Frohe Weihnachten und ein glückliches Neues Jahr
Radostné Vianoce a Šťastný Nový rok
Joyeux Noël et Bonne Année
Buon Natale e Felice Anno Nuovo
Καλά Χριστούγεννα και Ευτυχισμένο το Νέο Ετος
С Рождеством Христовым и С наступающим Новым Годом
Feliz Navidad y próspero año nuevo!


http://www.youtube.com/watch?v=umzIjVE9LBs&feature=share

BDP Ermenilerin bayramını kutladı

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) yayınladığı bir mesajla Ermenilerin bayramını kutladı. Bayramların tüm dünyada, barış ve kardeşliğin, dayanışma ve yardımlaşmanın, ön plana çıktığı özel zamanlar olduğuna dikkat çekilen mesajda, "Bu kutsal günleri anlamlı kılan kin ve düşmanlığın unutulması, tüm insanlığın kardeşçe ve eşit bir şekilde yaşamasıdır. Ermeni halkının Surp Dzınunt ve Ortadoksların Ta Fota bayramını bu dileklerle kutlar, barış, özgürlük ve demokrasiye vesile olmasını umut ederiz." denildi. 

ABD’de aşırı milliyetçi Ermenilerin oranı %20’yi geçmiyor

Ermeni İş Geliştirme Konseyi (TABDC) Eş Başkanı Kaan Soyak, Fransa'daki Ermeni diasporasının ikiye ayrılmış durumda olduğunu belirterek ''Ermeni diasporasının aşırı milliyetçi olan kesimi bu tasarının Senato'da onaylanması için zorluyor. Kafalarında başka bir şey yok, Türkiye-Ermenistan ilişkileri iyi olmuş, kötü olmuş, bunları düşünmüyorlar, tamamıyla bu tasarının Senato'da kabul edilmesinin istiyorlar, tek düşünceleri bu'' dedi… ''ABD'de toplamda Ermeni diasporasına bakıldığında aşırı milliyetçi olarak Türkiye ile hiçbir dostluk istemeyenlerin oranı yüzde 20'leri geçmiyor. Diğer geri kalan yüzde 80'inin de birçoğu aktif değil zaten, aktif olanlar da Türkiye ile Ermenistan arasında bir yakınlaşma bekliyorlar ve birincil öncelikleri Türkiye'nin ve Ermenistan'ın protokolleri yürürlüğe sokması ve bu konuda adım atılması. (Sayın Soyak, bu oranları bulmak için Fransa ve ABD’de nasıl bir araştırma yaptırmış acaba. Çok merak ettik. HYETERT)

"Tasarıya Karşı Haçlı Seferine Çıkacağım

Mecliste merkez partiler grubu UCR ile birlikte hareket eden Senatör Nathalie Goulet bir basın açıklamasıyla UMP vekili Valerie Boyer’nin gündeme sunduğu yasayı eleştirirken Türk derneklerini itidale çağırdı.Toplumsal hafıza kanunlarına karşı olduğunu vurgulayan Goulet, “Baskı uygulamaya yönelik bütün girişimler savunduğumuz davaya zarar verecektir. Demokrasilerde tartışmalar görüşlerle kazanılır. Boyer’nin tasarısına karşı Haçlı seferine çıkacağım” dedi.

Շնորհավոր Նոր Տարի և Սուրբ Ծնունդ / Merry Christmas and Happy New Year


Քրիստոս ծնաւ ու յայտնեցաւ - Ձեզի մեզի մեծ աւետիս 


Mutlu yıllar Mutlu Noeller
Frohe Weihnachten und ein glückliches Neues Jahr
Radostné Vianoce a Šťastný Nový rok
Joyeux Noël et Bonne Année
Buon Natale e Felice Anno Nuovo
Καλά Χριστούγεννα και Ευτυχισμένο το Νέο Ετος
С Рождеством Христовым и С наступающим Новым Годом
Feliz Navidad y próspero año nuevo!


