Etiketler

Çiçek: Bozuk Bir Anayasayla Yola Devam Edilemez

Şişli Belediyesi yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili Belediyenin konferans salonunda bir toplantı düzenledi. Toplantıya TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Ermeni Cemaati Patrik Vekili Aram Ateşyan, Süryani - Katolik Cemaati lideri Yusuf Sağ, Süryani -Ortodoks Cemaati Patriği Yusuf Çetin ile vatandaşlar katıldı… Yeni anayasayla ilgili düşüncelerini dile getiren Ermeni Cemaati Patrik Vekili Aram Ateşyan, "Eski anayasada bizleri üzen maddeler vardı. Bazı maddelerden bir tanesi, Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk'tür. Ama biz diyoruz ki, 'Biz Türkiye vatandaşıyız. Ben Türkiye vatandaşı Ermeni’yim. Öyle ki, Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağı olan herkese siz Türk diyemezsiniz. Burada bir madde değişikliği olması gerekiyor. Ben bir polis bile olamıyorum. Yasa önünde herkes eşit ama pratikte bir eşitlik yok" dedi.

Gavur olmak ya da olmamak

'Gâvur Hakkı'ndan bugüne gayrimüslim algısı Doç. Dr. Ahmet Yıldız*
Millet sisteminin millet-i hakimesi ile mahkumesi arasındaki ilişki bir zımmilik yani üstün olana tabi olanın korunması ilişkisidir. Bu ilişkinin klasik dönemdeki en yaygın ifadesi ise "gâvur hakkı"dır. İslam'da kişiye bağlı hakların çiğnenmesi, ancak hakkı çiğnenen kişiden helallik alınması ile temizlenir. Yaşarken "helallik" alınması en doğrusu olmakla birlikte, uhrevi âlemde de kul hakkı İlahi af kapsamında değildir... Ne zaman ki, 93 harbinden sonra Ermeniler de kendi devletlerini kurma "yarışına" katıldı, işte o zaman yerden göğe dizilen küpün altından biri çekilince hak ile yeksan olması gibi, imparatorluğun Müslüman Türk ve Kürtleriyle gayrimüslim Ermenileri arasına "kılıç" girdi. İttihatçıların "Ermeni meselesini" tehcir yoluyla "hallederek" yoluna koyma teşebbüsü, siyasi literatürümüze "ırkçı" bir doğum yaptırdı: "Ermeni dölü". Sayısını bilmediğimiz çoklukta Ermeni kız ve kadınından, zorunlu evlenmeler ya da tecavüz yoluyla doğan bir kuşak, hem de bu sürecin "failleri" tarafından, "Ermeni dölü" olarak adlandırıldı. Bu tabirin her türlü insani değeri ayaklar altına alan inciticiliği izahtan varestedir. "Ermeniliğin" "piçlikle" eşlenmesi ve "Ermeni dölü" tabirinin yaygın kullanımı, hatta, Sabiha Gökçen ve elbette, tersinden, Abdullah Öcalan örneklerinde yaşandığı gibi, bizatihi Ermenilik izafesinin bile hakaret-amiz bir vasıf olarak kullanımı, milliyetçi siyasi dilin "gâvur hakkı"ndan "Ermeni dölü"ne evrilirken kaybettiği irtifayı ortaya koyması açısından ibret-amizdir.

Davutoğlu'ndan nezaket turu

Deyrulzafaran Manastırı Metropoliti Saliba Özmen'i kabul edecek olan Davutoğlu, Fener Rum Patriği Bartholomeos'u Patrikhane'de ziyaret edecek.Davutoğlu'nun ziyaret edeceği dini liderler arasında, Türkiye Ermenileri Patrik Genel Vekili Başpiskopos Arem Ateşyan, Türk Süryani Kadim Kilisesi Metropoliti Yusuf Çetin de yer alıyor.Davutoğlu, ayrıca, Türk Süryani Katolik Kilisesi Patrik Vekili Yusuf Sağ'ı da ziyaret edecek.

IRKÇILIĞA KARŞI HALKLARIN KARDEŞLİĞİ İÇİN TAKSİM'E YÜRÜYORUZ

26 Şubat 2012 Pazar günü Taksim’de Hocalı katliamı bahanesiyle ayrımsız tüm Ermeniler'e  ve Ermeni kimliğine hakaret edildi, kin kusuldu, intikam çağrıları yapıldı… Biz buradayız. Irkçılığı ve nefreti reddeden, hiçbir halkın düşmanlaştırılmasına izin vermeyeceğiz diyen, insanlığı ancak halkların dostluğunun,  birbirini hissetmenin ve anlamanın kurtaracağına inanan,  halklara ve farklı olanlara yönelik şiddeti, bir insanlık suçu olarak gören herkesi Taksim eyleminde buluşmaya çağırıyoruz.4 Mart 2012 Pazar Saat 14:00 Taksim -  (Saat 13:00’de Galatasaray’da toplanarak Taksim’e yürüyüş. )

Başbakan, Ara Güler'in fotoğrafını çekti

Başbakan Erdoğan, dört usta fotoğraf sanatçısına "Kültür ve Sanat Büyük Ödülü" verdikten sonra eline makineyi alıp onların fotoğraflarını çekti. Fotoğraf sanatçıları (soldan sağa)Ara Güler, Sıtkı Fırat, Prof. Sabit Kalfagil ve İzzet Keribar "fotoğraf: Recep Tayyip Erdoğan" (Bir arkadaşımızın deyimiyle, imaj düzeltme çalışması mı acaba? HYETERT)

TL’nin Yeni Simgesi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, simgeyle ilgili olarak ''Merkez Bankası bağımsızlığının ulaştığı son nokta Tayyip Erdoğan'ın adının baş harflerini paramızın simgesi yapmak oldu. Böylece padişah olma özlemini her fırsatta sergileyen Başbakan'a, adına sikke basarak en güzel hediyeyi verdi. Çünkü Ermeni para birimi Dram'ın ters çevrilmiş hali.

