Etiketler

Ermeni Lisesi’ne anlamlı jest

Kenan Butakın
Milli Eğitim Bakanlığı, tablet bilgisayarların ve akıllı tahtaların verileceği 52 devlet okulu arasına bir de özel okul aldı. MEB, anlamlı bir jestle Esayan Ermeni İlköğretim Okulu ve Lisesi’ni listeye aldı… Esayan Ermeni İlköğretim Okulu ve Lisesi Müdür başyardımcısı Armağan Güven de, 6 Şubat’ta başlayacak ikinci yarıyılda okullarına 40 tablet bilgisayar gönderileceğini belirterek,”Lise bölümümüzde 150 öğrenci var. Ama tabletler 9.sınıflarımıza verilecek. 9.sınıflarımızda 40 öğrenci var ve iki şube halinde olduğu için iki de akıllı tahta gelecek.” dedi.

Azınlık okullarının yolu açılıyor

Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye'de yaşayan ama Türk vatandaşı olmayan Ermeni, Rum ve Musevi çocukların eğitimi için harekete geçti. Özel okullar yönetmeliğinde yapılmaya hazırlanılan değişiklikle bu çocuklara azınlık okullarının yolu açılıyor. Özel okullara ilişkin mevcut yönetmelik, azınlık okullarından sadece Türk vatandaşı olan azınlıkların çocuklarının yararlanmasına izin veriyordu. (Bu konuda yönetmelik değişikliği yetmez.Özel okullar Kanununun (5.c.1) da değişmesi gerekir. Bakınız: http://hyetert.blogspot.com/2010/06/lozan-aznlk-okullar-ve-ruhban-okulu.html HYETERT) 

Hedef: Ermenistanlı emekçiler (mi)?..

Özgür Muftüoğlu / ozmuftuoglu@gmail.com
Başbakanın yaklaşık iki yıl önce soykırım tasarılarına karşı (Dinçer’in tabiriyle) “koz” olarak kullandığı Ermenistanlı emekçileri sınır dışı etme tehdidi Fransa’da Ermeni Soykırımını inkar yasasının çıkartıldığı bugünlerde yürürlüğe girecek bir düzenlemeyle yaşama geçirilmektedir. 1 Şubat 2012’de yürürlüğe girecek olan “5683 Sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun”da yapılan değişiklikle birlikte Türkiye’de ‘izinsiz’ çalışan 100 bine yakın Ermenistan vatandaşı ile Gürcistan, Ukrayna, Moldovya, Endonezya gibi ülkelerden gelerek çeşitli işlerde çalışan emekçiler işlerini kaybetme ve sınır dışı edilme tehdidiyle karşı karşıya kalmaktadır… Söz konusu yasa değişikliği Türkiye’de “kaçak” konumuna düşürülmüş tüm yabancı işçileri kapsamaktadır. Ancak özellikle hedef gösterilmeleri zaten diğer yabancı göçmenlere göre daha da dışlanmış olan Ermenistanlı emekçilere yönelik ayrımcılığı ve baskıları daha da arttıracaktır. Maalesef şimdiye kadar ne demokrasi ve insan hakları savunucuları ne de sendikalar bu konuda kayda değer hiçbir tepkide bulunmamışlardır. Oysa ortada insani sonuçları belki de 6-7 Eylül olaylarına benzeyebilecek bir tehlike vardır.

1915 OLAYLARI VE URUGUAY

BBC Latin Amerika Bölümü
1915 tehciri 20 ülkede "soykırım" olarak kabul ediliyor. Bu ülkelerin başını, yaklaşık yarım yüzyıl önce Uruguay çekmişti… Çoğu Batılı ülke bu konuda sessiz kalırken, Uruguay 1965 yılında çıkarılan yasayla, 1915'te yaşananları kınayıp bir emsal oluşturdu… Federico Waneskahyan, "Yaşananların tanınması için buldukları hukuki çerçeve buydu." diyor ve "Yas tutan ikinci kuşak Ermenilerin bu kadar acılı bir dönem hakkında konuşabilmeye başlamaları için, 50 yıl geçmesi gerekiyordu." diye ekliyor…  Temsilciler Meclisi 2000 yılından bu yana soykırımın anılmasını resmileştirdi. Geçen yıl da Uruguay Devlet Başkanı Jose Mujica her yıl Montevideo'daki Ermeni Meydanı'nda yapılan anma törenlerine katıldı.

Ermeniler neden 1915’e ‘takılıp kaldı...’ (3)

Alper Görmüş /Taraf GAZETESİ
Etyen Majçupyan’ın  saydığı üç temel nedenden daha açıklayıcı bulduğum ikisini burada dikkatinize sunuyorum: “Birincisi Ermeniler ve Rumelili Müslümanlar arasında bir ‘otoktonluk’ farkı var: Ermeniler bilinen tarihle en az üç bin yıldır bu topraklardalar… Cumhuriyet tarihi boyunca yürütülen inkâr kampanyasının bence en başarılı olduğu yanlardan biri de, Ermenilerin bu toprakların otokton (yerli) halkı olduğu gerçeğinin zihinlerden silinmiş olması keyfiyetidir. Öyle olmasaydı, otokton bir halkın yâd ellere sürülmesinin yarattığı travma çok daha iyi anlaşılabilirdi…  ikinci neden “Kültürünün anavatanına göç ve anavatanının kültüründen kopuş” farkı… “Üçüncü olarak, Ermeniler yığınlar halinde yâd ellere, dilleri ve mezhepleri onlarla uyuşmayan ülkelere gitmek zorunda kaldılar ve hiçbir zaman ‘oralı’ olamadılar.

2015 stratejisi ve taktikler

Deniz Ülke Arıboğan
1- Ermeni meselesinde yıllardır değiştirip durduğumuz tezlerimizin hangisinde karar kıldığımızı açıklığa kavuşturmalıyız…  Yeni Türkiye'ye yakışan insanlığa karşı işlenen tüm suçlara karşı net ve asil bir duruş sergilemek...2- Türkiye açısından en önemli dezavantajlardan bir tanesi de Genocide tanımının hangi kapsamda ele alınacağına bağlı olarak çerçevenin değişmesi. Zira eskiden daha dar bir çerçevede tanımlanan soykırım suçu giderek, çatışmalarda ortaya çıkan hemen her sivil dramla özdeşleşir hale gelmiş bulunuyor… 3- Soykırımcı statüsünün Türkiye açısından en önemli boyutlarından bir tanesi de geçmişten bugüne aktarılan bu lekenin, Türkiye'nin kimliğiyle örtüştürülmesi ve önce Pontus, Rum sonra da Kürt meselesiyle de ilişkilendirilmesi. Soykırımcı statüsüne yerleştirilen bir ülkenin her türlü iç ve dış müdahalesinde kendisine bu gözlükle bakılmasını sağlayacak bir faktör bu.

Türkiye'nin 2015 stratejisine ihtiyacı var

Mehmet Fatih ÖZTARSU, Erivan Avrupa Bölgesel Akademisi 
Türkiye'nin kısa vadede 2015 stratejisi oluşturup, şimdiye kadarki rutin politikalar ve günü geçirme odaklı yaklaşımları terk etmesi gerekir. Bu strateji diasporanın adımlarını taklit etmek değil, var olan sorunları ele alma ve Ermenistan'la normalleşme sürecini tamamlama amacı taşımalıdır. Tarihî olaylarla ilgili aleyhteki binlerce kitaba onlarca kitapla karşılık vermenin herhangi bir etki oluşturmayacağını bilip, kamu diplomasisine yönelmek ateşin düşürülmesini sağlayabilir. Kısa sürede yetkin kadrolar ve "soykırım uzmanları" yetiştirilemeyeceğine göre, sivil diplomasi ve ekonomik ilişkilerin tesisine yönelmek doğru olacaktır. Türkiye'de Ermenistan'la bire bir çalışmalar yapan kurumların desteklenerek ortak köprünün oluşturulması gerekir. Bu konu; eğitim, ekonomik, kültürel ve siyasî ilişkilerin alt alta dizildiği bir kapsamda ele alınmalıdır. İkili eğitim işbirliği çerçevesinde Ermenistan'daki Türkoloji Bölümü öğrencileri ve sayısız Türkçe bilen Ermeni gençlerin dâhil edildiği programlar gerçekleştirilebilir.

