Etiketler

Fransa Devletine, Fransa başkanı Sarkozy’e ve İstanbul’da Bulunan 4 Ermeni Vakfına Açılan Tazminat Davası Mahkemece kabul edildi.

Flash... Flash...
Ahmet Akdağ isiminde bir kişi, Gaziantep Asliye Hukuk Mahkemesinde, avukatı kanalıyla 1919-1920 yıllarında Fransa Devletinin ve onlara yardım eden Ermeni çetelerinin insanlığa karşı suç işledikleri iddiasıyla açtığı davada, kendisne ve ailesine verilen zararları karşılamak amacıyla Fransa’dan, Fransa başkanından ve 4 Ermeni Vakfından 45.000 Euro maddi ve 5.000 Euro manevi tazminat talep etti. Dava dilekçesi Mahkemece kabul edilirken, ihtiyati tedbir istemi reddedildi.
Not: Bu haber bir şaka olmadığı gibi asparagas da değildir. Dava dilekçesini ve mahkemenin davayı kabul kararını aşağıda okuyabilirsiniz.

Paros Şubat Sayısı Çıktı

Dünyaca ünlü siber aktivist grup Anonymous, Türkiye'yi böyle tehdit etti!

Siber aktivist grup Anonymous, Ermeni soykırımını tanıyana kadar Türkiye’nin resmi sitelerine saldırı düzenleyeceğini açıkladı. Anonymous, Türkiye ve ABD hükümetlerine Ermeni soykırımını tanımaları çağrısı yaparak aksi halde resmi sitelere saldırı düzenleme tehdidinde bulundu. Grubun YouTube üzerinden yayınladığı 25 Ocak tarihli ‘Operation Armenian Genocide’ (Ermeni Soykırımı Operasyonu) adlı videoda, “1915’te Türkler milyonlarca Ermeniyi öldürdü. Şimdi bu eylemlerininiz bedelini ödemek zorundasınız. Aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yaklaşık 2 milyon insan Türkler tarafından öldürüldü ve siz hâlâ soykırım işlendiğini inkar ediyorsunuz. Fransa’ya karşı protestolarınız işe yaramayacak. Fransa yüzlerce tarihçinin desteklediği yasa tasarısını kabul edecek. Avrupa Birliği’ne katılamadınız ve asla da katılamayacaksınız. Bu size bir uyarıdır. Soykırımı tanıyana kadar Türk hükümetinin internet sitelerini hedef almaya başlıyoruz” deniliyor.

Soykırım tartışmasında milli tezler yenilenmeli

Cemil Koçak
Pek çok kimse 2015’in hızla yaklaşmakta olmasından dolayı endişe içinde. Bir zamanlar Harley kuyruklu yıldızının dünyaya çarpacağından endişe edildiği gibi, şimdi de 2015’e karşı çareler aranıyor… Şimdiye kadar hiç kimsenin aklına gelmeyen bir büyük imkândan söz edeceğim: Eğer miladi takvimimizi değiştirir ve hicri ya da rumi takvimimize geri dönersek, bu takdirde 1400’lü yıllara adım atarız. 2014’ün yılbaşı gecesinden itibaren geçerli olacak yeni takvimimiz sayesinde 2015 yılı atlanmış olacağından, Ermeniler apışıp kalacaklardır. Hatta 2015 yılı için o andan itibaren “sözde 2015” de diyebiliriz. Yalancı da çıkmayız. Böylece hem 2015’in iftiralarından kurtuluruz; hem de dünya kamuoyuna millî tezimizi anlatmak için 600 yıl kazanmış oluruz! Ondan sonra artık TTK bir yandan, üniversitelerimiz, YÖK ve benzeri her türlü millî kuruluşumuz, geniş bir propaganda atağıyla bu sorunu kökten çözerler. 

************
Pek çok kimse 2015’in hızla yaklaşmakta olmasından dolayı endişe içinde. Bir zamanlar Harley kuyruklu yıldızının dünyaya çarpacağından endişe edildiği gibi, şimdi de 2015’e karşı çareler aranıyor.

Elbette ben de herkes gibi “sözde Ermeni soykırımı” iddialarına karşı vatan evlâtlarının yıllar süren fedakârca çabaları sonucunda oluşan millî tezimizi, her akşam yatmadan önce mutlaka okurum. Yıllardır bu konuda yaptığım okumalar sonucunda şu gerçeği nihayet fark ettim: Dünyanın dört bir tarafına dağılmış olan Ermeniler, neredeyse yüzyıldan beri sadece dünya kamuoyunun ama özellikle de genç neslin beyinlerini yıkayarak onları iğfal etmekle kalmamışlar, fakat maalesef iğrenç yalanlarını millî tezimize de sızdırmayı başarmışlardır. Bu gerçeği aşağıda ilgililerin dikkatine arz ediyorum.

Savaşa katılmamızda Ermeniler rol oynadı mı?

Tarih kitaplarımızda Osmanlı devletimizin 1. Dünya Savaşı’na sanki kendi isteğiyle katılmış olduğu yolunda izlenime neden olabilecek bir takım anlatımlara rastladım. Maalesef bu konu belgelere dayanarak yeterince araştırılmış değil. Oysa Yavuz ve Midilli’nin İstanbul boğazımızın lacivert sularına sığınmalarından sonra bu gemilerde görevli Alman subayların ve bahriyelilerin içinde Ermenilerin olup olmadığını hala bilmiyoruz. Eğer bu konu derinlemesine incelenecek olursa, burada Osmanlı devletimizin başına örülen çorapların da Ermeni komitacıların işi olduğu iyice anlaşılacaktır. Şöyle ki; Ermeni komitacılar, bu gemilerde Alman üniforması giymiş, ama Ermeni davasına hizmet etmek için yemin etmiş olan Ermeni askerlerine verdikleri emirle gemilerimizin Karadeniz’e dostça açıldıkları bir sırada, ezeli ve ebedi düşmanımız Rusya’ya ve onun yere batası donanmasına saldırmalarına neden olmuşlardır. Maalesef bazı millî tarih kitaplarımızda dahi bu gerçek anlatılmamakta; onun yerine sanki Osmanlı devlet adamlarımızın bu haince planlardan haberleri varmış gibi, özellikle de cennet mekan Enver Paşamızın yazılı emriyle bu olayın gerçekleştiği izlenimi verilmektedir. Eğer bu belgeler yakından incelenecek olursa, hiç kuşku yoktur ki, bunların zamanında henüz hainliklerini maalesef anlayamadığımız ve temiz kalbimizin ve saflığımızın bizi yanıltmasıyla devletimizin en üst kademelerinde görevler verdiğimiz nankör Ermeni memurları tarafından yazılmış ve imzalanmış sahtelikleri ortaya çıkacaktır. Son zamanlarda ortaya çıkan sahte imza makinaları da zaten bu iddiamızı doğrulamaktadır!

Almanları Ermeniler suçlu olarak gösterdi

Nitekim en yetkili Osmanlı devlet adamlarımız, bu hain komplonun gerçekleşmesinden sonra milletimizin gözbebeği meclisimizde yaptıkları açıklamada, devletimizin saldırıya uğraması sonucunda savaşa katıldığımızı açıklamışlardır. Osmanlı devlet adamlarımızın şerefli tarihimiz boyunca gerçek dışı bir beyanda bulunmadıkları gerçeği göz önüne alınırsa, durum kendiliğinden anlaşılır. Ermenilerin bunu niçin yaptığını açıklamak da çok kolaydır: Osmanlı devletimizin savaşa katılmasıyla Rusya’nın kutsal topraklarımızda ilerlemesi gerçekleşecek ve Rus emperyalizmi Anadolumuzun bağrında bir Ermeni devletinin kurulmasını sağlayacaktı.

Ermeniler, böylece Almanları da suçlu gibi göstererek, Almanya ile yakınlığımızı dinamitlemek istemişlerdir. Böylece yalnız kalacak ve daha kolayca yıkılacaktık. Hatta belki de Almanya ile bozuştuğumuz için Almanlar, zamanı geldiğinde bizden misafir işçi de almayacaklar ve memleketimizin dış ticaret dengesi, bu olay nedeniyle daha da bozulacaktı. Herkesin bildiği gibi Ermenilerin uzun vaadeli komploları meşhurdur.

'Tehcir' sözcüğü yerine 'ikametgah' kullanılmalı

Millî tezimizde de kullanılan “tehcir” sözcüğünün de değiştirilmesi gerekir. Maalesef bazı hainler bu sözcüğü bile hain emellerine alet etmektedirler. Onun yerine, “ikâmetgah adreslerinin değiştirilmesi” denilmelidir. Doğrusu da budur.

Osmanlı devletimiz, 1915 yılında kışın sert geçmesi yüzünden ve tabii ki savaş nedeniyle de soğuk bölgelerde yaşamak zorunda kalmış olan Ermenilerin (maalesef Osmanlı vatandaşı demeye artık dilim varmıyor), bu zor savaş yıllarında daha sıcak bölgelere intikal etmelerini sağlamıştır. Bunun için de her türlü imkan hizmetlerine sunulmuştur. Örneğin, sıcak bölgelere intikal etmesi gereken Ermenilere en az 15 gün mühlet verilmiştir. Bu süre bazı yerlerde daha da uzun tutulmuştur. Hepimiz ev taşımış insanlarız. Allah aşkına, hangimiz bu sürede taşınamaz ki.

Ama Ermeniler, sayemizde zenginleşerek hayatları boyunca bolluk içinde yaşamaya alışmış olduklarından, kendilerine tanınmış bu uzun sure içinde bile sıcak bölgelerde ev tutmamışlar, müşkülpesentlik göstermişlerdir. Oysa bu bölgelerdeki emlâkçıların kayıtları incelense, gerçekte Ermenilerin şımarıklığı, ev beğenmezliği açığa çıkar. Maalesef bu konuda da yeterince inceleme yok. Diğer yandan, bir kısım Ermeniler (komitacı olanlar) özellikle ev tutmaktan kaçınarak, sokakta kalmayı adeta kendi elleri ile hazırlamışlardır. Bu arada bazı iyiniyetli Ermenilerin de sadece dil sorunu yüzünden emlâkçılarla anlaşamamaları sonucunda yersiz ve yurtsuz kalmalarını bugün bile üzülerek hatırlıyoruz.