Columbia Üniversitesi Ermenistan-Türkiye İlişkileri Raporu

Columbia Üniversitesi İnsan Hakları İnceleme Enstitüsü Direktörü David L. Phillips tarafından hazırlanan ve Harvard Üniversitesi' nin yayınladığı "Diplomasi Tarihi: Türk- Ermeni Protokolleri" başlıklı rapor, sahibi tarafından hem ABD Dışişleri Bakanlığı'na hem de ABD Kongresi'ne özel bir oturumda hem anlatıldı hem de tartışıldı.Rapor, protokollerin bu şekliyle tekrar hayata geçirilemeyeceğini, ancak yine protokollerin içinde bulunan bazı önlemlerin devreye sokularak ilişkilerin yumuşatılabileceğini belirtiyor ve şu önerilerde bulunuyor: - Van-Erivan arasında uçuşlara izin verilmesi. - Ani Köprüsü'nün tamir edilip, Ermenistan' dan gelecek turist otobüslerinin önünün açılması . - Elektrik satışına izin verilmesi ve fiber optik kablonun Erivan' ın Sanayi Serbest Bölgesi'ne kadar uzatılması.- Uluslararası arşivlerin araştırılmasının yöntemi ve hangi tarihi eserlerin tamir edilmesi gerektiği konularında ortak komisyonlar kurulması.- Erivan' daki Soykırım Müzesi'nde, Ermenilere 1915' te yardım eden Türkler için yer ayrılması.

FRANSA ANAYASA KONSEYİ KARARI

Ömer Engin Lütem
Buna karşın, başta Anayasa Konseyinin eski Başkanı Robert Badinter olmak üzere, bir çok kişinin beklentisinin aksine Konsey, Ermeni soykırım iddialarının Fransa tarafından tanınmasına ilişkin 2001 yılı kanununu iptal etmedi ve buna gerekçe olarak da bu kanunun karar verilmek üzere kendisine sunulmadığını ileri sürdü. Diğer yandan “olaylarla ilgili olarak bir değerlendirme yapmadığını”, (diğer bir deyimle 1915 olaylarının soykırım olup olmadığını incelemediğini) belirtmeyi de ihmal etmedi. Oysa 2001 kanunu, BM’in 1948 tarihli Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşmesine aykırıdır, zira bu sözleşmenin 6. maddesine göre bir olayın soykırım olup olmadığına ya yetkili milli mahkemeler veya Uluslararası Ceza Mahkemesi karar vermektedir, parlamentolar değil. Konsey Sözleşmenin bu maddesine dayanarak 2001 yılı kanunu iptal edebilirdi. Böylece Fransız Anayasa Konseyi cezayı öngören kanunu iptal etmekle hukuki, 2001 yılı kanununu iptal etmemekle siyasi bir karar almış oldu.

Arınç: Dini azınlıkların sorunları çözülecek

Dünyanın önde gelen liderleri ve düşünce adamlarının makalelerinin yayımlandığı "Project Syndicate" adlı internet sitesinde, Başbakan Yardımcısı Arınç'ın "Türkiye'nin İnançlar Milleti" başlıklı makalesi yayımlandı. Arınç, onyıllar süren resmi ihmal ve güvensizlikten sonra Türkiye'nin, ülkenin gayrimüslim dini azınlıklarının haklarını temin etmek ve hukuk devleti ilkesinin, bireylerin din, etnisite veya dil ayrımı yapılmaksızın tüm Türk vatandaşları için eşit uygulandığını garanti etmek amacıyla çeşitli adımlar attığını belirtti. Türkiye'deki dini azınlıkların, Rum Ortodoks, Ermeni, Süryani, Keldani ve diğer Hristiyan mezhepleri ile Yahudileri içerdiğine dikkati çeken Arınç, bütün bu azınlıkların Türk toplumunun ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.

Süryani kiliselerinde Süryanice kurs talebi

Dünya Süryaniler Birliği, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’dan bölgedeki Süryani eserlerinin koruması için çalışma başlatılmasını, bugüne kadar kazılarda elde edilmiş Süryani kalıntılarının açılacak bir müzede sergilenmesini istedi. Süryani manastır ve kiliselerinde Süryanice kursuna izin verilmesini de talep eden Birlik, devletin burada görev yapan öğretmenleri desteklenmesi gerektiğini kaydetti.

‘Türk yalanına sessiz kalma!’

Berat ÖZİPEK / berat@stargazete.com
Bir an için, yaşadığınız şehrin meydanlarını, iskelelerini ve duraklarını, etnik kimliğinizi yalanla birleştiren bir sloganın doldurduğunu düşünün.“Türk yalanı”, “Kürt yalanı”, “Çerkez yalanı” gibi…Otobüsten inerken, vapura yürürken, başınızı nereye çevirseniz bu slogan var.Kendinizi nasıl hissederdiniz?Velev ki kınanan kötülük, sizin etnik kimliğinize mensup insanlar tarafından işlenmiş olsun.Yine de kızardınız.

Nefretin resmi

Nagehan Alçı
Hocalı katliamını protesto etmek için bir araya gelenlerin arasında çekilmiş bir fotoğraf var. Görmüşsünüzdür belki... Genç, sarışın, güzel bir kadın, görüntüsüne büyük bir tezat oluşturan bir pankart almış eline. 'Hepiniz Ermeni'siniz, hepiniz piçsiniz' yazıyor pankartta. Bu çirkin ve ırkçı sözü tekrarlamak gelmiyor içimden ama işin vahametini anlatmak için yeniden hatırlamak şart maalesef. Bu nefret suçunu pervasızca, üstelik tebessüm de ederek elinde sallıyor bu hanım.

Ermeni sorununun ahlak boyutu üzerine

Ahmet İnam
İdeal anlamda, biz Ermenilerle çok uzun yıllar bir arada yaşamışlığımızın kazandırdığı ortak hikmet temelinde geliştirebileceğimiz bir ahlak alanı çerçevesinde ilişkiler kurabiliriz. Söyleyeceklerim bu konuların uzmanları açısından bakıldığında pek gerçekçi gelmeyebilir. Çok fazla gerçekçi olunduğunda gerçekleri değiştirmek de zorlaşır. Gerçeği değiştirebilen, dönüştürebilen, yeni keşifler icatlar yapan insanlar genellikle hep hayalci insanlardır. Bu dünyada teknoloji, bilim, sanat bir ölçüde gelişmişse bu biraz da hayalci insanların çabaları sonucu olmuştur. Buradan yola çıkarak Anadolu hikmeti ortaklığında Ermenilerle önemli iletişim kanalları açılabileceğini söylüyorum. Ermeniler ile özellikle Anadolu'da birlikte yaşadığımız hayatın değerleri üzerinde gelişen bir açılma ile gerçekleştirebileceğimiz ortak çalışmalar olduğunu düşünüyorum. Elbette bunun için iki tarafında böyle bir ortak çalışmaya gönüllü olması gerekir. Düşmanlıkların sürekli olarak içten ve dıştan körüklendiği bir dünyada hikmet temelli bir ilişki olanaksız gibi görünüyor.

Irkçı tehditler karşısında dayanışmaya çağırıyoruz: "Benim Ülkem Sana Dar Gelir" davası 20 Mart'ta!