http://www.youtube.com/watch?v=umzIjVE9LBs&feature=share
Etyen Mahçupyan
Bugün en katı Türkiye düşmanları aslında aynı zamanda Türkiye ile 'derdi' olan, gözlerinin ucunu bu coğrafyadan ayıramayanlar...  Türkiye'dekiler ise doksan yıldır bedel ödemeye devam etmelerine, bir türlü vatandaş olamamalarına karşın, burada olmanın avantajına sahipler. Türk kimliğini tekliğe ve olumsuzluğa hapsetme ihtiyacı duymadan da aynı geçmişe bakabiliyor ve tarihin rejimle olan bağlantısını görüyorlar. Türkiyeli Ermeniler soykırımın kabulü ile inkârı arasında çok geniş bir yelpaze olduğunun ve insanların özgür seçiminin söz konusu seçimi değerli kılacağının farkındalar. Soykırımın inkârının suç olması durumunda tercihin ortadan kalkacağını, bunun da soykırımın kabulünü anlamsızlaştıracağını söylüyorlar. Aslına bakarsanız diasporanın en sert isimleri bile, konu genel tartışma çerçevesine oturtulduğunda muhtemelen farklı bir görüşü savunmayacaktır. Ama onların duygusal ihtiyacı çok daha fazla... Uzatılacak bir ele çok uzun zamandır hasretler... ( Sayın Mahçupyan herkesin belli bir zihniyette olanlar gibi düşündüğünü varsayıyor. Bu ciddi bir yanlış. HYETERT)

Günahlar örtüldükçe çoğalır

Nabi YAĞCI /Taraf Gazetesi
Günahları olmayan hiçbir ulus-devlet yoktur. Ak kâğıt üstüne kalem- cetvelle masa başında çekilen sınırlar tarih boyu hep kanlı çizgiler olmuştur. Masa üstünde duran okkanın içinde mürekkep değil hep insan kanı vardır. Çünkü çekilen sınırlar aileleri, kavimleri, toplulukları, dinleri bölmüş, kanlı savaşlara neden olmuştur. Sınırlar çekildikten sonra da bu sınırları korumak, devleti korumak için yine içte-dışta kan dökülmüştür.Günahları olmayan hiçbir ulus-devlet yoktur ama... Ama bizdeki Kemalist devlet çok özel incelemeyi gerektirecek ölçüde sui generis yani kendine özgüdür.

Yanlış soykırım yaklaşımı İsrail'i de vurur

Celil Sağır
Ermeni 'soykırımı' meselesinin meclise taşınmasının zamanlamasını "siyasî" olarak nitelendiren Utah Üniversitesi'nden Tal Buenos, İsrail'in soykırım meselesine siyasi saiklerle yaklaşıp onay vermesi halinde ileride Türkiye'nin maruz kaldığı durumla karşılaşabileceği uyarısında bulundu. Buenos, Zaman'a verdiği mülakatta, "Zaten hali hazırda İsrail'in Filistinlilere karşı soykırım uyguladığına dair bazı iddialar var. Bu tür suçlamalar İsrail'in uluslararası ilişkilerini etkilemiş durumda. İsrail, ileride uluslararası sistemde Amerika'dan aynı seviyede destek göremeyecek bir hale gelirse bu durum kendisine daha pahalıya mal olabilir." ifadelerini kullandı.

Շնորհավոր Նոր Տարի և Սուրբ Ծնունդ / Merry Christmas and Happy New Year

MEB, azınlık okulları için harekete geçti

 Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, 15 gün önce azınlık okullarının yöneticileri ile bir araya gelerek, sorunları dinlediğini belirtti. Dinçer, "Görüşmeden sonra, o gün karşı karşıya kalının idari problemlerin analizi ve çözümü ile ilgili hazırlık yapmaları konusunda talimat verdim." dedi.

Ermeni öğrenciler TBMM'de

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, Özel Pangaltı Ermeni İlköğretim Okulu Müdürü Karekin Barsamyan ve öğrencileri kabul etti. Bozkır, yaptığı konuşmada, ilköğretim okulunun, 1825'te İstanbul'da kurulan tarihi ve köklü bir okul olduğunu söyledi.''Okul, büyük özverilerle ve ihtimamla çok güzel insanlar yetiştirmiştir'' diyen Bozkır, iftihar edilecek okulu daha önce gezdiğini belirtti.

Alman vekilden Fransa'ya soykırım resti

Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth, ''Politikacılar olarak bizim yapmamız gereken, başkalarının tarihi ve başkalarının tarihinde yaptıklarını yargılamak, soruşturmak değil'' dedi. 