Mikroplar Osmanlı’yı asla yenemeyecektir

Millî tezimizi kuvvetle ortaya koyan kitaplarda bu dönemde bir takım hastalıklardan söz ediliyor. Elbette Osmanlı devletimizde de münferit hastalık vakaları olmuştur. Bunu inkâr etmiyoruz. Fakat sistematik bir hastalık durumu hiç olmamıştır. Bu türden iyiniyetli ve gerçeği yansıtan anlatımlar dahi yanlış izlenimlere sebebiyet verebilmektedir. Şöyle ki, sanki tarihi boyunca her türlü güçlüğün üstesinden gelmeyi başarmış olan Osmanlı devletimiz, bazı muzır mikropların üstesinden gelmeyi başaramamış gibi görünmektedir ki, tabiî çok yanlış.

Bu dönemde güçlü devletimizi gözle dahi görülemeyecek kadar ufak bazı mikroplar karşısında güçsüz ve aciz gösterme gayretleri hatırlanacak olursa, gerçek şudur: İkâmetgah adreslerinin değiştirilmesi sırasında bazı Ermeniler mikrop kapmışlardır. Fakat bu mikroplar asla temiz kanımıza bulaşmamıştır. Fakat Ermeni komitacıların eğer yeteri kadar araştırılacak olursa Rusya’dan getirdikleri ortaya çıkacak olan mikroplarla kendilerini bilhassa hasta etmeleri gerçeğini göz ardı edemeyiz. Böylece ileriki yıllarda bu doğal ölümlerin Osmanlı devletimize mal edilmesinin mizanseni de yaratılmıştır. Hatta şu anda elimde belgesi yok ama, bu Ermeni komitacıların bilhassa yakalandıkları bulaşıcı hastalıkları, diğer Ermenilere de acımadan bulaştırdıkları duyumları aldım. İşte böylesi acımasız ve hain bir komploya kurban giden Osmanlı devletimizdir.

Ermeni nüfusun azaldığı uluslararası bir yalandır

Bütün savaşı bu sıcak bölgelerde geçiren ve böylece yakıt masrafı da azalmış olduğu için daha da zenginleşen Ermeniler, savaş bitip de Osmanlı devletimiz yenik ilân edilince, üstelik bu dönemde doğum kontrolü azaldığından bir hayli de çoğalarak, yeniden eski evlerine geri dönmüşlerdir. Millî tezimizde bu noktaya daha çok parmak basmalıyız. Bir de artık diaspora Ermenileri denilen memleketleri dışında yaşayan bir kesim vardır ki, genç nüfus, bilhassa Batının tesiri ile gayri meşru nikâhsız birlikte yaşamaktadır. Bu gençler Batının maddiyatçı değerleri ile yetiştirildiklerinden artık çocuk da yapmamakta ve Ermeni nüfusunun artmasına engel olmaktadırlar. Fakat bu da tabii uluslararası bir komplonun parçasıdır. Şöyle ki, Ermeni nüfusu artmadığı için Osmanlı devletimizin bu zor döneminde meydana gelen ve tek tük sayılabilecek Ermeni vefatlarını yüksek gösterebilmenin bir aracı da budur. Yani “işte bu yüzden o kadar azız” demeye getiriyorlar. Tezimizin kuvvetlenmesine çalışırken, bu tür sözde iddiaları da cevaplamak gerekir.

Eğer millî tezimizi kuvvetlendiren vatan evlâtları arasından elimdeki belge ve bilgilerden faydalanmak isteyenler varsa, elbette benimle temas kurabilirler. Elden arz ederim efendim.

2015’i de kolayca atlatabiliriz

Şimdiye kadar hiçkimsenin aklına gelmeyen bir büyük imkândan söz edeceğim: Eğer miladi takvimimizi değiştirir ve hicri ya da rumi takvimimize geri dönersek, bu takdirde 1400’lü yıllara adım atarız. 2014’ün yılbaşı gecesinden itibaren geçerli olacak yeni takvimimiz sayesinde 2015 yılı atlanmış olacağından, Ermeniler apışıp kalacaklardır. Hatta 2015 yılı için o andan itibaren “sözde 2015” de diyebiliriz. Yalancı da çıkmayız. Böylece hem 2015’in iftiralarından kurtuluruz; hem de dünya kamuoyuna millî tezimizi anlatmak için 600 yıl kazanmış oluruz! Ondan sonra artık TTK bir yandan, üniversitelerimiz, YÖK ve benzeri her türlü millî kuruluşumuz, geniş bir propaganda atağıyla bu sorunu kökten çözerler.

Evet benim de aklıma geldi; bazı Atatürkçüler, meselenin bir millî dava olduğu gerçeğini unutarak ya da göz ardı ederek, takvim değişikliğini cumhuriyet de elden gitti propagandasına çevirerek, bu imkânı kullandırtmak istemeyebilirler. Ne var ki, bu çabaların aynı zamanda Ermenilerin işine yarayacağı da unutulmamalıdır. Atatürkçüler, hiç olmazsa bu millî davamızda devletimizi ve hükûmetimizi desteklemeli ve Ermenilerin oyununa gelmemelidirler. Atatürk ilke ve inkılâplarına karşı olunduğundan değil, Ermeni meselesinin çözümünde yol alınmaktadır.

Peki, eğer bu konuda Atatürkçü çevreler ikna edilemezse ve millî birlik ve beraberlik sağlanamazsa, bu takdirde de hiç olmazsa takvim değişikliğini sadece bir yılla sınırlı tutma yoluna gidilebilir ve 2016 yılı başında yeniden miladi takvime dönülebilir. Fakat bir önceki önerim kabul edilecek olursa, bu takdirde 1915 senesine de daha yüzyıllar olacağından, ‘sözde 1915 yılı” deyimini de kullanabiliriz. Daha yaşanmamış 1915 yılında ne olmuş olabilir ki? Ne dersiniz, Ermeniler bile bu soruyu yanıtlayabilirler mi hiç?
Star

Bakan Bağış: Maalesef, Ermeni hükümeti cesur olamadı

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye'nin Ermeni hükümetine tüm arşivlerin açılarak tarihçiler tarafından incelenmesi teklifi yaptığını hatırlatarak, "Ama maalesef, Ermeni hükümeti bu teklifi kabul edecek kadar cesur olamadı" dedi. 

Kötü Düzen Mutlaka Değişmelidir!

Mehmet Şevket Eygi
Bugün dünyanın hiçbir hür, demokrat, hukukun üstünlüğünü kabul etmiş, insan haklarına bağlı ve saygılı, çoğulcu medenî ülkesinde resmî ideoloji heyulası ve mitolojisi yoktur. Resmî ideoloji ayak bağı olduğu için Türkiye geri kalmış ve Ortadoğu'nun Japonya'sı olamamıştır. Resmî ideoloji hukuk sistemimizi berhava etmiştir. Millî eğitimimizi iflas ettirmiştir. Kültürümüzü baltalamıştır. Tarihimizi tahrif etmiştir. Bir kültür zenginliği oluşturması gereken çeşitlilikleri ve farklılıkları birbirine düşman etmiştir.

Sevag ötekiyse sen kimsin?

Gözde Bedeloğlu
Sevag’ı vuran Kıvanç Ağaoğlu üstlerinden bir emir almamasına rağmen silahını neden doldurdu? Sevag’la Kıvanç’ın iyi arkadaş oldukları neye dayanılarak iddia ediliyor? Sevag’ın birlikteki bazı kişiler tarafından rahatsız edildiğini söyleyen nişanlısı Melani Kumruyan’ın iddiaları araştırıldı mı? Şüpheli asker ölümleri ve intiharlarında bizi dünya birincisi yapan Türk Silahlı Kuvetleri’nin, bütün bu soruları şüpheye yer bırakmayacak açıklıkta cevaplaması zorunludur. Aksi halde, Sünni beyaz Türk dışındaki herkese karşı sistematik olarak nefret suçu işlenen bir ülkede, ne 24 Nisan’da bir Ermeni yurttaşın kazara öldürüldüğüne inanılabilir, ne de kışlalarda intihar eden çocukların çoğunun Kürt olmasının bir tesadüf olduğuna...

Ermeni sineması izler misiniz?

mustafa sütlaş musutlas@gmail.com

Ermeni Kültür ve Dayanışma Derneği'nin Ermeni sineması film gösterileri başladı; her ay bir film gösterilecek, Ermeni sinemasını merak edenlere duyurulur! ilk gösterimde ben de vardım. Balıkpazarın'daki dernek merkezinin küçücük holünde 25 kişi vardık. giren çıkanlar ve derneğin gönüllüleriyle sayımızın kabaca "kırk"a ulaştığını söyleyebilirim.

Fetih 1453'e Hıristiyan boykotu!

Mehmet Çalışkan
Via Dolorosa adlı Alman Hıristiyan Derneği, İstanbul’un fethini anlatan ‘Fetih 1453’ filmini Hıristiyanların izlememelerini istedi. Derneğin açıklamasında, “Türklerin İstanbul’un fethini kutlamak yerine Hıristiyanlara verdikleri zararlardan dolayı utanmaları gerek” denildi… Türklerin başka dine inananlara, insan haklarına saygı duymadığını iddia eden dernek, boykot bildirisinde şunları yazdı: “Fatih, İstanbul’u alıp Ayasofya’yı camiye çevirdikten sonra, 3 gün askerlerinin cinayet işlemelerine, hırsızlık yapmalarına ve kadınlara tecavüz etmelerine izin verdi. Şehir kan gölüne döndü. Aslında Türkiye için İstanbul’un fethi kutlanacak bir gün olmamalı. Daha çok insan haklarına ve Hıristiyanlara verilen zararlardan dolayı utanmaları gerekir. Hıristiyanlara bu filmi izlememelerini tavsiye ediyoruz.”

Malakan Kars'taki Mezarlarının durumu Vahim

Tacettin Durmuş
Resmi Gazetenin 13 Mayıs 2010 tarihli, 27580 Sayılı ve 2010/13 No’lu Başbakanlık genelgesinde; “Anayasamızın eşitlik ilkesi çerçevesinde; ülkemizde yaşayan gayrimüslim azınlıklara mensup Türk vatandaşları, bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları gibi, ayrılmaz parçası oldukları ulusal kültür ve kimlik yanında, kendi kimlik ve kültürlerini yaşama ve yaşatma imkanına sahip bulunmaktadırlar…  kontrolü belediyelere geçmiş olan gayrimüslim mezarlıklarının korunma ve bakımı konularında gereken özenin gösterilmesi” istenmektedir.… Kars'ta yeni kurulan Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, kolları sıvayarak Çakmak Köyü’nde Molakanlar’a ait mezarlık ve bazı evleri sit alanı ilan ederek koruma altına aldı. Oysa Kars ve çevresinde geçmiş bin yıllarda yaşamış sayısız gayrimüslim mezarlıkları bulunuyor. Son yüzyılda Kars’ta yaşamış Ermeni, Alman, Rus, Eston ve Molokanlara ait mezarlıklar korunmayı bekliyor.

