Etiketler

Marmara'nın 70. Yılı Muhteşem Bir Müzik Eserinin Premier'i İle Birlikte Kutlandı

Majak Toşikyan'ın Oratoryo'su Son 30 Yılın Başyapıtı Oldu - Başyazarımız Marmara'nın Jübilesinin Böylesine Muhteşem Bir Eserin İlk Dinletisine Vesile Olmasından Gurur Duyduğunu Söyledi. Cuma günü Feriköy Nazar Şirinoğlu salonunda tertiplenen gazetemizin 70. Kuruluş Yııl Jübile Etkinliğinin ilk ayağının ardından Pazar akşamı da ikinci bölümü Cevahir Otelinin kongre salonunda muhteşem bir gece ile gerçekleşti.

Marmara Gazetesinin 70. Yıldönümü Feriköy Nazar Şirinoğlu Salonunda Kutlandı.

13 Ocak Cuma akşamı Feriköy Nazar Şirinoğlu salonunda edebiyat ve kültür sever büyük bir kalabalığın izlediği etkinlik ile Marmara gazetesinin iki günlük 70. Yıldönümü Kutlama etkinliklerinin ilki gerçekleşti. Etkinlikte gazetemizin kurucusu Suren Şamlıyan'dan başlayarak 70 yıl boyunca görev yapmış olanlar anıldı, minnet borçları ödendi.

Erdoğan'dan cinayetler Ankara dehlizlerinde kaybolmayacak sözü

Başbakan Tayyip Erdoğan, Dink davasında 'örgüt yok' kararını değerlendirirken, önemli mesajlar verdi. Başbakan Tayyip Erdoğan, Dink davasında 'örgüt yok' kararını değerlendirirken, önemli mesajlar verdi."Ne Uludere'deki 34 vatandaşımızın ne de sokak ortasında hunharca katledilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Hrant Dink'in davası, geçmişte olduğu gibi Ankara'nın derin dehlizlerinde kaybolmaz, kaybolamaz." dedi. Hiçbir tezgâh, komplo ve provokasyonun gizli kalmadığını vurgulayan Erdoğan, "6 farklı dilde aynı ezgiyle söylenen Sarı Gelin türküsünü, Şişli'de sıkılan kurşun susturamaz." ifadesini kullandı. Başbakan, Dink dosyasının henüz kapanmadığına da dikkat çekti: "Temyiz aşamasında umuyorum ki yargı şüpheleri giderecek, kamu vicdanını rahatlatacaktır."

Fransa'da bugün 35 bin Türk yürüyecek

Avrupa'nın dört bir yanından gelecek Türk göçmen işçileri, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarıyla ilgili tasarı öncesi bugün Paris'te protesto gösterisi düzenleyecek. Fransa Türk dernekleri koordinasyon komitesi sözcüsü Hikmet Türk, yarınki gösteriye Fransa dışından, Avrupa'dan da çok sayıda Türk vatandaşının katılacağını söyledi

TEPAV’dan Türk-Ermeni Ortaklığı İçin “Uzlaşı Rehberi”…

İki ülke arasında güven inşası ve uzlaşı sağlanması amacıyla gerçekleştirilen projenin çıktılarının toplandığı kitap tanıtıldı. TEPAV tarafından German Marshall Fund (GMF)’un desteğiyle yürütülen  “Sürdürülebilir ve Etkin Türk-Ermeni Sınır Ötesi Ortaklıkları için Güven İnşası ve Uzlaşı Rehberi Projesi”nin çıktıları, “Uçurumu Kapatmak: Son Yirmi Yıldaki Türk-Ermeni Sivil Toplum Faaliyetlerine Bakış” başlıklı kitapta toplandı.

'Ermeni İsyanı' Adlı Belgesel İnternetten Yayına Verildi

Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği ve Genç İnisiyatif Platformu Başkanı Yrd.Doç.Dr.Savaş Eğilmez tarafından hazırlanan 'Ermeni İsyanı (1894-1920)' adlı belgesel, www.therealhistory.org sitesinde...

Zarakolu’dan TBMM’ye özür çağrısı

Gazetemizin yazarı ve yayıncı Ragıp Zarakolu, cezaevinden TBMM’ye bir mektup gönderdi.Zarakolu mektubunda, TBMM’yi gerçekle “yüzleşmeye” çağırdı ve bunun herkesi “özgür kılacağını” belirtti. Zarakolu, 1915 Ermeni katliamıyla ilgili meclisin “köklü bir özür” dilemesini istedi. Zarakolu mektubunda, “Tehcir, tedip ve tenkil 19. ve 20. yüzyılın temel kolonyalist politikası olmuştur. Ve dünyanın bütün parçalarında etkisini göstermiştir. Kolonyalizmin son evresi olan emperyalizm çağında ise bu politikalar en hat safa olan jenosit düzeyine varmıştır” dedi.

Hepimiz Hrant değiliz!

Ergün Diler
Yazılanları çizilenleri okuyorum.Ama nedense içimden inanmak gelmiyor. Siyasetçiler, patronlar, gazeteler, televizyonlar, reklamcılar, öğrenciler, hemşireler, doktorlar, askerler, tornacılar, overlokçular, son ütücüler, sünnetçiler, sütçüler, pamuk atıcılar, bakkallar, çaycılar, hayat kadınları, altılıcılar, dansçılar, yogacılar, platesçiler, badiciler, kestaneciler, kapıcılar, manavlar, minibüsçüler, teşrifatçılar, artistler, yönetmenler ve TİYATROCULAR...Herkes Hrant'ın katillerinin arkasındaki gücün ortaya çıkarılmasını istiyor. Zaten tüm ülke katillerin çok az ceza aldığında hem fikir. Ortak tepki ÇIĞ GİBİ.... Bunların HEPSİ YALAN. Ne yazık ki hem de büyük yalan...Bu topraklarda hiçbir siyasetçi bir ERMENİ'yi sıkıca bağrına basamaz. Hiçbir asker kalpten elini uzatamaz. Hiçbir sinemacı bir ERMENİ hikayesini özgürce çekemez, hiçbir yazar Ermeni destanını kaleme alamaz ...Çünkü içimizdeki VİRÜS kardeşliğimizin önüne geçmiştir.Bu yüzden bir açgözlü gördük mü hemen "Agop'un kazı gibi yutma" lafını yapıştırırız. Bu kesmezse "Ermeni dölü", "Ermeni tohumu" diyerek vites yükseltiriz. Aradaki KİN sınırları da aşmıştır.... Yarın gelecek senaryoyu şu an bilmiyoruz... Bildiğimiz bir şey var, kalp ve vicdan ortak tarihle birlikte mağlup olmasın. Önümüzde tek bir yol var, o da KARDEŞLİĞİ tekrar keşfetmek...

'Fransa'daki gibi bir soykırım yasası Almanya'da da kabul edilebilir'

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in koalisyon hükümetinin İnsan Hakları Parlemento Grubu Sözcüsü Erika Steinbach, Almanya’nın da Fransa gibi soykırımı inkara ceza getiren bir yasayı kabul edebileceğini söyledi. Böyle bir tasarıya muhalefetin itiraz edebileceği belirtildi. Milliyet'in haberine göre Steinbach “Kolaisyon üyelerine göre, Türkiye gerçeği ne kadar inkar ederse etsin, soykırım yapıldığı açık. Ermeni Soykırımı sürekli olarak gündemimizde tutulmalıdır.