AKP'NİN RUM AÇILIMI!

Aslan Akbult
Fener Rum Patriği Bartholomeos, 2004 yılı Kasım ayında İstanbul Rum Cemiyeti üyelerini ve Yunanistan’ın başkenti Atina yakınlarındaki Rafina ilçesinden gelen 35 kişiyi alıp “kardeş belediye” olan Mudanya ilçesine bağlı Zeytinbağı beldesine giderek buradaki Faruk Çelik Kültür Merkezi adlı tarihi binada ayin yaptı. Bina 1878 yılında yani Osmanlı devletinin Ermeni ve Rum açılımı yaptığı bir dönemde kilise olarak inşa edilmişti… Aradan 8 yıl geçti. Resmi Gazete’de bir karar yayınlandı. Karar Mudanya ilçesine bağlı Zeytinbağı Beldesi’nin Belediye Meclisi’ne aitti ve beldenin adı Trilye olarak değiştirilmiş, İçişleri Bakanlığı tarafından onaylanmıştı!... Alman yazar, şöyle demişti:“Erdoğan geçen yaz, adadaki Ortodoks manastırını ziyaret ederek Patriğe yardım sözü verdi ve Hıristiyanların Türkiye’den kovulmalarının ’faşistçe’bir uygulama olduğunu söyledi. Rahip Dositheos, ’Hıristiyanlar için böylesine girişimde bulunan bir Başbakan görmedim’ diyor.”

Sevag'ın ölümündeki sisi dağıtan pişmanlık

Daha önce olayı görmediğini söyleyen tanık asker ifadesini değiştirerek, "Kıvanç silahı Sevag'a doğrulttu ve tetiğe bastı. Ailesi, Kıvanç lehine ifade vermemi istemişti" dedi… 27 Aralık 2011'de bu kez Aydın 1'inci Asliye Ceza Mahkemesi'nde beklenmedik bir olay yaşandı. Ekşi ifadesini alan hakime, kendisinin katil zanlısının bir yakını tarafından yönlendirildiğini "Bana sanık Kıvanç ve ailesi özellikle Kıvanç'ın dayısı, Kıvanç'ın lehine ifade vermemi söyledi" sözleriyle itiraf ederek olayı şöyle anlattı: "Olay günü biz komutanlarımızın verdiği emir üzerine tel örgü çekiyorduk. Çalışırken bir ara Kıvanç Ağaoğlu silahını dolduruşa alıp diğer arkadaşımız Sevag Şahin'e doğru doğrulttu. Ve silahla ateş etti. Bu şekilde Sevag Şahin yaralandı. Ben Kıvanç'ın Sevag'a neden ateş ettiğini bilmiyorum."

Onlar bizim katilimiz

Programın geçen oturumunda yaşanan Perinçek kavgası dün akşam da devam ederken yayına Hrant Dink'in kardeşi Orhan Dink de bağlandı… Orhan Dink, Altan Öymen'in Doğu Perinçek'i hatırlatmasına ve Talat Paşa komisyonu tartışmasına sitem ederek "katillerimizi konuşuyorsunuz" dedi. "Altan Abi'ye gerçekten saygı duyuyorum. Talat Paşa komisyonu ve Perinçek için düşünce özgürlüğü üstüne söyledikleri canımızı acıttı gerçekten. Ne diyebilirim ki... Katillerimizin adlarının orada anılmasınını üzüntüyle karşılıyorum" dedi. Dink'in Perinçek konusundaki tepkisi Öymen'i şoke etti. Nagehan Alçı'nın Ergenekon davası üzerine söylediklerine 'bir kaç konu' dışında katıldığını belirten Orhan Dink, 'Nedim ve Ahmet'in bu davaya neden karıştığını hala anlamış değiliz' dedi.

Şimdi sıra Washington’da

Tolga TANIŞ / Hürriyet
Fransa Senatosu tarafından kabul edilen İnkâr Yasası, ABD’deki Ermeni diasporasına kaldıraç oldu. Soykırım iddiasını kongre gündemine aldırmak için çalışan diaspora, mücadelenin Paris’ten Washington’a taşınacağını açıkladı.FRANSA’da kabul edilen İnkâr Yasası, ABD’deki Ermeni diasporası için fırsata dönüştü. 37 yıldır ABD Kongresi’nden bir soykırım yasası geçirmeye çalışan, ancak şimdiye kadar başarılı olamayan diaspora, Fransa’nın kararının ardından harekete geçti. Soykırım tasarılarının en ateşli savunucusu Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA), ülke genelinde etkinlikler organize etti. ANCA Direktörü Aram Hamparian da Paris’ten çıkan kararı kullanacaklarını açıkladı. 

Hrant Dink rantçıları

Önce şunu belirtmeliyim. Kim olursa olsun mazlumun dini, milleti, mezhebi, meşrebi, mektebi ve rengi sorulmaz bizim dünyamızda. Kim olursa olsun mazlumun kimsesi biziz ve kendimiz gibi onu sahipleniriz… Türkiye’de işlenen birçok faili meçhul cinayetlerde parmak izi olan derin devlet ve onun uzantısı olan Ergenekon Terör Örgütü üyeleri mezar soyguncuları gibi öldürdükleri insanların cesetleri üzerinden yıllarca siyasi rant elde etmeye çalışmışlardır. Bu gün ‘’Hepimiz Hrantız’’ diye sokaklarda cam, çerçeve indiren, masum halkın otomobillerini yakan, güvenlik güçleriyle çatışmak için adeta kaşınan bir avuç Komünist, Kemalist figüran yıllar önce de Uğur Mumcu cinayetinden sonra Ankara sokaklarına dökülüp ‘’Kahrolsun Şeriat’’ diye yırtınmışlar, yürüyüşleri sırasında okunan ikindi ezanını da yuhlamışlardı.

Ne Türk milliyetçiliği ne de Fransız ırkçılığı

Deniz Uztopal
Bu yasa tasarısının gündeme gelmesi ve etrafında yürütülen tartışmalar, aslında milliyetçiliğin ne kadar zararlı bir şey olduğunu gösterdi. Fransa’da yaşayan Türkiye kökenli emekçiler, Fransız milliyetçiliğinin hortlamasının, yabancı ve Müslüman düşmanlığının bir devlet politikası haline gelmesinin zararlarını yaşayarak görüyorlar. Bu yüzden, örneğin, Türk milliyetçiliğinden etkilenmiş azımsanmayacak bir kesimin, eğer oy kullanıyorsa, seçimlerde ya sosyalistlere ya da komünistlere oy verdiği biliniyor. Diğer yandan Türk milliyetçiliğinin, emekçileri bölerek Sarkozy’yi güçlendirdiğinin farkında değiller. Eğer değişik uluslardan emekçilerin birbirlerine karşı ön yargıları kırılabilse, birlikleri güçlense elbette Sarkozy’nin gerici politikaları da boşa çıkar. Aynı durum Türkiye için de geçerli. Örneğin, Türkiye kendi tarihiyle yüzleşse, Ermeni ve diğer uluslara karşı baskıdan vazgeçse, Türkiye’deki halkların arasında tam bir eşitlik sağlansa, Sarkozy gibilerin eline böyle düşülür mü?