Türk düşmanlığı gen haritası

Güneri Cıvaoğlu / ngunericivaoglu@gmail.com
Fransa‘da kabul edilen ve Anayasa Mahkemesi’ne götürülen “inkâr yasasını” sadece Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin Türk düşmanlığıyla izah etmek sığlıktır. Bugün hâlâ ve yüzyıllardır çok etkili isimler “Avrupa’da Türklere nefret tohumları” ekmiştir.İşte örnekler... Hoşgörünün yolunu açan Luther’e göre Türkler Katolik Kilisesi’nin yanlışlarına, yolsuzluklarına karşı “Tanrı’nın gönderdiği cezadır.” İşte satırları:“Türkler, Tanrı’nın öfkeli kırbacı, yakıp yıkan şeytanın uşağıdır.

Er Sevag'ın ölümünde tutanak rezaleti

24 Nisan 2011'de askerliğini yaptığı Batman Kozluk'taki Gümüşörgü Jandarma Karakolu'nda Kıvanç Ağaoğlu adlı askerin silahından çıkan kurşunla hayatını kaybeden Sevag Şahin Balıkçı'nın öldürülmesine ilişkin davanın son duruşmasında tutanak rezaleti ortaya çıktı. Sevag'ın vurulmasının hemen ardından, bir buçuk saat içinde birbiriyle çelişen iki farklı tutanak hazırlandığı anlaşıldı.

Ermeni mezarlığı 'yanlışlıkla' yıkıldı!

Malatyalı Ermenilerin bağışlarıyla şehirdeki Ermeni Mezarlığı içinde yaptırılan bekçi konutu, gasilhane ve son dua yeri, Malatya Belediyesi yıkım ekipleri tarafından yıkıldı. Belediye Başkanı Ahmet Çakır, sadece bekçi konutu için yıkım kararı alındığını, ancak yıkım ekiplerinin emri “yanlış anlayıp” diğer yapıları da yıktığını söyledi. Çakır, “Bu istenmeyen durumdan ötürü mahcup olduk, telafisi için elimizden geleni yapacağız. Ayrıca, konuyla ilgili soruşturma başlattık” dedi.

Fransa’ya Kızıp Malatya’daki Ermeni Mezarlarını mı Dövdü Belediye?

Sultan Kılıç / sultankilic44@hotmail.com
Malatyalı Ermenilerin bağışlarıyla Malatya Ermeni Mezarlığına yaptırılan bekçi konutu, gasilhane ve son dua yeri; hiç kimseye herhangi bir uyarı yapmadan, haber vermeden ve belge imzalatmadan, Malatya Belediyesi’nin kepçe darbeleriyle yerle bir edildi. İstanbul’da kurulan Malatyalı Hayırsever Ermeniler Derneği yönetim kurulu başkan ve üyeleri; bu binanın projesini Malatya Valisi Ulvi Saran, Belediye Başkanı Ahmet Çakır ve KUDEB Başkanı Levent İskenderoğlu ile defalarca, ayrıntılı olarak görüşüp projeyi ilgili birimlere sunmuşlardı.

Fransa'da kabul edilen Ermeni yasası kararı ay sonunda

Fransa'da Anayasa Konseyi'nin, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddinin suç sayılmasının öngören yasa konusunda kendisine yapılan itirazla ilgili kararını 29 Şubat ve 1 Mart'ta vermesinin beklendiği öğrenildi… Anayasa Konseyi'nin kararı için en az 7 üyenin oyu gerekiyor.  Konsey, oy çoğunluğu ilkesi ile karar verecek. Anayasa Konseyi 9 atanmış ve iki tabi üye (iki eski cumhurbaşkanından) oluşuyor. Sağlık nedenleri yüzünden eski Jacques Chirac'ın, Anayasa Konseyi'ndeki oylamaya katılması beklenmiyor. Chirac, kendisi ile ilgili geçen yıl sonu gerçekleşen bir davaya da, yine ''sağlık gerekçelerini'' öne sürerek katılmamıştı.

eNewsletter of the Eastern Diocese: St. Sarkis the Warrior and His Son, St. Mardiros

The feast day honoring St. Sarkis is movable.  It occurs between January 11th and February 15th.  Each year it follows the five-day Fast of Catechumens. Sarkis was a Greek from the area of Cappadocia on the Anatolian plain.  He was a proud, brave Christian and served as a Roman army officer during the reign of Emperor Constantine (roughly 337 A.D.).  Sarkis' valor, strength, and bravery earned him the rank of general.

Her Atatürkçüye bir diktatör

Mümtaz'er Türköne
Derdim, Atatürk'le Atatürkçülük arasındaki derin uçurumları, okyanusları göstermek. Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu. Bu ülkenin kazandığı her şeyde onun ufku ve iradesi var. Bu ülkenin kaybettiği hazinelerin en temel sebebi ise Atatürkçülerin yobazca sarıldıkları iktidar hırsları ve ayrıcalık arayışları. Atatürkçülüğü icat eden ve onu toplum üzerinde totaliter bir baskı aracına dönüştüren darbeciler, dar ve kısır dünyalarına Atatürk'ü sığdırabilmek için, onun mirasını boydan boya tahrif ettiler. Ama daha çok toplumu, bu daracık kalıpların içine sokabilmek ve orada tutabilmek için akla zarar zulümlere giriştiler.

"Vicdani Ret Hakkını Tanıyın"

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Temsilcisi Hammerberg, vicdani ret hakkını tanımayan Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan'ı eleştirerek tüm ülkelerin vicdani ret hakkına saygı duymasını istedi.

Sakallı Nurettin Paşalar

ALBATROS / Ragıp Zarakolu
Bir zamanlar ortalarda "Ben İzmir fatihiyim” diye dolanan bir zat vardı. Şimdi kimselerin hatırlamadığı. Herhalde gelip geçmiş en demokratik meclis olan 1. Meclis, onu görevden alacaktı. Koçgiri ve Pontus bölgesinde “asayişi sağlarken” yaptığı mezalim nedeniyle. Bu paşanın mezalimleri daha sonra da bitmedi. İzmir’e giren ordunun başında Sakallı Nurettin Paşa vardı. Bu paşanın bir merakı da linç örgütlemekti. İzmir’in güzel evlerine yerleştikten sonra, İzmir Rum toplumunun metropolitinin huzuruna getirilmesini buyurdu. Metropolit, Fransız bahriyesinden birkaç bahriyeli askerin sözde “koruması” altında huzura alındı. Zavallı metropolit Fransız devletinin konsolosluğuna sığınmıştı. Sakallı Nurettin Paşa metropolite hakaretler yağdırdıktan sonra, sözde Fransız koruması altında olan bu insanı, kapı önünde bekleyen bir güruha teslim ettirdi. Ve binanın önünde zavallı metropolit linç edildi.

Ermeni Yasasına İtiraza Fransa'dan Tepki

Anayasa Konseyi, Ermeni yasası hakkında 30 gün içinde kararını verecek. İtiraz kabul edilirse yasa kesin olarak düşecek... Yasa eğer Anayasa'ya uygun bulunursa, Cumhurbaşkanınca onaylanacak ve Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girecek. Üçüncü olasılık da Anayasa Konseyi, yazılışında ya da tekniğinde bir hata olduğunu belirlenmesi durumunda, yasayı yeniden yazılması için Parlamento'ya gönderebilecek. Bu durumda yeniden hazırlanmış bir yasa getirilecek ve süreç baştan başlayacak.

Ellerimiz Hrant’ın katillerinin yakasında

Zeynel Lüle / Hürriyet
Perinçek, İşçi Partisi örgütlerine de Dink’i eleştiren herhangi bir eyleme katılmamaları konusunda talimat verdiğini; hatta basın alanındaki arkadaşlarına Dink ile görüşme yapmaları yönünde öneride bulunduğunu belirterek, “Çünkü Malatya’da ve başka yerlerde emperyalizmi hedef alan açıklamalarını öğrenmiştim. Eşim Şule Perinçek, Hrant Dink ile uzun uzun telefonda görüştü. Yayımlanmak üzere söyleşiler yapılmasına fırsat kalmadan katledildi” dedi. Perinçek, “Ellerimiz en başından beri Dink’i katleden örgütün yakasındadır. Bu mücadelenin önderiyiz. Perdeleyenleri herkes görmektedir” dedi.

Hrant'ın arkadaşları

Etyen Mahçupyan
Ne var ki Hrant'ın arkadaşları davayı sahiplendikleri oranda Hrant'ı taşımakta zorlandılar. Çünkü Hrant'ın toplumsal sahiplenmesi onu 'cinayete kurban giden sosyalist bir Ermeni' tanımına oturttu. Tabii ki bu özel bir Ermeni'ydi ama özelliği karakteriyle sınırlı kaldı ve ideolojik olarak sosyalist bakışın parçası olarak sunuldu. Oysa Hrant'ın sosyalistliği 1990'lı yılların ortalarında sönmeye başlamış, solculuk mağdurların yanında durmayı ima eden ahlakî bir tavra dönüşmüş, ortaya çıkan boşluğu ise Ermeni kültürünü merkeze alan bir Anadolu belleği inşası hayali doldurmaya başlamıştı. Daha sonraki yıllarda Hrant demokratlığı bu bellek inşasının meşru zemini olarak gördü ve o noktadan itibaren de sosyalizm onun için nostaljik bir gençlik romantizmi anısına dönüştü. Sorulduğunda "tabii ki solcu" olduğunu söylerdi ama artık sosyalizmin ne denli solculuk olduğu konusunda epeyce kuşkuları vardı. Çünkü solculuk giderek onun için demokratlığın parçası haline gelmiş, geçmişte klişe olarak kullanılan söylem tersine dönmüştü. Yani solcu olunduğu için demokrat olunamıyor, tersine ancak demokrat olunduğunda gerçek anlamda solcu olunabiliyordu…  Hrant'ın arkadaşları ise onları kuşatan kavruk solculuğun içine sıkıştılar. İçi boşalmış, siyaset aracı kılınmış bir sol bakışın marazi laiklikle özdeşleşme eğilimini muhtemelen idrak etmelerine rağmen bu gidişi engelleyemediler. Nitekim, nasıl Susurluk vakasında devletin kirliliğine karşı çıkış bir anda İslami kesim karşıtı bir laiklik gösterisine dönüştüyse, aynı şekilde Hrant'ın sahiplenilmesi de hükümet karşıtı marazi laikliğin 'sol' kisvesi altında yeniden üretilmesine vesile oldu.