'Dink davası, AK Parti için test'

Economist dergisi, "Türkiye'de Adalet, Bazıları İçin Yok" başlıklı haber analizinde, "Hiçbir zaman gerçek adalet beklemediler ama ailesi ve avukatları yine şoke oldular" sözlerini kullandı. Dergi, davanın AKP'nin "hukuk üstünlüğüne bağlılığı için bir test" gibi göründüğünü de yazdı.

Namazda bir Ermeni

İhsan Dağı
Size bir Ermeni hikâyesi anlatacağım bugün. Yıllar önce Ankara'da Çayyolu semtinde oturuyoruz… Böyle bir mahallede Anadolu'dan görünen iki aile vardı. Birisi yan komşumuz 'Mehmet Amca'. Yılların esnafı… Diğer komşumuz 'Pascal Amca'ydı. Yaşça seksenlerinde, Ankaralı bir Ermeni'ydi, ama çocuklarının, torunlarının adı hep 'Türk'tü. Konuşmayı pek sevmez, güzel havalarda küçük bahçesinde oyalardı kendini. Görmesi epeyce zayıflamıştı, göz tansiyonundan şikâyetçiydi. Yine de bahçeye çıktığında oturmaz, oraya buraya sürekli çiçekler diker, onları sular, yetiştirirdi… Bir gün Mehmet Amca'yı kaybettik. Soğuk bir kış günüydü… . Cenaze namazı başlarken aralarından bir kişi yavaşça ayrıldı; başı yerde, kalın gözlüklerinin ardından gözleri dolu dolu... Komşusunun cenaze namazı için sıralanan safa katıldı. İmamın 'Nasıl bilirdiniz?' sorusuna titrek bir sesle 'iyi bilirdik' diyen kişi, yanımda saf tutan Ermeni komşumuz Pascal Amca'ydı.

Komisyonun kararı Ermenileri kızdırdı

Ferhan Köseoğlu Paris,  Ermeni lobisi, soykırım iddialarının reddini suç sayan tasarıya karşı çıkan Fransa Senatosu Kanunlar Komisyonu'na tepki gösterdi. Fransa Ermeni Federasyonları Kurulu Eşbaşkanı Papazyan, komisyonun Türkiye'nin tehditlerine boyun eğdiğini iddia etti.

TRT’de bir ilk / A first for the Turkish National Television

Şalom
 27 Ocak Uluslararası Holokost Kurbanlarını Anma Günü kapsamında, Claude Lanzmann’ın Holokost dehşetini anlatan ve tüm dünyada bir başyapıt olarak değerlendirilen, dokuz saatlik ‘Shoah’ filmini yayınlama kararı aldı.İlk kez bir Müslüman ülkenin devlet televizyonu tarafından yayınlanacak olan “Shoah”  filminin alt yazıları ise, ırkçılığa karşı eğitimle mücadele etmeyi hedefleyen uluslararası bir organizasyon olan Aladdin Projesi’nin katkılarıyla yapıldı. Film, 26 Ocak gecesi yayınlanacak.

Sadece Hrant için değil senin için de yürüdük!

Hakan Çelik - info@gazete3.com.tr
Türkiye’de bir aydın, sanatçı, yazar, bilim insanı öldürülmesin, görüşlerinden ötürü linç edilmesin istiyoruz. Çok mu zor bunu sağlamak? Agos Gazetesi’nin önünde kalabalığın toplanmasını beklerken kendisini tanıtan ve Ermeni olduğunu söyleyen bir kadın “Hakan Bey, Türkiye’de ilk kez Ermenice bir şarkının klibini televizyon programınızda yayınladınız. Size teşekkür ederim ve tebrik ederim” dedi.Şarkıyı başarıyla seslendiren Sibil Pektorosoğlu bizim İstanbullu bir kardeşimiz. O klibi yayınlayan ilk televizyoncu olmaktan gurur duyuyorum. Ermeni, Türk, Rum, Musevi sanatçılar geçmişte nasıl birlikte çalıştılarsa gelecekte de öyle olacak diye inanıyorum. Düşünüyorum da Ermeni sanatçılar Onno Tunç, Garo Mafyan, Arto Tunçboyacıyan, Majak Toşikyan (Cenk Taşkan), Hayko Cepkin olmasa müziğimizde çok şey eksik kalırdı... Kanal A televizyonu yapımcısı Esra Harmanda’nın dün Twitter’dan paylaştığı cümle içine düştüğümüz durumu çok iyi tarif ediyor: Bugün sadece Hrant için değil senin için de yüründü ey arkadaş, ah bunu bir bilseydin...

Orhan Dink: Çekip gitmeyi düşünüyorum

Hrant Dink'in kardeşi Orhan Dink, ağabeyinin öldürülmesiyle ilgili kararın ardından Türkiye'nin Nabzı'nda konuştu. Hrant Dink cinayeti hakkında verilen kararın konuşulduğu programa telefonla bağlanan Hrant Dink'in kardeşi Orhan Dink, "Gerçekten çekip gitmeyi düşünüyorum. Ben çocuklarımı bu ülkede büyütmemeyi düşünüyorum. Çocuklarımın yüzüne bakamıyorum" dedi… Başbakan'a Erdoğan'a "Elinizde ne yoktu da bu cinayetin üstüne gidemediniz? bize sözler verdiniz, bu muydu sonucu!" diye seslenen Orhan Dink, mahkeme evraklarından AİHM'in karar çıkarabildiğini hatırlattı.

Taner Akçam: 'Tarihimizi hep inkar üzerine, yok saymak üzerine kurduk'

“Eğer İngilizler Mustafa Kemal’in ve İstanbul hükümetinin yapmış olduğu öneriyi kabul etseydi, yani bugünkü Türkiye Cumhuriyeti sınırlarını aşağı yukarı o dönemin Osmanlı Devleti’nin sınırları olarak kabul etseydi ve bunun karşılığı olarak Türklerden Ermeni soykırımından dolayı suçlu olanların yargılamasını isteseydi biz bugün, Almanlar Naziler üzerine nasıl konuşuyorsa İttihatçılar üzerine öyle konuşuyor olacaktık.”… “Türkiye solu da 1915 üzerine konuşma tarzını kendisiyle yüzleşerek yapmak, kendi içindeki bu ittihatçı ekipten kalanların kimler olduğuna bakarak bir hesaplaşma yaşamak zorundadır. Tarihle yüzleşmek, siyasetimizin merkezine oturmak ve siyasetimizin merkezi olmak zorundadır...” ‘Onları’ yok saymak, bu devleti var etmenin koşullarından birisi oldu. Sadece varlıklarını inkar etmekle kalmadık, sürerek, canlı canlı yakarak, denizde boğarak gerçekten yok ettik. Sonra yok ettiğimizi de yok saydık. Tarihimizi hep inkar üzerine, yok saymak üzerine kurduk. Ama hiçbir şey biz yok sayınca yok olmuyor tabii ki… Ermeniler var, bu topraklarda yaşadılar ve hala yaşamaya devam ediyorlar. ‘Açılım’ adı altında bugüne kadar inkar ettiklerimizi kabul eder gibi yaptık, sonra birden kendimize gelip Başbakanın ağzından onları sürmekle tehdit ettik. Hep birlikte yeniden 95 yıl öncesini, tehciri, sonuçlarını ve bugüne kadar gelen tartışmaları hatırladık. Artık cin şişeden çıktı. Artık konuşulmayanlar konuşulmaya başlandı.

