Etiketler

UNDP-ACT ve USAID Ermeni Manastırı ile ilgil basın açıklaması yaptı

UNDP-ACT, USAID’in de katkıları ile Lefkoşa’da surlar içinde bulunan Ermeni Kilisesi ve Manastırı’nı, işbirliği içinde restore etme ve koruma altına alma projesini destekleme kararı aldı. Kurumlardan yapılan açıklam şöyle: 2006 yılında, Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıs’ın Ermeni toplumu, cesur bir karar alarak, Lefkoşa’da surlar içinde bulunan Ermeni Kilisesi ve Manastırı’nı, işbirliği içinde restore etme ve koruma altına alma kararı aldılar.

Aznavour, Ermenistan ve Türkiye ilişkilerinde ilerlemeye katkı amacında

Ermenistan’ın İsviçre büyükelçisi ve BM Cenevre Merkezinde Ermenistan temsilcisi Aznavour, diplomasi meselelerinde aktif katılımı olabileceği şeklinde yanıtlayarak: ″Örneğin 12 bin Ermeniyi Suriye’den Ermenistan’a naklettik. Biz onları ülke dışına çıkarmak durumundaydık, zira Hristiyan olduklarından hayatlarını kaybederlerdi. Sadece Hıristiyanlar da değil farklı şekilde yaşayan Ezidiler ve Müslüman olan kimi Kürtler de. Bu siyasetten daha ziyade diplomasidir″ dedi.Aznavour sözlerinin devamında müstakil çalıştığını ve ne yaptığını anlatarak  şunları kaydetti:″Ben ne yapmam gerektiğini cumhurbaşkanına sormuyorum. Bunun çok zor olacağını sanıyorum. Örneğin Türkiye elçisiyle buluşacağım, ki bu çok nadiren olmakta. Ben, buluşmaya gideceğimi önceden söylemek istemiyorum, zira bana ‘Bunu yapma!’, ‘Oraya gitme!’ derler. Ben özgür bir insan olmak istiyorum″ dedi. (Murat Bardakçı'ya bile saldıranlara cevap olur mu, zor. HYETERT)

Fatih Akın'ın Ermeni katliamını konu alan filmi 'The Cut' Filmekimi programından geri çekildi

Fatih Akın'ın yeni filmi 'The Cut'ın (Kesik) Türkiye’de sonbaharda vizyona girmesi beklenirken, daha önce ilk kez Filmekimi’nde gösterileceği belirtilen filmin, programdan çıkarıldığı ortaya çıktı. İKSV yetkilileri kararın politik olmadığını, filmin yurtdışı dağıtımcılarının talebi üzerine alındığını söyledi. İKSV’den alınan bilgiye göre, filmin yurtdışı dağıtımcılarının 'vizyon stratejisi' nedeniyle böyle bir karar alındı. Filmin Türkiye'deki dağıtımcısı Anka Film ise, 'The Cut'ın programdan çıkarılmasının nedeninin vizyon tarihinin Aralık ayına ertelenmesi olduğunu açıkladı.

Ermenistan'dan uluslararası tanıtım açılımı

Russell Padmore / BBC Dünya Servisi, Ekonomi muhabiri
Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, dünyada çok daha fazla sayıda insanın bu soruya doğru cevap verebilmesini sağlamak amacıyla uluslararası tanıtım açılımı başlattı. Sarkisyan Ermenistan turizminin desteklenmesi ve yabancı yatırımcıların teşvik edilmesi için, ülke dışında yaşayan 10 milyon Ermeni’nin internet üzerinden küresel tanıtım kampanyası başlatmasını istiyor. "Bir Ermeni, Bir Yazı" başlıklı kampanya ülke dışındaki Ermenilerin, Ermenistan hakkında olumlu yazılar yazmasını öngörüyor.

Obama , Katolikos Aram I ve diğer Hristiyan kilise liderlerini kabul etti

ABD devlet başkanı Barack Obama 11 Eylül’de Yakındoğu Maroni, Ermeni, Süryani, Ortodoks, Yunan ve Suriye Katolik kiliseleri temsilcilerini kabul etti. Kilikya Katolikosluğu Basın servisinin verdiği bilgiye göre, buluşmada Ermeni Apostolik Kilisesi Kilikya Katolikosu Aram I hazır bulundu.

Perinçek Yunanistan’ın bozguna uğrayacağını söyledi

Doğu Perinçek, ‘sözde Ermeni soykırımı’nı kabul etmeyenlerin cezalandırılmasını öngören yasayı meclisten geçiren Yunanistan’ın bozguna uğrayacağını söyledi. Perinçek yasanın 9 Eylül’de kabul edilmesinin de ‘zavallılık’ olduğunu belirtti. Sözde Ermeni soykırımı davasında İsviçre’yi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) mahkûm ettiren İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek, Yunanistan Meclisi’nin çıkarttığı, Ermeni ve Pontus soykırımının inkarını suç sayan yasayı değerlendirdi. (Bizim aslanlarla birlikte Atina'ya gitsin, bitirsin bu işi. HYETERT)

Ermeni Asıllı Profesörün Memleket Özlemi Sona Erdi

Ailesi, Batman'ın Sason ilçesinden 1915 olayları nedeniyle Fransa'ya göç eden Ermeni asıllı profesör, hikayeleriyle büyüdüğü memleketine 85 yaşında çocuklarıyla geldi. Ailesi, 1915 olayları nedeniyle Batman'ın Sason ilçesinden Fransa'ya göç eden Ermeni asıllı Prof. Dr. Anahide Ter Minassian, özlemini duyduğu memleketini 85 yaşında görme fırsatı buldu. Çocukları Aramn ve Vahe ile Sason’a gelen Fransa Sorbonne Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Minassian, Mereto Dağı'nı gezdi. Minassian, AA muhabirine, ninesi Gülizar ve dedesi Keğam Der Garabedyan'ın anlattığı hikayelerle, hayallerini kurduğu memleketine kavuşmanın mutluluğu yaşadığını söyledi. ( Profesör hanım Ermeni asıllı değil, tam anlamıyla ERMENİ. HYETERT)