"Hocalı anması" diye duyurulan ve daha en başından bir nefret gösterisine dönüşeceği belli olan mitingin ardından, "Benim Ülkem Sana Dar Gelir" davasının şikâyetçisi, HYHKD Başkanı Eva Aksoy, ilk tehdidini aldı: Bahçesine, mitingde dağıtılan "Ermeni Yalanına Sessiz Kalma" şapkalarından biri atıldı. Söz konusu durumun “açık bir tehdit” olduğunu belirten Eva Aksoy "Durmadan hatırlatılan bir Ermenilik olayı dönüp dolaşıyor. Herkes kendi halinde  yaşayıp gitse ne olur? Kim bu yaptıklarıyla iftihar eder ki? ” diyor.

Diplomatic History: The Turkey-Armenia Protocols

“Diplomatic History: The Turkey-Armenia Protocols” provides an insider’s account of negotiations resulting in the 2009 Protocol on the Establishment of Diplomatic Relations and the Protocol on the Development of Bilateral Relations between the Republic of Turkey and the Republic of Armenia. Published by Columbia University’s Institute for the Study of Human Rights and the Project on the Future of Diplomacy at Harvard’s Kennedy School, the monograph is based on interviews with U.S. and Swiss officials involved in the mediation, as well as envoys from Turkey and Armenia.







Bdp'li Kaplan: Ermeni Parasının Simgesi Çok Şık Ve Düzgün

BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, TL'nin yeni simgesinin estetik olmadığını, 'müthiş bir arabesk karma kopya' olduğunu belirtti. Kaplan, logonun 'Ermeni simgesine benziyor' görüşüne de katılmadığını bildirdi. Kaplan, "Çünkü Ermeni parasının simgesi çok şık ve düzgün." dedi.

Anadolu misafirperverliği...

Markar Eseyan - Taraf

Türk Lirası'ndaki şaşırtıcı benzerlik

CNNTURK: Türk Lirası'nın simgesi tanıtılır tanıtılmaz çokça eleştiri aldı. Yazması zor denildi, el yazısında Euro ile karıştırılabilir denildi. Ama en çok dikkat çeken eleştirilerden biri Ermenistan para birimi Dram'ın simgesine çok benzetilmesi. CNN TÜRK Ekonomi Müdürü Emin Çapa, simgenin ters çevrilip bakıldığında Dram ile olan şaşırtıcı benzerliğini Paranın İzi programında ele aldı.

Bana Soyunda Ermeni Var Mı Diye Sordular!

Tülay Lale, 'T ile L harfini birleştirdik. Ermeni parasıyla alakası yok. Ermeni logosunu önceden görmüş değilim. Ama görseydim de bunu yapardım. Çünkü alakası yok. 'diye konuştu.

O ‘NİNE’LERİN, ŞU MENDEBUR ÇOCUKLARI! - Raffi A. Hermonn

Bir Orman köy beldesindeyiz… Orta çap ama haylice geniş bir arazide… İç güveysinden hallice, güya Köyün Muhtar’ı da derler bize, bahçelerde sincap, kaplumbağa, kümeste tavuk, horoz, tavşan hatta az uzakta, geyiklere bile rastlanılabilir… İki yandan şarıl-şarıl akan nehirler arası, ikame ederken, hayatımıza da bir şekilde idame etmeye çalışıyoruz…

TC İçişleri Bakanlığı - Basın Açıklaması

İçişleri Bakanlığının 26.02.2012 tarihinde yapılan mitinglerle ilgili resmi açıklamasını aktarıyoruz.

Hepimiz "Piç"sek...


Janet BARIŞ
Amerika'nın Irak'ı işgalinin ardından eylemlerde "Her yer Irak, hepimiz Iraklıyız" dediğimizi anımsıyorum. Kimse çıkıp neden Iraklısınız demedi, mesele mağdurun yanında yer almaktı, haksızlığa uğramış, ezilmiş, üzerine bombalar yağan bir halkın yanında durmaktı.

Avukattan Ermeni komşuya tehdit


Hocalı katliamı için Taksim'de yapılan etkinlikte tehdit dolu söylemler vardı.

Sarıyer'de oturan Ermeni kökenli E.A. pazar günü Taksim'de Hocalı katliamını protesto etmek amacıyla düzenlenen miting sonrasında avukat komşusu tarafından tehdide maruz kaldığını iddia etti

'Piç' yaftası, hiçliğin sefaletini gösterir

Yalçın Çakmak - Radikal

Derdiniz gerçekten Hocalı mıydı?

Özgür Mumcu - Radikal
İçişleri Bakanı'ndan şayet pazar günkü konuşmasının heyecanını üzerinden attıysa konuşmasını bekliyoruz.

'Ateşle oynadık herkes yanacak'

Esther Benbassa özel röportajı
Türkiye kökenli Fransız senatörden iki önemli uyarı. Benbassa, Fransa Anayasa Konseyi''nin yasayı iptal etmesinin başka nefret suçlarının önünü açabileceğini söyledi... İnkara ceza getirilmemesi için yaptığı lobi çalışmalarıyla tanınan Fransız Senatör, bu gelişmenin hem fırsat hem de bir tehlike olduğunu vurguladı.
Kararın Yahudi soykırımıyla ilgili kanunların önünü kesebileceği endişesini taşıyan Benbassa, artık bir içtihat haline gelecek düzenlemeye bu yüzden karşı çıktığını dile getirdi. Bu kararın ardından hiç kimsenin Türkiye'ye ne yapması gerektiğini söyleme hakkı kalmadığını belirten Benbassa, soykırım iddialarıyla ilgili Türkiye'ye bir fırsat doğduğunu da kaydetti.

Sarkozy bir hafta içinde yeni soykırım yasası istiyor

Soykırımları inkar etmeyi suç sayan yasanın iptalinin ardından Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy hükümete, yeni "Soykırım" inkar yasa tasarısı talimatı verdi. Ancak Sarkozy'nin yeni yasa tasarısını seçimler öncesine yetiştirmesi zor görünüyor. Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle yasama yılı 6 Mart'ta sona eriyor.

Bu ayıp hepimize yeter

Etyen Mahçupyan
O nedenle bu olayın ardından diyecek fazla bir şey de yok... Bu ayıp hepimize yeter. Ama ne Türkler ne de Azeriler veya Ermeniler bütünüyle bu çiğliğin parçası değiller. Nitekim Türkiye Sosyalist Azerbaycanlılar Birliği de Hocalı katliamının 20. yıldönümü münasebetiyle düzenlenen basın açıklamasında şöyle dedi: "Türkiye'nin Ermenistan sınırını kapalı tutması için baskı yapan, Türkiye'nin bir iç ve vicdan meselesi olan kendi geçmişi ve Ermeni olaylarıyla yüzleşmesine müdahale etmeye çalışan Azerbaycanlı milliyetçilerle Hocalı katliamını siyaset malzemesi olarak kullanan Türkiyeli milliyetçiler bu iki ülke arasında söz söylemeyi neredeyse bloke etmiş durumdalar." Açıklama hiçbir katliamın diğerinin bahanesi olamayacağını vurgulayarak Hocalı katliamının 1915 Ermeni olaylarıyla kıyaslanmasına, Ermeni trajedisini inkâr etmek için malzeme olarak kullanılmasına itiraz etmekteydi.

