Etiketler

'Ermeni olduğumu ifşa etmem provokasyondu'

Ermeni olduğunu 40 yaşında öğrenen müzisyen Yaşar Kurt, Ermeni olduğunu açıklamasının ardından ailesinden gelen tepkileri anlattı.“40 yaşımda Ermeni olduğumu öğrenince kafam karıştı, niye bu böyle, niye ben bilemedim, kafam karıştı ve öfkelendim. Daha sonra önemli olan insan olma fikri kendini sağlam bir biçimde kendini gerçekleştirdi. Arada bir buçuk sene bocaladım.  İfşa etmeme eski kuşaklardan hiç tepki gelmedi, hiçbir kötü tepki olmadı. Genç kuşaklar benim gibi biraz bocaladılar. Kimileri milliyetçiydi ve bir anda ‘ne oldu’ dediler. Kendi köklerinde de böyle bir şey olduğunu öğrenip sıkıştılar. ‘Ben sonradan  Müslüman mıyım’ diye soranlar oldu. Akrabalarımdan genç tayfadan bu örnekler. Bazı travmalar iyidir. Bu travmanın gerekli olduğunu düşündüğüm için paylaştım, ırkçı milliyetçi köşelere gitmeden nasıl yaşamamız gerektiğini bulmak için. Kız kardeşim ‘Benim çocuğum okula gidiyor, orada eskiden benim dayım Yaşar Kurt diyordu, şimdi benim dayım Yaşar Kurt demekten kaçınacak’ dedi. Bu konuda kat edecek çok yolumuz var. O zaman Ermenistan’a gitsin diyenler de oldu, yaptığım provokasyondu, çünkü insanları gerçek tepkilerini ortaya koymalarını ve bu tepki üzerinden kendilerini yargılamalarına yol açtım.”

Ermeniler de dahil herkes hayal kırıklığı yaşayacak

Fransa Anayasa Konseyi eski Başkanı Badinter, Sarkozy hükümetinin hazırladığı ve iptal istemiyle Konsey’in önüne gelen soykırım yasasının herkese hayal kırıklığı yaşatacağını söyledi.Anayasa Konseyi’nin 9 yıl süreyle başkanlığını yapan ve bir dönem Fransa’da adalet bakanlığı görevinde bulunan Badinter, ulusal parlamentoların, tarihi konularda herkes tarafından tanınan uluslararası yargılama yetkisi olan kurumların yerine kendisini koyamayacağını söyledi. 1915 olaylarıyla ilgili uluslararası bir mahkemenin kararı olmadığına dikkat çeken Badinter, Fransız parlamentosunun, bu konuda yetkisi olmadığının bir kez daha altını çizdi.

ABD Kongresi Türk lobisine geçiyor!

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Washington'da Türk gazetecilerin sorularını yanıtladı. Çok memnuniyet verici bir gelişmeyi de ifade etmek istiyorum. Türk-Amerikan Dostluk Grubu Kongre'de 133 sayısına ulaştı. Yani bu Kongre'de ciddi bir rakamdır ve şu an itibarıyla ikinci veya üçüncü büyük gruptur. İnşallah 5 üye daha katılırsa en büyük grup haline dönüşecek. Bunun getirdiği büyük bir memnuniyet oldu.''

'Kürtler, Türkiye'nin bir sonraki soykırım kurbanı'

Armenian Weekly, Türkiye'nin "soykırım" sonrası değil "soykırım" öncesi bir devlet olduğunu iddia ederek, "Türkiye, aradığı bir sonraki hedefi buldu gibi görünüyor. Türkiye'nin bitmemiş son soykırım işini hatırlatan Ermeniler bu listenin en tepesinde, tabii ki Kürtler de Türkiye'nin bir sonraki en olası kurbanı" görüşünü öne sürdü.

'Er Sevag'ın üstü yalanlarla örtülmesin'

Beyoğlu'ndaki Cezayir Restoran'da gerçekleştirilen toplantıda konuşan eski milletvekili Ufuk Uras, Sevag Şahin Balıkçı davasının, 13 Şubat Pazartesi günü Diyarbakır'daki askeri mahkemede devam edeceğini hatırlattı. ''Irkçı cinayetlere, ırkçı nefrete karşı kamuoyu duyarlılığını yükseltmek için bir araya geldiklerini'' ifade eden Uras, tek isteklerinin adalet ve gerçeklerin üstünün örtülmemesi olduğunu belirtti.

Ragıp Zarakolu için Kitaplar Ses Veriyor

Prolific Young Scholar on Armenian Genocide in Holland Ugur Üngör

By Aram Arkun
Ugur Ümit Üngör is one of a new generation of scholars emerging from Turkey who deal forthrightly with the Armenian Genocide. Assistant professor at the Department of History at Utrecht University in the Netherlands and researcher at the Center for Holocaust and Genocide Studies in Amsterdam, his main interest is the historical sociology of mass violence and nationalism. He has recently published three books dealing with the Armenian Genocide and related issues. 

Memurun sözleri yanına kâr kalmayacak

Ermeni gazeteci Cevat Sinet, engelli kimliğini almak için gittiği Batman Valiliği’nde ‘Kimliğinde Hıristiyan yazıyor. Sen Batman Ermenisi misin? Seninle mi uğraşacağız? Bu özürlülerle kim uğraşacak’ sözlerini işitince hukuka başvurdu. Sonuç alamayınca şikâyetini AİHM’e taşıdı.

eNewsletter of the Eastern Diocese: The Feast of the Presentation of the Lord to the Temple

On February 14 each year, the Armenian Church celebrates Dyarnuntarach, literally "the bringing forward of the Lord."  The Feast of the Presentation of Our Lord to the Temple is always 40 days after Armenian Christmas.  Other names for the feast include Derendas (possibly a contraction of Dyarnuntarach) and Candlemas.