Ulus-Devletin kuruluş sürecinden kaynaklanan gerilimler ve sorunlar

Abdullah Saygılı /Tuhaf Zamanlar
Etnik ve dinsel aidiyetlerin yok sayılarak Türk-Sünni potasında eritilmesi, Gayrimüslim azınlıkların Osmanlı bakiyesi olmalarından hareketle her an 'arkadan vurabilecek' güvenilmez bir unsur olarak telakki edilmeleri, toplumun bütün renkleriyle benimsenmesinin önüne geçmiş ve Türkiye toplumunun çoğunluğu aşırı sağcı, milliyetçi bir ideolojinin çıkmaz sokağına savrulmuştur. Kurucu iradenin asli unsurunun asker kökenli olduğu düşünüldüğünde, militarizm en temel devlet ideolojisi haline gelmiş ve sivil unsurlar güvenilmez addedilerek, sürekli olarak askeri müdahalelerde bulunulmuştur. Ulus-devletin asker eliyle oluşturulması ve askerin militarist aşırı milliyetçi ve güvenlik odaklı politika anlayışı, hem sivil siyasetin gelişimini engellemiş hem de toplumsal gruplar arası gerilimler sürekli olarak bu gerilimden beslenmiştir. Devletin resmi ideolojisi Kemalizm'in bahsedilen ulusçuluk anlayışının sürekli olarak topluma dayatılması ve farklı etnisitelerin inkârı Kürt sorununun bugünlere kadar çözülememesinin asıl nedenidir.

Sarıyıldız: AFAD Ezidilerin Din Hanesine “Diğer” mi Yazıyor?

HDP Milletvekili Sarıyıldız Ezidilerin Suriyeli sığınmacıların yararlandığı imkanlardan yararlanamamasını Meclis’e taşıdı. Ezidilerin ve Suriyelilerin mülteci statüsünde olmamasını hukuka aykırı olarak niteledi. HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız verdiği soru önergesinde Suriyeli sığınmacılara tanınan hakların Ezidîlere neden tanınmadığını sordu. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’ndan (AFAD) sorumlu Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’a verilen önergede, mülteci statüsü tanınan kişilerin o ülkenin insanlarının faydalandığı tüm temel insani haklardan koşulsuz yararlanabileceğini hatırlattı.AFAD’ın çadır ve prefabriklerinin neden Ezidiler için kullanılmadığını sordu.

Küfretmediğimiz Ermenilerden misiniz?

İlker Seren -Modern Zamanın Eğreti Kawası
Evvel zaman içinde Murat Bardakçı Charles Aznavour'ın 'Sur Ma Vie'' şarkısını çaldığı için sosyal medya vatanseverleri tarafından yerden yere vuruldu bu vatanseverler o kadar net, o kadar entellektüel, o kadar işi biliyordu ki bazı zamanlar katılmaktan imtina etmedikleri Murat Bardakçı hocaya onu küçümseyecek,onun yanlış bildiğini iddia edecek kadar ileri götürdüler. Tabi bu vatanseverler kimine göre çok haklı bir iş yapıp Ermeni ama Fransalı olan bir sanatçının şarkısını çaldığı için Murat hocaya kendi hallerince haddini bildirdiler… Tabi bu kasıntlılı ve üstten bakan had bildirmecilik ironik olacak belki ama Yine Murat BARDAKÇI'nın alanı olan tarihle ilgili konular, Milli Tarih öyle bir işlenmiş, öyle bir karakterize edilmiş ki Ermeni bir sanatçının Fransızca şarkısı bile reaksiyon konusu olabiliyor. Murat Bardakçı hocaya tavsiyem önce milli tarihin köklerini algılaması ve bununla yüzleşmesi olacaktır. Güneş dil teorisi, bütün uygarlıkların Türklerin eseri olduğu, Türklerin Beyaz ırk Breksefial kafatasına sahip olduğu, hem savaşçı, hem bilge, hem çağdaş, hem fetihkar bir millet olduğu aynı zamanda hem zeki, hem denge değiştiren bir Irk olduğu kabiliyle yıllar yılı pohpohlanan bir milli gençlik seri üretimine girişildi ve büyük ölçüde başarılıda olundu.

200 Ezidi ellerinde katledilenlerin fotoğraflarıyla meşaleli yürüyüşe başladı

«Soykırımlara hayır» gençlik inisiyatifi bugün 11 Eylül’de, Irak’ta fanatik İslamcılar tarafından Ezidilere yönelik gerçekleştirilen soykırımı dillendirmek ve kınamak üzere Özgürlük Meydanından Tsitsernakaberd’e doğru ellerinde meşalelerle yürüyüşe başladılar. Topananlara hitap eden Ezidilier Birliği Bşk. Yard. ″Bizler Ezidilere yönelik soykırım yanısıra bu musibeti yüksek sesle dillendirmek için toplandık. Ermeni kardeşlerimiz bizimle beraber olduğundan biz kendimizi yanlız hissetmiyoruz″ dedi. http://www.youtube.com/watch?v=ZBIsQ1BXevM 

Summer Outings for Armenia's Orphans

Yerevan, Armenia
While orphanages in Armenia do their best to provide children with basic care and necessities, their limited funding does not allow for outside visits to museums, amusement parks, and other fun excursions. During this summer of 2014, with the support of several donors, The Paros Foundation hosted several enjoyable daytrips for over 120 children from three of Armenia's orphanages.