İçişleri Bakanı istifa

Roni Margulies:
Hocalı katliamını protesto etmek için Taksim'de yapılan gösterinin Hocalı katliamını protesto etmekle hiçbir alakası yoktu.Yapılan gösteri ne Hocalı'yla, ne Hocalı katliamıyla, ne de Hocalı katliamını protesto etmekle ilgiliydi.."Hocalı katliamını protesto mitingi" yanlış adlandırılmış bir mitingdi.Gerçek adı "Türkiye'de Ermeni soykırımı olmamıştır, hiçbir Ermeni'nin kılına bile dokunulmamıştır, dokunuldu diyenin kafasını kırarız mitingi" idi.Mitingi "Hocalı Katliamını Anma Gönüllüleri Komitesi" örgütlemiş.Bunun da ismi yanlış."Hocalı Katliamını Bahane Ederek, Türkiyeli Ermenilere ve Irkçı Olmayan Türklere Gözdağı Verme Komitesi" olmalıydı. Mitingde "Hepiniz Ermenisiniz, Hepiniz piçsiniz" pankartları taşınıyordu.İdris Naim Şahin, bu ülkenin İçişleri Bakanı. Bir İçişleri Bakanı, kendi ülkesinin vatandaşları hakkında "piçsiniz" denen bir mitingde bulunamaz, o mitingin kürsüsünden konuşma yapamaz.Yaparsa, aynı akşam istifa etmeye zorlanır, hükümet partisinden ihraç edilir.

... ama ırkçılık bayrağı sallamadan, Ermeni düşmanlığı yapmadan... HOCALI KATLİAMI ELBETTE ANILACAK, LANETLENECEK

Acıların karşısına acı koyan, acıları birbiriyle mukayese eden, insanlığın mazide yaşadığı acılardan düşmanlık çıkaran kafanın çıkmaz olduğu gerçeğini hiç yılmadan anlatmak zorundayız. “Benim milliyetçiliğim senin milliyetçiliğine beş basar!” kafası yanlış kafadır, ırkçılık rezilliğini besleyen bir kaynaktır. Hocalı Katliamı elbette lanetlenecek.Ama Ermeni düşmanlığı yapmadan... Ermenileri hedef göstermeden... Ve İstanbul Ermenilerine tedirgin pazar günleri yaşatmadan...

Hocalı Katliamı Mitingine Suç Duyurusu

Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne gelen İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi üyeleri adına yapılan basın açıklamasında, 2 gün önce Taksim'de yapılan mitingde İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in de bir konuşma yaptığı hatırlatılarak, miting sırasında atılan sloganlar ve pankartlar protesto edildi. Açıklamanın ardından, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin ve miting tertip komitesi hakkında hazırlanan suç duyurusu dilekçesi, müracaat savcılığına verildi.

TBMM’ye katolik ‘uyarısı’

Önder Yılmaz
TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu bünyesinde oluşturulan, Sivil Toplum Örgütleri, Vakıflar ve Azınlık Cemaatleri Alt Komisyonu’nun Yahudi, Ermeni ve Ortodoksları dinlerken, Katolik temsilcilere bir davette bulunmamıştı.

Ermeni diasporası öfkeli!

İnkâr yasasının iptali kararı Ermenileri kızdırdı...Ermeni diasporası inkâr yasasının iptalini "kabul edilemez Türk lobisi" olarak değerlendirdi. 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesini suç sayan yasayı iptal etmesi, Fransa'daki Ermeni diasporasını kızdırdı.

Azınlık gazetelere de resmi ilan verilecek

Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay, azınlık gazetelerinin de resmi reklam yayımlayabileceğini belirterek, ''Amacımız cemaat gazetelerinin de diğer gazetelerden farkının olmadığını göstermek'' dedi.Haberi 

Diaspora, Ermenistan'dan neden uzaklaşıyor?

Lusıne Istepanyan*   
Bağımsızlıktan sonra Diaspora Ermenileri tarafından Ermenistan'a yapılan yatırımlar bugüne kadar hep tartışıldı. Özellikle son dönemde bu konu toplumsal bir boyut da kazandı. Nedeni ise Diaspora Ermenileri tarafından yapılan yatırımların başarısızlıklarının tek tek su yüzüne çıkması. Daha doğrusu Ermenistan tarafından başarısızlığa ve hüsrana uğratılması.

Fransa'nın Ermeni kararına kim ne dedi?..

Davutoğlu, TBMM'de, basın mensuplarının Fransa Anayasa Konseyi'nin kararıyla ilgili sorusu üzerine, bekledikleri bu kararın birçok açıdan önemli bir olduğunu söyledi.

Ve gündelik ırkçılığın düğmesine basıldı…* 6-7 Eylül 1955

Talin Suciyan

Devlet televizyonu TRT’nin, Hocalı’yı anma mitingine verdiği katkıyı da unutmamak lazım. Anaakım gazeteler de dün olanları “bir anma” şeklinde haberleştirildi. Hürriyet’in yaptığı gibi “Hocalı katliamı protesto edildi” demek, Sabah’ın yaptığı gibi ana sayfadan “Hocalı’nın hesabı sorulacak” şeklinde haberi vermek, Milliyet’in Musa Kesler imzalı haberindeki gibi mitingi “görkemli 1 Mayıs”lara benzetmek sadece ırkçılığı örtbas etmek demek değil, o ırkçılığın parçası olmak, ırkçılığı yeniden üretmek demektir.Merkezi iradenin gündelik ırkçılığın düğmesine ilk basışı değil bu. 6-7 Eylül’ün nasıl hazırlandığını, nasıl hayata geçirildiğini unutmadık. Bunun karşısında, mevcut siyasi, toplumsal ağları hareket geçirerek, körüklenen gündelik ırkçılığa cevap veremezsek, 1915’in yüzüncü yılı yaklaşırken çok daha korkunç olaylar kapımızda demektir. Bunu söylemek için ne müneccim ne de felaket tellalı olmaya gerek var. Son yüz yıllık tarih ve bu tarihle duyulan gurur olacakların garantisidir.

