Etiketler

Galata Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi Ve Getronagan Lisesi’nin Madağ Günü Ve Yemeği

15 Ocak Pazar Günü Kumkapı Meryem Ana Kilisesi Ve Bezciyan Amira Salonunda. Patrik Genel Vekili Başepiskopos Aram Ateşyan riyasetinde icra olunacaktır. Dini Ayine ve Sevgi Yemeğine katılmanız bizi onurlandıracaktır.

Ermeni gençlerine açık mektup

Yavuz Bülent Bâkiler / yavuzbulent.bakiler@tg.com.tr
 Sevgili gençler! Gazetelerimizin yazdıklarına göre Milli Eğitim Bakanımızla görüşmüş ve ona demişsiniz ki: “Tarih kitaplarımızda, Ermenilerle ilgili bazı cümleler bizi çok üzüyor. O cümlelerin kitaplardan çıkarılmasını istiyoruz!” Evvela şunu çok iyi bilmelisiniz ki, geçmişte meydana gelen müessif hadiselerden, sizin kadar ben de müteessirim. Şikayetlerinizden anlıyorum ki, tarihimizi tek taraflı okumuş veya dinlemişsiniz. Dolayısiyle siz sanıyorsunuz ki, (1914-1918) Birinci Dünya Harbi çıktığında, dedeleriniz, soyunuz-sopunuz, kendi işlerinde, güçlerinde çalışırlarken, yurdumuza-yuvamıza saldıran İngiliz, Fransız, Rus kuvvetlerinden uzak dururlarken, bizim silahlı kuvvetlerimizin ve halkımızın hücumuna uğramışlardır. Bu kanaat, ummanları dolduracak kadar yanlıştır. Aksine, Türkiye, çeşitli cephelerde, amansız bir düşman hücumuna uğradığında, bazı Ermeni birlikleri düşmanlarımızla iş birliği yaparak, silahlanarak milletimizi ve ordumuzu, en vahşiyane usullerle, arkadan vurmaya başlamışlardır. (iyi de arkadan vuranların içinde yeni doğmuş bebekler, çocuklar ve doksanlık yaşlılar da mı vardı? Bu bir klasik görüş.HYETRT)

Gençlik ve Spor değil, Gençliğe Eziyet Bayramı

Nagehan Alçı
Milli Eğitim Bakanlığı nihayet yeni bir yönetmelik çıkarmış. Yönetmeliğine göre 19 Mayıs kutlamaları artık Ankara dışındaki illerde statlarda yapılmayacakmış. Zavallı Ankaralı öğrenciler dışında gençlerimiz için eziyet bitti demek ki! … Tıpkı statlardaki 19 Mayıs gösterileri gibi okullarda her sabah askeri bir disiplin içinde sıraya dizilerek okutulan andımız ve İstiklal Marşı uygulaması da kaldırılmalı. İki uygulama da aynı şekilde faşizan ve tek tipleştirici. 'Türk'üm, doğruyum, çalışkanım' diye başlayan bir metni her sabah bağıra bağıra ve mecburi olarak okumak zorunda öğrenciler. Lütfen bu görüntüye dışarıdan bakmaya çalışın... Türkiye'de değil de bir Avrupa ülkesinde olsaydı bu uygulama. Mesela 'Alman'ım, doğruyum, çalışkanım' diye başlasaydı öğrenciler güne... Herhalde yer yerinden oynardı.

Ekonominin Türkleştirilmesi ve bazı meseleler

Murat Koraltürk, Ekonominin Türkleştirilmesi’nde “milli iktisat” başlığı altında ve yalnızca yeni ulus-devletin iktisaden güçlenmesine yönelik politikalar şeklinde tartışılan süreçleri bir bütün olarak inceliyor. Murat Koraltürk, Ekonominin Türkleştirilmesi, İletişim Yayınları, 2011,315 sayfa.

Zarakolu ile açık görüş

Fatih Polat
28 Ekim 2011 günü  gerçekleştirilmiş olan ‘KCK operasyonları’ kapsamında gözaltına alınan ve ardından tutuklanan gazetemizin de yazarlarından Türkiye Yayıncılar Birliği Yayımlama Özgürlüğü Komitesi Başkanı Ragıp Zarakolu’nu, Kocaeli Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde ziyaret ettik. Sağlığı ve morali gayet yerinde görünen Zarakolu, Kürtçe öğreniyor, yazıyor ve bol bol okuyor.

Vakıflar'dan Ermeni Patriği'ne tepki

Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, ''Sanasaryan Mıgırdıç Ağa Vakfı, Osmanlı tebaasına mensup bir Ermeni vatandaş tarafından kurulmuş, cemaat vakıflarıyla ilgisi olmayan bir vakıf. Dolayısıyla bu vakfın cemaat vakıflarına uygulanan kanunlardan yararlanması ve Sansaryan Han'ın Ermeni Patrikhanesine verilmesi söz konusu değil'' dedi.