Prayers for the Health of Patriarch Torkom Manoogian

eNewsletter of the Eastern Diocese 
Staff members and clergy gathered in New York's St. Vartan Armenian Cathedral on Wednesday, January 25, for a brief service, to pray for the health and recovery of His Beatitude Archbishop Torkom Manoogian, the Armenian Patriarch of Jerusalem.

20 Steps Turkey Could Take to Worsen Relations with France After Genocide Vote

By Harut Sassounian Publisher, The California Courier 
Turkey’s leaders have been threatening France for months with various reprisals should the French government pass a law making it illegal to deny the Armenian Genocide.  Ignoring Turkish threats and blackmail, the French Parliament adopted a bill on December 22, 2011, criminalizing denial of the Armenian Genocide. The Senate followed suit on January 23, 2012, with a vote of 127-86, after a 7-hour debate. The new law, to be signed soon by Pres. Sarkozy, carries a one year jail term and a fine of $60,000 for anyone denying the Armenian Genocide. Every single member of the French legislature, even those voting against the bill, stated that they had no doubt whatsoever about the facts of the Armenian Genocide. 

Clinton'dan Fransa'nın kararına yorum

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Fransa Senatosunda kabul edilen Ermeni yasasıyla ilgili olarak, ''Biz, ifadelerin suç sayıldığı bir yoldan asla yürümeyeceğiz. Ne kadar korkunç bir olay olursa olsun, ne kadar yüksek derecede hassasiyetleri temsil ederse etsin, tarihsel konuları çözmek için hükümet gücünü kullanmaya çalışmak, bana göre çok tehlikeli bir kapıyı açar'' dedi.

A Time to Act: What Will Become of Varak Monastery After the Recent Earthquake in Van?

By Ara Sarafian
Varak Monastery, near Van, was one of the great monastic centres of the Armenian church. Its main structure was built at the end of the 10th century. Much of the monastery was destroyed in 1915, a significant part was destroyed in the 1960s, while good sections have just barely survived until our days. In recent years, busloads of tourists have visited Varak as a place of historic interest. Many have been Armenian, but also Germans, Japanese, Italians and Americans.

German MP: Germany Must Recognize its Responsibility in the Armenian Genocide

Annette Groth, German MP and head of the Left Group (Die Linke) at the German Bundestag’s (Parliament) Committee for Human Rights and Humanitarian Aid, gave comments to Armenian News-NEWS.am concerning France’s bill that criminalizes the denial of genocides, including the Armenian Genocide.  “Die Linke is trying in every way to contribute to the democratization of Turkish policy and the reconciliation between Armenia and Turkey. The Group criticizes the Turkish government’s demeanor with respect to the Armenian Genocide in the Ottoman Empire. Reconciliation between the two countries will be difficult without justice. It is important for Die Linke that the German Bundestag likewise recognize the German Empire’s responsibility in the Armenian Genocide issue. We believe Germany must apologize for the assistance in, and the deliberate permission for, the Genocide.

Gelin geçmişimizle kendimiz hesaplaşalım…

Mehmet Ali Birand / mabirand@e-kolay.net
2015 yılı, Ermeniler için çok önemli. “Soykırım” iddialarının bütün dünya tarafından kabul edilmesi ve Türkiye'nin cezalandırılması için hedef aldıkları tarihtir. Bu hedefe varabilmek için de ellerinden geleni yapacaklardır. Biz ne yapacağız? Tehditler ederek, elçileri çekerek, ambargolar koyarak, bağırıp çağırarak, başkalarını korkutmanın çok güç olduğunu artık anladık… Her şeyden önce ne olduğunu öğrenelim yeter. O zaman çok daha sağlam bir zeminde durabiliriz. Bugüne kadar sadece HAYIR dedik. Üstelik neler yaşandığı konusunda bilgimiz olmadan, resmi yetkililerin dediklerini dinlemekle yetinip bir fikir sahibi olmaya çalıştık. İktidarlar da hep aynı çizgide yürüdüler. HAYIR  demenin ötesine geçmediler. Başka hiçbir yaklaşım denemediler. Sadece  HAYIR diyerek işte bu günlere geldik. Bu şekilde kendi kendimizi mahkum ettirdiğimizin farkında değiliz. “Soykırım” tuzağına düşmemize çok az kaldı. İşte bundan dolayı, gelin geçmişimizle hesaplaşalım diyorum.

Sarkozy’nin panzehiri

Kadri Gürsel / kgursel@milliyet.com.tr
“Ermeni Soykırımı”nın inkârını cezalandıran yasa tasarısının Fransa Senatosu’nda da kabul edilmesiyle Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy maalesef bir taşla iki kuş vurdu; üçüncüyü de vurmak üzere... Birincisi iç politikadaki başarısı... Ne yaptı etti, 2007’de seçilmeden önce verdiği “soykırımın inkârını cezalandırma sözü”nü tuttu… İkincisi, acı ama gerçektir ki Sarkozy “soykırım yasası”yla Türkiye’yi küçük düşürerek güç gösterisi yaptı… Ve nihayet en çok müteyakkız olunması gereken üçüncüsü... Bu yasayla Türkiye’ye damardan öyle bir “stratejik zehir” şırınga ediyor ki Sarkozy, toksik etkisinin Türkiye’de neden olacağı reaksiyon, Fransa ile ikili ilişkilerde meydana gelebilecek kısmi felcin çok ötesinde, Türkiye’nin AB ile ilişkilerini daha beter hasta edebilir… Ama önce tabii 60 Fransız senatör bir araya gelip soykırım yasasını aykırılık iddiasıyla Anayasa Konseyi’ne götürmeyecek, bu olsa bile Konsey yasayı uygun bulacak... Bizi asıl ilgilendiren, Türkiye’nin zehre tepkisi... Fevri, alıngan ve yaralı Türkiye’nin reaksiyonu, Fransa’ya her tarafta diplomatik, siyasi ve ticari yaptırımlar savaşı açmak, onunla bir cinnet hali içinde her alanda didişmek olursa... Türkiye tuzağa düşer.

Ermenistan'da İran krizi korkusu

Ermenistan'da İran'la Batı ülkeleri arasında nükleer anlaşmazlığa ilişkin endişe giderek büyüyor. Tahran'a karşı sertleştirilen yaptırımlardan huzursuz olan Ermenistan, bölgede askeri bir operasyon düzenlenmesi halinde bundan en çok etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Olası bir operasyon, Ermenistan açısından öncelikle hayatî önem taşıyan enerji ve ulaşım projelerini etkileyecek.Böyle bir durumda Ermenistan üzerinden Basra Körfezi'ne ulaşacak demiryolu hattının hayata geçirilmesinin tehlikeye gireceği tahmin ediliyor. Ayrıca Ermenistan'ın enerji sıkıntısını gidermek için sınırda Aras Nehri üzerindeki iki hidroelektrik santrali ile İran - Ermenistan petrol boru hattının da askerî bir operasyon durumunda gerçekleşmesi mümkün olmayacak.

Akcam to Talk on Armenian Genocide Trials at NAASR

BELMONT, Mass.—On Thurs., Feb. 16, Dr. Taner Akcam, the Robert Aram and Marianne Kaloosdian and Stephen and Marian Mugar Professor of Modern Armenian History and Armenian Genocide Studies at Clark University, will give a lecture entitled “Judgment at Istanbul: The Armenian Genocide Trials,” at 8 p.m., at the National Association for Armenian Studies and Research (NAASR) Center, 395 Concord Ave., Belmont. The lecture is co-sponsored by the Zoryan Institute for Contemporary Armenian Research and Documentation, the Mashtots Chair in Armenian Studies at Harvard University, and NAASR.