Feast of the Exaltation of the Holy Cross

We see it soaring atop church spires and standing solemnly over graves. It ornaments our places of worship, and dangles from the neck to rest close to the heart. It flashes through our field of vision when an ambulance speeds by on a mission of mercy, and lends a reserved dignity to the crests of great universities.
International Conference at the University of Nebraska-Lincoln to Mark the Centenary of the Armenian Genocide
 

On the occasion of the Centennial of the Armenian Genocide, the University of Nebraska-Lincoln (UNL) is hosting a two-day conference on March 19-20, 2015, entitled 
"Crossing the Centennial: The Historiography of the Armenian Genocide Re-Evaluated" that will examine the latest developments in the historiography of the Armenian Genocide.

Eski büyükelçi Türkiye'yi topa tuttu

Türkiye'de üç yıl süren ABD Büyükelçiliği görevinden sonra geçtiğimiz Temmuz ayında emekli olan Francis Ricciardone, Türkiye'ye verdi veriştirdi. Francis Ricciardone, Türkiye'ye Suriye'deki muhalif gruplardan El Nusra ve Ahrar El Şam'a "yardım edilmemesi gerektiğini" söylediklerini ancak bu uyarıya rağmen Türk hükümetinin El Nusra ve Ahrar El Şam militanlarının sınır geçişlerine göz yumduğunu söyledi.

Hrant Dink’e Adalet İçin Daha Kaç Yıl?

Erol Önderoğlu
Dink’e adalet getirmesi için beklenen yargı darmadağın: Bakırköy Mahkemesi istediyse de yargılanan kamu görevlisi yok. Trabzon Mahkemesi Yargıtay’ı, İstanbul’daki Dink dosyası sanık İskender’i bekliyor.Gazeteci Hrant Dink için cinayet planları yapılırken önlem almayan dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz’ün Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı dava Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı bir başka dosyası üç yıldır Yargıtay’dan dönmediği için tıkandı. 

Siyasî söz var ama siyasî irade yok

Ahmet Kurucan /a.kurucan@zaman.com.tr
Dedelerimizin, babalarımızın nesli adına keşke bugün bizim gördüğümüz doğruları onlar da görselerdi diyoruz. Dersim ve Ermeni tehciri adına yapılan özürler sonrası basınımızda yapılan yorumlar şimdiye kadar söylediklerimi anlamlandırmada yeterli örnek olur sanırım… Uzatmayalım ve bugünümüze gelelim; bugün siyasi sistemimiz Osmanlı’ya nispetle farklı temeller üzerine otursa bile biz aynı dini değerlere inanan, aynı kültürel kodlardan beslenen insanlarız. Üstelik altına imzamızı attığımız uluslararası siyasi, hukuki, ekonomik, kültürel anlaşmalar bunları hayata geçirmeye zorluyor bizi. Biz bunlara sadakatte ahesterevlik ettiğimiz için itibarımız iki paralık olduğu gibi rakamları milyon dolarlara ulaşan nice tazminatlar ödüyoruz. Azınlıklara tanınan hakların hayata geçirilmesinde engel olarak sunulan mevcut kanunların varlığı mazeret değildir. Kamuoyu fikren ve vicdanen belki de tarihte hiç olmadığı ölçüde bu kanunların değiştirilmesine hazır. Siyaseten verilen sözler de ortada. Ortada olmayan tek şey, siyasi irade. Neden bekleniyor anlamıyorum?


Sibil yeni albümüyle Yerevan’da / Սիբիլը Երևանում կներկայացնի իր նոր` «Սեր» ալբոմը

Yerevan’da, İstanbullu Ermeni sanatçı Sibil Pektorosoğlu`nun “SER” (Sevgi) adlı yeni müzik albümünün tanıtımı yapılacak. Albümün tanıtımı 18 Eylül saat 17:00 de “ Kino Moskva” sinemasında yapılacak. Yedi ay süren yoğun bir çalışmanın ürünü olan albümde, aşk ve hasret temalarını işleyen 11 Ermenice şarkının yanı sıra, Hz. İsa’nın konuştuğu dil olarak bilinen Aramice-Süryanice bir eser de yer alıyor.

6/7 Eylül Yağmasının 59. Yıldönümünde Cumhuriyet’in Azınlık Raporu

Ayşe Hür
Bir acıyı dindirmenin en önemli yolu da geçmişe mağdyrların ve kurbanların gözüyle bakmaya çalışmak, onların bakış açısını kavramaya çalışmak, onlarla birlikte yas tutabilmek.
6/7 Eylül 1955 yağmasının 59. yıldönümünde, unutma ve hatırlama konuları üzerine tekrar düşündüm. (Olayı şu yazımda anlatmıştım: ("http://www.taraf.com.tr/yazilar/ayse-hur/6-7-eylulde-devletin-muhtesem-orgutlenmesi/1821/) Bu konuda başucu kitabım değerli bilim insanı ve insan hakları eylemcisi Mithat Sancar'ın Geçmişle Hesaplaşma, Unutma Kültüründen Hatırlama Kültürüne (İletişim, 2008) adlı kitabı oldu. Yazının ikinci bölümünü oluşturan, azınlıklara yönelik politikaların, saldırıların kronolojisini ise başta Rıfat N. Bali'nin kitapları olmak üzere değişik kaynaklardan derledim. Kaynakta da adlarını vermeyi unuttuğum kişiler mutlaka olmuştur, onlardan özür dilerim. Aslında her iki bölümün ayrı yazılar olması daha doğru olurdu ama öyle günlerde yaşıyoruz ki, bir sonraki hafta yazma olanağı bulup bulamayacağımızı bilemiyoruz…

Fisherman's Night

When:  October 4, 2014 @ 8:00 PM
Where: OIA Center   
Categories:   Mekhitarian Alumni Committee

Muş Ermeniler, Dayanışma, Sosyal, Turizm Derneği açıldı

 Muş Ermeniler, Dayanışma, Sosyal, Turizm Derneği, kentte düzenlenen törenle açıldı. Saray Mahallesi Muş Otogarı karşısında gerçekleşen açılışta konuşan Fransa'dan gelen Ermeni asıllı Obset Batpinyan, Muş'ta olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Batpinyan, şöyle konuştu: "Çocuklarımız, daha önce bu memlekette kaldığımıza inanmıyorlardı. Babam ve annem 'Her yere gitme ama bir Gün Muş'a gidersen özgürce git' diyordu. Bu nedenle Muş'a geldiğim için çok mutluyum. Varto ilçesine bağlı Çayçatı (Gündemira) köyü dedem ve babamın köyüdür. Onlar yıllar önce bu köyde yaşamışlar."