Gülen cemaatinden 1915 çağrısı

Fethullah Gülen cemaatinin kurumsal yüzü olarak bilinen ve Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı olan Cemal Uşşak,  Türkiye'nin 1915 olaylarına dair barışçıl adımlar atması gerektiğini söyledi. 'Soykırım değildir' söyleminin yetersiz olduğunu belirten Uşsak, "1915’in hemen öncesinde Türkiye’de 1,5 milyon Ermeni vardı, bugün yoklar…" dedi. Ayrıca Uşak, ''Bir devlet yetkilisi çıkıp ‘Biz de bu olanlardan çok üzgünüz’ dese, çok önemli bir adım atılmış olur'' diyerek çağrı yaptı.

SBS Deneme Sınavında Ermeni Öğrencilere "Ermeni Zulmü" Sorusu

Soru şöyleydi:"Mondoros Antlaşması sonrası kurulan ve amacı dünya kamuoyunu Ermenilerin yaptığı zulümler hakkında belge ve Fransızca eserler yayınlayarak etkilemek olan aşağıdaki hangi cemiyet daha etkili olsaydı bugün Ermeni meselesiyle ilgili bu gazete haberi yayınlanmaya bilirdi?" … Dadyan Ermeni İlköğretim Okulu'nda sınav gözlemcisi olarak görev yapan eski Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Başkanı Sami Evren, sınavda sorulan soruda ırkçılık ve ayrımcılık yapıldığını söyleyerek sınavda görev yapmayacağını belirterek okuldan ayrıldı.

ՍԲ. ԷՋՄԻԱԾՆԻ ՋՐՕՐՀՆԵԱՑ ԽԱՉԸ ԴԱՄԱՍԿՈՍԻ ՄԷՋ

Պատիւն ունինք յայտարարելու թէ տարւոյս Սբ. Ծննդեան տօնին, Մայր Աթոռ Սբ. Էջմիածնի մէջ Հայրապետական Պատարագի ընթացքին, Ջրօրհնեաց արարողութեան տարուայ խաչ-կնքահայր դարձաւ,Դամասկոսի գաղութէն ազգային բարերար՝ Տիար Գաբրիէլ Ջէմպէրճեանը:

Soykırımı İnkar Yasası, Fransa, Türkiye ve Cezayir

Furkan Şenay fsenay@haberx.com
Bu sabah Cezayir asıllı Fransız İşadamı ve siyasi aktivist Raşid Nekkaz ve COJEP International başkan yardımcısı Veysel Filiz ile birlikteydik. Hatırlayacağınız gibi Nekkaz, bir fon oluşturarak burka yani çarşaf yasağı sebebiyle ceza alacak kadınların cezalarını ödeyeceğini söylemişti. Kendisi insan hakları ile ilgili bir tavır sergilemekte. Bugün basın toplantısında 1 milyon Euroluk çeki göstererek, Fransa'da 'Ermeni Soykırımı yoktur' diyenlere kesilecek 45 bin euroluk cezanın da kendileri tarafından ödeneceğini söyledi. Ayrıca "Soykırım yoktur diyerek Sarkozy'nin ilk siyasi tutuklusu ben olmak istiyorum. İlk karşı gelenin Türk olmaması çok önemli." diyerek tavrını ifade etti.

Sarkozy Ermenilere değil Le Pen seçmenine oynuyor

Ali Yurttagül 
Başbakan ve Dışişleri Bakanı bilmiyorum istemeyerek de olsa, Talat ve Enver Paşaları savunan bir konumda olduklarını görüyorlar mı? İttihat Terakki bu topraklarda yüz binlerce Ermeni'yi, bu halkın üyesi olmaktan başka bir "suçu" olmayan insanı sürdü, öldürdü, öldürülmesine göz yumdu, birkaç bin Ermeni milliyetçisinin Osmanlı'ya ihanetini gerekçe göstererek. Talat ve Enver Paşaların yüz yıl önce ektiği ruh bugünün Türkiye'sinde "Ergenekon" ile Hrant'ı öldürürken veya onun öldürülmesine göz yumarken de yaşadığını ve etkin olduğunu göstermiyor mu? Türkiye aramızdaki katillerin maskesini düşürmeden, ne kendi tarihi, ne de kendi insanı ile barış içerisinde yaşayabilir… Sarkozy önümüzdeki beş ay içerisinde 'Türkiye politikasını' Ermeni meselesini gıdıklayarak veya Türkiye'nin AB üyeliğine karşı mesajları ile ne kadar seslendirebilirse, seçim kampanyasında o kadar başarılı olacaktır. Hatta sorun Sarkozy değil, Fransa-Türkiye sorununa dönüşür, ülkesini, "değerlerini savunan cumhurbaşkanı" konumuna gelmeyi başarırsa, kazandı demektir. Fransa'nın Türkiye ile ekonomik ilişkilerinde birkaç milyar kaybı veya "geçici" gerginlik, seçim kampanyası için ödenebilir bir faturadır. Bu yüzden Türkiye, Sarkozy'nin 'Türkiye politikası'nda yabancı düşmanı dürtülere hitap ettiğini, sorunun Fransa değil Sarkozy ve kaygı verici Türk ve Türkiye düşmanlığı olduğunu öne çıkarmalı, özellikle Fransa orta kesim seçmene bunu hissettirmelidir. Hırçın ve yüksek sesle, ekonomik olarak Türkiye'ye de zarar vermeyi göze alan Fransa karşıtı bir politika değil, Fransa'yı kucaklayan, fakat Sarkozy'yi izole eden zeki bir politikaya ihtiyacımız var.