Bakan Dinçer'den ders kitapları ile ilgili açıklama

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Süryani kökenli BDP Mardin milletvekili Erol Dora’nın soru önergesini yanıtladı… Dinçer, yönetmeliğe göre ders kitaplarının insan haklarına aykırılık, cinsiyet, ırk, dil, din, renk, siyasi düşünce, felsefi görüş ve benzeri ayrımcılık içeremeyeceğini belirterek "Hele ki, vatan hainliği gibi bilimsel yaklaşımdan uzak bir ifadenin ders kitaplarında kullanılması pedagojik açıdan da son derece sakıncalı bir durumdur" dedi… Ders kitaplarında Süryani, Ermeni ve diğer halklarla ilgili nefret uyandıracak ifadelere yer verilmediğini kaydeden Bakan Dinçer, "Hatta Süryani, Ermeni ve diğer halkların kültürel özellikleri ders kitaplarında tanıtılarak Anadolu’da yaşayan ve nüfusları ne olursa olsun farklı millet ve dinlerin varlıklarından öğrencileri haberdar etmek ve onlara birlikte yaşama duygusunu kazandırmak amacıyla ayrıntılı bir şekilde bilimsel ve kültürel bililere yer verilmiştir" dedi.

Rusya Ermenileri Türkiye’de Ermeni Soykırımı ve Faşizm suçlarının inkarını cezalandıran bir yasa tasarısının hazırlanmasını öneriyor

Türkiye’de 1915-1922 yılları Ermeni Soykırımı ve Faşizm suçlarının inkarını cezalandıran bir yasa tasarısının hazırlanması ve kabul edilmesi yönünde RF Devlet Dumasına başvurulması amacıyla yurttaş inisiyatifi imza kampanyası devam ediyor.Rusya Ermenileri «Yerkramas» gazetesi Enformasyon Merkezinin verdiği habere göre; halihazırda Rusya’nın 28 bölgesinde ve Rusya dışındaki 2 ülkede imza kampanyası devam ediyor.

TOBB, Ermeni İddialarıyla İlgili Lobi Firmasıyla Çalışıyor Şimdi Bir de Enstitü kuruyor

Ermeni diasporasının soykırım iddialarının 100. yılı olan 2015'e hazırlandığına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, 'Lobi faaliyetleri burada daha büyük önem taşıyor. Bütün kamu kurum ve kuruluşları olarak 2015 senaryosuna dış siyaset olarak hazır olmamız gerekiyor. Sağlam tezlerle, ortaya çıkmalıyız. Bu kapsamda TOBB-ETÜ'de bir araştırma merkezi kuruyoruz. Yurtdışında, çalışma, araştırma yapan yabancı tarihçi ve uzmanlara burs verilecek. Akademik olarak insanların elinde materyal oluşturulmasını amaçlıyoruz. Enstitü, sadece Ermeni meselesini içermeyecek. Tüm Osmanlı dönemine ilişkin arşiv ve materyallerin oluşmasını sağlayacak' dedi.

Fransız Kanununun Kabulü Ve Sonrası

Ömer Engin LÜTEM
Olaya Türkiye açısından bakıldığında, kanun kabul edilmiş olduğuna göre, bundan sonra Fransa’ya önlem uygulamak kanunun iptal edilmesi gibi bir sonuç doğurmayacaktır. Ancak kanımızca, Türkiye’nin, 2001 yılında kaybettiği inandırıcılığı geri almak ve bazı AB ülkelerinin de, Fransa’nın yolunu izleyerek, benzer kanunlar çıkarmasını önlemek amacıyla Fransa’ya karşı önlemleri, aşağıda açıklayacağımız hukuk yolu başarısız olursa, devreye sokması gerekmektedir… Fransız senatörler arasında Anayasa Mahkemesine gitmek isteyenler vardır. Tek sorun 60 sayısına ulaşılıp ulaşılmayacağıdır. 2001 yılında da bu yola başvurulması düşünülmüş ancak istenilen sayıya ulaşılamayacağı görülmüştü… söz konusu kanuna göre hapis ve para cezasına çarptırılmış kişilerin, Temyiz Mahkemesinin mahkûmiyet kararını onaylamasından sonra, ifade özgürlüklerinin ihlâl edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmaları mümkündür… Bu kanunun, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ifade özgürlüğüne ilişkin 10. maddesini ihlal ettiğini belirterek Türkiye Fransa aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde dava açabilir… Bunların haricinde, Avrupa Adalet Divanına da başvurulması düşünülebilir. Ancak Türkiye’nin AB üyesi olmaması bu yoldan yararlanılmasını güçleştirmektedir.

Hermon Variş Tiyatro Grubunun Yeni oyunu Bir Salak Buldum

Hermon Variş Tiyatro Grubunun bu sezon sahnelemeye başladığı 2 perdelik komedisi Bir Salak Buldum, 23 Ocak Pazartesi günü gerçekleştirilen Gala ile, Feriköy ERTHO''da tiyatro severlerle buluştu. Oyun Günleri: 27 Ocak Cuma; 30 Ocak Pazertesi ; 3 Şubat Cuma ; 6 Şubat Pazartesi ; 10 Şubat Cuma.

Ermeni meselesine ilişkin iki soru

Kürşat Bumin / kbumin@yenisafak.com.tr
Yasanın Fransız meclisinden geçtiği günlerde yayımlanan bir köşe yazısında Prof. Vahit Bıçak'ın "soykırım" konusuna ilişkin bir değerlendirmesi aktarılıyordu. Prof. Bıçak, biliyorsunuz, Türk Ceza Kanunu'nun yenilenmesi (2005) sürecinde görev alan akademisyenlerin başında geliyordu. Köşe yazısında tırnak içinde aktarılan bu açıklama şöyleydi: "TCK 76/c, 'Grubun, tamamen veya kısmen yok edilmesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması'nı da soykırım olarak nitelendiriyor. Yarın birileri çıkıp, 'Meseleyi gel senin yasalarınla çözelim, TCK'nın 76/c bendini esas alalım' dese ne olur?" Prof. Bıçak'ın sorusunu –sizin adınıza değil tabii ki- ben şöyle cevaplarım: Meselenin adı 76. maddenin sadece "c" değil, onunla birlikte "a", "b", "d" ve "e" bendleri uyarınca da "soykırım" olarak konur...İsterseniz bu bendleri ve öncesinde yer alan soykırım suçu tarifini hatırlamadan geçmeyelim: "(1) Bir plânın icrası suretiyle, milli, etnik, ırkî veya dini bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi maksadıyla, bu grupların üyelerine karşı aşağıdaki fiillerden birinin işlenmesi, soykırım suçunu oluşturur: a) Kasten öldürme. b) Kişilerin bedensel veya ruhsal bütünlüklerine ağır zarar verme. c) (....) d) Grup içinde doğumlara engel olmaya yönelik tedbirlerin alınması. E) Gruba ait çocukların bir başka gruba zorla nakledilmesi."

Nefret Suçları Yasa Kampanyası

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’na (AGİT) göre nefret suçu: Mağdurun, mülkün ya da işlenen bir suçun hedefinin, gerçek veya hissedilen ırk, ulusal ya da etnik köken, dil, renk, din, cinsiyet, yaş, zihinsel ya da fiziksel engellilik, cinsel yönelim veya diğer benzer faktörlere dayalı olarak benzer özellikler taşıyan bir grupla gerçek ya da öyle algılanan bağı, bağlılığı, aidiyeti, desteği ya da üyeliği nedeniyle seçildiği, kişilere veya mala karşı suçları da kapsayacak şekilde işlenen her türlü suçtur… Kampanyanın temel hedefi, Türkiye’de nefret suçlarına ilişkin yasal düzenlemenin gereğinin kamuoyu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine getirilmesidir. Bu doğrultuda bir taslak yasa metni hazırlanarak, ilgili kamu kurumlarına ve paydaşlara sunulacaktır.