Lozan’da vazgeçilen kültürel kimliği geri çağırmak

Ümit Kurt / umit105@gmail.com
Her şeyden önce Davutoğlu nezdinde uygulamaya koyulan cari dış politika tercihleri Kemalist-modernleşmeci dış politika paradigmasından keskin bir kopuşu temsil etmekte. Tam da bu noktada esasında “paradigmatik bir değişim” sergilemekte ve kendi paradigmasını yaratmakta. Bittabi bu paradigmanın içeriğini ve performansını sonuna kadar eleştiriye tabi tutabilirsiniz. Ancak bu karşımızda duran olgunun “eski”den farklı ve “yeni” olana tekabül etmediğini göstermez… Türkiye modern ulus devlet olmasını resmileştiren ve düvel-i muazzama bunu kabul ettiren kurucu anlaşması Lozan’da fiziksel varlığın kurtarmak için kültürel varlığını feda etmiş bir ülkedir. Dolayısıyla, o günkü taktik davranış bugüne kadar değişmeden bir anlamda bizim bütün genetik kodlarımıza iç politika da dış politika da sinmiş bir gelenek oluşturmuştur. Tarihsel kökleri pozitivizmden beslenen modernist siyaset anlayışına dayalı Kemalist Cumhuriyet ideolojisi olarak imlediği gelenektir bu.

Akademi'den 'Ermeni' açılımı

Mehmet Ali Berber
Polis Akademisi, toplumun tüm kesimlerini daha iyi anlamak için ders müfredatını yeniliyor. Yeni müfredatta Kürtçe, Ermenice, Rumca ve Arapça da seçmeli ders oluyor.Polis Akademisi çok dilli atağa kalkıyor. Akademi, yetiştirdiği amirlerin toplumun tüm kesimlerinin dillerini öğrenebilmeleri için ders müfredatında yeniden yapılandırmaya gidiyor. Akademide polisler aralarına Kürtçe, Ermenice, Rumca ve Arapça'nın da olduğu birçok dilde seçmeli ders alabilecek. Seçmeli dil dersleri arasında Rusça, Farsça, İspanyolca, Gürcüce, Türk lehçeleri ve Osmanlıca da bulunuyor.

Anadolu’nun ve İlle de Sermayenin Türkleştirilmesi

Aydın Engin
6-7 Eylül utancının 59. yıldönümü de geride kaldı. Yüzleşilmeden, sahici bir hesaplaşma yapılmadan. Tıpkı 1915 ile de yüzleşilmediği, sahici bir hesaplaşmaya yanaşılmadığı gibi. 6-7 Eylül’ü tekil bir olay gibi kavramaya yatkın olanlar az değil. “Kıbrıs sorunu yüzünden milli hisleri kabarmış vatandaşların çığrından çıkan eylemleri” gibi ayıp sınırında dolanan değerlendirmeleri bugün bile yapanlar var.

11 Eylül 1922: Bursa'nın çoketnili yapısı kesin olarak son buldu

Kemalist kuvvetler 11 Eylül 1922 tarihinde Şükrü Naili Paşa komutasında Bursa'ya girdi. 1915 yılından itibaren Ermeni ve Rum nüfusundan büyük ölçüde arındırılmış olan şehrin çoketnili yapısı, halen resmen "kurtuluş" olarak adlandırılan bu günde kesin olarak son buldu… Ermeni soykırımı esnasında şehrin Ermeni nüfusunun yaklaşık %95'lik bir kısmı yok edildi. 1 Eylül 1915 tarihli resmi bir kayıtta kazalarıyla birlikte Bursa'da 33.427 Gregoryen Ermeni bulunuyordu. Soykırımdan hemen sonraya tarihlenen bir nüfus kaydına göre ise kazalarıyla birlikte Bursa'da sadece 522 Gregoryen Ermeni kalmıştı, yani Gregoryen Ermeni nüfusunun %95'i imha edilmişti.

Turistler, 100 metrelik kayalıktaki kiliseyi görmeden gitmiyor

Aksaray'ın Güzelyurt ilçesinde yerden yüksekliği yaklaşık 100 metreye ulaşan kayalıkların üzerine kurulmuş Yüksek Kilise, Hasan Dağı manzarasıyla yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgi gösterdiği mekanların başında geliyor… Kızlar Manastırı olarak bilinen Yüksek Kilise, Bizans döneminden kalma bir şapelin bulunduğu yüksek kayanın tepesine 19. yüzyılda Ortadoks Hristiyanlar tarafından inşa edildi. Çok sayıda obsidyenden yapılmış malzemenin bulunduğu ve yerden yüksekliği yaklaşık 100 metreye ulaşan kilise, 3 bin 268 metre yüksekliğindeki Hasan Dağı ve peribacalarıyla renklenen Güzelyurt manzarasıyla ziyaretçilerin uğrak yerleri arasında yer alıyor.