TBMM ''Dil haklarını'' araştırdı

TBMM Araştırma Merkezi, dünyadaki çeşitli ülkeler ve geçmişteki Türkiye Cumhuriyeti anayasalarını inceleyerek, 'Dil haklarını' araştırdı… ''Devletler açısından ortak dil oluşturmak önemliyken, farklı kimliklerini korumak isteyen azınlık grupları için de grubun devamlılığı açısından kendi dillerinin varlığını sürdürmesi önemlidir'' ifadesine yer verilen araştırmada, bazı devletlerin ülkelerinde kullanılan azınlık dillerinin korunması ve teşviki amacıyla özel önlemler aldıkları anlatıldı. Araştırmada, ''Ancak, devletlerin ulusal mevzuatlarıyla veya diğer uygulamalarıyla azınlıklara mensup kişilerin kendi dillerini konuşma olanaklarını kısıtlama arayışına girdikleri veya çoğunluğun benzer sonucu doğuracak eylemlerine müsamaha gösterdikleri yerlerde bu konuda sorunlar doğmuştur'' denildi… ''Bu çalışma kapsamındaki ülkeler değerlendirmeye tabi tutulduğunda azınlıklarla ilgili düzenlemelere anayasalarında yer veren ülkelerin tamamı dil haklarına ilişkin düzenlemeler de yapmışlardır. Bu sonuç azınlık hakları ile dil hakları arasındaki sıkı ilişkiyi göstermektedir. Çalışma kapsamında ele alınan 29 devlet anayasasının 12'sinde (Almanya, ABD, Danimarka, Fransa, Hollanda, İrlanda, Kıbrıs Rum Yönetimi, Lüksemburg, Malta, Portekiz, Yunanistan ve Türkiye) dil haklarına ilişkin düzenlemeye rastlanmamıştır.

Dink anması sonrası ortalık karıştı!

Hrant Dink anması sonrası insanlar dağılmak üzereyken kalabalığın arasında bulunan yaklaşık 30 kişilik grup Taksim yönüne gitmeye çalışan araçlara saldırdı.  Çevik Kuvvet ekiplerinin müdahalesinin ardından gruptakiler Tarlabaşı'nın ara sokaklarına kaçarak izlerini kaybettirmeye çalıştı. Ancak polis gruptan bazı kişileri yakalayarak gözaltına alındı… ANKARA’da Emek ve Demokrasi Güçleri üyesi bir grup, Hrant Dink davasıyla ilgili mahkemenin aldığı kararı, TBMM önüne siyah çelenk bırakarak protesto etti. Basın açıklamasının bitmesinden sonra dağılan grubun içindekilerden bazıları, Atatürk Bulvarını trafiğe kapatmak istedi. Bu sırada çevik kuvvet ekipleri ile grup üyeleri arasında kısa süreli gerginlik çıktı.

'Dink davası bizim için sınav'

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, öldürülen gazeteci Hranti Dink davasının sonuçlanmasıyla ilgili olarak, gayrimüslim bir vatandaşla ilgili bir dava olduğu için ayrı bir hassasiyetin söz konusu olduğunu belirtti. Gül, "O bakımdan her türlü titizliği göstermek, herhangi bir şekilde vatandaşlarımız arasında bir yanlış kanaatlerin oluşmasına fırsat vermemek tabi ki, bizim devlet olarak görevimizdir. O bakımdan bütün dava sürecinin bundan sonraki sürecin, en şeffaf şekilde, en adil şekilde kanunlarımız ve yasalarımıza en uygun şekilde neticelenmesi, bizim için önemli bir sınavdır" dedi.

Kılıçdaroğlu'ndan Rakel Dink'e telefon

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hrant Dink'in öldürülüşünün 5. yıl dönümünde eşi Rakel Dink'i telefonla arayarak, üzüntüsünü paylaştı.

Ermeni iddialarına karşı imza kampanyası başlatıldı

Lobicilik Stratejik Araştırmalar Merkezinin (LOBİSAV) parlamentolarında, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarını ilişkin kanun tasarılarını kabul eden 22 ülkeye, ''protesto'' ve gündemine alması beklenen ülkelere de ''uyarı'' mektubu göndermek üzere başlattığı ''Sivil Nota Kampanyası''na bir ayda 12 bin kişi imza verdi.
Genel merkezi Washington'da bulunan Amerika çapındaki 70 Türk derneğinin çatı örgütü Türk Amerikan Dernekleri Asamblesinin (ATAA) eski başkanı, Doğuş Üniversitesinde ''lobicilik dersi'' veren ve LOBİSAV'ın da başkanı olan Ercüment Kılıç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Ermeni diasporasının bir meydan okuması ile karşı karşıya olduğunu belirtti.

On binler beş yıl önce bugün öldürüldüğü yerde

Sevin Turan / hurriyet.com.tr
Hrant Dink davasında kararın açıklanmasının ardından bugün ‘Hrant’ın Arkadaşları’nın çağrısı ile Taksim Meydanı’ndan Agos’un önüne bir protesto yürüyüşü gerçekleştirdi. Yürüyüşe on binlerce kişi katıldı… Gazeteci-yazar Karin Karakaşlı, saygı duruşunun ardından Agos’un penceresinden bir konuşma yaptı. Karakaşlı konuşmasında şunları söyledi:"19 ocak bir anma günü değil. Hiçbir zaman olmadı. Herkes acısının yaşandığı gün bir başına kahroldu. Sonra 23 Ocak geldi, Türk düşmanı ilan edilen bir Ermeni gazetecinin cenazesi hepimizi buluşturdu. Onu güpegündüz bu caddede sırtından vurdular hepimizi de görgü tanığı kıldılar."

İHD İstanbul Şubesi Basın Açıklaması: Hrant Dink’i Öldüren de, Öldürtenleri Koruyan da İnkar Politikalarıdır!

Devletin nasıl elindeki tüm istihbarat raporlarına rağmen Hrant Dink’in öldürülmesine göz yumduğunu, onu korumak şöyle dursun katline yol verdiği,  sonrasındaki soruşturmalar sürecinde kendi içindeki sorumluları nasıl gizlediği ve koruduğu, artık mızrak çuvala sığmadığı için,  bir bir anlatılıyor… Biz ırkçılık, milliyetçilik, ayrımcılık karşıtları, suçun bundan ibaret olmadığının bir kez daha altını çizmek istiyoruz:  Suçlu, öncelikle Ermeni Soykırımı’nı inkar politikalarıdır. Çünkü Ermenileri birer nefret nesnesi haline getiren, düşmanlaştırarak hedef tahtasına koyan, bu memlekette gerçek anlamda hüküm sürmekte olan,  iktidarı ve muhalefetiyle, sivil ve askeri egemenleriyle, sokaktaki insanıyla, “ İnkar Cumhuriyeti”dir! İnkar sadece “biz yapmadık” demek değildir. İnkar, ders kitaplarından turizm broşürlerine, sivil toplumun internet sitelerine kadar tüm ulusal literatürden fışkıran nefret ve düşmanlıktır. İnkar her gün bu memleketin çocuklarına “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” diye bağırtmaktır. İnkar, memleketin en yüksek tirajlı gazetelerinden Hürriyet’in “Türkiye Türklerindir” logosudur. İnkar sahte tarihçilere ekranlarını açan ve onları konuşturan televizyon kanallarıdır.  İnkar, “iyi Ermeni”, “kötü Ermeni” imgelerini yaratan ve besleyenlerdir.  Hepsi bu toprakların çocukları olan diaspora Ermenilerinin şeytanlaştırılmasıdır.

Özgür Birey mi, Doktrin Taraftarı mı Olmak Gerekir?