Sarkozy Fransız Yahudilerinden İnkar Yasasına Destek İstedi

"Bir gün Yahudi soykırımı da reddedilebilir." Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Fransa’daki yahudi toplumundan, kendi desteğiyle Meclis’ten geçen ancak Anayasa Mahkemesi’ne götürülen Ermeni soykırımını inkar edenlere para ve hapis cezası öngören yasaya destek vermelerini istedi. Sarkozy, "Eğer bugün bu soykırım reddedilirse, yarın Shoah (Yahudi soykırımı) da reddedilebilir," dedi.

eNewsletter of the Eastern Diocese: St. Leontius (Ghevont) and his Clergy Companions

The Feast of St. Leontius honors the sacrifices made by a group of martyred priests, known collectively as the Levontian (or Ghevontian) Fathers, who gave their lives for their faith and their nation. They included Catholicos Hovesp; the bishops Sahag and Tatig; and the priests Arshen, Manuel, Abraham, Khoren, and their heroic  leader, St. Leontius.

İşte MİT'in takip ettiği gazeteciler

MİT'in sadece Baransu'yu değil başka Taraf yazarlarını da takip ettiği ortaya çıktı. Ahmet Altan, Yasemin Çongar, Amberin Zaman, Mehmet Altan ve Markar Esayan’ın sahte isim ve kod adlarıyla telefonlarının dinlendiği belgelendi. MİT istediği dinlemeleri yasal kılıfa uydurmak için ise 5 ayrı mahkeme kararı aldırmış!

‘İlk görevim bütün dünyada Hıristiyanları korumak olacak’

Rusya Başbakanı Vladimir Putin, başkanlık seçimlerinin ardından göreve geldiğinde önceliğinin tüm dünyada Hıristiyanları kollamak olacağını açıkladı

NYT: Türkiye'de kilise camiye dönüştürüldü

New York Times, İznik Ayasofya Müzesi’nin Ekim ayında restorasyon için kapatıldığına ancak Kasım’da yeniden açıldığında camiye dönüştürüldüğüne dikkat çekti.İznik (St.Sophia) Ayasofya Müzesi’nin camiye dönüştürülmesi ABD basınında yer aldı. Haberde, çevre sakinlerinin bu konuda çok hevesli olmadığı ve öğle namazı için sadece 18 erkeğin Ayasofya Camii'ne gittiği savunularak, yerel bir çiftçinin, “Bu tamamen gereksiz. Burada çok camimiz var. Bizim turiste ihtiyacımız var ancak artık gelmeyecekler” dediği kaydedildi.

Noam Chomsky Discusses Turkey with David Barsamian

Posted by David Barsamian
David Barsamian, the director of Colorado-based Alternative Radio, conducted the following interview with Noam Chomsky on Jan. 20 at MIT in Cambridge, Mass.

Asıl sorun dindarlık değil, milliyetçilik

Levent Köker 
Milliyetçilik, burada kullandığım anlamıyla, türdeş bir kültürel yapı olarak görülen "millet" ile "devlet"in birliğini amaçlayan bir siyasî ideoloji. Millet ve devlet birliği târihi olarak eşzamanlı bir oluşum hâlinde gerçekleşmiyor. Türkiye özelinde devletin Cumhuriyet ile birlikte bir "millet oluşturma" sürecine girdiğini görüyoruz. Bu sürecin en önemli politika alanlarından birini kuşkusuz kültür oluşturuyor ve burada Türkiye, târihî bir ikilemle yüz yüze geliyor: Ermeni "Büyük Felâket"i ve "Nüfus Mübadelesi" sonrasında çok büyük çoğunluğu Müslüman olan Anadolu'da yeni millî kimliğin asıl unsuru dine dayanmak durumunda kalıyor. Nitekim Lozan'da azınlıkların "gayrimüslim" olarak nitelendirilmesi de bunun bir sonucu. 1924'te Hilâfet'in ve Şeyhülislamlığın kaldırılması, tekke ve zaviyelerin kapatılması ve Tevhid-i Tedrisat ile aynı yıl kabûl edilen Anayasa'da milletin "Türk" olarak niteleneceği benimsenirken, gayrimüslimlerin "vatandaşlık" dışında Türk sayılamayacakları da kayıt altına alınıyor… Kemalist dönem, "Diyanet İşleri Reisliği" aracılığıyla halkın "itikadat, ibadat ve ahlak" alanlarını kontrol etmek suretiyle uygun bir millî kimlik oluşturulması gerektiği hedefine yönelirken, Kemalist dönemi eleştirel yaklaşan muhafazakâr milliyetçi kesim, İslâm'ı biraz daha öne çıkaran bir "sentez" fikrini geliştiriyor.

“Symbolism in Art, Architecture and Design”

February 14, 2012, Glendale, CA

A people killed twice

Julia Pascal
It is the forgotten 20th-century catastrophe. In 1915, under cover of world war, Ottoman Turks wiped out a third of the Armenian population. To this day, Turkey denies blame - and, behind it, Britain stands firm among a dwindling band of nations that fail to acknowledge the massacres were genocide.

Ermeniler gerçek kimliğine dönüyor

Melik Duvaklı
Yıllarca kimliğini saklayan Ermeniler, son dönemde yaşanan iyileşmenin etkisiyle özlerine dönmeye başladı. Ermeni Diasporası, dünyanın her yerinde Türkiye aleyhine karalama kampanyaları düzenlerken ülkemizde yaşayan Ermeni asıllı vatandaşlar birer birer özüne dönmeye başladı. Türkiye’nin değiştiğine dikkat çeken “Kripto Ermeni” olarak bilinen vatandaşlar, artık kendilerini gizleme gereği de duymuyor. Kilisede vaftiz olup gerçek isimlerini alıyor. Ermeni cemaatinde de tartışma konusu haline gelen Kripto Ermenilerden asıl kimliklerine dönenler yaklaşık iki yıldır bir dernek çatısı altında faaliyet gösteriyor. İsmini değiştirip, kilisede vaftiz olarak Ermeni kimliğine dönenlerin kurduğu Dersimli Ermeniler İnanç ve Sosyal Yardımlaşma Derneğinin geçtiğimiz ay İstanbul’da düzenlediği yemekli davete yaklaşık 550 kişi katıldı.