Türkiye kendini aldatıyor

Etyen Mahçupyan
Her şeyden önce bu yasanın Ermeni oylarını almaya yaradığı savının bir temeli yok. Çünkü sosyalistler de aynı yasayı savundular ve Fransa'daki Ermeniler zaten büyük oranda sosyalistlere oy veriyorlar… Türkiye'nin Fransa'ya karşı öne sürdüğü tezler ise maalesef her tarafından dökülen cinsten... Birincisi, Fransa'nın kendi değerlerine uygun davranmaya davet edilmesi fazlasıyla abes. Çünkü hem insanlığın çağlar boyunca yaratmış olduğu değerlerin bir ülkeye mal edilmesi anlaşılır gibi değil, hem de Fransa'nın halihazırdaki değerlerinin sadece özgürlük olduğunu ileri sürmek de garip. Nitekim yasayı savunanlar adaletin de bir Fransa değeri olduğunu, Yahudi soykırımını cezalandırırken Ermeni soykırımını cezalandırmamanın ise adaletsizlik anlamına geleceğini savundular… İkincisi, yasanın Fransız Anayasa'sına karşı olduğunu söylemek de herhalde Türkiye'ye düşmez… Üçüncüsü, soykırım inkârının cezalandırılmasının ifade özgürlüğüne karşı olma hali, her ne kadar kuramsal açıdan en sağlam argüman olsa da, Türkiye'nin dilinde hayli sırıtan bir söylem.
Dördüncüsü, tarihin tarihçilere bırakılması söylemi de son derece yavan ve samimiyetsiz bir yaklaşımı ima ediyor.

Fransız Sokağı Esnafı İsminden Rahatsız

Sözde Ermeni soykırımının inkarına ceza öngören yasa teklifini onaylayan Fransa'ya tepkiler sürüyor… Karara bir tepki de İstanbul'da Fransız Sokağı esnafından geldi. Esnaf artık bu isimle anılmak istemiyor.

Siyaset uzmanı: Ermeni Soykırımının tanınması treni yerinden hareket etti

Fransa Senatosu’nun kararı en azından Avrupa düzeyinde bir olaydır. Görüş bugün 25 Ocak’ta düzenlenen Erivan-Moskova video-konferansı esnasında, Soykırımların inkarını cezalandıran yasanın kabulünü yorumlayan Kafkasya Enstitüsü direktörü Aleksandr İskandaryan’dan geldi. İskandaryan ″Ermeni Soykırımının tanınması treni bu şekilde yerinden hareket etti, ve bunu durdurmak mümkün değil″ ifadesini kullandı.

ESP: İki itirazımız var

Ezilenlerin Sosyalist Partisi Genel Merkezi'nden yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Birinci itirazımız, Ermenilere yönelik 1915 katliamını amasız-fakatsız kabul etmeyen; alacağı cezayı hafifletmeye çalışan bir suçlu gibi 'katlettik ama az katlettik', 'onlar da bizi katletti' bahaneleriyle oyalanan Türk burjuvazisinin, halklarımızı aldatmasınadır. Türk egemen burjuvazisi, Ermeni soykırımının politik bir malzeme olarak kullanılmasına tepki göstermeden önce kendi durumu ile yüzleşmelidir. Osmanlı'dan devraldığı katliamcı mirası kıskançlıkla koruyan ve sürdüren Türk burjuvazisi, cumhuriyet tarihi boyunca bu katliamlara yenilerini eklemiştir. Ermeni Soykırımı 'ilk halka'dır. Onu inkar etmekle, Dersim'in, 6-7 Eylül'ün, Maraş'ın, Sivas'ın, Roboski'nin vb. hesabını da açılmadan kapatıyorlar... İkinci itirazımız ise, Ermeni halkımızın acısını, bu topraklara ait bir acıyı kendi emperyalist çıkar hesaplarının aracı yapan Fransa'yadır. Hiçbir emperyalist devletin halkların acılarına dair söyleyecek sözü yoktur. Çünkü bizzat kendileri başka halkların katilleridir. Ucu kendilerine dokunmayan katliamlarda 'mazlumların bekçisi' pozunu takınırlar.

Uluslararası Af Örgütü'nden Sarkozy'e sert uyarı!

Açıklamada Uluslararası Af Örgütü Avrupa ve Orta Asya Direktörü Nicola Duckwort’den geldi… İnsanların her yerde düşüncelerini özgürce ifade edebilmesi gerektiğini söyleyen Duckworth, "Bu yasada söz konusu olan asıl şey, 1915 yılında Ermenilerin geniş çapta öldürülmesi ve de yerlerinden edilmelerin soykırım olup olmadığı değil, Fransız yetkililerin bu tarihi tartışmayı ifade özgürlüğünü kısıtlama girişimine dönüştürmesidir. Fransa, uluslararası insan hakları konusundaki yükümlüklerini yerine getirmede başarısız olmaktadır." diye konuştu.

"Türkiye Fransa'ya kızamaz"

Daily Telegraph gazetesi 'Pamuk'u yargılayan Türkiye'nin Fransa'ya kızma hakkı yok' yorumunu yaptı... Gazeteye göre Türkiye çift standartlı bir politika güdüyor... "Türkiye'nin görüşlerine sempatiyle bakıyoruz. Ne kadar nahoş olursa olsun bir fikrin dile getirilmesinin yasaklanması ifade özgürlüğüne aykırıdır. Ama bu konuda Türkiye de aynı derecede kusurludur. Türkiye, katliamlardan bahsettiği için Nobel ödüllü Orhan Pamuk'u Türklüğe hakaretten yargılamıştır. Bu yüzden aynı şeyi yaptığı için Fransa'yı kınayamaz

Fransa cephesinde zorlu bir hukuk savaşı başlıyor

Sedat Ergin-Hürriyet
Dün Ankara ve Paris’ten aldığımız izlenimler ışığında Türkiye’nin önünde üç seçenekli bir yol haritasının şekillendiğini söyleyebiliriz. Birinci yol, Başbakan’ın belirttiği gibi, Senato’dan 60 temsilci ya da Ulusal Meclis’ten 60 milletvekilinin bu yasanın Fransız Anayasası’na aykırı olduğunu öne sürerek bir itiraz dilekçesiyle Anayasa Konseyi’ne başvurmalarıdır…  Bu çaba sonuçsuz kalırsa ne olur? Anayasa Konseyi’nin yetkisinin kullanılabileceği bir seçenek daha var. Fransa’da 2008 yılında yapılan bir anayasa değişikliğiyle vatandaşlara yargılama sürecinde Anayasa’ya aykırı bir durumla karşılaştıkları gerekçesiyle Anayasa Konseyi’ne başvurma hakkı tanındı… Varsayalım ki bu yoldan da geçildi, ancak Anayasa Konseyi ilgili vatandaşın başvurusuna olumsuz karşılık verdi. Bütün yollar yine de kapanmış değil. Bu takdirde gidilebilecek bir yol daha var. Bu yasayı ihlal ettiği gerekçesiyle yargılanıp birinci derece mahkemesinde mahkûm olan bir kişi, Fransa’daki temyiz organlarına gidip, buradan da sonuç alamadığı takdirde Strasbourg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) şikâyette bulunabilir.