Prof. Dr. Anıl Çeçen’in, TBMM’de vaazları sorgulayıcı herkesi derinden düşünmeye, düşüncelerini gözden geçirmeye itmelidir… Türkiye’deki ilerici ve devrimcilerin sıkıntıları bununla sınırlı değildir: İlericiler, Türkiye’nin yakın tarihine yabancıydılar. Gerçeklerden uzak, hayali bir tarih bilgisi ile ilericilik ve devrimcilik tasarlanıyordu. Farkında olmadan, zavallı silahsız Ermeni ve Rumları yok etmek ilericilik ve devrimcilik kabul ediliyordu. Bu nedenle, pek çok ilericinin varacağı liman ırkçılık durağıydı. Kurtuluş Savaşı, dış düşmanlardan ziyade, İttihat ve Terakki tarafından planlanan kendi vatandaşlarına karşı uygulanan bir mücadelenin devamı niteliğindedir.  


Ümit Boyner: Dink kararı vicdanları sızlattı

 Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, ''Bu toprakların ve toplumun sevdalısı bir vatansever'' olan Hrant Dink'in öldürülmesi davasında iki gün önce açıklanan mahkeme kararlarının duyarlı kamuoyunu şoka soktuğunu ve vicdanları sızlattığını belirterek, ''Bu davanın akışında önümüze çıkan şey en somut haliyle Türkiye'de adalete olan inancın sarsılması, hukuk anlayışımızın zaaflarıdır'' dedi.

Bülent Arınç'tan Dink davasının hakimine tepki

Hrant Dink Davası'nın hakiminin bugün basına yansıyan açıklamalarına Bülent Arınç'tan tepki geldi. Bülent Arınç, TÜRK-İŞ'i ziyareti sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Basın mensuplarının Hrant Dink davasının hakiminin bugün basına yansıyan açıklamalarını hatırlatması üzerine Bülent Arınç, "Hakimler kararlarıyla konuşur. Vicdanen tatmin olmadım sözü hiç yakışmadı" dedi.

Dink davasının hakiminden sürpriz açıklama

Hrant Dink davasında verdiği karar kamuoyunda tartışma yaratan 14. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti Başkanı Rüstem Eryılmaz şaşırtıcı açıklamalarda bulundu. Eryılmaz, 'Örgüt suçlamasından beraat kararı vermemiz örgüt yoktur anlamına gelmez' derken, kendisinin de tatmin olmadığını söyledi

Vicdan sokakta

Gazeteci Hrant Dink, 5 yıl önce bugün İstanbul'un göbeğinde katledildi. Mahkeme tüm delillere ve açık ilişkilere rağmen cinayeti 'örgütsüz' buldu. Vicdanı bu kararı kabul etmeyen herkes bugün 13.00'te Taksim'de buluşacak.

Շնորհավոր Սուրբ Ծնունդ / Merry Christmas

Ermeniler, Noeli (Dzununtu) üç defa kutlayan tek Hıristiyan halktır. Katolik Ermeniler ve Batıda yaşayan Ermenilerin çoğu Noeli (Christmas) 24-25 Aralık’ta kutluyor. Apostolik Ermeni kilisesine bağlı Ermenilerin büyük çoğunluğu Noeli 6 Ocak’ta kutluyor. Yerusağem ( Kudüs) Kilisemiz ise takvim değişikliğini kabul etmediğinden 19 Ocakta kutluyor Noeli. Bu nedenle biz Ermeniler için Dzununt 24 Aralık’tan 20 Ocak’a kadar devam ediyor.

Hrant davasını 'arkadaşları' saptırdı

Rıza Zelyut /  zelyut@gunes.com
Dün Hrant Dink cinayetiyle ilgili dava karara bağlandı. 5 yıl süren soruşturmadan çıkan sonuç, 'Hrant'ın Arkadaşları'  diye dolaşan ekibi memnun etmedi. Bence de skandal bir sonuç. Çünkü; davanın üstü örtüldü. Peki kim örttü davanın üstünü? 'Hrant'ın Arkadaşları' denilen grup var ya... İşte Hrant Dink davasının rayından saptırılmasının asıl sorumlusu bunlar oldular. Hrant'ın ailesine çok önceden yazdığım bu köşedeki mektubumda da buna değinmiştim. Bu dava ile ilgili birçok yazı yazdım. Sorduğum temel soru şu idi:-Bu cinayet kimin işine yaradı? Sorunun doğru cevabı, bizi asıl faillere ulaştıracaktı. Lakin; 'Hrant'ın Arkadaşları' adı altında örgütlenen malum liberal kesim; bu soruyu asla sormadı.  Sordukları zaman; işin ucunun bir yerde kendilerine kadar uzanacağını biliyorlardı.

Twitter'da aldığı ırkçı mesajlara karşılık canlı yayında 'Ermeniyim, zoruna mı gitti' diyeceğim..' iddiasında bulunan Ahmet Hakan dediğini yaptı ve...

Ahmet Hakan hem söylediğini yaptı hem de toplumdaki Ermeni algısının dayandığı ırkçı tavrı eleştirdi. "İnanılmaz bir tepki aldım. 'Hrant Dink kim ki? Çocuğa müebbet hapis verdiler işte daha ne istiyorsunuz?' gibi diye tepkiler aldım. Sonra 'hepimiz Ermeniyiz' dedim ve gerçekten inanılmaz tepkiler aldım. Gördüm ki insanlar Ermeni olmayı bir hakaret bir küfür olarak algılıyor. Birine Ermeni demek tek başına çok büyük bir hakaret oluyor. 'Sen Ermeni misin?' sorusu bir küfür gibi soruluyor. Ben de bunların üstüne bu kez 'canlı yayında Ermeniyim zoruna mı gitti diyeceğim?' dedim ve çok daha da büyük tepki aldım. İşte buradan söylüyorum 'Ben Ermeniyim'. Bana diyorlar ki "sen Erivan'da 'ben Türküm' diye bağırabilir misin?" Eğer bağıramazsam bu Erivan'ın ayıbı olur. İstanbul'da 'ben Ermenyim' diyebiliyorsam bu da İstanbul'un şerefi olsun."

Başbakan'dan Dink davasıyla ilgili ilk açıklama

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Hrant Dink davasına ilişkin, ''Temyiz, bu karar noktasında çok daha farklı bir kararı verebilir. Şu anda temyize gidecek bir süreç olduğu için bunu da yorumlamamız doğru değil. Ama ben, her şey burada bitmediği için bu noktada temyiz sürecini izlemekte, takip etmekte fayda olduğuna inanıyorum. İnanıyorum ki adalet bu noktada yerini bulur'' dedi.

Dünya basını Dink kararını böyle gördü

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Yasin Hayal'i Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'i öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Erhan Tuncel ise bu suçlamadan beraat etti. Dink cinayetinin mahkeme kararı dünya basınında da geniş yer buldu.

Dink cinayeti kararına toplum ve medyada büyük tepki var! Bizimle alay ediliyor!

Hrant Dink cinayeti hakkında mahkemenin verdiği “Örgüt yok, adi cinayet” şeklindeki kararı kamuoyunda büyük tepki ve isyan duyguları yarattı. Bugün gazetelerin tümü karara büyük tepki gösteren manşetlerle çıktı. Milliyet “Hrant düştüğü yerde kaldı” derken, Cumhuriyet “Alay eder gibi karar. Bu dava böyle bitmez” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Gül, 'kamuoyunda rahatsızlık var' derken, Ömer Çelik de karara twitterde isyan etti. Adalet Bakanı Ergin ise bugünkü basın toplantısında “Dava süreci bitmedi” demekle yetindi. Öte yandan yargılamada bir skandal da, 19 sanıklı davada bir sanık için hüküm verilmesinin 'unutulmasıyla' ortaya çıktı.