Syriacs ready to open genocide memorial

The memorial is to open on April 24 in the Armenian capital of Yerevan says Sabri Atman, the founder of the Germany-based Assyrian Genocide Research Center.

Soykırımı inkar yasası iptal edildi

Fransa Anayasa Konseyi, Ermeni soykırım iddialarını inkarı suç sayan yasayı anayasa aykırı bularak iptal etti.Anayasa Konseyi, bir grup milletvekili ve senatörün yasanın iptali için yaptıkları başvuruyu karara bağladı. Kararın gerekçesinde yasa teklifinin  'İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi' ve Fransız Anayasa'sına aykırı olduğu ve düşünce özgürlüğünü kısıtladığı belirtildi.

'Türkler ve Ermeniler için bir fırsat'

İptal kararını 'tarihte ortak acılar paylaşmış iki halk'ın bir fırsat olarak kullanması gerektiğini belirten Dışişleri Bakanı Davutoğlu, kararın diğer ülke parlamentolarına da örnek olması gerektiğini söyledi.

Kötü Gidiş

Ahmet Altan
Valla ne diyeyim, “Allah encamını hayra tebdil eylesin”, bu gidiş iyi gidiş değil. Güya Hocalı katliamını protesto etmek için bir yürüyüş yapılıyor ve birden bire hedef “Hrant Dink’in öldürülmesine” karşı sesini yükselten insanlar oluyor.“Hepiniz Ermenisiniz, hepiniz piçsiniz” pankartları açılıyor.“Bozkurtlar burada, Hrantlar nerede” diye sloganlar atılıyor…Generallere “haddinizi bilin” diyen, Dink Ailesi’ne taziyeye giden, Kürt açılımını başlatan, Apo’yla görüşmekten korkmayan, Ergenekon’la sonuna kadar hesaplaşılacağını söyleyen, “Müslüman demokrat” kimliğinin altını çizen AKP nereye gitti?

Hocalı Mitingi

Murat Belge
Irkçıların Hocalı’yı bahane ederek yaptıkları mitingi bana göre en iyi biçimde izleyen ve değerlendiren, Radikal olmuştu. Bunun Hocalı’da ölenler için duyulan acının sonucu olmayıp, “düşman” belledikleri herkese nefretlerini dışa vurmak için bir vesile olduğunu, bu tür milliyetçilik yapanların, protesto ettikleri karşı tarafın katilleriyle özdeş olduğunu, Hocalı’dan önce bir de Sumgayt olduğunu pek güzel anlatmışlardı, Radikal’in yazarları. Bunlara ekleyeceğim bir şey yok…Dersim için özür dileyebilirsin (bu tabii çok iyi bir şey). Dilersiniz, çünkü Kemalist değilsiniz. Ama Ermeniler söz konusu olduğunda ağzınız diliniz kilitlenir. 2012 yılında tarihçilerden komisyon kurmaya kalkışırsınız. Yahudi döven Yeniçeri fıkrasındaki gibi, daha yeni haberiniz oldu çünkü.

Basına ve Kamuoyuna: İçişleri Bakanı ve “Hocalı Katliamını Anma” Mitingi Tertip Komitesi Aleyhine Suç Duyurusu

26 Şubat 2012 Pazar günü Taksim’de İçişleri Bakanı’nın bizzat katılımıyla “Hocalı Katliamı”nı anma bahanesiyle kitleler suça teşvik edilmiştir. “Hepiniz Ermenisiniz, hepiniz piçsiniz”, “Ermenisiniz, işgalcisiniz, katilsiniz” pankartları taşınmış,  Hrant Dink’in katilleri lehine sloganlar atılmış, saldırgan sloganlar eşliğinde AGOS gazetesine doğru yürünmek istenmiştir… İHD İstanbul Şubesi, Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De girişiminin desteğiyle bir basın açıklaması yapacak ve ardından İstanbul Adliyesi’ne İçişleri Bakanı ve 26 Şubat 2012 Pazar günü Taksim’de “Hocalı Katliamı’nı Anma” mitinginin tertip komitesi aleyhine suç duyurusunda bulunacaktır. Tarih: 28 Şubat 2012. Saat: 11.00. Yer: İstanbul Adalet Sarayı’nın önü. Çağlayan-İstanbul

Üniversiteli de bunu yaparsa!

Mehmet ERÇAKIR
Isparta Üniversitesi'nde yapılan Hocalı eyleminde 'Hocalı Türk'tür Türk kalacak, Ağrı Dağı size mezar olacak' sloganı atıldı.

Taksim Mitingi Sloganlarını Kınama

Dr.med.Sarkis Adam             
Protesto  mitingleri,halklar arasında nefret tohumları ekmemeli. Acıları paylaşmak, insanlığa karşı işlenen suçları, zulmü, işkenceyi, eziyeti protesto etmek, kınamak, lanetlemek, çağımız  sağduyulu insanının, en ulvi, en mukaddes  temel haklarından biridir. Ancak  bu protestolar, ırkçı ve radikal  akımların bir gövde gösterisine  dönüşmemeli, halklar arasında nefret ve ayırımcılık tohumları  ekmemelidir. Potesto edilen, lanetlenen veya kınanan, “Şiddet ve İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar” olmalıdır.

‘Kininin davasını gütme’ organizasyonu

Mithat Fabian Sözmen
Bir hafta öncesinden ‘Ermeni yalanına kanma’ afişleriyle donatılmıştı İstanbul. Pazar günü gerçekleştirilecek Hocalı katliamı protestosuna çağrıda bulunuluyordu hesapta ama afiş ve dilinden buram buram şoven propaganda hissediliyordu… Ve en önde, bu devlet provokasyonunun olmazsa olmazı, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin taçlandırmakla meşguldü 10 numara organizasyonunu!...Peki ya medya? Onlar her zamanki gibi güncel görevlerini yerine getirmekte kusursuzlardı! “Hocalı’nın hesabı mutlaka sorulacak” diyordu Sabah. “Ermenistan ve Fransa’ya öfke” kusulduğunu bağırıyordu Zaman. Hürriyet’i, Akşam’ı, Yeni Şafak’ı, Vatan’ı, Sözcü’sü; yalnızca Kürtlere karşı bir araya gelebilenler yani, bir kez daha Ermeni nefretlerinde ortaklaşmıştı…  BirGün, Evrensel, Radikal, Özgür Gündem ve Taraf dışında medya tek yürekti! Taraf, ‘Hepiniz Ermenisiniz, hepiniz piçsiniz’ ırkçı pankartını manşete taşıyarak bu tarihi ayıbı ve onun önünde konuşan İdris Naim Şahin’i başarıyla teşhir ediyordu.Türkiye Sosyalist Azerbaycanlılar Birliği “Hiçbir katliam diğerinin bahanesi olamaz” diyerek katliamın milliyetçi ve düşmanlaştırıcı siyasete alet edilmesini eleştirirken ve Has Parti İstanbul İl Başkanı Mehmet Bekaroğlu atılan sloganların hayal kırıklığıyla mitingi terk ederken “kininin davasını gütmesi” salık verilen gençlik, medya, siyaset en saf haliyle niteliğini gözler önüne seriyordu.