Sarkozy: 'Türkiye, tarihiyle yüzleşmeli'

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy 'Ermeni soykırımı' tartışmaları konusunda Türkiye'yi bir kez daha 'tarihiyle yüzleşmeye' çağırdı. Ortadoğu'daki gelişmeleri de değerlendiren Sarkozy, İran'ın nükleer silah edinmesine karşı olmakla birlikte çözümün askeri değil, siyasi olduğunu belirtti. Fransa Cumhurbaşkanı, Filistin sorununda da 'çözümün iki devlet kurmaktan değil, iki ulus-devlet kurmaktan geçtiğini' kaydetti.

Kilisenin Tapusu Onda

Tuğba Yardımcı Mısır 
Trabzon'da 1424'te yapılmış harabe durumdaki Kaymaklı Ermeni Kilisesi ile yanındaki şapel ve manastırın tapusu 78 yaşındaki Haşim Kantekin'e ait.

Halklar Söyleşileri Süryaniler

Anadoluyu Anadolu yapan şeylerin başında , bu coğrafyada tarihten bugüne yaşayan Halkların kültürel zenginliği geliyor hiç kuşkusuz.. Halklar Söyleşileri serisinde bu defa Anadolu’nun kadim halklarından olan Süryanileri daha yakından tanıyacağız. Tarih: 25 Şubat Cumartesi, Saat: 17:00,  Yer: Aka-DER Kızılay Şube Kültür Merkezi -Ankara

1915 soykırımdır

Ergun Babahan /ebabahan@stargazete.com
İsviçre, Devlet Bakanı Egemen Bağış’ın “Soykırım yoktur’’ sözüne soruşturma açtı ya, birden herkes düşünce ve fikir özgürlüğü yanlısı kesildi. Hrant Dink, Orhan Pamuk yargılanırken, mahkeme salonlarında Ergenekoncular’ın saldırılarına uğrarken arazi olanlar şimdi ortada.Batı’ya özgürlük ve insan hakkı dersi veriyorlar. Versinler.. Bakalım, bizim ülke bu konuda nasıl? Ben de 1915’in soykırım olduğunu savunuyorum.İttihatçı çete, merkezi olarak böyle bir tehcir kararı almış, Batılılar’ın doğrudan gözünün önünde olmayan bölgelerden yüz binlerce insanı ölüm yolculuğuna çıkarmıştır. Bu kıyıma sahip çıkmak, Naziliğe sahip çıkmakla eşdeğerdir. (Yapamayın bizim düşünce ve fikir özgürlüğü kahramanı Ermeni aydınlarımız(!) alınacak şimdi HYETERT)

‘Hrant’ın parazitleri’

Ahmet KEKEÇ / akekec@stargazete.com
Bu başlık, Etyen Mahçupyan gibi benim de başımı derde sokar mı? Hangi “ilkeyi” temellük ettiği belirsiz güruhun saldırısına maruz kalır mıyım? Hiç umurumda değil... Birazdan, “basın özgürlükçüsüymüş gibi” yapanların ipliğini pazara çıkaracağım... Etyen üzerinden “gösteri” yapacaklarına, kendi durumlarına açıklık getirsinler. Bizi ikna etsinler...Ki, “Hah işte... Bunları söyleme hakkına sahipsiniz... Devam!” diyebilelim. Etyen Mahçupyan, Today’s Zaman gazetesinde yayımlanan “Hrant’ın parazitleri” başlıklı yazısında, Hrant üzerinden “Ergenekon’u aklama çalışması” yapanları deşifre edince, yemediği küfür kalmadı.

Ufuk: İşte öyle bir adam...

Fatih Polat/ fpolat@evrensel.net /

Mahçupyan, 2 Şubat günü kaleme aldığı “Hrant’ın arkadaşları” ve 5 Şubat günü “Hrant’ın parazitleri” başlığı ile devam ettirdiği yazılarla yine o uğursuz misyonunu oynadı.“Hrant’ın parazitleri” başlıklı yazısında şunları söylüyor örneğin: “Sol adına yapılan bu Hrant araçsallaştırması, bir parazit kolonisinin saygı ve dinginliği hak eden bir acının üzerine çullanmasından, onu didikleyerek beslenmesinden başka bir şey değil. Bunun son örneklerinden birini geçenlerde Ece Temelkuran’ın kaleminden okuduk.”Mahçupyan, başkalarını Hrant Dink’i ‘sol’ adına yeniden kurgulamakla suçlarken, kendisi onu tam da kendi durduğu yerden yeniden kurmaktan geri durmuyor ve şöyle diyor: “Daha sonraki yıllarda Hrant demokratlığı bu bellek inşasının meşru zemini olarak gördü ve o noktadan itibaren de sosyalizm onun için nostaljik bir gençlik romantizmi anısına dönüştü.”Bunlar hayli iddialı sözler. Peki varsayalım ki öyle, o zaman neden sol içinden de geniş bir kesim “Hrant’ın arkadaşları” ile birlikte davasının takipçisi olmaktan geri durmuyor da, ama aynı çevrelerin Etyen Mahçupyan’a içi hiç ısınmıyor?...

Patrikhane politikasının geleceği

Emrah Usta- Süleyman Şah Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi
Dünden bugüne maalesef 'aramızdaki hainler' sloganlarıyla anılan bu cemaatler, dünya siyaset arenasında birçok dinî grubu bir arada tutabildiği gibi, Türkiye'nin küresel vizyonuna da katkı sağlayabilirler. .. Özellikle mevcut Patrik sonrasında Türkiye'yi derinden bekleyen bir kriz vardır. Ruhban Okulu'nun kapalı olmasıyla yeni patrik konusunda ciddi sıkıntılar yaşayacak Türkiye'nin, Patrikhane konusundaki politikalarını yeni anayasal çerçevede çizebilmesi bekleniyor. Küresel vizyonun yapı taşlarından olacak Patrikhane etkisini Türkiye iyi kontrol edebilmeli, bu küresel gücü Fatih Kaymakamlığı gibi bir makama bağlamak yerine Başbakanlık gibi bir kurum altında sınıflandırabilmelidir. Nitekim dışarıdan bakıldığında görülen "ikinci sınıf vatandaş" algısını, bu şekilde ortadan kaldırabilir. Öte yandan Heybeliada Ruhban Okulu, zaman kaybedilmeden Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi çatısı altında açılabilir. Sadece Rumlar için değil, kapalı olan birçok Süryani, Şii ve Ermeni dini okullar da benzer bir uygulamaya tabi tutulabilir. Yeni anayasada gayrimüslim sınıfa tabi ruhanî liderlerin hukukî pozisyonları yeniden tanımlanmalıdır. Kilise, havra ve sinagoglara daha çok maddî destek sağlanmalı, cumhurbaşkanı gibi üst düzey yetkililerin özel günlerde buralara ziyareti planlanmalıdır. Bunu başarabilen Türkiye, aynı zamanda, AB'nin din ve vicdan özgürlüğü eleştirisinin önüne geçecektir.