Ermenistan Ezidileri Britanya yönetiminin icraatlerinden infial içinde

11 Eylül’de Erivan’da düzenlenen basın toplantısında Ermenistan Ezidi Toplumu lideri Aziz Tamoyan, geçtiğimiz günlerde Irak Kürdistan’ına sevk edilen  silahların yerel Kürtler tarafından ülke sathında yaşayan Ezidilerin imhasında kullanılacağını iddia etti…″Kürtler sürekli Ezidi nüfusun olduğu bölgeye çapul amaçlı saldırılar gerçekleştirmekte ve sivil sakinleri evlerini terk etmeye zorlayarak katletmekteler. Bugün Ezidiler afet halinde bulunmaktalar ve kimden yardım isteyeceklerini bilmemekteler″ dedi ve farklı bilgilere göre değişik ülkelerden insani yardım yollandığını, ancak bunların mağdurlara ulaşmadığını sözlerine ekledi.

Gökçeada Rum Ortaokulu ve Lisesi'nin açılmasına izin verilmedi!

Gökçeada’da (İmroz) bu yıl eğitim hayatına başlaması için çalışmaları devam eden Rum Ortaokulu ve Lisesi, bürokrasi engeline takıldı.Milli Eğitim Bakanlığı, okulun eğitime başlaması için 1 Eylül’e kadar binanın hazır olması gerektiği gerekçesiyle okulun bu yıl eğitime başlamasına izin vermedi.

Albay Öz’ün yargılandığı Dink davası ertelendi

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayetinde Yargıtay'ın, hakkında 'görevi ihmal'den ağır cezada yargılanmasına karar verdiği dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz'ün yargılanmasına devam edildi.Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ve sanık Ali Öz'ün yer almadığı duruşmada, Mahkeme başkanı, Dink cinayetine ilişkin aralarında Albay Ali Öz'ün de bulunduğu sanıklarla ilgili Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülen ve daha önce karara bağlanan dava dosyasının temyiz için Yargıtay'dan dönmesinin beklenmesine karar vererek, duruşmayı 18 Kasım 2014 tarihine erteledi.

Yunanistan Parlamentosu soykırımı inkâr yasasını onayladı

Hrant Kasparyan / Demokrat Haber
“Irkçılığa Karşı Mücadele Yasası” adıyla kabul edilen ve altı maddeden oluşan yasa, renk, cinsel yönelim, etnik ve dini gruplara yönelik şiddet eylemlerinde bulunarak ırkçılık yapanlara da üç yıla kadar hapis ve para cezası verilmesini öngörüyor.Yasa’nın ikinci maddesi, uluslararası mahkemeler ve Yunanistan Parlamentosu’nun resmen kabul ettiği Ermeni ve Rum soykırımlarını, savaş suçlarını, insanlığa karşı işlenen suçları ve Nazi cinayetlerini kasıtlı olarak ve şiddet suçuna sebebiyet verecek şekilde küçümseyen, aşağılayan ve inkâr edenlere 3-6 ay hapis ve 5-20 bin Euro para cezası öngörüyor. (Haydi bizim aslanlar yayınlayın bir bildiri, Yunanistan’a haddini bildirin. Daha iyisi Perincek ile gidip yasayı Atin’a da protesto edin. HYETERT)

Etyen Mahçupyan: Bana satılmış diyenler...

Emre Ertani/internethaber.com
Akşam gazetesi yazarı Etyen Mahçupyan kendisini 'satılık' olmakla itham edenlere sert çıktı. Mahçupyan, hakkındaki eleştirilere tek tek yanıt verdi... Böyle konuştuğunuz için size ‘satılık’ diyenler var. Siz AK Parti’den çok büyük paralar mı alıyorsunuz? Açıkça söylemem gerekirse bu aptalca bir eleştiri. Cevap veremediğiniz zaman insanlara böyle şeyler söylersiniz. Çıkıp da “Ben öyle değilim” demek bile çok komik. Sonuçta ben burada bir şey anlatıyorum. Tersten gidelim, velev ki satılmış olsam ne fark eder? Ermeni Cemaati’nin önünde bir sorun var ve eğer satılmamış olan o arkadaşların biri bile çok ufak bir sorumluluk sahibiyse oturup o sorunu düşünmek zorundalar. Ve de satılmış biri tarafından uyarıldıkları için utanmaları lazım. Onlara düşen şey, kendilerinin bunu yapmasıydı. Ama hayat ne garip ki, (Mahçupyan burada gülerek yanıt veriyor) böyle benim gibi satılmış insanlar, çıkıp onlara hatırlatmak zorunda kalıyorlar.

Ortak bir rüyamız olsun / Together we have a dream

Bu metni imzalayan bizlerin ortak rüyası Ermeniler ve Türkiyeliler arasında, her iki halka ve tarihlerine saygı çerçevesinde, bir barış döneminin başlamasıdır… Türkiye Cumhuriyeti siyasal kültürüyle çok uzun bir süre, kurucu bir suçu koruma altında tutmak için geçmişe ulaşmanın önünü tıkadı ve kalıcı bir hukuk devleti kurulmasına engel oldu. Ancak 1915’de vuku bulan korkunç olayı ve sonuçlarını silmeye kimsenin gücü yetmez. Son 10 yıl bu konuda pek çok alanda yol alınmasına tanıklık yaptı. Akademik araştırmalar, kültürel etkinlikler, anıtların restorasyonu, bireylerin köklerini araması, kamusal alanda anma toplantıları düzenlenmesi gibi önemli adımlar birbirini takip ediyor. Yıkılmış olanların bir kısmını tamir etmek, çok büyük bir mağduriyet yaşamış olanlara yardım etmek,  onlara özel bir hak tanımak amacıyla ciddi, samimi ve sürekli bir bellek çalışması yapmak artık mümkün. Yaşamın ve belleğin izleri birbirleriyle kesişmeye başladı. Girişimimiz bunun bir devamıdır ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin, engellemek bir yana, bu kesişmede yerini alacağını varsaymaktadır.