Süryaniler, Baydemir'den Anıt Talep Etti

Soykırım Araştırmalar Merkezi, Seyfo Center'in girişimiyle, uluslararası yüze yakın tanınmış kurum ve araştırmacının imzasının olduğu birer mektubu İsrael olmak üzere Ermenistan Cumhurbaşkanı ve Parlamentolarına göndererek Süryani Soykırımını tanımalarını istedi. 

Taksim nefret söylemine dar geldi

Elif İnce
Günlerdir billboard’larda, metro istasyonlarında ‘Ermeni Yalanı’ başlığıyla duyurulan, Hocalı katliamının 20. yılını anmak için düzenlenen eylem dün Taksim’de gerçekleşti. Mitingde “Ermenistan yok olsun”, “Dişe diş, kana kan, intikam intikam”,  “Hepiniz Ermenisiniz, hepiniz piçsiniz” sloganları atıldı. Mitinge İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin ve İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu da katıldı.  Binlerce kişinin katıldığı eylemde “Kuzey güney bir olsun, Ermenistan yok olsun”, “Karabağ’ın gönüllü askerleriyiz”, “Dişe diş, kana kan, intikam intikam’, Şehitler ölmez vatan bölünmez”, “Bozkurtlar burada, Hrantlar nerede?” gibi nefret içeren sloganlar atılırken bazı göstericiler tekbir getirdi.

Hepimiz p.çiz!

Onur Caymaz
Hepimiz Ermeniyiz diyen arkadaşlarıma piç demişler! Piç demişler! Bir Violette Leduc kitabıdır Piç. Lezbiyen literatürün ağır toplarından. Önsözünü Simone De Beauvoir yazmıştır. Orada şöyle bir cümle geçer: Şeytandan korkmam! Tanrı varsa rakibi yoktur... Bir de ne var bak! Piç, ağacın dibinden bitiveren sürgündür. Yıllarca sürgünlerde çürüyenlerden bahsetmiyorum canım; bu, budandıkça doğanın sunduğu bir varoluş biçimidir. Her baharda yeniden çoğalır. Sizin Nihat Doğan gibi kesildikçe çıkan cinsten değil! Piç demişler! Bu ülkenin “pek sayın” bir bakanı da o piçli pankartı taşıyan topluluğa büyük sözler etmiş. Başbakanı “afedersin Ermeni, Rum” makamında konuşan yerde bakanının “kanlar yerde kalmaz” tadındaki kanlı konuşması normal değil mi?

Yüksel Caddesi ile Taksim'in Farkı

Serhat KORKMAZ korkmazserhat7@gmail.com
Taksim'de yapılan Hocalı Katliamı anma törenlerindeki ırkçı sloganlar İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in yanında atıldı. Şahin böyle bir ortamda yaptığı konuşmayla, o sloganlara hükümet nezdinde meşruluk kazandırmadı mı? Kimbilir metrekareye kaç ırkçı slogan düştü dün Taksim Meydanı'nda? Kimbilir o meydanda o sloganlar atılırken, billboardlarda  "Ermeni yalanına sessiz kalma" diye yazılıyken Türkiye'de yaşayan Ermeniler ne düşünüyorlardı. 

"Savcılar, TCK'nın ırçılıkla ilgili maddelerini uygulamıyor"

Taksim'de düzenlenen Hocalı katliamı mitinginde açılan pankartlardaki ırkçı ifadeler ve sloganların kabul edilemez olduğunu söyleyen TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, TCK'da ayrımcılık ile ilgili cezalar bulunduğunu ancak savcıların uygulamadığını söyledi.

Fransa'nın tarihi kararı yarın açıklanıyor

Kayhan KARACA
Fransız Anayasa Konseyi'nin "Ermeni soykırımı"nı inkarın cezalandırılmasını öngören yasa teklifi hakkındaki kararının 28 Şubat Salı günü açıklanması bekleniyor.

İçişleri bakanı bu pankartın önünde konuştu

Hocalı Katliamı’nı protesto etmek için bazı partilerle derneklerin organize ettiği mitingin duyuruları haftalar öncesinden yapıldı. Dün öğle saatlerinde Galatasaray Lisesi önünde toplanan grup, Taksim Meydanı’na yürüdü. Türkiye ve Azerbaycan milli marşlarının okunduğu yürüyüşte taşınan pankart ve atılan sloganlar dikkat çekti. Mitingde, “Bugün Taksim yarın Erivan bir gece ansızın gelebiliriz” yazılı pankart ile “Hepiniz Ermenisiniz hepiniz piçsiniz”, “Türk’e kefen biçenin ölümü korkunç olur” dövizleri dikkat çekti. Dink’in katillerine övgüler içeren sloganlar atıldı.

ANCA Condemns Anti-Armenian Protests in Turkey

Calls on U.S. Ambassador Ricciardone to Denounce Government-Sanctioned Rallies Aimed at Inciting Violence.The Armenian National Committee of America (ANCA), sharply criticizing the government-sanctioned anti-Armenian demonstrations held throughout Turkey on Feb. 26, called on U.S. Ambassador to Turkey Francis Ricciardone to forcefully condemn this latest attempt by Ankara to foment hatred and violence against Armenians.

Hocalı eylemi devletin desteğiyle ırkçı gövde gösterisine dönüştü

Ermenistan ile Azerbaycan arasında yaşanan çatışmalar sırasında Hocalı köyünde yaşanan dramın 20. yılında Taksim'de düzenlenen eylem devletin tam desteği ile ırkçı-milliyetçi-islamcı bir gövde gösterisine dönüştü. Eyleme İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin de katıldı.

Hocalı mazlumlarını nasıl anmalı?