Kilise mallarına iade

Çek hükümeti komünist dönemde el konulan kilise mallarının tamamını ve dini cemaatlere 3 milyar dolar tazminat ödemeyi kabul etti.

Fransa'da radikaller de 'soykırım yasasına' karşı

Fransız Senatosu'nda Yeşiller grubundan sonra Radikal grup da "Ermeni soykırımı" iddialarını inkarın cezalandırılmasını öngören yasa teklifine karşı olduğunu açıkladı.

Western Diocese e-Newsletter

In 2004, in order to address pastoral shortages as a result of retiring clergy and an expanding Diocese, the Stewardship Program of the Western Diocese of the Armenian Church of North America was re-organized by Diocesan Primate Archbishop Hovnan Derderian.

Ragıp Zarakolu'nun TBMM'ne Verdiği dilekçe

Sait Çetinoglu
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkalığı’na
Tehcir, tedip ve tenkil 19. ve 20. Yüzyılın temel kolonyalist politikası olmuştur ve dünyanın bütün parçalarında etkisini göstermiştir. Kolonyalizmin son evresi olan emperyalizm çağında ise, bu politikalar en had safha olan jenosit düzeyine varmıştır. 

Gökçeada’da 48 yıl sonra ilk Rum okulu / First Greek school in Gökçeada after 48 years

Milliyet
Türkiye’nin Rum cemaatine dün iyi bir haber geldi. Yıllardır öğrenci azlığı nedeniyle okullarını kapatmak zorunda kalan cemaatin Gökçeada’da ilkokul açma talebi kabul edildi. Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri Azınlık Vakıfları Temsilcisi Laki Vingas’a Gökçeada’da okul açılması için gerekli girişimlerin yapılabileceğini iletti. Böylece Türkiye’de 48 yıl sonra ilk kez yeni bir Rum okulunun açılması mümkün oldu.

Sayat Uşaklıgil "Yıldızlar Geçidi"

92 yılı Getronagan mezunu Sayat Uşaklıgil'in "Yıldızlar geçidi" adlı kişisel sergisi 11 Ocak-5 Şubat 2012 tarihleri arasında, Nişantaşı'ndaki tarihi Damat Mağazasının 6. ve 7.katlarında yer alan Artgalerim Sanat Galerisi'nde sanatseverlerle buluşuyor.

İade için başvurdu

Okan Konuralp / Hürriyet
Ermeni Patrikliği Patrik Genel Vekili Başepiskopos Aram Ateşyan, işkencehaneleriyle Türkiye siyasi tarihine giren Sansaryan Han’ı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden geri almak için mahkeme sürecini başlattı… Patrikliğin avukatı Ali Elbeyoğlu tarafından İstanbul 13’üncü Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açılan ve geçen haftaki duruşmada alınan tedbir kararı uyarınca Vakıflar, hana yeni kiracı alamayacak.

Ermenistan ve Türkiye büyükelçileri Fransız Senatosunda birer konuşma yaptılar

Ermenistan’ın Fransa Büyükelçisi Vigen Chitechyan ve Türkiye’nin Fransa Büyükelçisi Tahsin Burcuoğlu bugün 11 Ocak’ta Fransa Senatosunda birer konuşma yaptılar. Konuşmaları sonrasında diplomatlar senatörlerin sorularını yanıtladılar. Her iki elçinin Sosyalist Parti Grubu üyeleriyle buluşmaları ayrı-ayrı gerçekleşti.

Sözde Fransız boykotu

Ermeni soykırımını inkar edene hapis ve para cezası içeren yasa tasarısına Türkiye’nin tepkisi hakikaten sert oldu.Vatan gazetesinden İlker Pehlivan'ın haberine göre Büyükelçi tekrar Paris’e dönerken, yılbaşını Fransa’da geçiren Türkler’in sayısı yüzde 10’dan fazla arttı. Sömestre tatilinde de yurtdışının en popüler varış noktası Fransa’daki Euro Disney. Tepki olarak, Fransa turunu iptal ettiren tek kişi Antepli bir vatandaş olurken o da kızgınlığı geçtikten sonra tatiline devam kararı aldı.