'Soykırım yasası Türkiye’nin AB sürecini etkilemez'

AB Komisyonu, Fransa’da kabul edilen soykırımı inkar yasasının, Türkiye’nin AB sürecinde yeni bir kriter getirmeyeceğini açıkladı. Türk Dışişleri Bakanı Davutoğlu ise AB’yi ‘ikiyüzlü davranmakla’ suçladı.

Davutoğlu'ndan Avrupa'ya Ermeni konusunda çok sert çıkış: AB ikiyüzlü!

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ankara’dan Moskova’ya uçarken Fransa’ya olduğu kadar Avrupa Birliği ülkelerine ve tüm Avrupa’ya da tepkiliydi. Milliyet'ten Fikret Bila'nın yazısına göre Davutoğlu, Fransa’nın, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının inkarını suç sayan yasayı kabul etmesini zaten akla ziyan bir durum olarak görüyordu ancak Avrupa Birliği’nin sessizliğini de çok yadırgamıştı.

Knesset başkanı: Bizim Ermeni Soykırımını görmezden gelmeye hakkımız yok

İsrail’in Ermeni Soykırımı meselesi yanısıra diğer halkların kitlesel kırımlarını görmezden gelmeye hakkı yok. Açıklama 24 Ocak’ta, Fransa ve Türkiye arasında Soykırımların inkarını cezalandıran yasa tasarısı sonrasında gelişen skandalı yorumlayan İsrail Meclisi Knesset başkanı Reuven Rivlin’den geldi.

Şefika Gürbüz Yorumluyor: Yasa Çıktı; Ermenistanlılar Gönderiliyor.

Işıl Cinmen /isilcinmen@bianet.org
Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun değişiyor. Göç-Der Başkanı Şefika Gürbüz bu değişikliğin “Ermenilere karşı bir gözdağı” olduğu görüşünde… Yanında çalışan kişiyi bırakmak istemeyenler için ise şöyle bir formül geliştirilmiş: Çalışmak için kalması istenilen kişilere çalışma izni almak için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na başvuruda bulunulacak. Ve yanında çalıştıracağı kişi için 1.330 TL maaş ve sigorta primi yatırılacak…* Bu yasanın pozitif etkisinden çok negatif bir etkisi olacaktır. Ayrıca bu, siyasi olarak Ermenilere karşı bir gözdağıdır.* Samimi olunsaydı 90 gün süresi azaltılabilirdi. Hasta bakan bir kişinin üç ay hastayı bırakma şansı yoktur; işini kaybeder.* Asgari ücretin 701 TL olduğu bir ülkede talep edilen rakamın 1330 lira olması da diğer bir zorlaştırıcı faktör.* Bu yasanın amacı, hem çalışmak için gelenlerin, hem de çalıştırmak isteyenlerin önüne zorluklar koyarak işi zorlaştırıp, bu yolla gelişlerin önünü kapamak.

"Fransa önce 'pis Ermeni' lafından dolayı özür dilesin"

Ermeni cemaatinin önde gelen isimlerinden Bedros Şirinoğlu, soykırımın inkârını suç sayan yasa tasarısını onaylayan Fransa’ya tepki gösterdi. Şirinoğlu, alınan kararın kendilerini derinden yaraladığını belirterek, "Fransa önce ’pis Ermeni’ lafından dolayı kendisi özür dilesin. Ondan sonra gereği devlet tarafından yapılır" dedi.

Çetinoğlu: Türkiye kendi ayağına kurşun sıkmaz

Ermeni soykırımına ilişkin araştırmaları ile bilinen yazar Sait Çetinoğlu, AKP Hükümeti'nin açıklamalarının aksine, Türkiye'nin herhangi bir yaptırımı olamayacağını belirtti. Türkiye'nin NATO üyesi olduğunu söyleyen Çetinoğlu, "AB'ye girmek isteyen bir ülkenin AB üyesi bir ülkeye ambargo koyması mümkün değil. Bu, kendi ayağına kurşun sıkmak anlamına gelir. AKP'nin söylediklerinin hiçbir geçerliliği yok" diye konuştu. Çetinoğlu, Fransa'nın yasayı çıkarmasına ilişkin de "Yasa çıkmamış olsa Türkiye soykırım yapmamış mı olacak" ifadelerini kullandı.

'23 Ocak tarihe altın harflerle yazılacak'

Ermenistan Dışişleri Bakanı Edvard Nalbandyan, "Bugün sadece Ermenistan ve Fransa halkları arasındaki dostluğun tarihinde değil aynı zamanda dünya çapında insan haklarının korunması tarihine altın harfle yazılacak. Ve var olan insanlık karşı işlenen suçları engelleme mekanizmasını daha da güçlendirecektir. Fransa, evrensel insan haklarının gerçek bir savunucusu olarak öncü rolünü tekrar onayladı" ifadelerini kullandı.

Bahçeli: Dersim isyanına 'katliam' dersen soykırım iddiası ile baş edemezsin

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Fransa Senatosu'nda kabul edilen 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddinin suç sayılmasını öngören yasa teklifinin kabul edilmesine sert tepki gösterdi… Bahçeli, "Ancak Dersim isyanını önleme ve engelleme çabalarına bile katliam diyen Başbakan ve hükümetinin, sözde soykırım iddialarını boşa çıkarması ve samimiyetle mücadele etmesi bir hayli zor görülmektedir" diye konuştu.

Erdoğan'dan 'soykırım yasası' açıklaması: 'Sabrediyoruz, umudumuzu kaybetmedik'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada Fransa Senatosu'ndan onay alan 'Ermeni soykırımının inkarını suç sayan yasayla' ilgili değerlendirmelerde bulundu. Eylem planlarını açıklamak için yasaya karşı olan senatörlerin girişimiyle başlayacak Anayasa Konseyi sürecini bekleyeceklerini ifade eden Erdoğan, 'Bu hatanın telafi edileceğine dair umudumuzu kaybetmiş değiliz.' dedi. Uludere'de hayatını kaybedenler için toplam tazminat miktarını da 123 bin TL olarak açıklayan Erdoğan, Milli Güvenlik Bilgisi dersini de kaldıracaklarını duyurdu.

Ermeni işçiler

Taha Akyol / takyol@hurriyet.com.tr
Türkiye'de çoğu ev işlerinde kaçak olarak çalışan Ermenistanlı, Moldovalı (Gagavuz), Kırgızistanlı işçilerin “kaçak” çalışmaları 1 Şubat’tan itibaren hayli zorlaşacak. Konuyu Sosyal Güvenlik ve Çalışma Bakanı Faruk Çelik’le görüştüm. “Ev hizmetlerinde çalışanlar, Türk vatandaşı gibi prim ödeyerek çalışmalarına devam edecekler” dedi.

Ermenistan, Rusya ve Azerbaycan cumhurbaşkanlarının ortak duyurusu

Ermenistan, Rusya ve Azerbaycan cumhurbaşkanlarının, Karabağ sorununun çözümüne yönelik ortak duyurusu: « Ermenistan Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu  cumhurbaşkanları RF cumhurbaşkanının davetiyle 23 Ocak 2012’de Soçi’de buluştular ve Dağlık Karabağ sorununun çözüm süreci ve perspektiflerini değerlendirdiler.Üç ülke devlet başkanları 2 Kasım 2008’de Moskova Deklerasyonunun kabul edildiği 2 Kasım 2008’deki buluşmalarından itibaren Dağlık Karabağ sorununun çözümü yönünde gerçekleştirilen cesametli çalışmanın altını çizdiler. Cumhurbaşkanları intensif müzakereler sonucunda Dağlık Karabağ sorununun çözümünde Temel İlkelerin mutabakatına ilerleme kaydedildiğini ilan ettiler.