Yasanın mimari hayal kırıklığına uğradı

Fransa’da Ermeni yasasının dün 77 senatör ve 65 milletvekilinin imzasıyla Anayasa Konseyi'ne götürülmesi, tasarının mimarı Valerie Boyer’i hayal kırıklığına uğrattı. Tasarının senatoda kabulünden sonra gözyaşlarına hakim olamayıp "2001 yılından beri beklediğimiz bir karardı." açıklamasında bulunan Boyer, iptal başvurusunun "insan haklarına ve Fransa'nın büyüklüğüne" yakışmadığını söyledi. Boyer, Konsey üyelerinin, yasanın anayasaya uygun olduğuna karar vereceğine eminim." diye ekledi.

Soykırım sorunu böyle çözülür mü?

İhsan Çaralan / caralan@evrensel.net
Fransa Anayasa Konseyi’nin bu yasayı “Fransız Anayasası’na aykırı” görmesi demek, “Ermeni soykırımı olmadı” demek anlamına gelmeyecek. Bunların da ötesinde 1915’in yüzüncü yıldönümü olan 2015’e doğru sorunun daha da alevleneceği herkesin bildiği bir gerçektir. Bu yüzden de medyadaki bayram havası, AKP propagandasının buradan kendine bir “zafer çıkarma” hevesi, tamamen iç politikaya yöneliktir ve ülkeyi yönetenlerin geçmişten hiç ders almadığı anlamına gelmektedir. Sorunun gerçekçi tek çözümü, halklar arasındaki kardeşleşmeyi esas alan bir politikaya yönelmek, buna zemin olmak üzere Türkiye ile Ermenistan arasındaki turistik, kültürel, ticari ilişkileri geliştirmek, bu ilişkilerin gelişmesinin önündeki engelleri ortadan kaldırarak, Türkiye’nin Ermenilere yaşattığı acılardan dolayı duyduğu acı ve üzüntüyü ifade eden bir çizgiye geçmesidir. Burada; “Ermeniler de bizi savaşta arkamızdan vurdu”, “Emperyalistlerin oyununa geldi”, “Türklerden de milyonlarca insan bu dönemde öldürüldü”, “Bize ecdadımız soykırım yaptı dedirtemezsiniz” gibi işi laf kalabalığına getirmek, bu sorunu çözümsüzlüğe itmek, ABD, Fransa gibi emperyalist güçlerin bölgede ve Türkiye üstünden bölgedeki girişimlerin etkinleştirmelerine fırsat vermek demektir.

Nobel Barış Ödülü'ne Zarakolu önerisi

Murat Kuseyri
İsveç'te Sol Parti Milletvekilleri Amineh Kakabaveh, Jens Holm, Bengt Berg, Siv Holma, Marianne Berg, Çevre Partisi Yeşiller Milletvekilleri Jan Lindholm ve Valter Mutt merkezi Oslo’da bulunan Nobel Barış Komitesi’ne başvurarak 2012 yılı Nobel Barış Ödülü’nün Gazetemizin de yazarı, yayıncı ve insan hakları savunucusu Ragıp Zarakolu’na verilmesini önerdi.

'Gençliğe Hitabe'

Mümtaz'er Türköne
Peki problem nerede? Problem bu metne kutsal bir metin hüviyeti verilmesinde ve resmî olarak bu kudsiyetin kanun ve yönetmelik zoruna dönüştürülmesinde. Ben bu metni, Mamak Askerî Cezaevi'nde hazırolda iken ve cop darbeleri arasında defalarca okudum. Yine de Türkçesini ve ana fikrini beğeniyorsam, sözüme kulak verilmeli.Bütün okullarda yönetmelik gereği mecbur tutulan bina girişindeki Atatürk Köşesi'nin, Atatürk'e de, Cumhuriyet'e de hiçbir katkısı yok. Tersine eğitime çok büyük zararı var. Sağda İstiklâl Marşı, solda Gençliğe Hitabe ve ortada Atatürk büstünün veya resminin olduğu üçleme, eğitimi şekilci bir ideolojik tahakküme mahkûm ediyor. Okul şayet bu şekil şartlarını yerine getirmişse, geride hiçbir şeyin değeri ve anlamı kalmıyor.

Hükümetten Fransa'ya tepki: Başbakanlık için Fransız otomobil alınmaması istendi

Fransa'nın Ermeni soykırımının inkarını suç sayan tasarıyı Senato'dan geçirmesinin ardından aşama aşama yaptırımlar geleceğini açıklayan hükümetin tepkisi sürüyor. Başbakanlık'ta bürokratlar için kiralanan araçlarda, Fransız malı tercih edilmemesinin istenmesi üzerine siparişler Amerikan malı araçlara yöneltildi.

İki AKP Milletvekili ve Ermeni Meselesi

Ümit Özdağ
AKP İstanbul Milletvekili İsmet Uçma 6 Ocak 2012’de T 24’e verdiği demeçte “1915’te Osmanlı Ermenileri’nin maruz kaldığı Büyük Felaket’e duyarsız kalınmasını bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum”der ve devam ile “Yaşanan olaya “soykırım” dışında bir tanım bulmak zorundayız. Zaten bu kavram, 1950’li yıllardan sonra gündeme gelmiş bir tabirdir. Dolayısıyla ben, Ermeni vatandaşlarımıza yönelik 1915’te yaşanan süreci “soykırım” değil, “soy sürgün” olarak tarif etmeyi daha uygun buluyorum” yargısında bulunmuştu. Neresinden bakarsanız bakın tam anlamı ile bilgi ve yargı hataları ile dolu ve siyaseten sorumsuz bir açıklamadır bu açıklama… AK Parti Ankara Milletvekili Prof. Dr. Seyit Sertçelik, TBMM tarafından yayınlanan ’Rus ve Ermeni Kaynakları Işığında Ermeni Sorununun Ortaya Çıkış Süreci’isimli eserini hazırlamıştır.  Prof. Dr. Sertçelik, ‘Ermeni Belleteni’ dergisinin 1916’da yayınladığı başyazıda, ‘Şimdi yavaş yavaş yok olanların büyük bölümü ortaya çıkıyor. Ancak, devasa boyutlarda olduğu söylenen felâket ne mutlu ki gerçekleşmedi’ denildiğini; Ermeni yayıncılarından Arsak Çobanyan’ın da ‘Türkiye’de Ermenilerin yok edildiği gerçek değildir’ dediğini belgeleriyle anlatan Sertçelik, tehciri, ulusal ve uluslararası hukuk bakımından meşruiyeti ve hukukîliği bulunan bir devlet tasarrufu olduğunu söylüyor. .. Bu iki yaklaşım birbirlerinden o kadar farklıdır ki, ayni siyasi partide bulunması normal şartlarda mümkün değildir

KCK davasında Kürtçe savunma talebine mahkeme Lozan Anlaşması'nı örnek gösterdi

Mahkeme de aldığı kararda Lozan Antlaşması'na atıf yaparak 39. maddede yer alan "Devletin resmi dili bulunmasına rağmen Türkçe'den başka bir dil konuşan Türk uyruklarına, mahkemelerde kendi dillerini sözlü olarak kullanabilmeleri bakımından uygun kolaylıklar sağlanacaktır" hükmünü hatırlattı. Bu hükmün Türkiye'deki Müslüman olmayan azınlıkların haklarına ilişkin olduğunu vurgulayan mahkeme, "Antlaşmanın müzakere edildiği ve imzalandığı dönemin koşulları ve dağılan Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları içerisinde Müslüman olsun veya olmasın Türkçe'den başka dillerde konuşan çok sayıda milletler yer almaktaydı. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu unsurları arasında yer alan Kürtleri azınlık statüsüne almaya ilişkin bir kısım itilaf devletleri tarafından getirilen teklif ve çalışmalar kabul edilmemiştir. Asli kurucu vatandaş olan Kürtlerin azınlık statüsüne alınmamaları ve Lozan Antlaşmasındaki koruma önlemlerinin yalnızca Müslüman olmayan azınlıklarla sınırlı tutulması göz önüne alındığında, bu düzenlemeyle Müslüman olmayan azınlıkların haklarının korunması amaçlanmaktadır. Bu nedenle söz konusu hükmün, somut olayımıza uygulanamayacağı anlaşılmaktadır." Dedi

Sarkozy 'inkar yasası' için 'holokost' kozunu oynuyor

Ermeni iddialarını inkarı suç sayan yasanın Anayasa Konseyi'ne gitmesi üzerine Sarkozy yeni kozunu ortaya sürdü: Bu yasa tartışılırsa 'Yahudi soykırımı'na (Holokost) da şüphe düşer.

Tunceli'de 30 bin "Siyasal Ermeni!.."

Serdar Arseven / sarseven@hotmail.com
Hatırlarsınız; Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'ndeki o meşhur "Ergenekoncu" yapılanmayı araştırırken karşımıza "Haç"lar çıkmıştı!.. Üniversite'yi yöneten, o inancın bulabildiği bütün "simgelerini" bir araya getirmiş ve Üniversite'yi tam manasıyla bir "misyoner üssü"ne dönüştürmüştü... Misyonerliğin "mezhebi" yönü de ilginçti; Ortodoks-Ermeni ağırlıklı bir manzaraydı karşımızdaki... (Van malûm; Ermenistan'ın "Hayali" sınırları içinde!..) Sonra baktık; Ergenekon'un en Kemalist, En Ulusalcı oluşumlarının başındakiler, bir yerlerden "Ortodoks Hıristiyanlığa" bulaşık!.. Hani Hrant davasına yönelik tepkilerin dile getirildiği gösterilerden, "Bir adam hem Hrantçı hem de Ergenekoncu olabilir!" sonucu çıkmıştı ya...

Komitas kimdir?