Հայկական Օրեր Միւնիխի Մէջ

Երեք տարի է արդէն Միւնիխի մէջ գեղեցիկ սովորութիւն եղած է հայկական օրերուն կազմակերպումը։ Այս տարի անոնք տեղի ունեցան Յունուար 31էն Փետրուար 3, Միւնիխի Լուտվիկ Մաքսիմիլիան համալսարանի Մերձաւոր եւ Միջին Արեւելքի հիմնարկէն ներս։ Այս մասին յատուկ Tert.am-ին կը տեղեկացնէ պատմաբան Վահէ Թաշճեան, Պերլինէն։

Ermeni Lisesi'nde de tablet eğitim

‘Tablet’li eğitimde 52 ‘pilot’ arasına Ermeni Lisesi de girdi. Hürriyet'ten  Nuran Çakmakçı'nın haberine göre,  Milli Eğitim Bakanlığı’nın ikinci yarı yılda başlattığı Fatih Projesi’nin pilot uygulamasında şimdilik 52 okul var.Bunların arasındaki tek azınlık okulu ise Özel Eseyan Ermeni Lisesi.  Türkiye'de  tabletine kavuşan tek azınlık okulunun öğrencileri de öğretmenleri de mutlu.

AB Bakanımız Avrupa’ya gidemeyebilir

Can Ataklı - catakli@gazetevatan.com
İşte Egemen Bağış da, bu saçma sapan yasayı eleştirmek için Davos’ta kişisel bir eylem yaptı. Zürih Devlet Savcısı Christine Braunschweig Egemen Bağış’la ilgili soruşturma başlatmış.Uluslararası hukukun sağladığı diplomatik dokunulmazlık nedeniyle Bağış hakkında dava açılması çok zor olabilir.Ama diplomatik dokunulmazlığın da bir sınırı var. Bağış’ın bakanlığı bırakması ve parlamenterliğinin de sona ermesi halinde dava açılır mı onu bilmiyorum. Bu durumda Egemen Bağış’ın ifadesinin alınması gerekecektir. Yani Egemen Bağış, İsviçre AB üyesi olmasa da Shengen kapsamında olduğu için, AB üyesi herhangi bir ülkeye girdiği an İsviçre’de çıkarılmış “difüzyon” kararı nedeniyle gözaltına alınmak ve Zürih’e gönderilmek durumunda kalabilir.

Zarakolu ve Belge Yayınları

"İsveçli parlamenterler, tutuklu gazeteci, yayıncı, yazar ve insan hakları savunucusu Ragıp Zarakolu'nu Nobel Barış Ödülü adaylığı için önerdi."İç karartıcı gündem içinde okuduğum en güzel haber buydu. Elbette bu haberin de dramatik bir tarafı var. Zarakolu'nun dramı, yalnızca şimdiki tutukluluğu değil. Sistem uzun süreden beri Zarakolu'nu çeşitli ceza yöntemleriyle susturmaya çalışıyor. Onun ve ölen eşinin demokrasi mücadelesine katkılarına duyduğum şükranı, kurdukları yayınevi üzerinden dile getirmeye çalışacağım.

Ermeniler Sarkozy'ye tepkili

Ermeni diasporası ise gelinen bu durumdan Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’yi sorumlu tutmaya başladı. Fransa Ermeni Teşkilatları Koordinasyon Konseyi (CCAF) Güney Fransa sorumlusu Julien Harunyan “UMP içinde büyük uyuşmazlık yaşandı. Sarkozy adamlarını kontrol edemedi” dedi. CCAF Ulusal Sekreteri Pascal Chamassian ise “Yasanın onaylanmasının gecikmesi anayasaya aykırılık için başvuruyu sağladı. Bu da bizde garip bir his yaratıyor. Zaferimizi çaldılar. Hoşnut değiliz, öfkeliyiz. Bu iş bir hukuk işi değil, siyasi bir iş. Anayasa Konseyi seçilmişlerin kararına saygı duymalı” diye konuştu .

'Soykırım yasası iptal edilecek'

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin partisinin üst düzey ismi Gaudin "Eminim Anayasa Konseyi, Ermeni soykırımının inkarı suç sayan tasarısını reddedecek. Hatta soykırımı tanıyan yasa bile iptal edilebilir" dedi.

Ragıp Zarakolu İle Dayanışma Gecesi

Soykırım Konusu Bağış Ve Schulz Arasında Soğuk Rüzgarlar Estirdi

Fransa'nın da benzer yasaları oluşturmak için girişimde bulunduğu hatırlatılarak, bunun Avrupa'da ifade özgürlüğünü tehlikeye atıp atmadığı sorusu üzerine, Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz, şunları söyledi:"Avrupa'da ifade özgürlüğünün tehlike altında olduğunu düşünmüyorum. Eğer durum böyle olsaydı bununla mücadele etmek için her şeyi yapardım. İfade özgürlüğü AB'deki en temel haklardandır… Bağış'ın ardından tekrar söz alan Schulz, AP'nin 1987, 2000, 2002 ve 2005'de aldığı soykırımı tanıyan kararlara atıf yaparak, "Ben soykırım meselesi ile ilgili olarak son derece net bir pozisyona sahip bir kurumun başkanıyım ve bunun altını çizmek zorundayım ki alınan kararları savunmakla yükümlüyüm ve savunuyorum. Benim pozisyonum son derece net ve bu pozisyonun yanlış anlaşılmaması için tekrarlamak zorundayım bunları. Çok uluslu bir parlamentonun Alman başkanı olarak her gün kendi tarihimle yaşamak zorundayım...”