Hilal Kaplan / hilal.kaplan@yenisafak.com.tr
Öncelikle bir mezalimi hatırlatmak üzere insanları davet ettiğiniz bir etkinlikte ön plana çıkması gereken o zulüm ve mağdurlar olmalıdır; "Ermeni yalanları" tanımlaması üzerinden karşı çıkılan bir politika değil. Zira bu durumda, Hocalı mazlumlarına ulusal veya uluslar arası politikada ulaşılması istenen bir hedef için "payanda" muamelesi yapılmış olur. Bu araçsallaştırma en başta Hocalı mazlumlarına ayıp değil midir? Zulme uğramış olmaları onlar anmak için yeter sebep değil midir? Yoksa katilin kimliği, mazlumdan daha mı önemlidir? Hocalı mazlumlarını bu söylemle karşımıza sıraladığınızda, arkada bir yerde ama mazlumların olduğu aynı yerde duran 1915 mazlumlarını görmeyeceğimiz mi varsayılmaktadır?İkinci sorunu, "Ermeni yalanları" tabirinde bir ırkı yalanla ve zulümle eşdeğer kılan bölüm oluşturuyor. Zulmü bir ırkla özdeş kılmaktan ne zaman vazgeçeceğiz, bilmiyorum.

Hiçbir Katliam Diğerinin Bahanesi Olamaz

Türkiye Sosyalist Azerbaycanlılar Birliği Hocalı Katliamının 20. yıldönümünde saat 14:00'te Yüksel Caddesi'nde bir basın açıklaması düzenledi… Basın açıklamasında "Türkiye'nin Ermenistan sınırını kapalı tutması için baskı yapan, Türkiye'nin bir iç ve vicdan meselesi olan kendi geçmişi ve Ermeni olaylarıyla yüzleşmesine müdahale etmeye çalışan Azerbaycanlı milliyetçilerle, Hocalı Katliamı'nı siyaset malzemesi olarak kullanan Türkiyeli milliyetçiler bu iki ülke arasında söz söylemeyi neredeyse bloke etmiş durumdalar" denilen açıklamada, halklar arası düşmanlığı besleyen eylemlere son verilmesi gerekildiği belirtildi… Hiçbir katliamın diğerinin bahanesi olmayacağı ve hiçbir acının diğerinden üstün olamayacağı belirtilen açıklamada "Hocalı Katliamı'nın 1915 Ermeni olaylarıyla kıyaslanmasına, Ermeni trajedisi inkar etmek için malzeme olarak kullanılmasına itiraz ediyoruz” denildi.

Hocalı protestolarında Samast ve Çatlı sloganları

Karabağ savaşı sırasında 1992 yılında Azeri sivillere yönelik Hocalı Katliamı’nın yıldönümü gerekçesiyle İstanbul’da Taksim Meydanı’nda gerçekleştirilen eylemde göstericiler MHP ve Azerbaycan bayraklarını birlikte taşıdı. Tekbir getiren grup, ırkçı sloganlarla Ermenileri hedef aldı. Grup sık sık, “Bozkurt Ogün”, “Bozkurt Çatlı”, “Şehitler ölmez vatan bölünmez”, “Bozkurtlar burada, Ermeniler nerede” sloganları attı.

Ermeni mallarını kimler aldı?

Ayşe Hür
 “Annesi İsmail Ağa’ya şöyle öğütler: ‘Bir de senden dileğim, oğlum, o kasabaya gidersen, o Ermenilerden kalma evleri, tarlaları kabul etme. Sahibi kaçmış yuvada, öteki kuş barınamaz. Yuva bozanın yuvası olmaz. Zulüm tarlasında zulüm biter.” (Yaşar Kemal, Yağmurcuk Kuşu, s.95.) Osmanlı  İmparatorluğu’nun kuruluşundan itibaren Müslüman-Türk unsurlar kendilerine sadece çiftçiliği ve askerliği yakıştırmışlar, gayrı Müslimleri ise 1856’ya kadar ‘cizye’ (baş veya kelle vergisi) ile, 1909’a kadar ‘bedel-i askerî’, 1914’ten sonra ise ‘amele taburları’ gibi uygulamalarla askerlik dışında tutmuşlardı. Gayrı Müslimler de başka yolları kalmadığı için ticaret ve zanaata yönelmişlerdi. 18. yüzyıldan itibaren askeri alanda bir dizi başarısızlık sonucu durumları giderek kötüleşen Müslüman-Türk kesim gözlerini değişen dünya koşullara ayak uydurarak zenginleşen gayri Müslimlerin servetlerine dikti. İttihatçıların ‘Milli İktisat’ adıyla kamufle ettiği servet transferinin ilk uygulaması 1913-1914’te Ege’de yapıldı.

Patrik Türk (!) M. Metiner değil

Akın Aydın
“Türk” tanımını Patrik yaptı. “Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes, din, mezhep, dil ve etnik köken gözetilmeksizin Türk’tür. Türklük bütün Türk vatandaşlarının beraberce varlığının ve dayanışmasının ifadesidir.” “Hepimiz Türk’üz” dedi. Sade o mu? Türk Musevi Cemaati Başkanı Sami Herman da şöyle diyor: “Her şeyden önce Türk’üz. Türk olarak tanımlanmak isteriz. Kimliğimiz Türk vatandaşıdır ve Türk’üz.” Hani bir söz var ya; Bayram değil seyran değil… AKP’li Mehmet Metiner: “Ne demek herkes Türk! Azınlık psikolojisiyle konuşmuş. “Herkes Türk’tür...” Herkes niye Türk olsun? Biz bu ülkenin Bartholomeos’u değiliz ki. Bu ülkenin asıl sahipleriyiz!” (Yani Bartholomeos kadar olamadığını mı ifade ediyor?) Sonuç; Neden Patrik böyle bir çıkış yaptı; MİT, yargı, savcı, polis, tayin, Erdoğan, iktidar, cemaat. Kısaca birileri “Dinler arası Diyalog” sürecini riske etmek istemediği için gaz verme gayretinde. Halkçası bu, olayın…

Hocalı için Taksim’e

Selçuk Yaşar
"Ermeni ordusu bir gecede Hocalı şehrini yok etti. Hocalı’da bir soykırım yaşandı. Azerbaycan toprağı, Türk yurdu Hocalı, 20 yıldır Ermenistan işgalinde. 1 milyon insan sürüldü. Binlerce masum katledildi. Bir daha Hocalı, Srebrenitsa, Hama ve Humus yaşanmasın diyorsanız, 26 Şubat Pazar, saat 14.00’te Taksim’de olalım."