İşte o yasanın Türkçe tam metni

Fransız Senatosu'nda 127 oyla kabul edilen Soykırım İnkarına ceza öngören yasanın Türkçe tam metni. Fransa Parlamentosu'na Marsilya Milletvekili Valeria Boyer tarafından getirilen ve Türkiye'nin tüm ihtarlarına rağmen 50 milletvekilinin katılımı, sadece 32'sinin "evet" oyuyla kabul edilen yasa tasarısı Türkiye'nin sert yaptırımlarıyla karşı karşıya kaldı.

AB'de ortak dil arayışı

23 resmî dilin konuşulduğu AB'nin ortak bir dili yok. Günlük yaşamda sıkıntı yaratan bu durumu aşmak için Esperanto yapay dilini kullananlar olsa da ortak dilin İngilizce olması yönünde eğilim ağır basıyor.

Yeniden--Ermeni Temsilcileri Ağırlayan Bakan Bağış, Fransa'daki Oylamayı Değerlendirdi

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Taksim Spor Kulübü Başkanı Garo Hamamcıoğlu, Ortaköy Meryem Ana Ermeni Kilisesi Vakfı Başkanı İskender Şahingöz ve Ermeni cemaati temsilcilerini Ortaköy'deki AB Bakanlığı ofisinde kabul etti.

Fransa Senatosu soykırım tasarısını onayladı

Türk hükümetinin baskı, yaptırım ve tehditlerine rağmen Fransız Senatosu Ermeni Soykırımı’nı inkarı suç sayan yasa tasarısını onayladı. Soykırımı inkara bir yıl hapis ve 45 bin euro para cezası öngörülüyor. Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin isteği doğrultusunda iktidar partisi UMP milletvekili Valérie Boyer tarafından sunulan önerge, 22 Aralık’ta tüm grupların desteği ile Fransız parlamentosunda kabul edildikten sonra bugün de Senato’da onaylandı. Fransa’nın resmi olarak 2001’de tanıdığı Ermeni Soykırımı’nı inkar edenlere bir yıl hapis ve 45 bin euro para cezası öngörüyor.

10. umutsuz Karabağ zirvesi

Azerbaycan ve Ermenistan liderleri bugün Dağlık Karabağ sorunun çözümü için Rusya'nın Soçi kentinde biraraya gelecek. Görüşmeden Medvedev'e teşekkür bildirisi dışında bir sonuç çıkması beklenmiyor.

Erdoğan'dan Fransa'ya büyük tepki!

Fransa Senatosu’nda bugün ele alınacak ‘Ermeni soykırımı’ iddiasını inkar edenlerin cezalandırılmasını öngören yasa teklifine tepki gösteren Başbakan Erdoğan, yasanın kabul edilmesi durumunda bir daha Fransa’ya gitmeyeceğini söyledi… Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, bugün Fransa Senatosu'nda oylanacak Ermeni yasa teklifine ilişkin olarak, ''Bundan sonra Avrupa değerleri büyük tehdit altındadır. Her meclis kendi tarih görüşünü muhtevi kararlar alıp uygularsa Avrupa'da yeni bir engizisyon dönemi açılır. Bu tarihi görüş dışındaki kitaplar yakılmaya başlanır. Bu tarihi görüş dışındaki görüşler, ifadeler ve tarih yorumlarını dile getirenler hapse atılırlar. Bu tipik bir engizisyon anlayışıdır. Ortaçağ'da engizisyonda neler yaşandığını hepimiz biliyoruz. Maalesef bunu tekrar canlandırmak Fransa için ayıptır'' dedi.

Yaptırımlar Erken Başladı: Fransız Okulunda Vergi Denetimi

Utku Çakırözer
Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Laurent Bili, 1995-98 yılları arasında başkâtip olarak görev yaptığı başkentten Türkiye dostu olarak ayrılan bir Fransız. Doğan çocuklarına Türk dostlarından esinlenerek isim olarak Volkan ve Tayfur…  Türkiye’nin çok sert tepki göstereceğinin o da farkında. Zaten hükümet bu tepkiyi daha oylama yapılmadan önce hissettirmiş bile:“Geçen hafta Ankara’daki Charles De Gaulle Fransız Lisesi’ne vergi denetçileri gönderildi Türk makamları tarafından. Bir büyükelçilik lisesi için bugüne kadar örneği görülmemiş bir durum bu. O okulun Türk mevzuatıyla hiçbir ilgisi yok. Özel okul da değil. Tamamen Fransız mevzuatına göre çalışan ve kâr amacı gütmeyen bir devlet okulu”. Büyükelçiliğin önündeki Paris Caddesi’nin ismi Cezayir Caddesi olarak değiştirilecek. Bili bu gelişmeler için, “Ne okulumuza vergi denetimi göndermek ne de sokak ismini değiştirmek Fransa’daki Türkiye imajına olumlu katkı yapacak adımlar değil. Bu tür adımlar pek bizim tarzımız değil. Paris’teki Türk Büyükelçiliği’nin yer aldığı Rue D’Ankara (Ankara Sokağı) ismini hiçbir şekilde değiştirmeyi düşünmeyiz” dedi.

Sadece Ermeniler değil mesele Türkiye’nin tüm acıların hesabını vermesi

Pınar Ersoy
Paris’te 12 Eylül öncesi Fransa’ya gelen Ermenilerle buluştuk. Bugün Senato’da oylanacak yasaya prensipte karşılar ama “Türkiye de hiç adım atmıyor” diye isyan ediyorlar “Bu ülkede Dersim, 6-7 Eylül olayları oldu, darbeler yaşandı, başbakan asıldı, 800 bin kişi işkence gördü... Türkiye tüm bu acıların hesabını vermeli” diyorlar… “Bizim en büyük meselemiz 1915 değil. Kaybolan koca bir kültür var. Anadolu’da 2 bin okulumuz vardı. İzmir ve İstanbul’da 285 Ermenice gazete basılıyordu” diyor… Bu kültür erozyonuna aralarında “beyaz soykırım” adını takmışlar. “Kanlı soykırımdan sonra beyaz soykırımla bütün kültürel altyapımızı kaybettik. Çocuklarımıza bu kültürü aktarmak çok zorlaştı” diyorlar... Yasanın geçmesini istiyorum çünkü yasaya karşı argümanlar beni çok rahatsız etti. Ama uygulanmamasını dilerim. Çünkü o zaman dava peşinde koşan avukatlar ve kahraman olmak isteyen Türkler bu konuyu hafifletecek. Oysa çok ciddi bir mesele. 

Neden “Hepiniz Artin Penik” değilsiniz?

A.Eşref Uzundere
7 ağustos 1982'de Ermeni cinayet örgütü ASALA, Esenboğa Havaalanı’nda bir saldırı eylemi gerçekleştirmiştir. 8 ölü ve 72 yaralı ile sonuçlanan eylemi protesto etmek amacıyla olaydan 4 gün sonra Artin Penik adlı Ermeni vatandaşımız, üzerine benzin dökerek Taksim anıtının önünde kendini yakmıştır. Ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede 15 Ağustos 1982’de hayatını kaybetmiştir… Kendisini yakmadan önce yazdığı mektupta,“İşte, burada Patrik ve tüm Türk Ermenileri adına sizleri protesto ediyor ve kendimi yakıyorum” demiştir... Onun cenazesinde 40 binler, 50 binler yoktu, ama onun cenazesinde başka bir şeyler vardı...

Ogün Samast'ın tahliye talebine ret

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, "tasarlayarak Hrant Dink'i öldürmek" ve "ruhsatsız silah taşımak" suçlarından 22 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan Ogün Samast'ın tahliye talebini reddetti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, ''tasarlayarak Hrant Dink'i öldürmek'' ve ''ruhsatsız silah taşımak'' suçlarından 22 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan Ogün Samast'ın tahliye talebini reddetti. 