Vakıflar Galata Rum İlkokulu binasını iade etti

Vakfın ibraz ettiği, Galata'daki Rum İlkokulunun kendilerine ait olduğunu gösteren belgeleri inceleyen Vakıflar Meclisi, Vakıflar Kanunu'na 28 Ağustos 2011'de eklenen geçici 11. madde çerçevesinde kararını verdi. Vakıflar Meclisi, okul binasının vakfa iadesinin yapılabileceğini kararlaştırdı.

Egemen Bağış'a AP'den destek mesajı

Oomen-Ruijten, “Herkes düşüncelerini özgürce ifade edebilmelidir” dedi. 1915 olaylarıyla ilgili Türkiye'nin arşivlerinin açılarak ortak tarih komisyonunca incelenmesi önerisine destek veren Raportör Oomen-Ruijten, “İsviçre'de olsun, Fransa'da olsun Avrupa'da ve Türkiye'de herkes düşündüğünü hiçbir kısıtlama olmadan söyleyebilmelidir” dedi. Türkiye'de de ifade özgürlüğü noktasında bazı sorunlar bulunduğunu savunan Oomen-Ruijten, AP Dış İlişkiler Komitesi'nin gündeminde bulunan son Türkiye taslak raporu bunlara da dikkat çektiğini dile getirdi.

"Hrant Dink'i vurdu, kötü mü yaptı?"

Samsun'da 2 ayda bir çıkan "Statüko" dergisinin Genel Koordinatörü Okan Baş imzasıyla çıkan köşe yazısında, "Ogün Samast gibi gürbüz bir genç, işi 'Türk'ün kanı pistir' demeye getiren Hrant denen herifi vurduğu için ağır bir cezayla karşı karşıya kaldı. Kötü mü yaptı yani?" diye yazdı.

Prof. Dr. Yalçınkaya’dan Ermeni İddialarına Karşı 100 Yıllık Program

Prof. Dr. Alaeddin Yalçınkaya, Ermeni iddialarına karşı önümüzdeki 100 yıllık süreçte yapılması gerekenleri şu şekilde değerlendirdi: “Bugün Avrupa ve Amerika’da üniversitelerin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) dahil birçok kurumların kütüphanelerinde bir gerçek var. Hukuk, siyaset, uluslararası ilişkiler, sosyoloji gibi alanlarda raflardaki bazen 10 -20 kitaptan biri soykırım iddiaları hakkında. Gayet kaliteli baskı ve cilde sahip, tuğla kalınlığındalar. Hangisinin muhtevasına bakarsanız baştan sona zincirleme, uydurma kaynaklar veya tehcir masallarına dayanır. Bugün diyaspora sektörü ve Ermenistan bu iddialardan vazgeçse dahi kütüphane gerçeğine karşı yapmamız gerekenler var. Buna karşın yerli ve yabancı arşivler ile uluslararası hukuk gerçekleri ışığında yapacağımız araştırma ve yayınlar yeni bir dinamizm ile gelecek nesiller açısından güven sebebi olacaktır.”

Şişli’den Haberler:

Şişli A bayan Voleybol takımı Türkiye deplasmanlı 2. liginde deplasmanda Altınoluk Belediye takımın 3-0 mağlup ederek 30 puana yükseldi ve 6. sıradaki yerini korudu… Şişli A erkek basketbol takımı Türkiye deplasmanlı 3. ligindeki ilk maçında Ankara Anadolu Basket takımına 83-81 mağlup oldu.

Bağış sözünün arkasında; İsviçre yasanın arkasında durabilecek mi?

Mustafa Kartoğlu-Star
‘Tarafsız’ bir ülkede başlatılması sembolikti. Ardından AB’nin kendini ‘liderlik’ makamında gören üyesi Fransa’da gündeme geldi. Almanya, tarihin ilk ‘soykırım suçlusu’ ülke olarak buna cesaret edemese de, Başbakan Angela Merkel’in ‘soykırım yasası’nın mucidi Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’yi ekonomik ve siyasi bakımdan kanatları altına alması, yasanın arkasında olduğunu gösteriyor. Eğer Fransız anayasa yargısı yasayı iptal etmezse sırada Avusturya gibi Almanya eksenindeki AB ülkeleri olacak. Bakan Bağış’ın İsviçre’deki resti ve İsviçre’nin ön soruşturma başlatması, uygulanamayacak, ancak ‘siyasi kirlilik’ yaratma amaçlı bir yasanın erken kadük olması için fırsat sayılabilir.

Halaçoğlu'ndan Bağış'a destek geldi

MHP’li Halaçoğlu, İsviçre’de hakkında ön soruşturma açılan Bakan Bağış’a destek verdi… Yusuf Halaçoğlu “Bir bakan hakkında dava açmaya kalkışırlarsa, diyecek tek bir şey var; artık batı ırkçılık içinde yüzen devletler topluluğudur” sözleriyle tepki gösterdi… Egemen Bağış, dokunulmazlığı olduğunu vurgulayan Halaçoğlu, eğer Bakan Bağış hakkında soruşturma açılırsa Türkiye’nin Avrupa’nın artık özgür devletler ülkesi olmadığını, fikre gem vuran onu sınırlandıran orta çağ Avrupa’sına dönmüş geri zihniyette olan bir Avrupa olduğunu açık bir şekilde ifade etmesi gerektiğini söyledi… “Türkiye’nin AB'ye girme meselesinden çekiliyoruz demesi lazım” dedi. (Sayın Bakan, aman kılavuza dikkat. Böyle desteği olanın kösteğe ihtiyacı olmaz. HYETERT)

Fransa'da bir ilk: Müslüman mezarlığı

Fransa'nın doğusundaki Strasbourg'daki Sosyalist belediye, ilk defa bir Müslüman mezarlığını hizmete soktu. Fransa İslam Konseyi Başkanı Muhammet Mussavi, belediye tarafından bir Müslüman mezarlığı açılmasını "tarihi bir adım" olarak gördüklerini ve büyük bir memnunlukla karşıladıklarını belirterek, bu uygulamanın Fransa'nın diğer bölgelerine de örnek teşkil etmesini arzu ettiklerini ifade etti.