Buzek: 'Soykırım yasası AB gündemine taşınmamalı'

Avrupa Parlamentosu Başkanı Jerzy Buzek, Fransa'nın 'soykırım yasasıyla' ilgili AB'de de girişimde bulunmasıyla ilgili olarak 'Fransa inkara ceza yasasını AB gündemine getirmemeli, konu ikili ilişkiler düzeyinde kalmalı' dedi.

Ayşe Hür'ün kitabını okuyun

Engin Ardıç
Hele şükür, bugünü de gördük. Tarihçi Ayşe Hür, Taraf gazetesindeki yazılarının bir kısmını toplayıp kitap yapmış. Söyleye söyleye dilimizde tüy bitmişti. Kitabın adı, "Öteki Tarih".Bu, birinci cilt. Arkası da gelecek. Hediyesi on yedi buçuk lira. Bu ilk cilt, Tanzimat Fermanı ve Abdülmecid'le başlıyor, Said-i Nursi'ye kadar geliyor. (Bakın bakalım padişahlar içki içerler miymiş?)Asıl gürültü ikinci ciltle, cumhuriyet dönemiyle kopacak.Hemen belirtelim: Ayşe Hoca'nın anlattığı tarih, okullarda öğretilmeyen tarihtir. "Gizli tarih" demeyelim de, bilinen gerçeklerin bilinmeyen yönleri, ya da değişik bakış açılarından yorumları. Okullarda okutulmaz bunlar.

Easter 2012 Jerusalem Pilgrimage Trip Registration Deadline Extended

The registration deadline for this year’s Easter Pilgrimage in the Holy Land has been extended through February 15, 2012.  We invite you to join us in celebrating the Orthodox Easter 2012 in the City of Jerusalem with His Eminence Archbishop Hovnan Derderian.

Rusya'da Ermeni Diasporası 'İnkar Yasası' İçin Harekete Geçti

Rusya'da yaşayan Ermeni diasporası, Aralık ayında Fransa Meclisi'nde kabul edilen sözde Ermeni soykırımı iddialarının inkarını suç sayan yasanın benzerinin Rusya Parlamentosu'nda da kabul edilmesi için çalışmalara başladı.

1915 TARTIŞMASINDA BİR SON ARAMAK

Richard Falk* - Hilal Elver** /Zaman
Bununla birlikte, eğer 1915'te olanlar Soykırım Sözleşmesi'nin yürürlüğe girmesinden sonraki herhangi bir dönemde gerçekleşseydi, soykırım olarak kabul edilirdi gibi gözüküyor. Ayrıca Uluslararası Adalet Divanı, Bosnalıların soykırım iddialarını incelerken (Srebrenica'da 1995 yılında gerçekleşen binlerce Bosnalı erkeğin öldürüldüğü korkunç katliam dışında), Sırp hükümet liderlerinin soykırım suçunu işleme niyetlerini kanıtlamak için ancak yazılı ya da dokümanlara geçmiş kanıtlar arayarak soykırım suçunun ispatı konusunda oldukça yüksek bir standart kullandı. Bu tür bir kanıt 1990'ların Bosna olayları bağlamında zor bulunuyorsa, neredeyse bir yüzyıl önceyle ilgili Ermeni iddiaları için bulunması neredeyse imkânsız. Eğer bu düşünce biçimi kabul edilirse, bundan iki önemli sonuç çıkarabiliriz: Konunun tartışılmasında bir sona varabilmek için siyasi bir alan yaratılabilir. Bu alanda Türkiye 1915'te olanlar şimdi olsaydı soykırım sayılacağını resmî olarak kabul edebilir. Ermeni tarafı da 1915'te olanların o dönemde soykırım olarak tanımlanamayacağını, ancak bu olaylar şimdi gerçekleşselerdi olayların boyutlarının ve niteliklerinin bir soykırıma işaret edeceğini kabul edebilir. Bu tür bir yaklaşımın kabulü her iki tarafa ortak faydalar getirebilir.

Türkçülük, İttihatçılık ve Ermeni meselesi

Taceddin Kayaoğlu*  
II. Meşrutiyet'in tanınmış simalarından Yusuf Akçura, henüz 25 yaşında iken kaleme aldığı "Üç Tarz-ı Siyaset" başlıklı makalesinde; dönemin düşünce dünyasının etkisiyle, Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu bunalımdan çıkması için farklı üç alternatif modeli bir araya toplamış ve tartışmıştı. Bunlardan birincisi, Osmanlıcılık; ikincisi, İslâmcılık; üçüncüsü de Türkçülüktür...Türkçülük cereyanı/ideolojisi (Türk kimliği değil), temelde bu toprakların ürettiği bir fikir değildir. O, üç yönden beslenmiş ve şekil almaya başlamıştır. Bunlardan birincisi; Ernest Renan'ın Türk tarihine karşı yönelttiği hakaret-vari düşüncelere tepkinin bir sonucu iken; ikincisi, Leon Cahun ve Herman Vambery gibi isimlerin soru işaretleri içeren, büyük ihtimalle de "misyonları olan" (Carbonarici) şahısların tetiklemesi; üçüncüsü de Rusya'nın Orta Asya siyasetinin Türk aydınları üzerindeki etkisidir. Bu üç faktörle dolmaya başlayan milliyetçi zihin, 1912-1913 Balkan Savaşları esnasında "Balkan Komitacıları"nın Türklere yönelik faaliyetleriyle birleşince, ortaya "Türk milliyetçiliği ideolojisi" çıkmıştır.