Christmas art exhibition at St. Vartan Armenian Cathedral

Eastern Diocese of the Armenian Church of America
 January 5 And 6, 2012 | New York City, New York’s St. Vartan Armenian Cathedral is pleased to announce that a special art exhibit will be on display in the Diocesan Complex as part of the upcoming observance of Armenian Christmas.

Azınlık: Türk Bağlamında Azınlık Kavramına Çapraz Bakışlar

Kitap Tanıtımı. 9 Ocak 2012 Pazartesi 17:30 Sabancı Üniversitesi Karaköy İletişim Merkezi. 

Özür

Ahmet Turan Alkan / Aksiyon
Ermeni milleti, Osmanlı toplumunun en kadîm parçalarından biriydi; Ermenilerle bugün aramızda hâlâ çok büyük kültür ortaklığı vardır... Cenab-ı Hak ve tarih önünde, Ermeni kardeşlerimize yaşattığımız bu büyük acılardan dolayı çok üzgünüz. Biz de acı çektik ve ağır bedeller ödedik. Keşke hiç yaşanmasaydı, keşke kanlı 1915 yılını, müşterek tarihimizden illetli bir ur gibi oyup çıkarmak mümkün olabilseydi.Özür dileriz. Faciada canını kaybedenlerin ruhundan ve hatıralarından özür dileriz. Yakınlarından özür dileriz. İçlerinde akrabası olsun olmasın, dünyanın neresinde olursa olsun, her Ermeni’ye bu elîm hadiseden ötürü bir özür borçlu olduğumuzu düşünüyoruz. Anadolu’da güçlü ve üretken bir Ermeni nüfusu ile yan yana iç içe geleceğe birlikte yürümek isterdik ama olmadı. Böylesi hepimiz için daha iyi olurdu.Bilinmelidir ki Türkiye, bütün Ermenilerin ana yurdudur; hepsine kapımız ve kalbimiz açık. Onları öz vatanlarında görmek ve sıcak bir hoşgeldiniz demekten zevk ve gurur duyacağız. Müşterek acılarımız azalacak.Evet, açık ve samimi bir dille özür diliyoruz.Zor mudur? Orasını bilemem; ben kendi nâmıma bu bildirinin altını imzalıyorum.

Soykırım üstüne notlar

Herkül Millas / Zaman
9 ) Hukuk açısından, savunma yapmak insan vicdanını rahatlatmıyor. "Soykırım hukuku 1940'larda başlar" savunması da yetersiz. Çünkü ilgili yasayı öneren Raphael Lemkin, ilhamını 1915 Ermeni tehcirinden aldığını açıkça söyler. Avukat tutumu vicdanlara seslenemiyor; dava kazanılsa da yara kapanmıyor…11 ) Bugün bile okul kitaplarında "tehcir, Ermenileri korumak için yapıldı" denmektedir. Alay edercesine... Ama kiminle alay ediliyor? Çocuklarımızla mı, anne babalarıyla mı, Ermenilerle mi, "yabancılarla" mı, kendimizle mi?... 16 ) "Bu konuyu tarihçilere bırakalım" sözü de anlaşılır değildir. Türkiye'deki (ve herhangi bir ülkede) tarihçiler aralarında anlaşabiliyor mu ki! Tarih, fizik gibi bir bilim değildir; kimlikler ve ideolojilerle doğrudan ilişkilidir. Bu konuda anlaşmak için, milliyetçiliği terk etmek gerek. O zaman bile bir uzlaşmaya "milletler" (ve milli kimlik taşıyanlar) karşı çıkar.

Soykırımı İnkar Yasası Senato Yolunda

Fransa Meclisi'nin onayladığı Ermeni soykırımının inkarına cezayı öngören yasa tasarısı şimdi de Senato yolunda. "France Info"(Frans Enfo) Radyosu'na göre tasarı, ay sonuna kadar senatoya sunulacak.

'Soykırım İddialarını Önlemenin Yolu Anayasa Değişikliği'

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr.Necati İyikan, sözde Ermeni soykırımı iddialarının önüne geçebilmek için anayasal değişikliğin zorunluluk olduğunu söyledi. Yrd.Doç.Dr. İyikan, değişikliğin içeriğinin, "Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti'nde gerçekleşen 1915 senesindeki olayları soykırım olarak değerlendirmemektedir" şeklinde olması gerektiğini kaydetti.