Geçenlerde Kalan Müzik, Komitas'ın bütün piyano eserlerini toplayan bir CD çıkardı. Peki Komitas kim? Komitas (ya da Gomidas) dünya müzik tarihi açısından önemli bir Osmanlı Ermeni'si... 1869'da Kütahya'da doğuyor. Küçük yaşta öksüz kalıyor. Sesinin güzelliği kilisenin dikkatini çekiyor. Aldığı eğitim sonucunda papaz oluyor. Öğrenciliği döneminden itibaren köyleri dolaşarak Ermeni halk müziğini kayda geçiriyor.
Komitas daha sonra Berlin'deki Keiser F.Wilhelm Üniversitesi'nde okuyor. 1899'da müzikoloji alanında doktorasını tamamlıyor.Avrupa ve Ortadoğu'yu gezerek Ermeni hak müziklerini kayda geçirmeye devam ediyor. Müzik alanında konferanslar veriyor. 1910'da İstanbul'a yerleşiyor. 300 kişilik bir koro kuruyor. Besteler yapıyor.Derken malum gün gelip çatıyor: Komitas, diğer Ermeni aydınlarıyla birlikte tehcir ediliyor. Tarih: 24 Nisan 1915. 

Sarkozy uslanmıyor, yeni hamle yolda!

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin, Anayasa Konseyi'nin 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının inkarının suç sayılmasını öngören yasayı bozması halinde hemen tekrar bu yönde bir yasa tasarısı hazırlanmasını isteyeceği bildirildi. Fransız Haber Ajansı, iki bakana atıfta bulunarak verdiği haberde, bugün yapılan bakanlar kurulu toplantısında, Sarkozy'nin hükümet üyelerine, Anayasa Mahkemesi'nin bu yasayı bozması halinde yeni bir tasarı sunmak istediğini duyurdu.

Misyonerlik, azınlıklar ve Ergenekon

Nazlı Ilıcak
Milli Güvenlik Kurulu (MGK) 2001'de, misyonerliği "tehdit" olarak Milli Güvenlik Siyaset belgesine koydu. MGK Genel Sekreterleri (Tuncer Kılınç ve Şükrü Sarıışık) konunun takibini yaptılar. Bir yandan "azınlıkların misyonerlikte öncü rol üstlendiği" işlendi, bir yandan da dinlerarası diyalog (dolayısıyla Fethullah Gülen) misyonerliğin yolunu açan bir unsur olarak kitlelere takdim edildi. Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol, Genelkurmay himayesinde Trabzon da dahil birçok ilde misyonerliğin tehlikesini anlatan konferanslar verdi.

“Anayasa çalışmalarına etnik gruplar dahil edilsin” / “Ethnic groups should be included in the Constitution making process”

Alevi Kültür Derneği Bursa Şubesi tarafından düzenlenen ‘Anayasa Çalışmaları Öncesi Alevi-Bektaşi Talepleri ve Alevi Örgütlenmesi Paneli’ne katılan Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Selahattin Özel, Alevi Çalıştayı’ndan umduklarını alamadıklarını anlattı. Anayasa ile ilgili sadece aleviler için taleplerinin söz konusu olmadığını ifade eden Özel, “Türkiye’de yaşayan tüm azınlıklar, etnik gruplar dahil edilerek anayasa çalışması yapılsın istiyoruz. Bu konuda samimiyiz” diye konuştu.

Vicdan sahibi erler konuşsun

Mustafa Küçük / Hürriyet
 24 Nisan’da asker arkadaşının silahından çıkan kurşunla hayatını kaybeden Sevag Şahin Balıkçı’nın annesi Ani Balıkçı: “Vicdan sahibi bir asker arkadaşı çıkıp gerçeği anlatsın.”

Tasarı Fransa'nın ana gündemi oldu: Sarkozy tedirgin

Le Monde, Anayasa Konseyi'ne yapılan başvurundan Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin tedirgin olduğunu belirtirken Sarkozy'nin, iktidardaki partinin parlamenterlerine tasarının Konsey tarafından iptal edilmesi halinde Holokost'un inkarının da cezalandırılmasına ilişkin bir başvurunun da yapılması riskinin olacağı uyarısında bulunduğuna dikkat çekti… Le Figaro, Türkiye'nin bu başvuru sayesinde Fransa ile ilişkilerin yumuşayacağı sözünü verdiğini yazdı. Tasarının nedeniyle Fransa ile Türkiye arasında şiddetli bir polemiğin patlak verdiğini belirten gazete, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, başvuruyu olumlu karşıladığını kaydetti… Anayasa Konseyi'ne başvurulduğuna dikkat çeken Liberation da "Bu başvuru Fransız-Türk ilişkilerini yumuşatabilir" yorumunu da yaptı… Le Parisien ise, "Ermeni Soykırımı: metin, parlamenterler tarafından yapılan başvuru ile bloke edildi" dediği haberinde Ankara'nın bu adımı alkışladığına da vurgu yaptı.

Şişli Spor Kulübünden Haberler

 Şişli A erkek Basketbol takımı son maçında Trakya Ergene  takımını 79-60 mağlup ederek ligi 2. sırada tamamladı… A bayan voleybol takımı Türkiye deplasmanlı 2. liginde karşılaştığı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi takımını 3-1 mağlup ederek 12 takımlı ligde 6. sıradaki yerini korudu.

Dink cinayetinde örgüt varsa, onun adı Ergenekon'dur

'Dink'in Arkadaşları Platformu' geçtiğimiz günlerde sonuçlanan dava ve soruşturma süreciyle ilgili basın toplantısı düzenledi.Cinayette 'örgüt' iddialarıyla ilgili bir soru üzerine platform sözcüsü yazar Ümit Kıvanç, "Bu olayda bizim görebildiğimiz ortadaki örgüt neredeyse devlet. Kaldı ki, bu konuyla ilgili bir şey söyleyebilmek için elimizde delil olması lazım. Bu olayla ilgili biraz irtibat kurulabilecekse, bu Ergenekon terör örgütüdür." ifadelerini kullandı.

‘Soykırımı Tanıma’ Kararı da İptal Yolunda

Türk-Fransız ilişkilerinin tarihi üzerine çalışmalarıyla tanınan Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) uzmanı Maxime Gauin Anayasa Konseyi’nin yasayı iptal edeceğine kesin gözüyle bakıyor. Gauin,  “Senatonun kabul ettiği yasa, 2001 tarihinde kabul edilen ‘1915 olaylarının soykırım olduğunu’ tanıyan yasayı reddedenlerin cezalandırılmasını öngörüyor. Anayasa Konseyi bunu incelemeye başladığında doğal olarak 2001 kararını da inceleyecek. 1915 olaylarını ’soykırım’ olarak tanımlayan o kararın da hukuki meşruiyeti yok. Çünkü bu yönde ne Fransız ne de uluslararası mahkemelerde verilmiş karar yok. Ayrıca olaylar 1948 Uluslararası Soykırım Sözleşmesi’nin kapsama alanına da girmiyor. O nedenle 2001 kararı çok büyük ihtimalle iptal edilecek.”

Özel okullara yeni düzenleme

Mahmut Lıcalı
Özel okullar yönetmeliği Atatürk'le ilgili düzenlemelere yeni kurallar getiriyor… Özel okulların amaçları arasında yer alan “Öğrencileri Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmektir” ifadesi çıkarıldı… Atatürk köşesine by-pass Özel okullardaki Atatürk köşesinin ayrıntılı olararak düzenlenmesine ilişkin hükümlerin tamamı çıkarılırken, Atatürk köşesinin kurumların girişinde temiz, düzenli ve kolayca görülebilecek en uygun yerde oluşturulması öngörüldü… Gençliğe Hitabe kalkıyor Özel ortaöğretim okullarındaki Atatürk köşelerinden Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’sinin kaldırılmasını öngörüyor.

'Nicolas Sarkozy'nin siyasi hesabı tutmadı'

Fehim Taştekin
Fransızlar yüzlerine bulaştırdı. Mayıs 2011’de aynı senatoda aynı gerekçelerle oylamaya alınmamış olan metnin bir benzerini zorla gündeme getirdiler. Muhtemelen konsey tasarıyı anayasaya aykırı bularak reddedecek. İfade özgürlüğünden ziyade kanıtlanmamış veya uluslararası mahkemece verilmiş bir karar olmaması temel gerekçe. .. Neden ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmiyor? O zaman bu mesele (Yahudi soykırımının inkârını cezalandıran) Gayssot Yasası’na kadar gider ve tabii ki kıyamet kopar.

Diyarbakır 1915: Kötülüğün arkeolojisi

Ayhan Aktar/Taraf 
Yakın zamana kadar cezaevi olarak kullanılan eski hapishane binasının Diyarbakır’ın yaşadığı katliamların tarihinde özel bir yeri vardır. 1915’teki Ermeni katliamında şehrin Ermeni eşrafı bu hapishaneye doldurulmuş ve daha sonra da katledilmiştir… "Cezaevinin yapılış tarihi 1880. Bulunan kemikler o tarihten sonraya ait. Mezarlık düzeni içinde tespit edilmiş değil. Üst üste atılmış cesetler. Ama dışarıdan baktığınız zaman kemikler çok eski döneme ait gibi görünüyor. Cesetlerin üzerinde elbise yok. 90'lı yıllara ait olsa, genelde elbiseleriyle gömüyorlardı... 1910-25 arası benim şahsi tahminim. İstiklal Mahkemeleri'nde binlerce insan sorgulanmadan yargılanmadan idam edilmiş."

Eski Diyarbakır'da Kültürel Çeşitlilik

Bu sergide Diyarbakır'ın kaybolan halklarının hikâyesini bulacaksınız

Diplomatik Muhakeme “Soykırım" iddialarından kurtulmanın yolu

Prof. Dr. Çağrı Erhan / cagrierhan@yahoo.com
Ankara’nın hiç vakit kaybetmeden, bugüne kadar hiçbir sonuç doğurmayan reaksiyoner politikasından vazgeçip, proaktif bir stratejiyi uygulamaya sokması gerekiyor. Fransa’da son anda bir “harikulâde”lik yaşansa ve yasanın yürürlüğe sokulması engellense bile, gelecekteki benzeri durumları peşinen önlemek için Türkiye artık “yumurta kapıya dayanmadan” girişimde bulunmalıdır. Bunun için Türkiye’nin temel dayanağı 1948 tarihli Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşme’dir. Söz konusu Sözleşme’nin sekizinci maddesi aşağıdaki gibidir:  “Sözleşmeci Devletler arasında bu Sözleşmenin yorumlanması, uygulanması veya yerine getirilmesi ve ayrıca soykırım fillerinden veya Üçüncü maddede belirtilen fiillerin [soykırım sayılan fiiller] herhangi birinden Devletin sorumluluğu ile ilgili olarak çıkan uyuşmazlıklar, uyuşmazlığın taraflarından birinin talebi üzerine Uluslararası Adalet Divanı önüne götürülür.” 