Bağış: 'Gider yine soykırım yok derim, Türkiye'nin bakanını tutuklayamazlar'

28 Ocak’ta, “İsviçre sözde soykırımı reddetmenin suç olduğu bir ülke. Bugün İsviçre’deyim ve ben diyorum ki, 1915 olayları soykırım değildir” diyen AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış için Zürih Savcılığı ön soruşturma başlattı. Neue Zürcher Zeitung gazetesinin haberine göre, soruşturma İsviçre Ermeni topluluğunun şikayeti üzerine açıldı. Bakan Bağış, ön soruşturma açılmasıyla ilgili ''Bu tür girişimler bizim için yok hükmündedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin herhangi bir bakanını tutuklayacak bir güç tanımıyorum. Gerekirse Davos'a gider, aynısını yine söyleriz'' dedi.

Diaspora Anayasa Konseyi’nden umutsuz

Fransa'da soykırımın inkarının cezalandırılmasına ilişkin yasanın Anayasa Konseyi'nde iptal edileceği tahmin ediliyor. Bazı siyasetçiler "Ermeni Soykırımı"nı kabul eden yasanın da iptal edilebileceğini öne sürüyor.

Üniversiteden heykel söküldü mü?

CHP İstanbul Milletvekili Oktay Ekşi, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’e, Dumlupınar Üniversitesi yerleşkesinin girişinde bulunan mermer bloktan yontulmuş "Aslan ve Kartal" heykelinin "Ermenistan’ın devlet arması" olduğunu ileri süren bir kişinin "ihbar" mektubu üzerine yerinden sökülerek depoya atılıp atılmadığını sordu.

Rahip Santoro anıldı

Trabzon'da uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Santa Maria Kilisesi Rahibi Andrea Santoro için anma töreni düzenlendi. Trabzon’da 5 Şubat 2006 tarihinde, Santa Maria Katolik Kilisesi’nde 16 yaşındaki Oğuzhan Akdin’in silahlı saldırısı sonucu öldürülen Rahip Andrea Santoro, anıldı. Santoro’nun öldürüldüğü sıraya çiçek konuldu ve mum yakıldı.

Gaziantep’te unutulan Yahudi mirası / Forgotten Jewish heritage in Gaziantep

1979 yılında tüm Yahudilerin şehri terk etmesinin ardından bakımsızlıktan yıkılan Gaziantep Sinagogu, restore ediliyor. Sık sık şehri ziyaret ederek bu restorasyonda etkin rol almaya çalışan Gaziantep Yahudi'si Özkul Arkadaş, bu süreçte neler yapıldığını ve Gaziantep’in Yahudi tarihini anlatıyor.

Bağış'a Soruşturma Dışişleri'ni Harekete Geçirdi

Bakan Bağış'a "soykırım yok" soruşturması başlatan Zürih savcısına hükümetten sert tepki geldi. İsviçre Büyükelçisi, Dışişlerine çağırıldı… Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "İsviçre fazla özgürlüklere tahammülü olmayan bir ülke. Ama onlar da öğrenecekler" derken; Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik " Türkiye Cumhuriyeti'nin bir bakanına soruşturma açmak Zürih Savcı'sının haddine düşmez " dedi.

Nişanyan'a 'kaya mezar'dan 5 ay hapis

İzmir’in Şirince ilçesinde kaya mezar yaptıran turizmci Sevan Nişanyan 5 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Bağış'a şok soruşturma

Selma Güven
Dünya Ekonomik Formu sonrası Zürih kentinde yaptığı açıklama nedeniyle İsviçre savcılığı soykırımı inkardan Egemen Bağış hakkında ön soruşturma başlattı… Zürih devlet savcısı Christine Braunschweig, "Geçen hafta savcılığımıza bu konu ile ilgili bir dilekçe ulaştı. Dilekçede Sayın Bağış’ın İsviçre Ceza Kanunu'nun 261. maddesinde ırkçılık başlığı ile yer alan kanuna muhalefet edildiği bildiriliyordu. Savcılığımız iddiayı ciddi bularak ön soruşturma başlattı. Şimdi Egemen Bağış’ın dilekçede konu edilen Ermeni soykırımını inkar sözlerini söyleyip söylemediğini araştıracağız. Kendisinin diplomatik dokunulmazlığı olup olmadığına bakacağız. Bunların sonucunda yasaya aykırı bir durum var ve diplomatik dokunulmazlığı yok ise hakkında dava açacağız" dedi.

Diasporalı Ermeni eğitmenler Yıllık Eğitim Programı başlıyor

Ermenistan Eğitim ve Bilim Bakanlığı yabancı ülkelerde faaliyet gösteren Ermeni okulları, anaokulları, günlük ve diğer tip eğitim kurumlarında Ermenice ve ilgili konularda ders veren öğretmen, müdür, eğitim bölümü sorumlularının 2012 yılı Yıllık Eğitim Programı ön hazırlık çalışmaları başladı.Bir aylık eğitim semineri 8 Temmuz-7 Ağustos tarihlerinde Ermenistan Eğitim ve Bilkim Bakanlığı tarafından onaylanan şu programla gerçekleştirilecektir:

Amerika Ermeni Asamblesi, Obama’ya sözünü tutması ve Ermeni Soykırımını tanıması yönünde tekrar çağrıda bulunuyor

Daha önce Robert Dold ve Adam Schiff, Kongre üyesi çalışma arkadaşlarına, Hillary Clinton’a Ermeni Soykırımına ilişkin sözlerini geri çekmesi çağrısında bulunan mektubu imzalamaları çağrısında bulundular. Hillary Clinton’un sözleri vesilesiyle şaşkınlık ve hayal kırıklığı ifade eden Asamble, başkan Obama’ya bir mektup yollayarak ivedilikle bazı adımlar atılmasını talep ettiler: mektupta «Sayın Başkan, Sizin seçim sözünü yerine getirmeniz ve Ermeni Soykırımını tanımanızın zamanıdır» denmekte.