Bakalım Daha Neler Göreceğiz!

Ahmet Turan Alkan
Türkiye, 1915 Tehciri’yle yüzleşmeli; bu acıya sahip çıkmalı, meseleyi sahiplenmeli. Konuyu “diplomatik başbelâsı” olarak değil, kendi tarihinin aydınlanması gereken bir sayfası olarak görmeli; Dersim gibi... 1915’de hayatlarını kaybetmelerine kasden veya istemeden sebep olunan binlerce Ermeni, aynı zamanda Osmanlı vatandaşı idi; aynı tabiiyetten idik. “Siz bizim içişlerimize karışmayın, biz de sizin içişlerinizi görmezden gelelim” yaklaşımı duvara çarptı. Konuyu 1915 ekseninde Türk tarafı-Ermeni tarafı diye ayrıştıran bizim zihnimizdir; Ermenilerle aramıza zihnî mesafeler koyduk ve hâlâ derinleştiriyoruz bu mesafeleri.

İzmir 1922: Hıristiyan hayatı o gün İzmir iskelesinde çok ucuzdu. Sonrasında da!

 Sait Çetinoğlu
Majorie Housepian Dobkin'in, Bir Kentin Yıkılması, 1922 İzmir'i adlı incelemesi 1922 yılı İzmir'ine odaklanmasına karşın geniş Osmanlı coğrafyasındaki Hıristiyan unsurlarının dalga dalga saldırılarla sistemli bir şekilde yok edilmesi ve kadim topraklarından kazınma tarihinin bir özetidir. O sadece 1922 İzmir'ini resmetmez o günleri naklettiği gibi, sonrasındaki olayları çeşitli kaynaklardan aktararak okuyucularla paylaşır. Yaşam şartları tümüyle fetihçilerin zevkine kalmış, ruhsatlı haraç sistemine boyun eğen Hıristiyanlar var oldukça ve dış fetih olanakları varken iyi işleyen Osmanlı sistemi, bu olanak ortadan kalktığında kendi tebaasına yönelmiştir. Dobkin'in sözleriyle Yönetici sınıf, üretkenliğini artırmak için hiçbir hazırlık yapmamıştı, dolayısıyla çoğu zaman daha yüksek bir yaşam standardına sahip gibi gözüken Hıristiyan komşularına dikti gözünü. İç fethin hedefi, Elen kökenli Osmanlı vatandaşları ile Ermeniler olur.

Շնորհավոր Սուրբ Ծնունդ / Merry Christmas

Ermeniler, Noeli (Dzununtu) üç defa kutlayan tek Hıristiyan halktır. Katolik Ermeniler ve Batıda yaşayan Ermenilerin çoğu Noeli (Christmas) 24-25 Aralık’ta kutluyor. Apostolik Ermeni kilisesine bağlı Ermenilerin büyük çoğunluğu Noeli 6 Ocak’ta kutluyor. Yerusağem ( Kudüs) Kilisemiz ise takvim değişikliğini kabul etmediğinden 19 Ocakta kutluyor Noeli. Bu nedenle biz Ermeniler için Dzununt 24 Aralık’tan 20 Ocak’a kadar devam ediyor.