Doğan Akhanlı Basın Toplantısı

Tutuklu yazar-yayıncı, insan hakları aktivisti Ragıp Zarakolu  ve tutuklu bulunan diğer gazeteci-yazarlarla dayanışma ve destek amacıyla, yazar Doğan Akhanlı, “Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğü, özel yargılama mahkemeleri ve son gelişmeler”  ile  ilgili olarak, Türkiye Gazeteciler  Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Sınır Tanımayan Gazeteciler  ve Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nun da katılımıyla  düzenlenecek  basın toplantısında görüşlerini paylaşacaktır… Yer :Gazeteciler Cemiyeti lokali Cağaloğlu. Tarih: 2 Şubat 2012 Saat:11.00

Tarihçiler arşivler açılırsa konuşur

Mesut Çevikalp
Doç. Dr. Şakir Batmaz, “Başbakanımızın özrü gibi genelkurmay başkanımızın Dersim arşivini açma kararı da tarihî önemde. Umarım dersim arşivlerinin ardından diğer konularla ilgili belgeler de tasnif edilir ve araştırmacılara açılır. Askerin bu tutumu Emniyet, MİT ve Dışişleri Bakanlığı’na da örnek olmalı. Zira her biri yüz binlerce, milyonlarca belgeye sahip bu kurumların arşivleri de tasnif edilmemiş veya tasnif edildiği hâlde araştırmacılara kapalı. Tasnifi illa kendileri yapacak diye bir konu da yok. İsterlerse Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nden personel ve bilgi desteği alabilirler. Zaten orta ve uzun vadede bu arşivlerin Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nde toplanması daha sağlıklı olacak. Eğer Türkiye, Ermeni meselesini ortak tarih komisyonu ve tarih araştırmaları üzerinden tartışmada samimi ise kapalı tutulan askerî ve sivil arşivlerini araştırmacılara açmalı…  Ermenistan’da maalesef bu tür bir ortam yok. İşin doğrusu Ermenistan ‘gelin, arşivlerimizde çalışın’ dese elimizde Ermenice bilen tarihçimiz, uzmanımız yok.”

İnkâr yasasıyla nasıl bir tuzağa çekiliyoruz?

Mesut Çevikalp
Bu noktada Ankara’nın dünyaya, Fransa’nın kendi çıkarları doğrultusunda Ermeni meselesini kullandığını yansıtması gerekiyor. Zira kabul edilen yasa Ermeni meselesinin çözümünden çok çözümsüzlüğüne hizmet ediyor. Buna paralel olarak Ermeni meselesiyle ilgili lobicilik faaliyetlerine hız verip farklı ülke arşivlerinden kendi tezini destekleyen yeni belgeleri dolaşıma koyması gerekiyor. Son aşamada da Erivan ile donan barış protokollerini yeniden işletip sorunu iki taraf arasında çözmesi gerekiyor. Zira sorunun sürmesi Türkiye karşıtı üçüncü ülkelerin işine yarıyor.

Fransız yazarları da yasaklansın!

Metin Boran / metin.boran@hotmail.com
Fransa hükümetinin kendi ülkesinde ‘Ermeni Soykırımı’nı inkarı suç sayan yasayı senatodan geçirmesinden sonra Türkiye de bazı aklı evveller (10 yıl önce olduğu gibi) milliyetçi ve şoven duyguları bir kez daha ateşleyerek eylem hazırlığındalar. Bu odaklar hükümetin diplomasideki beceriksizliğini ve tutarsızlığını halkı kin ve nefret duyguları ile sokağa dökerek Fransız mallarının boykot edilmesini öğütlüyor ve örgütlüyorlar…

Astsubay Zirve’ye giden yolu anlattı

Zirve Katliamı soruşturmasında, Başçavuş Murat Göktürk’ün sorgusu sırasında 107 soruya verdiği 21 sayfalık cevaplarda Zirve Katliamına doğru ilerleyen süreci adım adım anlattığı iddia edildi. Jandarmanın katliamdan bir yıl önce Malatya’da misyonerlik faliyetlerini takibe başladığını belirten Göktürk, kendisine de Zirve Yayınevi çalışanlarına ilişkin bilgi toplatıldığını söyledi. O dönemde, 2. Ordu Karargahı’nda da her hafta misyonerlik toplantısı yapıldığını belirten Göktürk, katliam günü Ergenekon davası sanığı Hurşit Tolon’un da Malatya’da olduğunu iddia etti.

Avrupa Konseyi, sözde Ermeni soykırımını tarihçilere bıraktı

AK Parti Kayseri Milletvekili Pelin Gündeş Bakır, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Genel Kurulu'na sözde Ermeni soykırımı ile ilgili önerge verdi. Önerge, genel kurulda oy çokluğu ile kabul edildi… "Önerimde yer alan ifadeler şöyle; Bir tehcir olayının varlığı ve sonuçları ile ilgili olarak eğer iki ülke arasında anlaşmazlık varsa, ilgili ülkeler arşivlerini açacak. Her iki ülkenin akademisyenlerinden ve tarih profesörlerinden oluşan bir komisyon kuracaklardır. Eğer ihtiyaç olursa üçüncü ülkelerin arşivlerine de tam erişim sağlanacak. Bu husus ilmi bir biçimde incelenecektir. Politikacılar tarafından değil, tarihçiler tarafından en objektif bir biçimde bir ortak görüşe ulaşacaktır. Tarihin siyasi istismarı hiçbir surette kabul edilemez." (Soru şu, Dünyada objektif hukukun suç saydığı insanlığa karşı bir suç konusunda tarihçilerin karar verdiği bir örnek var mı ve olabilir mi? HYETERT.)

Obama, 24 Nisan'da "soykırım" diyecek mi?

Büyükelçi, "24 Nisan'da Başkan Obama'nın, yaklaşan seçimleri de düşünerek, "soykırım" kelimesini kullanacağını düşünüyor musunuz?" sorusuna ise şöyle yanıt verdi: "Elbette Başkan Obama'nın Nisan'da ne söyleyeceğini tam olarak bilemem. Ama Başkan Obama'nın daha önce dediği gibi, Ermeni ve Türk halkları geçmişin gerçeklerini ele almalı ve ileriye doğru devam etmelidir. Geçmişin hayaletleriyle yüzleşmeliyiz derken bunu kast etmiştim. İletişim gerek. İki taraftan tarihçiler bir araya gelmeli."

Andımızdaki Türk kim?

Mümtaz'er Türköne / Zaman
Bir Kürt'e, 'Ne mutlu Türk'üm diyene' dedirtmekten daha kötüsü, aynı sözü bir Türk'e söyletmek. Zira bir Kürt bu lâfı ne kadar tekrarlarsa tekrarlasın Türk olamaz. Ama bir Türk'ün zihninde ve ruhunda meydana gelen hasarı kim düzeltecek?... Andımız kimsenin etnik aidiyetini değiştiremedi. Ama bu anlamsız sözleri her sabah toplu halde tekrarlayarak 'yükselmek ve ileri gitmek'ten vazgeçmiş olmadık mı? Türk milliyetçileri için tekrarlayalım: Andımızdaki 'Türk' bir milletin adı değil, yönetme ayrıcalığını sürdürmek isteyen zorbaların kendilerine meşruiyet kazandırmak için kullanılan bir bahaneden ibaret. Çünkü andımız Türk'ü yüceltmiyor; andımızdaki Türk, hiyerarşi ve disiplinle var olan diktacılığı kutsuyor. Tıpkı, vatandaşlığı tanımlayan Anayasa'nın 66. maddesindeki 'Türk'ün, gerçekte bir milletin adıyla bir ilgisinin olmaması gibi.

Ermeni Kanunu Ve Fransız Anayasa Mahkemesi

Ömer Engin Lütem
Bu gün (31 Ocak 2012) kanun iptali için 65 milletvekili ve 77 senatör Anayasa Mahkemesine başvurdu. Bu beklenmeyen olay ifade özgürlüğünü kısıtlayan ve günümüzü değil geçmişi konu alan bu kanunun zannedildiğinden çok daha fazla tepki çekmiş olduğunu göstermektedir.Şimdi ne olacaktır? Anayasa Mahkemesi bir ay içinde bu kanunun Anayasaya uygunluğu hakkında karar verecektir. Hükümet isterse bu kararını 8 gün içinde vermesi gerekecektir. Ancak hükümetin bunu isteyeceği zannedilmemektedir. Anayasa Mahkemesinin kararının ne olacağını şimdiden kestirmek mümkün olmamakla beraber, normal koşullarda, kamuoyunda tepki toplamış olan ve ifade özgürlüğünü açık bir şekilde ihlâl eden bu kanunun iptal edilmesi beklenmektedir.

“Dönme Ermeniler de kardeşimiz”

Merkezi İstanbul’daki Sason Emeniler Derneği Başkanı Aziz Dağcı, konuştu. Sason ve Doğu-Güneydoğu illeri Ermeniler Derneği Başkanı Aziz Dağcı, sonradan Müslüman olan ve adlarına ‘Dönme’ diyen Ermenilerin de kardeşlerinin olduğunu belirterek, “Sasonlusu da Sivaslısı da Doğulusu da dönme Ermeni’si de hepsi kardeştir” dedi… Sonradan Müslüman olan ve adlarına ‘dönme’ denilen Ermenilerle hiçbir zaman farklı düşünmediklerini söyleyen Dağcı, şöyle devam etti; “Sasonlusu da Sivaslısı da Adıyamanlısı da Doğulusu da Türkiye’deki tüm Ermenilerle kardeşiz. ( Ne diyebiliriz, Onlar sana kardeşim diyor mu? Üç nesilden beri Müslüman olarak yaşayan kişilerle aynı düşüncedeyseniz buna ne diyeceğiz? HYETERT)

Kars’ta Gayrimüslim Mezarlarının Akibeti Ne Olacak?