Dışişleri: Türkiye ısrarlı bir şekilde Soykırımını inkar çizgisini sürdürüyor

Türkiye ısrarlı bir şekilde Ermeni Soykırımını inkar çizgisini sürdürüyor. Açıklama, Ermenistan Devlet TV’si 1. Kanalı «İlk Haber» programının sorularını yanıtlayan Ermenistan Dışişleri bakan yard. Şavarş Koçaryan’dan geldi. Geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin yeni atanan Dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Ermenistan’ı, Ermeni-Türk ilişkilerinin normalleşmemesinden ötürü itham etmiş ve Ermeni tarafının 2005 yılındaki Türkiye başbakanının mektubuna yanıt vermediğini tekrar iddia etti.

Yer adlarının Türkleştirilmesi

Attila Tuygan
Yer adları bir toplumun sosyal/kültürel yapısı ve kullanıldıkları yerin tarihsel geçmişi ve coğrafik özellikleri hakkında önemli ipuçları taşır ve toplumun coğrafik mekânla bütünleşmesinin göstergesidir. Sıradan sözcükler değildir yer adları. Taşıdıkları anlam çözüldükçe bölgenin toprak ve bitki örtüsü, hayvan türleri ve doğal kaynaklarının yanı sıra oraya yerleşmiş insanlara, halklara, yaşanmış tarihî olaylara ait bilgilere ulaşmak mümkün olabilir. İşte, yer adlarının tarihsel ve siyasal öneme sahip olduğunun idrakinde olan Osmanlı İmparatorluğu’nun ve Türkiye Cumhuriyeti’nin yöneticileri de, bir coğrafyanın oraya yerleşen halklar tarafından ‘vatanlaştırılmasının’ en önemli göstergesini oluşturduğu düşüncesiyle yer adlarını değiştirmek,  anlamlarını saptırmak, çarpıtmak ve ‘kendilerine mal etmek’ üzere ellerinden geleni yapmışlardır. Ancak konulan adların, verildikleri yerlerin tarihsel derinliğine göre hayli eğreti durduğunu söyleyebiliriz.

Ermenistan ve İran'ın ilişkileri büyüyor

Amerika’nın Sesi’nden James Brooke, Erivan’da İran-Ermenistan arasındaki yakınlaşmayı inceledi. Halkı Hıristiyan olan Ermenistan’da sadece bir cami bulunuyor. “İran Camisi” 15 yıl önce İran tarafından yenilenmiş. Farsça dersleri verilen camiyi, İran’dan gelen üst düzey konuklar mutlaka ziyaret ediyor. Bu konuklardan biri de 15 ay önce Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’la görüşmek için Erivan’a giden İran Devlet Başkanı Mahmud Ahmedinejat oldu.Batılı ülkeler, nükleer silah geliştirdiğine inandıkları İran’ı tecrit etmiş durumda. İran hakkındaki suçlamaları reddediyor. Batıda Türkiye, doğuda Azerbaycan arasında sıkışan Ermenistan ise, güney komşusuyla ticaret ilişkilerini sessizce geliştiriyor.

ՀԱՂՈՐԴԱԳՐՈՒԹԻՒՆ ԱՌԱՋՆՈՐԴՈՒԹԻՒՆ ՀԱՅՈՑ ԳԵՐՄԱՆԻՈՅ

* Առաջնորդ Գարեգին Սրբազան կիրակի, 7 Սեպտեմբերին Հիլտէսհայմի մէջ մասնակցեցաւ  Սերպ-Ուղղափառ Եկեղեցւոյ Միջին Եւրոպայի Առաջնորդ Գերշ.
Սերկիյէ Եպս. Քարանովիչի գահակալութեան Ս. Պատարագին: Սրբազան Հօր
կ'ընկերակցեր Տ. Գնել քհնյ. Գաբրիլէլեանը: Ս. Պատարագին ներկայ էին քոյր եկեղեցիներու եւ զանազան այլ հաստատութիւններու բարձրաստիճան ներկայացուցիչներ եւ բազմաթիւ հաւատացեալներ:

İnkarcılığa karşı mücadele yeni soykırımlar önündeki kapıyı kapatır

Ermenistan Millet Meclisi Bşk. yard. ve Ermenistan-Yunanistan Milletvekili Dostluk Grubu Bşk. Eduard Şarmazanov, Yunan milletvekillerinin adımını Ermenistan’da oldukça takdir ettiklerini belirtti, bunu sadece Ermeni ve Yunan halklarına değil, tüm insanlık ve medeniyete bir hizmet olarak nitelendirdi. Ermenistan Millet Meclisi Bşk. yard., inkarcılığa karşı mücadelenin yeni soykırımlar önündeki kapıyı kapatacağının altını çizdi. Apostolos Kaklamanis, Şarmazanov’a samimi sözleri için teşekkür etti. İlerde de Ermeni-Yunan ilişkilerinin pekişmesi ve sıkılaşmasına katkıda bulunmaya hazır olduğunu ifade etti.

RTÜK: 'Affedersin Ermeni' yakışıksız itham

Talep üzerine rapor hazırlayan İzleme ve Değerlendirme Dairesi, Erdoğan’ın sözlerini aklayan bir raporu Üst Kurul’a sundu.Dairenin hazırladığı raporda, şu ifadelere yer verildi: “Yayında Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan’ın ayrımcılık yaptığı yönündeki eleştirilere cevaben, kendisine daha önce yöneltilmiş olan yakışık almayan ithamları hatırlattığı, şikâyete konu olan sözleri ayrımcılık yapmak ve Ermenileri aşağılamak amacıyla değil, mezhep siyaseti yapmadığını vurgulamak amacıyla kullandığı düşünülmektedir.” Toplantıda yapılan tartışmaların ardından oylamada yayında RTÜK’ün yayın ilkelerinin ihlal edilmediğine karar verildi.