1936 Beyannamesi yerine padişah fermanı!

Sedat Gülmez
Azınlık vakıfları iadesinde süreç 1936 Beyannamesi’nde kilitleniyor. Oysa vakıfların kuruluş senedi Osmanlı’da… Bir de beyannamenin asıl hedefi var tabii. Sanılanın aksine gayrimüslim değil, Müslüman vakıfları! Hülya Benlisoy hâlihazırda 22 Rum azınlık vakfının avukatlığını yürütüyor. El konulan vakıf gayrimenkullerinin iadesiyle ilgili takip ettiği dava sayısı şimdilik 110. Ancak birkaç ay içinde 200’e yaklaşacak. Yani mesaisi artacak. Peki,  2008’den bu yana uğraştığı süreç nereye varacak? En son Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ağustostaki “azınlık vakıf mallarının geri verileceği”ne dönük açıklamasıyla hazırlanan kanun hükmünde kararnameyle yol almaya çalışıyor. Bugüne kadar atılan adımları küçümsemiyor. Lakin “Yapılacak daha çok iş var!” vurgusunu yinelemeden edemiyor. Ona göre teknik problemleri iyi niyetle aşmak mümkün. Yeter ki hukukî düzenlemeler kuşatıcı olsun. “Sonuncusu öyle mi?” sorusuna cevabı net: “Belirli noktalarda. Yine de çözüm bekleyen birçok konu var.” 1936 Beyannamesi vakıfların o gün tasarrufundaki gayrimenkulün listesi. Bunların vakıf senedi kabul edilmesi ise Benlisoy’a göre makul değil. “İlle de vakıf senedi aranıyorsa…” diyor, “Olabilecek belge bunlara verilen padişah fermanlarıdır.” Yani 1936 Beyannamesi yerine fermanları temel alan modern vakıf senedi yapılmasına imkân sağlanmalı. Çünkü bunların tamamı Cumhuriyet öncesi kurulmuş. Yargı da bir seçenek ama tarafların bir masa etrafında anlaşmaya çalışması daha sağlıklı bir seçenek. Ya diğer hususlar? Onlar için de söyleyecekleri var tabii…

Eski Diyarbakır'da Kültürel Çeşitlilik Sergisi Duyurusu

Gökçek'ten Fransa'ya karşı hamle

Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi, Meclis Başkanvekili Ali İhsan Ölmez başkanlığında toplandı.Toplantıda, konuya ilişkin teklifler birleştirilerek, "Fransa'nın Cezayir'e uyguladığı soykırımın milletin hafızasında olduğunu ve Ankara halkının kardeşlerinin 20. yüzyılda yaşadıkları vahşetten duydukları acıyı paylaştığını göstermek amacıyla Fransa Büyükelçiliği'nin bulunduğu Paris Caddesi'nin isminin Cezayir Caddesi olarak değiştirilmesi, Degol Caddesi'ne Cezayirli milli kahramanlardan birinin isminin verilmesi ve Fransa Büyükelçiliğinin bulunduğu yerde uygun bir alana Cezayir soykırım anıtının yaptırılarak, dikilmesini" içeren önerge sunuldu. Önerge kabul edilerek, konu İsimlendirme Komisyonu'na havale edildi.

"İRAN ERMENİ İŞGALİNİ DESTEKLİYOR"

Azerbaycan'ın Bakü merkezli Apa Haber Ajansı, İran'ın, Azerbaycan'daki Ermeni işgalini desteklediğine dair bir habere yer verdi. The Washington Times'a dayandırılan haberde İran'ın, çıkarları gereği Ermenistan'ın Azerbaycan'da yaptığı işgali desteklediği iddia edildi. Haberde İran'ın Bakü'nün, İran topraklarında yaşayan Azerileri kışkırtarak ülkeden koparmaya çalışabileceği endişesini yaşadığı aktarıldı. İran'ın, ülkenin kuzeyindeki Azerbaycan'a sınır bölgede yaşayan Azeriler konusunda ciddi kaygı duyduğu kaydedildi. İran'ın böyle bir durumda sağlam bir Azerbaycan'dan ise yaralı bir Azerbaycan'ı tercih ettiği ve bu yüzden Ermeni işgalini el altından desteklediği öne sürüldü.

Hayal: Devlet benim heyecanımı kullandı!

Hrant Dink cinayeti zanlısı Yasin Hayal 'Beni bu işlerin içine çeken, gençliğimi, heyecanımı kullanan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir" dedi… Hrant Dink’in “soykırım" kelimesinin kullanılmasına bile izin vermediğini ifade eden Savcı Usta, “Hrant Dink, Ermeni olduğu için öldürülmemiştir. O’nun Ermeni olup olmadığını bir önemi de yoktur. O, terör örgütünün hedefine ulaşmak için seçtiği bir kişidir. Hrant Dink cinayeti de Zirve cinayetindeki planın aynısıdır. Burada eksik olan Zirve cinayetindeki Deniz Uygar gibi tanığın ortaya çıkmamasıdır" dedi.

AİHM'den tarihi Karabağ kararı

Azerbaycan ve Ermenistan'dan yapılan başvurular incelemeye alınacak. Strasbourg Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin büyük dairesi, Yukarı Karabağ sorunuyla ilgili iki başvurunun incelenmeye alınmasına karar verdi.

New York’s St. Vartan Cathedral Resounds With the “Good News” Of Christmas On Jan. 6, 2012

In more than one way, Friday, January 6, 2012 turned out to be a beautiful day in New York City.  Outside, it was clear and unseasonably mild.  Inside St. Vartan Armenian Cathedral, His Eminence Archbishop Khajag Barsamian celebrated the Divine Liturgy on the Feast of the Nativity and Theophany, before a large crowd that had gathered to celebrate the birth of Jesus Christ.