'Soykırım yok' diyenler için fon oluşturdu

Fransa'da peçe taktıkları için mahkum olan kadınların aldığı para cezalarını ödeyen Cezayir kökenli Fransız işadamı, "soykırım inkar" yasasından mahkum olabilecek Türkler için de 1 milyon Euro fon oluşturduğunu söyledi.
           

Soykırımı inkâr yasası


Taner Akçam /  takcam@clarku.edu /Taraf  
Bilindiği gibi, Avrupa’nın hemen tamamında “Holocaustu inkar etmek” bir suçtur. Bu konuda iki farklı hukuki yaklaşım vardır. Bir grup ülke sadece Holocaust inkarını suç sayan kanunlara sahiptir. Bir diğer grup ülkede ise, böyle özel bir kanun yoktur. Ama “soykırımı inkar” nefret suçları kapsamında ele alınır ve cezai kovuşturmaya uğrar.Her iki farklı yaklaşımın ortak paydası, “ırkçılık ve nefret söyleminin yasaklanması” meselesidir. 2001 yılından beri, konuya ilişkin yasalarının bir birinden çok farklı olması nedeniyle, yasalar arasında nasıl bir birlik yaratılabilir sorusu Avrupa’nın gündemindedir. Cevabı aranan soruları şöyle özetlemek mümkündür: a) Holocaustu inkar suçu, genel olarak soykırım, insanlık suçu ve savaş suçlarını da kapsayacak biçimde nasıl genişletilebilir? b) Soykırım özelinde, “soykırımı inkar” biçiminde yeni bir suç kategorisi tanımlamak gerekmez mi? c) eğer böyle bir suç kategorisi yaratılacak ise, bu suçun kapsam ve boyutu ne olmalı ve mevcut farklı ceza kanunları arasında birlik nasıl sağlanmalıdır?  2008 yılında Avrupa Birliği konuya ilişkin bir çerçeve kararı aldı. Bu kararla birlikte, soykırımı inkarı suç sayma konusunda AB hukuk sistemi yeni bir zemine doğru kaymaya başladı. Konumuz açısından bu çerçeve karara yakından bakmakta fayda var. Kararın amacı, “ceza hukuku yoluyla, ırkçı ve dışlayıcı söz ve ifadelerin değişik biçimleriyle mücadele etmek” olarak tanımlanır. Birinci maddede, üye ülkelerin aşağıda sayılan kasti eylemleri cezai müeyyide ile sınırlandırmaları istenir: “ırk, renk, din, kök, ulus veya etnik bir gruba ya da onların mensuplarına karşı alenen şiddet veya nefreti tahrik etmek”. Çerçeve kararda, bu eylemlerin “kitap, resim veya benzeri materyallerle açık neşri ve dağıtımının” da suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiği söylenir. Ayrıca, açık olarak “Uluslararası Ceza Mahkemesi Sözleşmesi Statüsü veya 8 Ağustos 1945 Londra Antlaşmasına eklenmiş Uluslararası Askeri Mahkeme Sözleşmesi tarafından tanımlanmış, soykırım, insanlık suçu ve savaş suçlarına aleni göz yummak, inkar etmek veya önemini küçümsemek” suçlarını yasaklanması gereken suçlar kapsamında sayar.  (Lütfen bu çok önemli makaleyi de Baskın Oran'ın "Soykırım: Hukuki Terim mi Cins isim mi?" başlıklı makalesiyle karşılaştırın. HYETERT) 

Charles Aznavour Fransız Senatosuna Ermeni Soykırımının inkarını ceazlandıran yasa tasarısının onaylanması çağrısında bulundu

Fransa Millet Meclisi tarafından Ermeni Soykırımının inkarına cezai müeyyide öngören yasa tasarısının kabulü ve Türkiy’den gelen eleştiriler sonrasında şansonye Charles Aznavour, rejisör Robert Guédiguian, hukukçu Serge Klarsfeld, filozoflar Bernard-Henri Lévy ve Michel Onfray yanısıra Türk yazar Erol Özkoray, siyasileri Senato’da yasa tasarısının onaylamaları yönünde ortak çağrıda bulundular.