ALATON’DAN SKANDAL İFADELER

2015’e üç var… Üç yıl su gibi geçer. 24 Nisan 2015’e doğru yol alırken alışılagelmiş inkâr politikamıza devam edip kaçacak delik aramaktansa farklı davranalım.Öncelikli hareket edip, boğayı boynuzlarından kavramak için örgütlenelim. Ayıp oluyor artık…Geçmişi ile yüzleşmekten korkan, büyümemiş, güdük kalmış çocuklar gibi davranmaktan ben yoruldum. Sesimizi yükseltelim. Ülkemize ve toplumumuza saygınlık kazandırmak, gelecek kuşaklara karşı borcumuzdur. Doksan yıl boyunca sayısız günahlar işledik. İskeletleri dolaplara yığıp kapılarını kilitledik. Doksan yıldır, kafamız kuma gömülü, dünya kör ve sağır diyoruz. Gerçeklerle yüzleşmekten korkuyoruz. Bizlere korkmayı öğrettiler. İskeletler, dolap içinde çürüdüler, yayılan kokular dayanılmaz hale geldi. Ben artık nefes alamıyorum. Ya sizler? Bari diyorum, ufak komşumuz Bulgaristan parlamentosundan ders alalım. Biz Türklere karşı gaddar davranmış Bulgaristan’ın bugünkü parlamenterlerini kıskandım.Gözümde yüceldiler, saygınlık kazandılar. Ben, geçmişte bizlere karşı günah işleyen Bulgarları affettim. Bulgar milletini topyekûn suçlu görmeyi düşünmedim. Gelin, bizler de sesimizi Ankara’daki parlamenterlerimize duyuralım. Bizlerin, milletin milletvekilleri olduklarını hatırlatalım.Milletin sesini partilerinin yönetimine duyursunlar. İskelet dolu dolapların kapılarını açmamıza yardımcı olsunlar. Bizlere yakışır defin törenleri sonrası bir dakikalık saygı duruşu ile günahlarımızdan arınalım. Böylece, geçmişimizle barışalım, kurbanların ruhlarını şad edelim. İsteyenler mezarlarına birer karanfil bıraksınlar.

Senato İnkar Yasasını Görüşmeyebilir

Fransız Senatosu Kanunlar Komisyonu, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesini suç sayan ve Meclis'te kabul edilen yasa teklifinin Senato'nun gündeminde incelenmeye alınmamasını öngören değişiklik önergesini kabul etti. Önerge, tasarının Genel Kurul'a gitmeyeceği anlamına gelmiyor.

Rusya-Azerbaycan-Ermenistan zirvesi 23 Ocak'ta Soçi'de yapılacak

Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan cumhurbaşkanları Karadeniz'in kıyısındaki Soçi şehrinde 23 Ocak'ta Yukarı Karabağ sorununu görüşmek üzere bir araya geliyor. Kremlin'den yapılan açıklamada zirveye Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ve Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev katılacak.

Bu sese kulak verelim

‘Biz bir aileyiz, düşman değiliz, bin yıldır dostuz. Kimseye malzeme vermemize gerek yok' İstanbul’da Ermeni okulu öğrencileri ders kitaplarındaki kötü fikirleri ayıklayacak çalışmayı tamamladı ve şu çağrıyı yaptı “Biz, tüm sorunlarımızı aile içinde çözmek istiyoruz. Biz çözmezsek Fransa'da, ABD’de de bunu malzeme ediyorlar. Kimseye malzeme vermemize gerek yok.”

Şahadet getirmeyen öğrenciye tokat

Gökçer Tahincioğlu
Protestan Kiliseler Derneği’nin hazırladığı 2011 Hak İhlalleri İzleme Raporu’nda, 2011 yılında da Hıristiyan topluluğa yönelik çok sayıda saldırı gerçekleştiği vurgulandı. Raporda, kilise önderine av tüfeği ile saldırıldığından Kelime-i Şahadet getirmeyen gayrimüslim öğrencinin dövülmesine, Protestan topluluğa mezar yeri tahsisi yapılmamasından kiliselerin yakılmaya çalışılmasına kadar uzanan hak ihlalleri sıralandı.

Hrant Dink'i Ergenekon öldürdü

Ufuk Uras, Dink davasının Ergenekon davasıyla ilgisi olduğunu söyleyen Uras çarpıcı bir iddiada bulundu ve "Hrant Dink'i Ergenekon çetesi öldürmüştür" dedi.

Arınç Dink davası kararına tepkili

Bülent Arınç: Mahkeme bitmiş değil süreç devam ediyor ama karar vicdanları tatmin etmemiştir.. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, canlı yayında Hrant Dink Davası kararını değerlendirdi. Arınç, TV8 ekranlarında Erkan Tan'ın sunduğu 'Erkan Tan'la Başlarken' programında 'Mahkeme bitmiş değil süreç devam ediyor ama karar vicdanları tatmin etmemiştir..' dedi.

14 azınlık vakfı, 35 taşınmazı geri istedi

Erdinç Akkoyunlu
Azınlık Vakıfları, 1936’da el konulan azınlık vakıflarına ait çok sayıda han, hamam, apartman, müstakil ev, okul, hastane, arazi ve mezarlığın iadesine ilişkin evrak ve belgeleri tamamlayan 14 azınlık vakfı, 35 adet taşınmazın iadesi için başvurusunu yaptı.

Burcuoğlu Fransa'ya rest çekti: Çıkın delikanlı gibi savunun!

Paris Büyükelçisi Tahsin Burcuoğlu Ermeni tasarısı nedeniyle çok sıkıntılı. Burcuoğlu sonunda Fransa'ya rest çekerek şöyle dedi: "Biz başta 'Bu tasarının sorumlusu kim?' dediğimizde hükümet meclis çoğunluğu dedi. Ama meclistekiler hükümeti işaret etti. Sonunda ortaya çıktı ki Elysee’nin marifeti... Ama biz muhatap bulamıyoruz. Sarkozy telefonlara çıkmıyor. Biriyle konuşacaksın herkes kaçıyor. Bu kadar iftihar edilecek bir şeyse arkasında dur amiyane tabiriyle delikanlı gibi savun!

Anlamadığımız hukuk

Etyen Mahçupyan
Fransa'daki 'soykırım suçunu inkara ceza' yasası parlamentodan geçtiğinden bu yana yazılıp çizilenler, Batı'daki hukuk tartışmalarından ne denli bihaber olduğumuzu da ortaya koydu. Herkes doğal olarak bu yasanın ifade özgürlüğüne aykırılığını vurguladı, ama bu durumda nasıl olup da savunulabildiğini merak etmedi. Kendimizden o denli emindik ki, meseleyi komploya, Batı emperyalizmine veya Fransız kıskançlığına indirgeyecek kadar saçma önermeler yapabildik ve sonuçta Sarkozy'nin kişiliğinde yüreğimizi ferahlattık. (!!! HYETERT)

Getronagan Lisesi 125. kuruluş yıldönümü etkinlikleri zincirinden bir halka: Eğinli iki edebiyatçımızı anıyoruz: Hagop Mıntzuri ve Misak Medzarentz.

Aramyan Okulundan Yetişenler Derneği, Kadıköy. 20 Ocak 2012, Cuma Saat: 21:30

Hrant Dink Kararına İlk Yorum Kültür Bakanından

Hükumet kanadından  ilk yorum Kültür ve Turizm Bakanı Günay'dan geldi. Günay, Bakanlık'ta gazetecilerin, Hrant Dink kararıylailgili sorusuna şu karşılığı verdi: "Hrant Dink davası sonuçlandı. Failler ağır cezalara çarptırıldılar ama ondan ne ölçüde teselli bulunabilir bilmiyorum. Ama hemen ilk haberlerden izlediğim kadarıyla bütün failler bu işi örgütlü yapmak suçlamasından beraat ettiler. Bu vahim bir gelişme bence. Yargının bu kararı sonuçlandığına göre eleştirme hakkımız var. Şu anda yargı süreci bu noktada durdu. Bundan sonra Yargıtay'a gidecek zannediyorum. Burada örgütlü suç olduğu noktasında bir kamu vicdanı hükmü oluşmuştur. Mahkemenin beraat kararını hepimiz dikkatle izleyeceğiz.