Rahip Santoro Cinayeti'ndeki "Sessizlik"

Ekin Karaca / ekin@bianet.org
Altı yıl önce gerçekleşen Rahip Santoro cinayeti hakkında görüştüğümüz hukukçu yazar Orhan Kemal Cengiz, olayın Dink cinayeti ve Zirve Yayınevi katliamı ile birlikte ele alınması gerektiği ve üç olayda da hem polisin hem askerin parmağı olduğu görüşünde.

Patriğin 'yol çilesine' 5 milyon TL'lik yatırım

Özgür Özdemir
Bakanlık, Fener Rum Patriği Bartholomeos'un Trabzon'daki Vazelon ve Kuştul manastırlarını ağaçlık ve dikenli bir patikadan yürüyüp ziyaret etmek zorunda kalması üzerine yol yapımı ve restorasyon için ödenek çıkarttı.

"Nefret Duygu Değil, Tutumdur"

Işıl Cinmen
Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) katılımcısı 56 ülkeden 34'ünde nefret suçlarına ilişkin yasal düzenleme olduğunu ancak Türkiye'de nefret suçu yaygın olmasına rağmen yasal düzenleme olmadığını belirtti ve Nefret Suçları Yasası'nın öncelikli olduğunu söyledi… Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu ise nefret söylemini tanımlayarak başladı: "Irkçılık, yabancı düşmanlığı, Yahudi aleyhtarlığı, azınlıklara/göçmenlere, kadınlara karşı ayrımcılık, dini hoşgörüsüzlük, homofobi, önyargıyı içeren, aşağılayan, hedef gösteren ya da simgeleştiren her türlü yazılı ve sözlü ifade." İnceoğlu, nefret suçunu ise "Bir kişiye, gruba ya da mülke, sırf ırk, din, etnik köken, cinsiyet kimliği sebebiyle zarar vermek" olarak anlattı. Nefretin bir duygu olarak algılanmaması gerektiğini de vurgulayan İnceoğlu, Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) bu suçlara "önyargı suçu" ya da "mesaj suçu" denildiğini söyledi... Nefret Suçları Yasası Kampanyası'na destek vermek için imza kampanyasına "imza.nefretme.org" adresinden katılabilirsiniz.

Türkiye için önemli karar

İtalya’daki mahkemelerde, Almanya’nın 2. Dünya Savaşı döneminde işlediği suçlar nedeniyle açılan davalar Birleşmiş Milletler’in yargı organı olan Uluslararası Adalet Divanı’ndan döndü. Almanya’nın, bir ülkenin yaptığı eylemlerden dolayı, bir başka ülke mahkemesinde dava açılmasının “yargı bağışıklığı” ilkesine aykırı olduğu yönündeki itirazı, Adalet Divanı tarafından kabul edildi… Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Kerem Altıparmak, Ermenilerin 1915’te uğradıkları zararlar nedeniyle farklı ülkelerde dava açma olasılığı nedeniyle Türkiye açısından ayrıca önemli olduğunu vurguladı. Altıparmak, Türkiye’nin, farklı ülkelerde açılacak olası davalara karşı kararı emsal göstererek Divan’a başvuru yapabileceğini kaydetti. Altıparmak, “Karar, Fransa’daki Ermeni soykırımını inkarı suç sayan yasa nedeniyle açılacak davalarla ilgili değil. Çünkü onlar kendi ülkelerindeki bir eylemi yargılamayı tartışıyorlar.Ancak, Ermenilerin 1915’te uğradıkları zararlara karşı başka ülkelerde Türkiye aleyhine dava açmalarının önlenmesi açısından karar büyük önem taşıyor” dedi.

Hrant'ın parazitleri

Etyen Mahçupyan / e.mahcupyan@zaman.com.tr 
Hrant'ın öldürülmesi, onu kendisi olmaktan çıkararak kullanılabilir bir malzeme haline getirdi. Bu dönüştürme eyleminin ilk adımı, Hrant'ın toplumla kurmuş olduğu duygusal bağı anlamsızlaştıracak ölçüde bir 'laik solcu' olarak sunulması. Böylece Hrant neredeyse toplum üstü, ama aynı zamanda toplum dışı bir kahraman olarak yeniden çiziliyor. İkinci aşamada ise devlet, bugünkü hükümetle yer değiştiriyor ve özgürlük mücadelesinin ekseni AKP karşıtlığı olarak kurgulanırken, devlet de Ergenekon davalarının itibarsızlaştırılması sayesinde ihya edilmeye çalışılıyor. Ancak 'ideolojik ahlaksızlık' olarak adlandırılabilecek olan bu tutum, Hrant'ı fırsatçılık ve faydacılıktan nasibini almış, basmakalıp ve içi boş bir ruhsuz hayalete dönüştürüyor.Sol adına yapılan bu Hrant araçsallaştırması, bir parazit kolonisinin saygı ve dinginliği hak eden bir acının üzerine çullanmasından, onu didikleyerek beslenmesinden başka bir şey değil. 

TARİH DEFTERİ: Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe

Ayşe Hür / hurayse@hotmail.com
Yılda ortalama 160 öğrenim günü olduğunu varsayarsak, bir çocuk, ister Kürt, ister Ermeni, ister Rum, ister Laz, ister Çerkes, ister Fransız kökenli olsun çocuk sekiz yıllık temel eğitimi boyunca 1280 kere ‘Türküm, doğruyum, çalışkanım...” demek zorunda. Bunun ideolojik bir beyin yıkama olduğunu söylemeye herhalde gerek yok.,, Sonuç olarak kim yazarsa yazsın, Gençliğe Hitabe, okunduğu günden beri Kemalist düşünce setinin kutsal metinlerinden biri oldu. Rejimin kendini tehlikede hissettiği dönemlerde, (mezarlıktan geçerken ıslık çalmak gibi) Gençliğe Hitabe yüksek sesle okunarak korkular savuşturuldu. Saflar sıklaştırıldı, iman tazelendi. Hükümet sözcüsü Hüseyin Çelik’in “Gençliğe Hitabe ve Andımız ayet mi” diye sorması aslında tersten durum tesbiti sayılabilir.