Irkçılık ve yüzleşme

Mithat Sancar
Irkçılık, ayrımcılık ve nefret söylemi, bu ülkenin en yaygın gerçeklikleridir. Birbirine bağlı, çoğu zaman iç içe geçen bu davranışlar, gündelik hayatta çeşitli kılıklarda sıkça karşımıza çıkarlar…Irkçılık, bu ülkenin temel gerçekliklerinden biriyse, hakikatle yüzleşme korkusu ve/veya beceriksizliği bir diğer temel gerçekliktir. Lakin “hakikat” bu konuda hiç de karmaşık değil: Yüzleş(e)mediğiniz sorunları bir süre idare edebilirsiniz; ama halledemezsiniz. İdare etmek de ancak bir yere kadar! Zira hayat, köleniz değil; her isteğinize, istediğiniz karşılığı vermez. Yüzleşmediğiniz sorunlar, gün gelir kendileri sizinle yüzleşir. Hayatı kandırdığınızı, uyuttuğunuzu sanırsanız, fena halde yanılırsınız. Hayat bildiğince akar; yok saydığınız sorunları vaktin birinde önünüze yığar ve bir bakarsınız, kaçacak yeriniz kalmamıştır. Hem o sorunlar da, akan zaman içinde büyüdükçe büyümüştür. Küçüğünü çözemediğiniz sorunun, büyüğünü çözmeniz çok daha zordur

The Plot to Kill Atatürk

Samuel Dolbee, New York University
On 10 November, many people in Turkey will pause at 9:05 am to observe the anniversary of the moment of the death of Mustafa Kemal Atatürk. Atatürk, the founder of modern Turkey according to many, died in 1938, probably of cirrhosis of the liver. But nearly three years before, forces beyond his liver and far beyond Turkey's borders allegedly conspired to kill the man. The entire affair sheds light on both the complicated place of religion in the public sphere of the republic as well as the enduring nature of Ottoman networks in a post-Ottoman world.

Genocıde and Evacuation / The Evacuatıon of Armenian Children From The Ottoman Empire Durıng 1915-1923

As a result of the Armenian Genocide about 500 000 Armenian children were killed during 1915-1923 (they were burned, poisoned, strangled), some of them died of starvation and various epidemic diseases. The children, who survived the Genocide were left orphaned and were forced to convert to Islam. The Armenian associations, church organizations, foreign relief organizations (American Near East Relief Committee, The Lord Mayor’s Fund of London, Danish Women's Union, The Russian Red Cross, Union of Russian Cities, etc.), as well as international organizations (Red Cross, The League of Nations) were involved in saving the survived Armenian children from impending death and bringing them out of the Ottoman borders.
(Group of 5000 Armenian children evacuated from Kharberd, 1922)

Kurtan Village Medıcal Center Reconstruction Completed

Kurtan,Aarmenia—On June 30, 2014, the Kurtan village Medical Center re-opened with a ribbon cutting ceremony following a complete renovation of the facility. The renovation was funded through a Paros 100 for 100 Project for Prosperity with funds raised by the Bay Area Paros Committee during their November 2013 Wine Tasting event.

Milletvekili: Erdoğan Ermenistan’a gelebilir ve hatta hüzünlenebilir

Müreffeh Ermenistan Parti’li milletvekili, Batı Ermenileri Ulusal Konseyi Başkan yardımcısı Aragats Akhoyan, Türkiye cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan Ermenistan’ı ziyaret edebilir ve hatta hüzünlenebilir veya heyet yollayabilir, ancak bütün bunlar moral-psikolojik meseleler… ″Ermeni-Türk ilişkileri meselesinin hepimizin cebinde bir dinamit olduğunu, bunu etkisizleştirilmesi gerektiğini anlamalıyız. Şu anda birçok uzman ve siyaset adamı ″Türk duvarı″ ne kadar güçlü ve yüksek olursa o kadar güvende olacağımızı sanmaktalar. Bu öyle değil. Türk duvarını şeffaflaştırmalı ve içeri girip, duvarın ardında gerçekleşen süreçlere katılmalıyız″ dedi.

İzmir’de 9 Eylül 1922, Tek Tipçiliğin Tarihidir

Zeynep Tozduman
İzmir; 1922 öncesi Türk, Rum, Ermeni, Yahudi ve Avrupalılardan ( Flemenkler, İtalyanlar, Fransızlar ve İngilizlerden oluşan 17.ve. 18. yüzyılda Ticaret için İzmir'e yerleşen Levanten adı verilen kesimdir)  oluşan çok dilli, çok kültürlü, çok medeniyetli bir kentin adıydı.İzmir'e 9 Eylül 1922’de giren M.Kemal'in düzenli ordusu ilk iş olarak, Ermeni ve Rum dükkânlarını yağmalayarak, silahlı soygunlar yapmak olmuştur. 9 Eylül 1922 İzmir'i anlatmak için 13 Eylül'de başlayan 18 Eylül'de söndürülen yangını anlatmadan mümkün olmaz. İzmir, Türklerin 1922'de eline geçtiğinden bu yana, Tarihçilerin hala net belgelere dayanmadan, yorumlarla yaptığı açıklamalarında gördüğümüz o ki İzmir'i, önce Yunanlıların daha sonra Ermenilerin yaktığı tezi, resmi ideoloji tarafından hala sürdürülüyor.

Ermeni ve Kürt kadın dengbêjler kültürleri buluşturdu

Klasik Ermeni Müziğinin tanınan ismi Aşuk Leylê ile Dengbêj Gazin, Ermenistan’dan Kürdistan’a müzik ile duygu bağların güçlendirilmesi için birlikte sahne alıyorlar. Van’dan Ermenistan’a davet edilen Dengbêj Gazin, Ermenistan’da Kürtlerin sözlü tarihini klamlarla seslendirirken, Aşuk Leyle de Kürdistan’da Ermeni ağıtlarını seslendirerek müzik ile iki halk arasındaki duygu bağlarını güçlendirmeyi hedefliyor. 1915 Ermeni soykırımında sürgün edilen ailesinin yaşadığı acı dolu travmayı anlatmayı kabul etmeyen Aşuk Leylê, bir zamanlar atalarının yaşadığı topraklara geldiği için mutlu olduğunu belirtiyor.