Tacettin Durmuş
Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın Resmi Gazetenin 13 Mayıs 2010 tarihli, 27580 Sayılı ve 2010/13 No’lu Başbakanlık genelgesine göre; “Anayasamızın eşitlik ilkesi çerçevesinde; ülkemizde yaşayan gayrimüslim azınlıklara mensup Türk vatandaşları, bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları gibi, ayrılmaz parçası oldukları ulusal kültür ve kimlik yanında, kendi kimlik ve kültürlerini yaşama ve yaşatma imkanına sahip bulunmaktadırlar.” denilmektedir. Kars'ta yeni kurulan Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, kolları sıvayarak Çakmak Köyü’nde Molakanlar’a ait mezarlık ve bazı evleri sit alanı ilan ederek koruma altına aldı. Oysa Kars ve çevresinde geçmiş bin yıllarda yaşamış sayısız gayrimüslim mezarlıkları bulunuyor. Son yüzyılda Kars’ta yaşamış Ermeni, Alman, Rus, Eston ve Molokanlara ait mezarlıklar korunmayı bekliyor.( Lozan Antlaşması devlete, Belediyeler Kanunu ile Mezarlıkların Korunması Hakkında Kanun da belediyelere hiçbir ayırım yapmadan mezarlıkları koruma görevi vermektedir. HYETERT)

Invitation to the EURO Armenian games in Sofia, Bulgaria,

On behalf of the organization committee of the EURO-Armenian Games which  will take place in Sofia, Bulgaria, from 6-9 April 2012, I am writing to  you to inquire about contact information on Armenian sport clubs, youth  organizations etc which might have interest to take part in this huge event in the Armenian youth calender in Europe. http://xa.yimg.com/kq/groups/23149154/243965594/name/Euro-Armenian%20Games%202012%20LETTER.pdf

TÜBİTAK'ta fişleme skandalı

Türkiye’nin en büyük askeri casusluk soruşturması, TÜBİTAK’ta çalışan 5 bin personelin nasıl andıçlandığını da ortaya çıkardı. Gizlilik dereceli projeleri yürüten ülkenin kozmik kuruluşlarından TÜBİTAK’ta çalışan 1048 personel “ideolojik solcu, alevi, dinci, Ermeni, Yahudi, ülkücü” diyerek fişlenmiş.

Ermeni Tasarısının İptal Başvurusu Bugün Yapılıyor

Fransa'da 1915 olaylarına dair Ermeni iddialarının reddini suç sayan yasanın iptali için bugün Anayasa Konseyi'ne başvuru yapılacak. Fransız Senatör Jacques Mezard'ın öncülüğüyle başlayan girişim sonuç verdi, gerekli imzalar toplandı. Geçen hafta son olarak Fransa Senatosu'nun onayladığı yasanın iptali için bugün Fransa Anayasa Konseyi'ne başvuru yapılacak.

Alevis look to European Court of Human Rights for cemevi recognition

Today’s Zaman
In a bid to gain official governmental recognition for Alevi houses of worship, a prominent Alevi civil group has petitioned the European Court of Human Rights to help end what it defines as “decades of official discrimination” against the 6-12 million strong minority community.

Ermenistan'da siyaset ısınıyor

Ermenistan eski dışişleri bakanı Vartan Oskanyan, siyasete dönüş sinyali verdi.Ermenistan basınında çıkan haberlere göre, 1998-2008 yılları arasında dışişleri bakanlığı görevi yapmış olan Vartan Oskanyan, tekrar siyasete dönemeye hazırlanıyor.

Müzik Dinletisi

Kürtçe, Türkçe ve Ermenice ezgileriyle yaşayan kültürlerin sesi olmaya çalışan ve 'Sanat sokakta' sözünü kendine şiar edinen Grup Simurg'u AkaDer Kadiköy Şube de ağırlıyoruz.  Müzik Dinletisi : Grup Simurg: Tarih: 3 Şubat 2012 Cuma Saat: 20:00; Yer: Aka-Der Kadıköy Şube

Ermeni Asıllı Er Balıkçı Davasında Sanığın Tutuklanma Talebi Kabul Edilmedi

Kozluk'un Gümüşörgü Jandarma Karakolu'nda vatani görevini yaparken er Kıvanç Ağaoğlu'nun silahından çıkan kurşunla yaşamını yitiren Ermeni asıllı er Sevag Şahin Balıkçı'nın Diyarbakır 2'inci Hava Kuvvet Komutanlığı'nda bugün yapılan duruşma 5.5 saat sürdü ... Mahkeme, Ağaoğlu'nun tutuklu yargılanması talibeni oy çokluğu ile reddetti. Farklı raporlar tutan olay yeri inceleme ekibinden 2 kişinin dinlenmesine, olay bölgesinde görev yapan korucuların kimliklerinin tespitine karar veren mahkeme heyeti, Halil Ekşi'ye açıldığı söylenen telefonların tespiti için telefon kayıtlarının istenmesine karar verdi. Ayrıca, Halil Ekşi'ye ifade imzalattığı söylenen Bülent Kaya'nın dinlenmesine, olay bölgesindeki güvenlik sorunu ile ilgili Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan bir uzmanın istenip dinlenmesine, Diyarbakır Adli Tıp Kurumu'ndan kurşunun vücuda giriş-çıkış yaptığı yerler ile ilgili bir uzmanın dinlenmesine karar vererek duruşmayı 13 Şubat tarihine erteledi. (Sevag Ermeni asıllı değil Ermeni'ydi. HYETERT)

İstanbul’da bulunan Gayri Müslim mezarlıkları

Esra Elmalı
İşte Türkiye’deki Rum, Ermeni, Gregoryen, Ortodoks, Katolik, Süryani, Musevi gibi değişik etnik köken ve mezheplerin ilginç mezarlıkları...Türk mezarlıklarından biraz daha farklı, biraz daha görkemli, biraz daha mistik ve gotik olan, içeriye izinsiz girmenin yasak olduğu bu mekanların büyülü atmosferini ve insanlarının dini dünyasını daha yakından tanımaya ne dersiniz?

Şili’de «Ermenistan» Meydanı” Açıldı

Şili’nin sathında bulunan Güney Amerika kıtasının en güneyinde bulunan ″Antarktika’nın başkenti″ olarak da adlandırılan sadece 2500 kişinin yaşadığı Puerto Williams’da 29 Ocak’ta «Ermenistan» adını taşıyan meydanın açılışı törenle gerçekleştirildi ve meydana Ermenistan’dan getirilen haçkar yerleştirildi.

TC Vizesi Kalkınca Ne Olacak?

Işıl Cinmen
"Kayıtlar, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlık numarası ya da oturum belgesiyle yapılabiliyor. Veli kaçaksa kaydolmak mümkün değil. Yapılan değişiklik, bunu mümkün kılmıyor. Yeni bir yapılandırma yapılmadan bu değişikliğin gerçek hayatta hiçbir karşılığı olmayacaktır"… "Kaçak çalışanların tümünün Türkiye'de yaşaması engellenmeye çalışılıyor. Bu durumda hayatını tamamıyla değiştirmek zorunda kalacak çok fazla insan var. Es kaza burada kalabilmiş bir insan gidip kendini e-okula kaydettirir mi? Hayır. Zaten çok korkuyorlar. Şu anda gönderenler de çocuklarını okuldan alacaklardır"

Hüzünlü azınlıklar ülkesi,

Deniz Ertuğ / ertug_deniz@yahoo.es
Azınlık olmak her ülkede bir parça hüzünlüdür. Ancak bu hüznün ölçüsü bulunulan ülkenin demokratikliği ile ters orantılı oluyor genelde… Azınlık olmanın kendisi rastlantısal ama Türkiye’de fevkalade yanlış bir “seçim”dir. İşte bu nedenle pek hüzünlüsünüz azınlıklarımız ülkemizde. Sahip olduğunuz seçenek üçtür:  1) “Anavatanınıza” dönmek. (“Sahi siz nereden gelmiştiniz?”), 2) Asimile olmak. (“Siz de Türksünüz canım”, “Abi, Müslüman olmayı düşündün mü hiç?”), 3) Azınlık olmak, azınlık kalmak.  (“Bu azınlıklar da çok oluyor canım”, “Zaten burası onların ülkesi değil ki”.). Tercih sizindir. 

Nalbandyan: "Türkiye uzak dursun"

Ermenistan Dışişleri Bakanı Edvard Nalbandyan, "Türkiye eğer gerçekten Karabağ sürecine yardımcı olmak istiyorsa, o zaman mümkün olduğunca bu süreçten uzak durmalıdır" dedi.

İsviçre davasına Dink’le çıkacak

Zeynel LÜLE
İsviçre’deki bir konferansta “Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır” dediği için İsviçre mahkemelerince “ırkçı ayrımcılık”tan tazminat ödemeye mahkûm edilen Doğu Perinçek’in imdadına, hayattayken Türklüğü aşağıladığı gerekçesiyle tepki gösterdiği Hrant Dink yetişti. Perinçek’in AİHM’ye taşıdığı davada Dink’in Türkiye’ye karşı açtığı dava ‘örnek’ gösterildi.

Turkey, Syriacs talk to host Patriarchate

Hürriyet Daily News
Turkish diplomatic sources express an invitation for dialogue to all religions and sectarian groups as the Syriac community leaders confirm that Turkey’s Foreign Ministry has been engaged in efforts to relocate the Patriarchate back to Turkey. Still, the idea of moving back bring different responses from Syriac groups.

Pandeli, Tom Amca ve Hoşgörülü Riyakârlık

Foti Benlisoy
Devlete ve millete sadık gayrimüslim "Tom Amca" tiplemesi yerlere göklere çıkartılır. Yılmaz Özdil gibi bir milliyetçi dahi İstiklal Marşı'nın orkestrasyonunu Edgar Manas adlı bir Ermeni müzisyeninin yapmasından Türklüğe övünç çıkartır. "Bizim" gayrimüslimler, yani yerli ahali-i gayrimüslime, muhtelif diyasporalar gibi fitne fücur yuvası değildir, onlar ailemizin, soframızın sadık birer parçasıdır… Hasılı, uysal ve sempatik, itaatkâr ve "haddini" bilir oldukları, zararsız ve keyif verici oldukları müddetçe, "Tom Amca" gibi davrandıkları sürece bilumum gavur "Türkiye'ye lazımdır".

Başkan'dan Ermeni Kilisesi'ne Ziyaret

Eyüp Belediye Başkanı İsmail Kavuncu bugün Düğmeciler Mahallesi'nde bulunan Ermeni Kilisesi'ni ziyaret etti. Eyüp Sultan'da yüzyıllardır birlik, beraberlik, hoşgörü ve dayanışma duyguları içerisinde binlerce kişinin birlikte yaşadığını belirten Başkan İsmail Kavuncu, "Eyüp Sultan Hazretleri'nin manevi huzurunda dinlerin kardeşliği, barış ve sevgiyle hareket eden vatandaşlarımız laik demokratik Türk Cumhuriyeti'ne yakışan davranışlarıyla dikkat çekmiştir. 