Arınç: Azınlıklara mütakabiliyet olamaz

Nevin Bilgin
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türkiye gayrimüslim cemaat vakıflarının mallarını iade ederken Yunanistan, Bulgaristan, Girit ve Kıbrıs’ta kalan Osmanlı dönemi vakıfları konusunda mütekabiliyet (karşılıklılık) prensibinin çalıştırılmasını isteyen muhalefete, “Mütekabiliyet olmaz. Bir devletin, kendi vatandaşlarına tanıyacağı hakları, diğer devletlerin tutum ve politikaları esasında belirlemesi söz konusu olamaz” dedi.

İsrail-Ermenistan arasında sözde soykırım ve Filistin pazarlığı

İsrail'de Rusça yayın yapan 'İzRus' haber portalının iddiasına göre İsrailli makamlar, Erivan'a Filistin devletini tanımamaları halinde sözde Ermeni soykırımı tanıyacaklarını söyledi. Haber portalının iddiasına göre, Erivan ile Telaviv arasındaki söz konusu görüşme, devlet düzeyinde yapıldı.

Ermenistan, Azerbaycan'daki Eurovision Şarkı Yarışması'na katılıyor

Ermenistan'ın, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de Mayıs ayında yapılacak 57. Eurovision Şarkı Yarışması'na katılacağı bildirildi. Azeri Apa ajansı, Azerbaycan ev sahipliğinde Bakü Crystal Salonu'nda düzenlenecek Eurovision şarkı yarışmasına, aralarında Ermenistan'ın da olduğu 43 ülkenin iştirak edeceğini duyurdu.

AB'den Dink davası için 'yeni soruşturma' çağrısı

AB Komisyonu, Hrant Dink davasında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği kararı yetersiz buldu. AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Stefan Füle'nin sözcüsü Peter Stano, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), Hrant Dink davasında 14 Eylül 2010'da Türkiye'yi mahkum ettiğini hatırlattı.

"Türkiye Kamuoyu Savaşını Kaybetti"

 23 Ocak'da Fransa Senatosu gündemine alınacak Ermeni yasa teklifi ile ilgili tartışmalar sürüyor...Emekli Büyükelçi Özdem Sanberk, "Türkiye'nin bu konuda kamuoyu savaşını kaybettiğini" savundu... Bunun nedeni ise "Meselenin yakın zamana kadar en başta Türkiye'de tartışılmasının yasaklanmış olması"...

Türkiye Büyük Millet Meclisi Basın Açıklamaları Fener Rum Patriği'nin, ''Ekümenik'' Sıfatıyla Davet Edilmesi...

TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Anavatan Partisi Erzurum Milletvekili İbrahim Özdoğan, ''Avrupa Konseyinin, Fener Rum Patriği'ni 'ekümenik' sıfatıyla konuşmacı olarak davet etmesi, Türkiye'ye karşı saygısızlığın en büyüğüdür'' dedi. TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Özdoğan, Fener Rum Patriği Bartholomeos'un, 22 Ocak'ta Avrupa Parlamenterler Meclisinde ''ekümenik''  sıfatıyla konuşma yapacağını söyledi.

Karar Dink ailesini isyan ettirdi

Azmettirici olarak yargılanan sanıklardan Erhan Tuncel Mc Donalds davasından 10 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Ancak Tuncel için tahliye kararı çıktı. Tuncel tutuklu bulunduğu Tekirdağ Cezaevi'nden salıverilecek… Dink ailesi adına açıklama yapan avukat Fethiye Çetin, şunları söyledi: Arat Dink ne demişti, bizimle dalga geçtiler demişti. Meğer dalganın en büyüğünü en sona saklamışlar. Meğer örgüt yokmuş, Hrant Dink cinayeti, Pelitli'deki birkaç kendini bilmez tarafından işlenmiş. Bu kadarını beklemiyorduk.

El Cezire’den Skandal Belgesel!

Uluslararası El Cezire kanalında skandal bir belgesel yayınlandı. Son olarak Fransa ile "soykırım gerilimi" yaşayan Türkiye'ye bir "darbe" de uluslararası haber kanalı El Cezire tarafından vuruldu. Bir Ermeni tarafından hazırlanan ve bir hafta boyunca yayınlanacak olan bir belgeselde Türkler "soykırımcı" ve "gaddar" olarak gösterildi. Suzanne Khardalian’ın yönettiği, 2011 İsveç yapımı ‘Grandma’s Tattoos’ (Büyükannemin Dövmeleri) adlı belgesel, İngilizce El Cezire televizyonunda, 11-18 Ocak tarihleri arasında, sekiz gün boyunca prime-time’da yayınlanmaya başladı. ‘Büyükannemin Dövmeleri’ne, El Cezire Televizyonu’nda yayınlanan ‘Witness’ (Tanık) adlı programda yer veriliyor.

Ermeni öğrencilerin 'bakan ödevi' hazır

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in önceki hafta kabul ettiği Özel Pangaltı Ermeni İlköğretim Okulu 8. sınıf öğrencileri, İstanbul'daki diğer Ermeni okullarındaki arkadaşlarıyla hazırladıkları, ders kitaplarında Ermenilere yönelik olumsuz ifadelerin çıkarılmasına yönelik dosya çalışması, yarı yıl tatilinden önce teslim edilecek… Okul Müdürü Karekin Barsamyan, Türkiye'nin her yerinde aynı kitapların okutulduğuna işaret ederek, ''Bu kitaplarda bin yıllık Türk-Ermeni ilişkilerinde büyük bir çoğunluğu taşıyan dostluk konularına da yer verilmesi hepimizi sevindirecektir. Amacımız dost olan, birbiriyle kardeş olan nesiller yetiştirmek'' diye konuştu.

Oomen-Ruijten: 'Fransa'daki soykırım yasası AB - Türkiye ilişkilerini etkilemez'

Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raportörü Ria Oomen-Ruijten, Türkiye'nin AB sürecine dair değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin AB üyeliği yolunda Kopenhag kriterlerinin yanı sıra AB mevzuatına da uyum sağlaması gerektiğini kaydeden raportör, Türkiye'de yeni anayasa süreci ve ekonomik büyümeden övgüyle söz etti; basın özgürlüğü, yargılama süreçleri ve kadın hakları konusunda ise eleştiriler getirdi. Oomen-Ruijten, AB ile Türkiye arasında terörle mücadele ve enerji konularında daha fazla işbirliğinin önemine dikkat çekerken, Fransa'da gündeme gelen 'soykırım' yasasının Türkiye - AB ilişkilerini etkilemeyeceğini söyledi.

Aliyev o karara Fransız kaldı!

Fransa'da kabul edilen 'inkar yasası'na Bakü'nün tepkisiz kalması kardeşliğe gölge düşürdü.Ankara, Ermenistan'la ilişkileri normalleştiren protokolü Azerbaycan'ın tepkisi üzerine, ABD ve AB'yi karşısına alma pahasına çöpe attı, ancak aynı 'kardeş tavrı' İlham Aliyev'den göremedi. Fransa'da kabul edilen 'inkar yasası'na Bakü'nün tepkisiz kalması ve First Lady Mihriban Aliyev'in Fransa Dostluk Grubu Başkanlığı'nı sürdürmesi 'kardeşliğe' gölge düşürdü.