FRANSA’YA KINAMA, İSVİÇRE’YE TAKDİR VE TEŞEKKÜR

Tugay Uluçevik
Şu hususu ifade edelim ki, Ermenistan’ın sözde “soykırım” iddialarına arka çıkma bakımından bize göre İsviçre’nin sicili Fransa’nınkinden daha iyi değildir. Hattâ, daha da kötüdür denebilir. Bu yüzden de, Fransa ile yaşanan son durum karşısında, İsviçreli konuğun Türkiye’yi ziyaretinin zamanlamasının ve kendisine 4. Büyükelçiler Konferansı’na hitap etme ayrıcalığının verilmesinin ters olduğunu düşünmekteyiz… En önemlisi, bu ziyaretin, Türkiye’nin en yüksek düzeylerde Fransa’ya verdiği mesajların inandırıcılığını zayıflatmış olması ihtimalidir. Çünkü, İsviçre, fazla uzak olmayan bir geçmişte, Ermenilerin sözde “soykırım” iddialarına arka çıkan söylem ve eylemleri sebebiyle, birden fazla vesileyle, bu gün Fransa’ya karşı dile getirdiklerimize benzer kınama ifadeleriyle (örneğin, 16 Aralık 2003 ve 20 Aralık 2007 tarihli Dışişleri Bakanlığı açıklamaları) Türk Hükûmeti’nden ve kamuoyumuzdan sert tepki görmüştür.  İsviçre, ülkesinde, Ermenistan’ın iddia ettiği “soykırım” ile ilgili olarak “böyle bir soykırım olmamıştır” veya “bu soykırım iddiası yalandır; asılsızdır” şeklinde görüş beyan eden kişi veya kişiler hakkında suç duyurusunda bulunan, haklarında kovuşturma açan, yargılayan ve mahkûmiyet kararı veren ilk Devlet olmuştur. Türk Tarih Kurumu’nun eski Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ve İşçi Partisi Başkanı Dr. Doğu Perinçek, İsviçre’nin, sırasıyla, 2004 ve 2005’deki bu haksız uygulamasının sembolü haline gelmişlerdir.

Büyükelçi Fransa'ya dönüyor

Fransız meclisinin 'Ermeni soykırımı'nı inkara ceza getiren yasa tasarısını kabul etmesinden sonra, Ankara’ya çağırılan Paris Büyükelçisi Tahsin Burcuoğlu Fransa’ya dönüyor. Meclisin söz konusu tasarıyı kabul etmesinden sonra Fransa’ya yönelik yaptırım paketi açıklayan hükümet, tasarının senatoda kabul edilmemesi için son bir hamle yapmaya hazırlanıyor.

Geçmiş hiç geçmiş olmuyor ki!

İlhan Abi, annesinin Ermeni olduğunu acaba neden saklamıştı? Oysa Handan Hanım’dan bilirdim, annesinin İlhan Selçuk için ne kadar özel olduğunu, öldüğü vakit hiç kimselere belli etmeden nasıl yas tuttuğunu... William Saroyan ne güzel demiş: “Geçmiş hiç bir zaman ölmüyor. Hatta geçmiş, geçmiş bile değil.”… Geçmişi yok etmek olanaksız. Geçmişten kaçılmıyor. İnsanlar köklerini de, acılarını da unutmuyor. Biliyorum, geçmiş başa beladır, en iyisi gelin geçmişi gömelim diyenler hiç eksik olmaz. Ben böyle düşünmüyorum. Gömdüğünüzü sanırsınız geçmişi. Hatta bunu bazen ‘devlet gücü’yle yapmaya kalkışırsınız.Geçmişi tahrif edersiniz.Gerçekleri saptırırsınız.Devlet eliyle yalan tarih yazdırırsınız. Kendi insanlarınızı yalanda yaşatmak için olmadık resmi mekanizmalar kurarsınız.Ama nafile çabadır bu. Sonunda gerçek yine suyun yüzüne çıkar.Ve işte 1915, Türkiye için böyle bir gerçektir.
05 Nisan 2011

FRANSA ULUSAL MECLİSİ'NDE "ASALA GÜNÜ"