Avrupa'da baş tehdit genç müslüman azınlık

Prof. Dr. İskender Öksüz / Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Bizim ‘seçim yatırımı’ diye değerlendirdiğimiz ‘soykırımı inkar yasası’ AB’nin hâkim üyelerinin, Fransa ve Almanya’nın, Türklerin AB üyeliğini def etme stratejisidir. Bu, Avrupa değerlerinin saldırısıdır. Duyduklarınız ve sizin, “Canım, Sarkozy’nin seçim yatırımıdır” dediğiniz şey, saldırı sabahındaki top sesleridir. Önümüzdeki günlerde, ay ve yıllarda bu ‘değerler’in dalga dalga üstümüze geldiğini izlemeye hazır olun. Metot değişebilir. Fikir yasaklamak ve fikir dikte etmek Avrupa değerinin Fransız tarzıdır. Diğerleri başka yöntemler kullanabilir ama hedef aynıdır.

Sevag İçin Adalet

Sevag Şahin Balıkçı davasının üçüncü duruşması 30 Ocak 2012, Pazartesi günü 11:00'de Diyarbakır Askeri Mahkemesi'nde görülecek.

"Hepimiz Ermeni değiliz" dedi ve ekledi...

HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, Hrant Dink davasında geniş dindar kitlelerin "Hepimiz Ermeniyiz" sloganları atıldığı için meseleden uzaklaştırılmaya çalışıldığını savunarak, "Hepimiz Ermeni falan değiliz. Çok şükür hepimiz Müslümanız. Hrant Dink meselesine tam da bunun için sahip çıkmalıyız" dedi.

Diasporadan Obama’ya tepki

ABD’deki Ermeni diasporası, Başkan Barack Obama’yı “inkârcılık”la suçladı. Sertlik yanlısı Ermeni kuruluşu ANCA, Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın son açıklamasını, “Türkiye’nin inkârcılığıyla işbirliği” olarak niteledi ve Obama yönetiminin giderek kendisi için daha derin bir çukur kazdığını savundu.

Fransa’da Kabul Edilen İnkâr Yasasından Kimler Kazançlı ?

Muhalefetin desteği ile hükümet tarafından parlamentoya sunulan, İnsanlığa karşı işlenen suçların İnkârının Cezalandırma yasa tasarısı önce Fransa Millet Meclisi, daha sonra Senatoda kabul edildi. Yasa önümüzdeki haftalar Cumhurbaşkanı Sarkozy tarafından imzalanıp yürürlüğe girecek veya 60 parlamenterin itirazı halinde Fransa Anayasa mahkemesine gidecek: Yasa, İnsanlığa karşı işlenen suçların Fransa sınırları içinde inkârının ve bu inkârı kamu ortamında alenen paylaşmayı, suçun övgüsünü, propagandasını yapmayı cezalandırılmasını, soykırımı kabul eden Fransız vatandaşlarını, kabul etmeyenlerin hakaretlerinden, tacizlerinden korumayı ve aynı zamanda suça maruz kalanlarının yakınlarının acılarına saygılı olmayı öngörüyor.

Sevag'ın annesi: Bak neler çıktı

Pınar Öğünç / Rardikal
Batman Kozluk’ta Gümüşörgü Jandarma Karakolu’nda askerliğini bitirmeye 23 gün kala ölen Ermeni Sevag Balıkçı davasının gidişatı, tanık erin itiraflarıyla değişti. Anne Ani Balıkçı, "Kasıt var diyenlere kızıyordum, bak neler çıktı..." dedi… Daha önce yazılı ifade veren Halil Ekşi’nin, aile avukatının itirazı üzerine yeniden alınan ifadesindeki itirafları, dünkü Sabah gazetesinde Bilge Eser’in haberinde yer alıyordu. Kendisini sanığın dayısı Bülent Kaya olarak tanıtan bir şahıs “Kıvanç lehine ifade versen daha iyi olur” demiş, hatta vermesi gereken ifadeyi elleriyle yazmıştı. Ekşi’nin Kıvanç Ağaoğlu’nun silahını dolduruşa alıp Sevag’a doğrultarak ateş ettiğini itirafıyla davanın gidişatı değişti.

Milli Eğitim Bakanlığı'ndan (MEB) azınlık okulu açılımı. Azınlık okullarına TC vizesi kalkıyor

Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğini yenileme sürecinde olan MEB'in hazırladığı taslak önemli değişiklikler içeriyor. Taslak metinde, mevcut yönetmeliğin 53. maddesinde yer alan 'Bu okullarda, yalnız kendi azınlığına mensup Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının çocukları okuyabilir' şeklindeki düzenlemeye yer verilmedi. Bu durumda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmadıkları halde Türkiye'de kaçak yaşayan azınlıkların çocuklarına da azınlık okullarına gitme yolu açılacak. (Yönetmelik değişikliği yetmez kanunun da değişmesi gerekiyor. HYETERT)

Bartholomeos TBMM’ye gelerek bizzat anlatacak

Anayasa için şubat başında davet alan Patrik Bartholomeos, “Anayasa konusundaki görüşlerimizi bizzat anlatmak isterim. Şubatın ikinci yarısı olursa memnun olurum” dedi. Komisyon, şubat içinde Hıristiyan, Musevi, Süryani azınlık cemaatlerini de dinlemeye hazırlanıyor. Şubat başında görüşme için davet yapılan Fener Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos, “Anayasa konusundaki görüşlerimizi bizzat anlatmak isterim. Şubat‘ın 15’ine kadar programım oldukça yoğun, o nedenle şubatın ikinci yarısında görüşme olanağı yaratılırsa memnuniyet duyarım” mesajını iletti. Komisyon diğer azınlık cemaatleriyle de temas halinde.

Bugünü kaybettik, geleceği kazanalım

Nuriye Akman
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Başkanı, emekli büyükelçi Özdem Sanberk, Ermeni soykırımını inkarı suç sayan yasanın gerginleştirdiği Türkiye-Fransa ilişkilerini değerlendirirken özetle bugünü kaybettiğimizi, sorunu bizden sonraki kuşaklara miras bıraktığımızı, yapılacak en akıllıca işin, ifade özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılarak Ermeni meselesini korkmadan tartışmak olduğunu söylüyor.

Ya Türkiye Minsk'e katılır ya da Fransa ayrılır

'Ermeni soykırımını inkâr yasası sebebiyle Fransa ile kriz yaşayan Ankara'dan 'Minsk' çıkışı geldi. Fransa,Yukarı Karabağ sorununun çözülmesi için kurulan AGİT Minsk Grubu'na Rusya ve ABD ile birlikte eşbaşkanlık yapıyor. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, önceki gün CNN Türk'e yaptığı açıklamada, Fransa'nın açıkça Ermenistan lehine tavır aldığına dikkat çekerek, "Ya Türkiye de bu grupta olmalı ya da Fransa o masada olmamalı." çıkışında bulundu. 

AKPM Türk Grubu Üyesi Gündeş: Elimizde kapı gibi karar var!

AK Parti Kayseri Milletvekili Prof. Dr. Pelin Gündeş Bakır, "Avrupa Konseyi'nin, 'Bir İnsan Hakları İhlali Olarak Zoraki Tehcir' başlıklı kararına bir değişiklik önergesi verdiğini belirtti. 'Bir tehcir olayının varlığı ve sonuçları ile ilgili olarak eğer iki ülke arasında anlaşmazlık varsa ilgili ülkeler arşivlerini açacak, her iki ülkenin akademisyenlerinden ve tarih profesörlerinden oluşan bir komisyon kuracaklardır. Eğer ihtiyaç varsa üçüncü ülkenin arşivlerine de tam erişim sağlanacaktır. Bu husus ilmi bir biçimde incelenecektir. Politikacılar tarafından değil, tarihçiler tarafından en objektif bir biçimde bir ortak görüşe ulaşılacaktır. Tarihin siyasi istismarı hiçbir surette kabul edilemez" şeklinde bir önerge verdiğini kaydeden Bakır, konseyde kararın oy çokluğu ile kabul edildiğini ifade etti.

Resmî tarih yalanlarından kurtulmalıyız

Şimdi bu Batılı ülkelerin yasaları sayesinde kahraman ecdadımızın üzerine atılmış iftiralardan kurtulma şansına sahibiz artık. Zira tarihimizin uzmanlar tarafından yeniden ele alınıp tarafsızca değerlendirilmesi gerekiyor. Hükümetimiz üzerinde çok önemli bir görev var. Arşivlerimizin ve de özellikle Genelkurmay’daki askerî tarih kayıtlarının örtüsünün kaldırılması şart oldu. Merak etmesinler devletimize bir şey olmaz. Eğer suçlu varsa bunun sorumlusu kişiler ortaya çıkar ve problem bire indirilerek küçülür. Halihazırda bütün millet olarak üzerimize kalıyor. Böylece memleketimiz de haksız ve yersiz iftiralardan kurtulur. Zaten aradan 100 yıl geçmiş, olaylardan mesul tutulan kişiler şimdi toprak altında hesap gününü bekliyor.  Yok, eğer “Ben bu arşivleri açmam, devletimin kuruluş yıllarında yaşadığı sırları kimseyle paylaşmam” diyorsanız işte o zaman canımız daha çok yanacaktır. Tarihçilerin ve araştırmacıların “Bak adamın suçu var ki gizlemeye çalışıyor” ithamlarına maruz kalırız.

Sevag, Fransa, Müslümanlar

Er Sevag, Batman'da askerliğini yaparken öldürüldü. Öldürüldüğü tarih, şüpheleri artırmakta idi. 24 Nisan. Arkadaşları, öldüren lehine ifade verdi. "Şakalaşıyorlardı, silah ateş aldı, öyle vuruldu". Tabii bu ifadeye kimse inanmadı.Elden ne gelir.Aile perişan, evlatlarının yitimi ile dünyaları karardı. Anne ve abla bir vicdan çağrısı yaptılar. Tanıklardan biri, ifadesini değiştirdi. "Sevag, arkadaşı tarafından kasten hedef alındı" Ortada kaza falan yoktu. Kasıtlı bir cinayet vardı. Meğer katilin yakınları, tanıklarla konuşup yalan ifade verdirmişler. Yalan, kasıt, cinayet, ırkçılık iç içe karışmış bir dava daha.