Mor Loozor Manastırı talan edildi

Süryaniler, Kürtler, Mıhellemiler ve Türklerin yüzyıllarca kardeşçe yaşadığı Mardin'in Midyat ilçesine bağlı Mercimekli Köyü'nde bulunan 3 bin yıllık tarihi Mor Loozor (Der Qayım) Manastırı define avcıları ve tarihi eser yağmacıları tarafından talan edildi.

Dink davasında karar çıktı

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin bugün görülecek 25. duruşmada karar çıktı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuklu sanıklar Erhan Tuncel ve Yasin Hayal, adam öldürtmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum oldu. Tuncel ve Hayal, "örgüt üyeliği'" suçundan ise beraat etti. Kararın açıklanmasının ardından mahkeme salonunda arbede çıktı.

Paris Avukatlarından Hovhannes Şahnazar’ın Sansaryan davası ile ilgili Raporu

Sansaryan Vasiyeti Davası. "Kaybolan Ne? 1920’den beri her yıl sürekli en az 20-25 bin lira. Kaybeden kim? Eğitim ve mesleğe muhtaç fakir Ermeni çocukları. Hangi yasal yolla bu sürekli gelir kurtarılabilir?" Aslı Ermenice olan araştırma, Sayın Şake Büyüksimkeşyan tarafından Türkçeye tercüme edilmiştir. 

Senato önünde 23 Ocak’ta Ermeniler de olacak

Fransa'da Ermeni soykırımı iddialarının reddini suç sayan yasa tasarısının 22 Aralık'ta Milli Meclis'te görüşülmesi sırasında protesto gösterisi düzenleyen Türkler, bunu Senato önünde de tekrarlamayı planlıyor. Senato'da 23 Ocak'ta yapılacak oylama sırasında tasarı aleyhine eylem yapacak olan Türkler, bu kez yalnız olmayacak. Fransa'daki Ermeniler de aynı gün gösteri yapmak için hazırlıklara başladı.

Ermenistan Dışişleri Bakanı Ermenistan, Rusya ve Azerbaycan devlet başkanları buluşmasını teyit etti

Ermenistan Dışişleri Bakanı Edward Nalbandyan; Ermenistan, Rusya ve Azerbaycan devlet başkanları buluşmasını ilişkin haberi teyit etti. Açıklama bugün 16 Ocak’ta düzenlenen basın toplantısı esnasında geldi.  Resmi olmayan verilere göre; üç ülke devlet başkanlar 23-24 Ocak’ta buluşacaklar.

Sabina Fraser: Ermeni-Türk protokollerinin onaylanması iki komşu ülke arasındaki ilişkileri iyileştirir

Uluslararası Kriz Grubu (ICG) Avrupa Programları başkanı Sabina Fraser, ″Ben Ermeni-Türk protokollerini olumlu olarak değerlendiriyorum. Bunların onaylanması iki komşu ülke arasındaki ilişkileri iyileştirir, bölgede istikrarın tesisine katkıda bulunur. Protokoller onaylanmazsa, Ermeni ve Türk toplumlarında büyük hayal kırıklığı yaratarak, Ermenistan ve Türkiye arasındaki ilişkilerin komplikeleşeceğini tahmin ediyorum.″ dedi.

Mecliste azınlık araştırması

TBMM, AB ülkeleri, ABD ve Türkiye Cumhuriyeti anayasalarında azınlıklarla ilgili düzenlemeleri araştırdı. Çalışmaya göre, ele alınan 29 devletten 15’inin anayasasında Almanya, ABD, Belçika, Danimarka, Fransa, Hollanda, İngiltere (Birleşik Krallık), İrlanda, İspanya, Kıbrıs Rum Yönetimi, Lüksemburg, Malta,Portekiz, Yunanistan ve Türkiye’de azınlıklara ilişkin düzenlemenin yapılmadığı ortaya çıktı.

F.Bahçe Saraçoğlu'nun adını staddan kaldırmalı!

Kütahyalı, Lefter'in ailesi ve akrabalarının gayrimüslim oldukları için eziyet çektiklerini ve buna sebep olan kişinin ise stada ismi verilen Şükrü Saraçoğlu olduğunu ifade ederek bir çağrıda bulundu. Kütahyalı'ya göre, Lefter ve ailesine bunca ayıcı yaşatan kişi Şükrü Saraçoğlu'ndan başkası değil… Kütahyalı'nın bu çağrısına Ahmet Çakar'dan da destek geldi. Çakar, Fenerbahçe'nin Lefter'in adını stadyuma vererek dünyada ses getirecek bir harekete imza atacağını ifade etti.

Vakıflar Genel Müdürü Sansaryan Han Konusunu Çarpıtıyor.

Sanasaryan Han, 1881 yılında Erzurum'da kurulan Sanasaryan Okuluna gelir getirmesi için vakfedilmiş ve idaresi de İstanbul Ermeni Patrikliğine verilmiştir. Yönetim kurulu başkanı Maghakia Ormanian Badriark (Patrik) olarak görülür ve diğer üyeleri de A. Unciyan, K. Noradungyan, K. Aslanyan, K. Gümüşgerdan, B. Gülbenkyan, V. Esayan, A. Karagözyan ve H. Asadur'dur.  Erzurum’daki küçük yönetim kurulunun reisi de Zaven Dz. Vartabed (Kıdemli Rahip) Der Yeğyayan olmuştur.

Rumeli göçmenleri

Etyen Mahçupyan
Geçen pazar yazdığım 'Rumeli'nin sürülmüş çocukları' başlıklı yazı bugüne kadar en yoğun ve en düzeyli mesajları almama vesile oldu...Bu bağlamda iki nokta önemli gözüküyor... Birincisi eski kültürel kimliğin bugün hâlâ 'siyaseten anlamlı' olup olmamasıdır. Örneğin Ermeniler açısından bugünkü Ermenilik ile yüz yıl öncesi arasında hiçbir fark yok. Kültürel kimlikle siyasi kimlik arasındaki bağlantı değişmeden sürüyor. Oysa Kafkas ve Rumeli Müslümanları için söz konusu bağ kopmuş durumda. Geçmişin kültürel kimliğinden bugün için anlamlı bir siyasî kimlik üretemeyeceğiniz gibi, bugünün kültürel kimliği de geçmiş siyasî kimliğe yabancılaşmış durumda. Söz konusu göçmenleri Anadolu'ya bağlayan hiçbir otantik hafıza zinciri bulunmuyor… İkinci nokta, mağdurun kadim geçmişi hatırladığında kendi gözünde kendi hayalini pürüzsüz bırakabilmesi veya bunu yapamamasıdır. Örneğin Ermeniler azınlık ve ikinci sınıf olmanın getirdiği bir mazlumiyet zemini üzerinde geçmişi hatırlıyorlar. Kendilerini haklı olarak devlet karşısında sürekli ezilen ve hak arayan bir halk olarak görüyorlar. Bu durumda Ermeni çetelerinin yaptıklarını 'anlamak' daha kolaylaşıyor, çünkü sorunun gerçek sorumlusu, mukayesesiz bir güce sahip olan devletin kendisi. Buna karşılık Rumeli Müslümanları azınlık ama birinci sınıf vatandaşlardı.