Sonuç olarak Boyer’in önerisi yasalaşırsa ki, gerçekleşmesi zor, Ermeni aktivistler için tek ve somut sonuç Boyer tasarısının ve Anayasa Konseyince tanınmasının iptalidir. Aslında 2008’den bugüne sorunun Fransız yasası boyutu da var. Bu da anayasallığın önceliği sorunsalı (Question prioritaire de constitutionnalité). Eğer biri tarafından dava edilirseniz dava edildiğiniz yasanın anayasa ile uyumunun kontrolünü isteyebilirsiniz. Hiç şüphesiz ki, anayasaya aykırı böyle bir tasarı reddedilecektir. Türkiye veya Türk gruplar Fransa’yı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine şikâyet edebilir… Wall Street Journal, milliyetçi Ermenilerce desteklenen kararı Amerikan kongresinde 1984’te yasalaşmasını ASALA günü olarak nitelendirmiştir. Aynı nitelendirmeyi bu oylama da hak etmektedir.

Mehmet Ali Birand: 'Türkiye, Paris sokaklarında tartışılıyor'

Mehmet Ali Birand – Milliyet
Ermenilere kızıyoruz. Soykırım iddialarından vaz geçmelerini veya ortak tarih komisyonu kurup, gerçekten soykırım yaşanıp yaşanmadığının araştırılmasını istiyoruz. Onlar da reddediyorlar. Bırakın ortak araştırmayı, ortak belgesel çekimi önerisini dahi kabul etmiyorlar. Bu yaklaşımın nedeni de çok açık ortada:  Soykırımın uluslararası boyutta tanınmasına o kadar az bir zaman kaldı ki, bu gidişi tehlikeye düşürebilecek hiç bir adım atmak istemiyorlar. Aynı durumda biz olsak, farklı mı davranırdık?Hayır, elimizin ucuna gelmiş olan bir fırsatı tehlikeye atmazdık.Onlar, zafere doğru yürüdüklerinden eminler. Hatta, özellikle ABD Kongresi’nden kararı geçirdikten sonrasının dahi hesaplarını yapıyorlar. Biz ne yapıyoruz? Ermenilerle uğraşmak yerine, biz kendimize bakalım...

Soykırım: Hukuk Terimi mi Cins İsim mi?

Baskın Oran 
Aynı ideali taşıyanların aynı konuda ürettiği iki belge bazen birbirinden çok farklı olabilir. Çünkü bu “aynı” insanların temel zihniyetleri çok farklıdır. Son bir yıl içinde iki kere yaşadık. Birincisi Kürtlere, ikincisi Ermenilere ilişkin oldu. İkinci “ikiz bildiri” olayı Ermeni meselesine ilişkindi ve daha yeni yaşadık. “Hrant’ın elinde yetişmiş” diyebileceğimiz, çoğu genç 7 Türkiyeli Ermeni (A. Dink, G. Paylan, H. Bağdat, M. Esayan, S. Çekmen, T. Nalcı, T. Bebek) iki hafta kadar önce “Türkiye İnkâr Hakkının Peşinde” başlıklı bir bildiri yayınladı (www.t24.com.tr/haberdetay/188081.aspx).  Burada mealen şu deniyordu: Fransa’da ifade özgürlüğünü kısıtlayacak bir tasarı geliyor. Ama bu sayede Türkiye, inkârcı zihniyetine ve haksız konumuna kılıf buldu. 2006’da 9 Türkiyelinin Liberation’da yayınlatarak savunduğu şey ve Hrant’ın soykırım sözcüğünü kullanmama tercihi bundan çok farklıydı. Ve şöyle bağlıyordu bildiri: “İnkârdan beslenen bu ifade özgürlüğü söylemi buram buram riya kokuyor. Kokuyu almıyor musunuz?”. Değil kokuyu almak, kokuyu görüyoruz ve tutuyoruz bile. Aynı konuda yayınlanan ikinci bildiri İHD İstanbul Şubesi Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon imzasını taşıyordu (www.ihdistanbul.com). Burada, “Fransız Parlamentosu’nu Bırakalım, İnkâra Karşı Sesimizi Yükseltelim” başlığı altında mealen şu deniyordu: “Yasa tasarısına karşı Türkiye’de güçlü bir cephe oluştu. Soykırımın inkârı, ifade özgürlüğünden yararlanamaz. Yahudi soykırımının inkârı, birçok Avrupa ülkesinde yaptırıma bağlanmıştır. Tasarıya karşı çıkanlar, 2006’da bu tür yasalara karşı çıkmış olan H. Dink’in anısına dayanıyorlar. Dink’in bugün ne düşünüyor olacağı konusunda kimse kehanette bulunamaz”. Fark olursa, bu kadar olur. Hani ne derler, çok farklı iki insandan bahsederken “Bir tek, Allahları birdir” derler ya, Kürt hakları konusundaki iki metin gibi, bu iki metin de öyle. İstanbul İHD’nin metni, ciğeri yanmış diasporanın çok tanıdık öğelerini tekrarlıyor:
(Yazıyı Recep Maraşlı'nın Soykırımı İnkar Ve Fransa'ya Hücum yazısıyla karşılaştırın. HYETERT).