Շնորհավոր Սուրբ Ծնունդ / Merry Christmas

Ermeniler, Noeli (Dzununtu) üç defa kutlayan tek Hıristiyan halktır. Katolik Ermeniler ve Batıda yaşayan Ermenilerin çoğu Noeli (Christmas) 24-25 Aralık’ta kutluyor. Apostolik Ermeni kilisesine bağlı Ermenilerin büyük çoğunluğu Noeli 6 Ocak’ta kutluyor. Yerusağem ( Kudüs) Kilisemiz ise takvim değişikliğini kabul etmediğinden 19 Ocakta kutluyor Noeli. Bu nedenle biz Ermeniler için Dzununt 24 Aralık’tan 20 Ocak’a kadar devam ediyor.

Komitas olmasaydı Ermeni müziği bambaşka olurdu

Müge Akgün / Radikal
Piyanist Şahan Arzruni'nin Ermeni müziğinin önemli ismi Komitas'ın eserlerinden esinlenen albümü Kalan Müzik'ten çıktı. Arzruni "Komitas, Ermeni halk müziğini çok iyi anladı" diyor.Eserlerden bazılarını belki 500 kere çalmışımdır. Bunlar o kadar iyi yapıtlar ki her seferİnde başka bİr şekilde çalıyorum. 1964’ten beri Amerika’da yaşayan piyanist Şahan Arzruni ünlü besteci ve derlemeci Komitas’ın piyano eserlerini bir araya getirdiği bir albüm yaptı.

AB çapında inkar yasası

Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, Fransız Senatosu’na sunulan “soykırımı inkâr” tasarısının tüm AB ülkelerinde uygulanması için düğmeye bastı. Tasarı yasalaşırsa, “Ermeni soykırımını inkar edenlerin” AB genelinde 1 ile 3 yıl hapis cezasına çarptırılmasının yolu açılacak...  Çerçeve Kararı, Avrupa Birliği Adalet ve İçişleri Konseyi’nin 19 Nisan 2007’de kabul ettiği, “Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığıyla Mücadele” amacıyla alınmış ve üye devletlerin ırkçılıkla mücadeleyi ve Yahudi Soykırımı’nı inkarın cezalandırılmasını kapsayan düzenlemeler çıkarmasını şart koşmuştu.

Hrant'ın lisesine iade yolu

Üsküdar Ermeni Tibrevank Lisesi’nin tüzelkişiliğinin tanınması için yapılan başvuru bu ay Vakıflar Meclisi’nde ele alınacak.Cemaatlerin mallarının iadesiyle ilgili olarak yaz aylarında çıkarılan kararname için şimdiye kadar 11 başvuru olmuştu. Eksik belgeler nedeniyle bekletilen başvurular Ankara’ya istendi. Şimdi başvurular Vakıflar Meclisi’nde ele alınacak. Öte yandan cemaatlerin sorunlu mallarına ilişkin kararnameden bağımsız olarak bazı işlemlerin de yürütüldüğü , bunlardan birisinin Üsküdar Ermeni Tibrevank Lisesi’yle ilgili olduğu öğrenildi. Okulun cemaate iadesiyle ilgili çalışmaların son aşamaya geldiği ve bu ay sonuç alınmasının hedeflendiği öğrenildi.

Yenilenen kilise açıldı!

Emre Öztürk / Vatan
Şişli Belediyesi’nin restorasyonunu yaptığı Surp Krikor Lusavoric Ermeni Kilisesi’nin açılışı yapıldı. 1391 yılında inşa edilen ve İstanbul’daki en eski Ermeni kilisesi olan Surp Lusavoriç Ermeni Kilisesi yaklaşık 6 ayı bulan restorasyon çalışmalarının ardından dün yeniden hizmete açıldı. Açılışa restorasyon çalışmalarının tamamını karşılayan Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Münih Belediye Başkanı ve Bavyera Eyaleti Başbakan adayı Christian Ude, Ermeni Patrik Vekili Episkopos Aram Ateşyan ila çok sayıda Ermeni cemaatine mensup vatandaş katıldı.

Շնորհավոր Սուրբ Ծնունդ / Merry Christmas

Cezayir'den Türkiye'yi zora sokacak çıkış

Başbakan Ahmed Uyahya, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Türkiye’deki dostlarının Cezayir’in kolonileştirilmesinin ticaretini yapmaktan vazgeçmesini” istedi. Uyahya, “Hiç kimsenin Cezayirlilerin kanından faydalanmaya hakkı yoktur” dedi.