Türk mahkemelerinde hesap versinler

Gaziantepli Ahmet Karadağ’ın Fransız Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Fransa, Fransa’daki Ermeni Diasporası ve Türkiye’de 4 Ermeni Vakfı hakkında işgal nedeniyle açtığı tazminat davasının Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından değerlendirilmeye alınması, binlerce Gaziantepliye de mahkemeye başvurma yolunu açtı.Fransız işgali döneminde atalarını kaybeden, malları gasp ve işgal edilen tüm vatandaşlar, aşağıda örneğini yayınladığımız dava dilekçesi ile işgalci Fransızlar ve işbirlikçi Ermeni çetelerinden davacı olabilecek. (Dava vakıflarımıza açıldığına göre, Ermeni çeteleri tabi bizim cemaat vakıfları oluyor. Allah akıl fikir versin. HYETERT)

Fransa, Ermeni Meselesi ve Burası

Ragıp Duran
Yeni tez ‘Arşivleri açalım, ortak tarih komisyonu kuralım, tarihçiler karar versin’ şeklinde özetlenebilir. Bu konuda bazı girişimler de oldu ama sonuçsuz kaldı. Türk devleti (Ve Saz Arkadaşları Türk medyası ve Türk kamuoyunun önemli bir kesimi) son olarak Fransız Ulusal Meclisi ve Senatosu’nun 1915 olaylarını Soykırım olarak niteleme girişimleri karşısında ‘Siyasal kurumlar/makamlar tarihi yargılayamaz’ tezini ön plana çıkardı. Bugün hala bu tez, bu savunma gündemde. Oysa ki Fransız Hükümetinin Parlamento ile İlişkilerden Sorumlu Bakanı Patrick Ollier, Senato’daki tartışmalar sırasında, İnkara Yaptırım Yasasının savunucusu kimliği ile bu konuya değinirken mealen şöyle konuştu: ‘’Bu konuyu tarihçilere bırakalım deniyor. Neden ? Tarih, siyaset dışı, siyaset üstü bir konu mu ki? Tarihçilerden kastedilen kimler? Bugün Ermeni sorunu ile ilgilenen tarihçilerin yüzde 90’u 1915’i zaten Soykırım olarak nitelendiriyor. Evet ‘Soykırım değildir’ diyen tarihçiler de var. Biz o zaman hangi tarihçilerin kararına bakacağız? Bu ve diğer konularda hükümet, Meclis ve Senato gibi siyasi karar organları var. Bu kararı siz senatörler vereceksiniz, tarihçiler değil. Tarihçiler, ancak sizin karar verebilmeniz için gerekli bilgi, belge, fikir ve yorumları sunabilirler. Kararı tarihçi veremez. Siz vereceksiniz’’.

Fransa'ya tokat gibi dava

Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvuran Ahmet Karadağ adlı vatandaş, 1919 ve 1920 yıllarında Antep, Maraş ve Urfa’da Fransız ordularının haksız işgali, Türk halkına soykırımında Ermenilerin yardımı gerekçesiyle Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Fransa Devleti, Fransa’daki Ermeni Diasporası ve Türkiye’de bulunan 4 Ermeni vakfı aleyhine 50 bin Avro tazminat davası açtı. Mahkeme Heyeti, 2012/59 sayılı kararla dava konusunu kabul etti.

Haç tutulması...

Güneri Cıvaoğlu / ngunericivaoglu@gmail.com
Prof. Huntington’un “Medeniyetler Çatışması 21. Yüzyıl’da dinler arası Hıristiyanlarla Müslümanlar) savaşlarla olacak” öngörüsünü hatırlayalım. Bu öngörüyle Ermeni sorununun arasında bir ilişki var mı? Uluç Gürkan bu olasılığın yüksekliğine işaret ediyor. Huntington şu mesajları vermişti:“21’inci Yüzyıl’da savaşın tarafları ‘hilal’ ve ‘haç’ olacaktır. İslam’ın sınırları kanlıdır. Bir uygarlık olarak Hıristiyanlığın tarihi düşmanıdır. Türkiye’yle Ermenistan’ın Kafkaslar’daki ilişkileri de bu düşmanlığın ve İslam’ın sınırlarının kanlı olmasının kanıtıdır.” Bitmedi... Huntington’dan satırlara devam:“Çok uluslu bir imparatorluk fikrini reddeden Kemal (Mustafa Kemal Atatürk) homojen bir ulus devlet meydana getirmeyi amaçlamış, bu süreçte Yunanlıları ve Ermenileri ülkeden zorla kovmuş ve öldürmüştür.” Çirkin bir çarpıtma... “Soykırım” iddiasının bir sonraki adımının Türkiye Cumhuriyeti dönemini hedef alacağı görünmekte.

Sesini Kaybeden Şehir: Böyle Bir Kars

Sait Çetinoğlu
Bırakıp ardımda yuvamı / Nehir kıyısındaki harap evimi / Bırakıp Kars kentini / Bahçelerini ve derin mavi göklerini, /… /Gezinip dururum şimdi hep başka şehirlerde / anayurdum gözlerimin önünde. Yeghishe Charents... Böyle Bir Kars[1] adıyla yayımladığı incelemesinde Ludmila Denisenko, her ayrıntısının ve her nesnesinin dikkatle ve önemle çizildiği naif bir Kars tablosu çizer. Kars’ın hiçbir köşesini ve hiçbir nesnesini unutmadan nerdeyse her santimetrekaresini özenle çizip okuyucusuyla paylaştığı eseri bir etnografik inceleme olduğu kadar Kars’ın, bir şehrin sesini kaybetmesinin de tarihidir aynı zamanda.