ՇՆՈՐՀԱՒՈՐ ՆՈՐ ՏԱՐԻ / HAPPY NEW YEAR / MUTLU YILLAR


Hyetert ve Hyelist yahoo grup adın yeni Yılınızı kutluyor, sağlıklı, mutlu, başarılı yıllar diliyoruz.HYETERT

Soykırımı inkâr ve Fransa'ya hücûm!..

Recep Maraşlı
Fransız Ulusal Meclisi'nde 22 Aralık 2011 günü kabul edilen ve kısaca “Fransa’nın yasayla tanıdığı soykırım suçlarının kamuoyu önünde övülmesi, savunulması ya da inkârını" yasaklayan yasaya, Türkiye resmi düzeyde öylesine ölçüsüz bir tepki gösteriyor ki… Tabii ki Perinçek ve Kerinçsiz'in gibilerin eksikliği yine de belli oluyor! …  (Recep Bey merak etmeyin eksikliği doldurmaya aday çok.  HYETERT).
Yasal Dayanak. Fransa’da, 1990 yılında çıkarılan ve Gayssot Yasası olarak bilinen bir yasa ile Nazilerin Yahudilere uyguladığı Holocaust’u inkar etmek suç sayılmaktadır. Bu yasanın 9. Maddesi 1945 tarihli Londra Antlaşması ile kurulan Nürnberg Uluslararası Askeri Mahkemesi'nin kuruluş gerekçesine atıf yapmakta. "İnsanlığa karşı işlenmiş" suçların başında soykırımı tanımlayan, bununla beraber sivillere karşı uygulanan cinayet, katliam, köleleştirme, göç ettirme (meşhur "Tehcir" meselesi), işkence vb. gibi insanlık dışı davranışları" yargılayan bu Mahkeme "insanlığa karşı işlenmiş suçların inkârını" da suç sayarak cezalandırmıştı.Bu hukuksal referanslara dayanan Gayssot yasası soykırımın inkar edilmesini, soykırım suçunun bir unsuru olarak değerlendiriyor. Ayrıca “ırkçılıkla mücadele” kapsamında değerlendirilen Gayssot benzeri yasalar yalnız Fransa’da değil Almanya, Avusturya, Belçika, İspanya, İsviçre, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Romanya, Slovakya, Litvanyagibi birçok Avrupa ülkesinde de yürürlüktedir.AB içinde de hiçbir kurum ve hukuksal platformda bu yasaların düşünce özgürlüğüyle, çeliştiği eleştirisi yapılmadı. Aksine bu tip önlemlerin, AB içinde giderek yaygın bir önlem haline gelmesi söz konusu… Sonuç olarak; Parlamentoların, Soykırımı inkar eden yasalar çıkararak, gerçekte soykırım suçuyla ve onun sonuçlarından faydalanan rejimlerle mücadele edebileceği düşünülebilir mi? Bunun çok daha köklü yaptırım ve değişimlere ihtiyaç duyduğu açıktır. Hele düşünce, tartışma ve bilim özgürlüğünü sınırlayacak önlemlerle bu mümkün değildir. Bu anlayışa uygun bir biçimde, en azından, soykırım kurbanlarının ırkçı sataşma ve saldırganlıklar karşısında cılız da olsa bir yasal sığınağa sahip olmaları, manevi bir desteğe sahip olmaları ise az şey değildir.