Selanik'e dönüş: Müslümanlar, Museviler ve Rumeli'den sürgün

Şener Aktürk 
Etyen Mahçupyan'ın 8 Ocak 2012 tarihli "Rumeli'nin sürülmüş çocukları" başlıklı yazısı, bir yandan bende hayal kırıklığı yarattı, bir yandan da Rumeli sürgünleri konusunu gündeme getirdiği için sevindirdi… Mahçupyan, "Ermeni soykırımının karşısına çıkarılan örnek esas olarak Rumeli'dir." dedikten sonra, "Müslümanlar niçin bu olayı (Rumeli'deki katliam ve sürgünleri) bu denli kolayca unutmaya eğilimliler?" diye soruyor ve cevaben üç sebep öneriyor. Bunlardan ilk ikisi yanlış tespit ve varsayımlara dayanıyor. Üçüncüsüyse doğru, fakat tek başına yetersiz. Mahçupyan, ilk olarak, Ermeniler ve Rumelili Müslümanlar arasında bir 'otoktonluk (yerlilik)' farkı olduğunu iddia ederek, Ermenilerin "en az üç bin yıldır" Anadolu'da yaşamasına karşın Müslümanların "Rumeli'ye son üç yüz yıl içinde girdiğini" belirtiyor… Rumeli'deki felaketleri unutmanın ikinci sebebi "Müslümanlığın bir imtiyaz alanı olarak kullanılmasıdır." demiş Mahçupyan. Bu iddia ürkütücü çağrışımlar yapıyor. Katliama uğrayan nice halklara karşı katilleri, "çünkü siz haksız imtiyaz sahibisiniz."… Ermenilerin göç ettikleri ülkelere yabancı kaldıklarını, Rumelililerin ise Türkiye'ye entegre  olduğunu da söylüyor Mahçupyan. Bu kısmen doğrudur, fakat 'unutma'nın sebeplerinden sadece birisi olabilir.

Lefter son yolculuğuna uğurlandı

Vefat eden Türk futbolunun ve Fenerbahçe'nin efsane futbolcusu Lefter Küçükandonyadis, Büyükada'da düzenlenen cenaze töreninin ardından toprağa verildi. Lefter'in cenazesi, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda düzenlenen törenin ardından, motorla Büyükada'ya getirildi.Efsanenin naaşı omuzlarda adaya çıkarılıp, tören için Aya Dimitri Kilisesi'ne götürüldü.

Yahudi Yazar Hedi Fried’den Türk Hükümetine çağrı: ”Soykırımı kabul edin, politik tutsakları serbest bırakın”

Hedi Fried kızkardeşi dışında tüm akrabaları Hitler’in gaz odalarında katledilen Macar asıllı Yahudi Yazar ve Psikolog.  Yaşamının bir kaç yılını Auchwitz toplama kampında geçiren Fried 88 yaşında olmasına rağmen hala konferanslara, panellere, televizyon programlarındaki tartışmalara katılarak yaşadıklarını, soykırımını anlatıyor. Irkçılık ve faşizm tehlikesine karşı kitleleri uyarıyor… Fried, Zarakolu’na yolladığı kitabı imzalarken şunları söyledi: ”İsveç soykırım konferansını düzenlendiğinde Türk devleti adına konferansa katılan bir yetkiliyle görüşme imkanım oldu. Soykırımı kabul edin dediğimde bunun asla mümkün olamayacağını söyledi. Kendisine katledilenlerin çocuklarının gerçekler kabul edilene ve özür dilenene kadar acılarıyla yaşamalarının güçlüklerini anlattım. Almanya Yahudilere soykırım uyguladığını kabul etti. Neden Türkiye kabul etmiyor? Almanya soykırımı kabul edince rahatladık. Benim annem, babam ve tüm akrabalarımı öldürdüler.  Ama Almanya olanları kabul edince rahatladım. Yaşamı sürdürmek çok daha kolay oldu. Türkiye soykırımı inkar etmekle bu sorunu daha da ağırlaştırıyor. Akrabaları soykırımda katledilen pek çok Ermeni arkadaşım var. Bana biz toprak, tazminat gibi şeyler istemiyoruz. Sadece gerçeklerin kabul edilmesini ve özür dilenmesini istiyoruz diyorlar. Türk hükümetine çağrım yapılanları kabul edip bu insanlardan özür dilemesidir.”

İstanbul'da 'Azınlık' konulu yuvarlak masa toplantısı

Prof. Dr. Samim Akgönül yeni çıkan kitabı 'Azınlık' için düzenlenen tanıtım toplantısında öğrenciler ve ünlü akademisyenlerle bir araya geldi.Strasbourg Üniversitesi öğretim görevlisi olan Prof. Dr. Samim Akgönül'ün 'Azınlık : Türk bağlamında azınlık kavramına çapraz bakışlar' isimli kitabı kısa bir süre evvel piyasaya sürüldü… İlay Örs Romain: "... Kitaptan çıkarttığım en önemli noktalardan biri de azınlıklar kendi içlerinde 'asimile mi olsak yoksa benliğimize mi sarılsak' şeklinde bir kamplaşmaya giriyorlar." dedi. (Bilerek ya da bilmeden asimilasyon yanlısı olup biz farklı değiliz diyen azınlıkların varlığının büyük toplum tarafından fark edilecek boyuta gelmesi çok dikkat çekici. HYETERT)

Halide Edip Ve Ermeni Yetimleri
Ayşe Hür / Taraf
Halide Edip, Rahibe Fischer’e Cemal Paşa’yı savunmuştu ancak, İstanbul’da kurulan yeni kabinede Maliye Nazırı olan dostu Cavid Bey’e yazdığı şu mektuba bakılırsa trajedinin farkındaydı: “... Esasen bu memleket bugünlerde hep insanı ağlatacak gibi. Eleminde o kadar derin ve ezilmiş bir şey var. Bilhassa Ermeniler, Cemal Paşa’nın aziz başına Allah’la beraber yemin eden, sırf burada yaşamak hakkını bulan bir sürü bedbaht Ermeni var. Mektebe bağlı bir binada birçok var. Çöllerde ot yiyerek karınları şiştikten sonra kimi anasını, kimi babasını, birçokları da çocuklarını kaybettikten sonra buraya düşmüşler. Daha doğrusu, Cemal Paşa getirtmiş (...) Dışarıda anası açlıktan ölen, babası yanında öldürülen, on iki yaşında bir Ermeni kızı geldi, iltica etti. Mahzun, büyük gözleriyle etrafımda dolaşıyor, lüzumlu lüzumsuz elimi öpüp ağlıyor. Bahçede bir facia daha var. Oğlunu yanında öldürürlerken birdenbire dilini kaybeden bir bedbaht, öteki oğlunu ve ailesini nereye attıklarını bilmiyor. Ayakları çıplak, gözleri elem içinde, mütemadiyen işaretle felaketini haykırıyor. Bazen geceleri çocuğu ölen bir kadın gibi, başı elleri içinde döğünüyor, döğünüyor. Gündüzleri yazımı yazarken bazen hıçkırdığını işitiyorum. Pencereye koşuyorum, aşağıda bahçede ellerini sallıyor, oğlunun kalbinden kurşun geçerken çıkan sesi göklere uluyor, söylüyor. Bunlardan binlerce, yüzlerce var. Yetimhaneler hayatta bir şeyin telafi edemeyeceği şeyi kaybetmiş yarı aç bedbaht çocuklarla dolu...”Halide Edip, mektubunu “Yeni kabine bu emsalsiz zulüm ve cinayetin hiç olmazsa sonuçlarını hafifletemez mi? Şimdi bugün yaşayanlara insan hakkı veremez mi? Ben kendi hayatımla bu fena ve çirkin şeyi ödeyebilsem öderdim. Fakat benim hayatım nedir? Hiç hem de pek gülünç ve küçük bir hiç!” diye bitirmişti.