Hocalı katliamı

Etyen Mahçupyan
 Hayata milliyetçiliğin prizmasından bakanlar, genellikle başkalarının da ille milliyetçi kaygılarla davrandığını varsayarlar... Nitekim her yıl Şubat'ın 26'sı geldiğinde ve hele ortalıkta bir 'Ermeni tartışması' varsa, okuyuculardan niçin Hocalı katliamını konu alan yazı yazmadığımı irdeleyen mesajlar alırım ve bunların hemen hepsi zaten benden böyle bir şeyin de beklenemeyeceğini, çünkü 'doğal olarak' Ermeni milliyetçisi olmam gerektiğini söylemeyi ihmal etmezler...Bundan tam 20 yıl önce Azerbaycan'ın Hocalı kentinde gerçekleşen bu katliamda Azeri kayıtlarına göre 106'sı kadın ve 83'ü çocuk olmak üzere 613 kişi öldürülmüştü. Karabağ savaşı esnasında Hocalı kenti Ermeni askeri birliklerinin eline düşerken birçok sivil ve onların arasına karışan Azeri askeri kaçmaya çalışmış, ancak Azerbaycan sınırına yaklaştıklarında Ermeni birliklerin ateşi altında can vermişlerdi. Ermeni tarafı sivillerin arasına karışan Azeri askerleri gerekçe göstererek ve bunların bir bölümünün kaçarken ateş etmelerine dayanarak, katliamı sıradan bir savaş durumuna indirgemeye çalıştı. Uluslararası gözlemciler de bu durumu doğrulamaktaydı... Diğer bir deyişle Birleşmiş Milletler soykırım sözleşmesi açısından bakıldığında karşımızda bir soykırım daha var.

Sumgait kıyımlarının 24. Yılı vesilesiyle Amerikalı Ermeni gençler Los Angeles’ta bir protesto eylemi gerçekleştirecek

Sumgait kırımlarının 24. Yılı vesilesiyle Amerikalı Ermeni gençler 27 Şubat saat 10:00’da Los Angeles Azerbaycan Başkonsolosluğu önünde bir protesto eylemi gerçekleştirecek. Gençler Azerbaycanlılara gerçekleri çarpıtmama, Ermenilere karşı gerçekleştirilen menfur katliamların suçunu kabul etme çağrısında bulundular.

Vagon-Li Olayı ve ‘öz dil’ zorbalığı

Ayşe HÜR/Taraf GAZETESİ
Birleşmiş Milletler, 1999 yılında 21 Şubat gününü “Uluslararası Anadil Günü” ilan etti. Neden 21 Şubat derseniz kısa hikâyesi şöyle: 1947’de Hindistan’dan ayrılarak kurulan Pakistan’da hükümet Batı Pakistan bölgesinde yaygın olan Urducayı resmî dil olarak kabul edince, Bengal dilini konuşan Doğu Pakistanlılar (Bengalliler) buna büyük tepki göstermişlerdi. Dakka Üniversitesi öğrencileri, 21 Şubat 1952’de hükümeti protesto etmek için büyük bir gösteri düzenlediler. Polisin müdahalesi üzerine meydana gelen ölümler, ülkenin başka bölgelerinde de benzer gösterileri tetikledi. Hükümet yıllarca direndi, nihayet 1956 yılında Bengalceye Urduca gibi resmî dil statüsü verildi. Birleşmiş Milletler (BM), kültürel çoğulculuk politikaları uyarınca birden fazla dilin konuşulduğu ülkelerde, çok dilliliği teşvik için özel bir gün seçmeye karar verdiğinde, halen Pakistan’da milli bayram günü olan 21 Şubat’ı seçti.

'Hocalı katliamı bahane edilerek Ermenilere yönelik nefret pompalanıyor'

26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti'nın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan Azeri sivillerin Ermeniler tarafından toplu şekilde katledilmesini (Hocalı katliamı) protesto etme bahanesi ile sokakların, düzenlenecek mitinge 'çağrı' perdelemesine dönük 'Ermeni yalanına kanma' afişleri ile donatılmasına tepki gösteren, İnsan Hakları Derneği (İHD), Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon yaptığı açıklamada; "Etnik ve dinsel köken dışında hiçbir ilişkisi olmayan, başka bir coğrafyada yaşayan bir toplumun tamamını hedef göstermek için kullanmak hak değil, tersine en temel haklardan insan haysiyetine, güven içinde yaşama ve eşit muamele görme hakkına saldırıdır" "Yapılan ırkçılıktır. Nefret söylemidir. Bir toplumu ve onun bireylerini düşman olarak hedef göstermektir" dedi.

Yüzleşmeyi yeniden düşünmek

Orhan Miroğlu /orhanmir@hotmail.com
Tony Judt Savaş Sonrası- 1945 Sonrası Avrupa Tarihi adlı esersinde 1945-49 yılları boyunca Almanların çoğunun “Nazizm’in iyi bir fikir olduğuna ama kötü uygulandığına inandıklarını” kaydeder.Türkiye’de geçmişte uygulanan “bazı kötü fikirler”’ nedeniyle ortaya çıkmış katliamlarla ciddi bir hesaplaşma ve bu geçmişin hesabını kapatma sorunu var.Almanlar, Nazizm’in uyguladığı vahşet bütün boyutlarıyla ortaya çıktığında bile, Nazizm’in iyi bir fikir olduğuna inanıyorlardı. Türkiye’de de durum buna benziyor.Türkiye’nin değişim sürecini, İttihatçı-Kemalist blok ve değişim yanlıları arasında yaşanan çatışma belirliyor. Statükodan yana olanlara göre, Kemalizm ve İttihatçılık her yönüyle kusursuz birer modeldir. 

Hepimiz Hocalılıyız

Ferhat KENTEL/Taraf GAZETESİ
26 Şubat 1992’de Ermenistan ve Azerbaycan “ulus-devletleri” ve onların “milliyetçileri” arasında gerilime neden olan Karabağ’da silahlı Ermeni kuvvetleri yüzlerce Azeri’yi çoluk çocuk ayırt etmeden katletti; Karabağ’ı “etnik olarak temizledi”, “Ermeni yurdu” yaptı…  Ancak afişlerde açıkça belirtilmemiş olsa da, acının, insanlığın çığlığı olması gereken bu sesten başka bir ses, derinlerden bir yerden, esas yaratmak istediği etkiyi yaratmış: sanal âlem mesajı almış ve sesi başka bir ruh haline kanalize etmiş: “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeni’yiz diyenlere tepki göstermenin işte zamanı!” Son yıllarda Türkiye toplumu geçmişiyle, karanlık tarih sayfalarıyla hesaplaşıyor. Her geçen gün, yakın veya uzak, daha fazla tarihsel gerçek açığa çıkıyor. Bütün “ihanet” söylemlerine ve bu söylemin yarattığı baskıya rağmen, “İstiklal Mahkemeleri’nde ne oldu”, “Dersim’de ne oldu”, “Darbelerde ne oldu”, “1915’te ne oldu aslında” gibi ezberleri bozan sorular soruluyor. Bu topraklarda Müslüman dindarların, Kürtlerin, Alevilerin başlarına gelenler derin kuyuların içinden çıkıp, bizim yakamıza yapışıyor.