6-7 Eylül'den sonra kardeşim ben dahil Türkiye'yi sildi!

İşadamı İshak Alaton Radikal'den Ezgi Başaran'a konuştu. Ermeni iddiaları üzerine geçen söyleşide Alaton bugüne kadar hiç bilinmeyen Erkek kardeşinin de öyküsünü anlattı…Türkiye bütün gayrimüslimleri ve ötekileri korkuttu ve hapsetti diyebilirim. Öyle ki iki kimlikli, yani kendi içinde şizofren insanlar yarattı. Dışarıya karşı rahat görünmek isteyen ama içinde başıma her an bir şey gelebilir tedirginliği yaşayan insanlar… Aslında bu insanların hepsi hasta oldu. Doğrudur, babam da öyleydi. Kendimi bildim bileli de hep böyle insanlarla karşılaştım. Lefter’in kamerayı kapattırmasını çok iyi anlıyorum çünkü ben açık konuşan bir gayrimüslim olarak istisna olduğumun idrakindeyim. Ama benim istisna olmam bu ülkedeki kuralı teyit ediyor. Mutlu yaşamak istiyorsan, gizli yaşa diye mottomuz var. Daha ne…

Ermeni "soykırım"ında kritik gün

Fransa 1915 olaylarıyla ilgili inkâr tasarısında ikinci perdeye hazırlanıyor. Olayların soykırım olarak tanımlanmasını reddedenlerin cezalandırılmasını öngören yasa tasarısı bugün Fransız senatosuna gelecek. Fransa'daki Türk dernekleri de, senato önünde protesto gösterisi düzenlemeye hazırlanıyor.

"Vercihan Ziflioğlu’na Çağdaş Gazeteciler Derneği Ödülü

"Vercihan Ziflioğlu, Ankara merkezli Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından verilen 'Yılın en başarılı röportajları' dalında Hurriyet Daily News ve Radikal Gazetelerinde ortaklaşa yayımlanan 'Rahiplerin Sessizliği / No Progress Made in Cleric's Murder" haberiyle ödüllendirildi. 

Davutoğlu'dan Fransa'ya açık tehdit

''France 24'' televizyon haber kanalına konuşan Davutoğlu, ''Biz bu yaptırımları açıklamak zorunda kalmamayı umut ediyoruz. Ancak Türkiye'nin sessiz kalacağını düşünmeyin. Yeni yaptırımlar olacak ve bu kez yaptırımlar Fransa tavrını değiştirene kadar sürekli olacak'' dedi.

Sanatçı Sibil Pektorosoğlu’nun Los Angeles ve New York Konseri

" Cumhuriyet’in ‘azınlık raporu’ "

Ayşe Hür /Taraf Gazetesi
Hrant Dink Davası’nda çıkan karar aslında beni şaşırtmadı. Çünkü bu topraklardaki gayrimüslim düşmanlığının köklerinin ne kadar derinde, dallarının ne kadar yaygın olduğunu biliyorum.

Ermeni meselesinin belkemiği "mallar"...

Engin Ardıç
1915 yılında, adına ne derseniz deyiniz bir "Ermeni kırımı" yaşandıktan sonra, Anadolu'da servet "el değiştirmiştir."Servet deyince aklınıza bugünkü şartlar gelmesin tabii, o zamanın serveti, tarlalar, evler, dükkânlar, paralar... Sanayi değilse bile küçük emtia üretiminin araçları, marangoz atölyeleri, saatçilik, terzilik gereçleri, vesaire. (Piyanolar işlerine yaramadığı için onları yakmışlardı.) Hani şu her ne hikmetse "dedenizin bahçeye gömülü bir küp içinde buluvermiş olduğu" altınlar! Bu mallara konanlar, daha sonra kurtuluş savaşımızın "motor" gücü olan "eşrafı" oluşturdular. Mustafa Kemal Paşa, kendilerine "efendiler, beni desteklemek zorundasınız, çünkü müttefikler buralara gelir de Ermeni mallarının hesabını sorarlarsa ayvayı yersiniz" dedi!Nitekim TBMM'nin ilk çıkardığı kanunlardan biri (toplanır toplanmaz, hemen 23 Nisan 1920 tarihinden birkaç gün sonra), "müttefik subaylarının Anadolu'da tehcir meselesini araştırmalarına izin verilmeyecektir" şeklinde olmuştu... Eşraf, kendini korumak için bürokrasiyle el ele verdi. Bu zoraki birliktelik 1945 yılına kadar, yirmi beş sene sürdü. O tarihte, eşraf bürokrasinin kendisine ayakbağı olmasından artık sıkıldı (kendi başına ayakta durabilecek kadar güçlenmişti), "yeter, söz milletin" diyerek kendi partisini kurdu.Bugün korkulan, bu faturanın doksan beş yıl sonra önümüze çıkarılmasıdır.Ermeniler para isteyecekler, bundan korkuluyor! Vatan millet Sakarya edebiyatı, bu kaygının kılıfıdır.

Sanatçı Sibil Pektorosoğlu’nun Los Angeles ve New York Konseri

Sibil, 24 Mart’ta  LA’de - 31 Mart NY’da konser verecek..

Etnograf: Azerbaycan’da Ermeni olmak zor

Azerbaycan’da 120 bin Ermeni ‘yaşıyor’, ancak bu verilere Dağlık Karabağ Cumhuriyeti sakinleri de yer almakta. Gerçekte bizim verilerimize göre Azerbaycan’da halihazırda 2.5-3 bin Ermeni yaşamakta″ dedi.  Etnograf’ın ifadesiyle esasta bunlar evli bayanlar ve etnik aidiyetlerini saklamaya çalışıyorlar; çokları ‘izleri silmek’ için yaşadıkları yerleri değiştirdiler ve eski komşularıyla bağlarını kopardılar. Azerbaycan’da Ermeniler için yaşam zor, çokları etnik sebeplerle iş bulamamaktalar.

100 bin Ermenistan vatandaşı için son 13 gün

"5683 Sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun"da yapılan değişiklik, 1 Şubat 2012'de yürürlüğe giriyor. Bu değişiklik, Türkiye’de ‘izinsiz’ çalışan 100 bine yakın Ermenistan vatandaşı ile Gürcistan, Ukrayna, Moldovya, Endonezya’dan gelerek hasta bakıcılığı, dadılık, masörlük yapanların ve onları yanında çalıştıran Türkiye vatandaşlarının hayatlarını etkileyecek. Kanunda yapılan ve 1 Şubat'ta yürürlüğe girecek olan değişiklikle, Türkiye’de ‘turist’ vizesiyle 3 veya 6 ay kalıp, ülkelerine giriş çıkış yapıp yeniden dönenlerin izledikleri bu yönteme bir son veriliyor. Yeni uygulama ile Türkiye'den çıktıktan sonra bu kişilerin tekrar giriş yapabilmeleri 90 gün şartına bağlanıyor. Bunun anlamı şu:Mevcut uygulamada, mesela bir Moldovyalı dadı Türkiye'de 6 ay kaldıktan sonra, ülkeden ayrılıyor, en geç bir hafta 10 gün sonra yeniden giriş yapıp işine bir altı ay daha devam edebiliyordu. (ilgili Kanun maddesi ve Bakanlar Kurulu kararı aşağıda görülebilir. Türkiye’de 100.000 kaçak Ermeni bulunduğu da bir şehir efsanesidir. Ermenistan bu sayıyı iki yıl önce 6000 olarak belirtmişti. Bu gün bu sayının 10-15.000 civarında olduğu tahmin ediliyor. HYETERT).