Rumeli'nin sürülmüş çocukları

Etyen Mahçupyan
Ermeni soykırımı tartışması ne zaman gündeme gelse Türkiye kamuoyu bir anda Rumeli'den ve Kafkaslar'dan zorla göç ettirilmiş ve kıyıma uğratılmış olan Müslümanları hatırlar.Bunlar zihinlerde kolayca Türkleştirilirler ve Ermenilere yapılmış olanın karşısına psikolojik bir denge unsuru olarak çıkarılırlar. Öte yandan böylece meselenin bir Hıristiyan/Müslüman çatışması olduğu izlenimi de yaratılarak, yaşanmış bütün 'kötülükler' son kertede Batı emperyalizminin hanesine yazılır. Neredeyse bir tür 'kaçış' olarak değerlendirilebilecek olan bu tutumu, Türklüğe atfedilen epeyce popüler alicenaplık hasletine bağlayarak, yani Türklerin aslında 'unutmayı' tercih ettiklerini söyleyerek açıklayabilirsiniz. Ama tarihsel soru bu unutmanın 'nedeninin' ne olduğudur ve yanıt da esoterik bir kimlik niteliği üzerinden verilemez.

Ermeni öğrencilerin tarih şuurlarına aferin!

Yavuz Bülent Bâkiler / yavuzbulent.bakiler@tg.com.tr
Geçenlerde, Milli Eğitim Bakanımızı ziyaret eden Ermeni asıllı öğrenciler, şikayette bulundular: “Tarih kitaplarımızda, Ermenilerle ilgili bazı cümleler, bizi çok üzüyor. O cümlelerin kitaplarımızdan çıkarılmasını istiyoruz!” dediler. Ermeni asıllı lise öğrencilerine, bakanlık yetkilileri bir yol gösterdiler: “Sizi üzen cümleleri yazarak bize bildirin” dediler. Sizi bilmem ama ben, o Ermeni asıllı öğrencilerin millet ve tarih şuurları karşısında derin bir takdir duygusuyla dolup taştım. Onlara imrendim ve kendi kendime: Ah dedim; keşke bizim üniversite mezunu çocuklarımızda da bu şuurun teşekkül ettiğini görebilseydim!”

Antoin Sevruguin: 'Antoin Han'

Nazan Bekiroğlu
Rus asıllı bir Ermeni olan İranlı fotoğrafçı Antoin Sevruguin, Tahran'da doğmuştu. İran, Orta Asya ve Kafkasya fotoğraflarıyla meşhur Ermakov ile tanıştığında kararını verdi. O da sevgili İran'ının fotoğraflarını çekecekti… 1883'te Tahran'da stüdyosunu kurduğu zaman kaderi ve becerileri onu Kaçar hanedanından Nasreddin Şah'ın huzuruna kadar çıkardı. Çünkü Nasreddin Şah da geleceğe bir görüntü bırakmak istemişti her hükümdar gibi.

Tayyip Bey teklif ederse Türk vatandaşı olurum

Prof. Dr. Heath Lowry, ABD’li bir Osmanlı tarihçisi. Aynı zamanda bir Türkiye aşığı… 1980’de Washington’a gittik, 1983’te bir enstitü kurduk. Finansmanın büyük bir kısmı Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan geldi. Asıl amacımız Türkiye üzerine çalışan bilim adamları ve talebelere mali imkan sağlamak. Tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde Türk ismini gören, ne kadar Türkiye’yi sevmeyen varsa ABD aleyhine çalıştığımızı zannetti. Öyle tehditler aldık ki... Kendi başkentimizde beş sene tabancayla dolaştım. Halbuki Washington’da tabancayla dolaşmak büyük bir suç, kongre üyeleri bile ruhsat alamıyor. Ben nehrin karşısında, Virginia’da oturuyordum, oradan ruhsat almıştım. 1993’te Princeton Üniversitesi’ne geçtiğimde orada bir Türk Kürsüsü açıldı. Kürsünün başına ben geçince kıyamet koptu, ‘Bu adam Türk ajanı’ diye. Beni işten attırmaya çalıştılar. Ama bir şey olmadı tabii. Rahmetli Özal ile yakın ilişkilerimiz vardı. Birkaç kez Türk vatandaşı olmamı istedi ama kabul etmedim. Çünkü geleceği ABD’de görüyordum. Ama şimdi Tayyip Bey ya da Abdullah Gül’den teklif gelirse kabul ederim.

Lokantacı, büfeci ve pastacı esnafından Fransa boykotu!

İstanbul Lokantacılar Odası Başkanı Sait Karabağlı ve yönetimi tarafından tarihi Tophane'deki tarihi bina olan Fasuli Restorantta yapılan basın açıklamasında yönetim kurulu üyeleri de hazır bulundu… Lokantacılar Odası Başkanı Sait Karabağlı, "2011 yılı sonu itibari ile işlem hacmi 2. milyar dolar olan yemek kartlarının oluşturmuş olduğu pastadan yüzde 90 pay alan Fransız şirketlerine karşı 13 bin 500 üyemiz ile artık yeter kararı aldık… Fransa'da koltuk uğruna Türkiye ismini karalamak isteyenlere en güzel cevap olarak topyekûn boykot uygulayacağız. Esnafımızı adeta sömüren bu yemek kartları rezaletine de bir son verilmesini istiyoruz" diye konuştu.