Ermeniler şokta! O ülke Hocalı'ya 'soykırım' dedi

Sudan Cumhuriyet Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi'nde, Hocalı'da 1992 yılında yaşananların "soykırım" olarak tanındığı belirtildi. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı Daire Başkanı Hikmet Hacıyev basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Sudan Cumhuriyet Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi'nde, 1992 yılında Karabağ'ın Hocalı kentinde yaşanan olaylarla ilgili kararın kabul edildiği belirtildi. Hacıyev, komitenin kabul ettiği kararda, Hocalı'da yaşananların "insanlık suçu" şeklinde nitelendirildiğini ve "soykırım" olarak tanındığını söyledi. (Azerbaycan'a şu soru sorulmalı, Hocalı 1915'e benzemez eğer soykırımsa onları uluslararası ceza mahkemesine ya da diğer uluslararası yetkili yargı organlarına gitmekten alıkoyan ne? Zaman aşımı da söz konusu değil, engel de yok. Gitmiyorlarsa bu iddianın tutarsızlığının delili olmaz mı? HYETERT)

Füle, Kırım’ı Karabağ’la kıyaslamadı

Azerbaycan’lı gazeteciler Avrupa Komisyonu Genişlemeden Sorumlu üyesi Stefan Füle’ye ″Niçin Kırım’ı işgal eden Rusya’ya yönelik yaptırımlar uygulanırken, Karabağ’ı işgal eden Ermenistan’a niçin uygulanmıyor?″ sorusunu sordular. Stefan Füle, soruyu yanıtlamaktan kaçındı, sadece Kırım ve Karabağ arasında paralellikler kurulamıyacağını kaydetmekle yetindi.

AK PA Bşk. Yard.: Sarkisyan-Aliyev Paris’te buluşacak

Ekim başında, yaklaşık ayın 10 gibi Paris’te Fransa cumhurbaşkanı Françoise Hollande, Ermenistan ve Azerbaycan cumhurbaşkanlaı buluşmasını tertipleyecek. NEWS.am muhabirine açıklama Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi (AK PA) Bşk. yard., Fransa Senatosu Ermeni-Fransız Parlamento Grubu Bşk. Yard., Alfortville eski Belediye Bşk. René Rouquet’ten geldi.

Süryani olmanın ağır yükü

Ragıp Zarakolu
Ermeni-Türk Diyaloğu Platformu geçenlerde, kadim dostum ve 12 Eylül faşizmine karşı mücadele arkadaşım Feyyaz Kerimo ile kapsamlı bir görüşme yayımladı. Şimdi onun bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum. Kerimo, ‘Günümüzde Süryaniler kimliklerini nasıl tanımlıyorlar? Bu tanımlayışta geçtiğimiz yıllarda değişiklikler oldu mu?’ sorusunu şöyle yanıtlıyor. Kendi anavatanı olan Bethnahrin’de (Süryanice Mezopotamya) Süryaniler, bir ‘Azınlık’, ‘Dinsel Azınlık’ veya sıklıkla (hatta günümüze dek) bir ‘cemaat’ olarak tanımlanmıştır. Bu tanım,  gerçekçi ve doğru değildir.

Ermenistan'dan Davutoğlu'na eleştiri

Ermenistan Dışişleri Bakanı Nalbandyan, Davutoğlu'nu Erdoğan'ın soykırım iddiaları ile ilgili sözlerini çarpıtmakla suçladı. Davutoğlu’nun Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayip Erdoğan’ın sözlerini çarpıttığını iddia eden Nalbandyan yazısında, Erdoğan’ın tarihte yaşananlar hakkında ‘iki halkın ortak acısından’ söz ettiğini iddia ederek “Davutoğlu ise bunu Erdoğan'ın asıl amacının dünyada Ermeni soykırımını tanıma çabalarını boşa çıkarmak olarak değerlendirmektedir. Bu da Türkiye liderlerinin düzeltmeleri gereken kendi aralarındaki çelişkidir” ifadelerini kullandı. Haberin Devamı: http://www.dunyabulteni.net/dunya/308597/ermenistandan-davutogluna-elestiri 

Çavuşoğlu: "Ermenistan'ın 2015 hazırlıklarını takip ediyoruz"

Erdoğan'ın nisan ayında insani duygularla 1915'te yaşanan acıların altını çizerek bir açıklama yaptığını ifade eden Çavuşoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Ama biz bunun siyasete malzeme edilmesini istemiyoruz. Tek taraflı hafızayla bu olmaz. O yüzden bu komisyonun kurulmasına çok önem verdik ama maalesef karşılığını alamadık. Şimdi Ermenistan ve Ermeni diasporası, üçüncü ülkeler nezdinde girişimler yapıyor. Bakıyoruz ki bazen yerel meclisler bazen ulusal meclisler bu konuda kararlar alıyor. Biz siyasetçilerin böylesine tarihi ilgilendiren ve hassas konularda karar almasını da doğru bulmuyoruz. Hele ki çok sınırlı tarihi bilgilerimizle bu kararları alırsak bunun sakıncaları olur, olmuştur. İkili ilişkileri de zedeler ve zedelemiştir de birçok ülkeyle. Biz bu işin tarihçilere bırakılmasını arzu ediyoruz." (Dünyada tarihçilerin karar verdiği bir soykırım yoktur. Objektif suçlar konusunda kararı Mahkemeler verir. HYETERT)

Ahtamar’da ayin; Surp Haç’ta Kürtler ve Türkler ekseriyetteydi


Dünyanın farklı köşelerinden Ermeniler Van Ahtamar Adasındaki ayine katımak üzere 7 Eylül’de Surp Haç Kilisesindeydiler… Bu yıl ayine katılanların ekseriyetinin Türkler ve Kürtler olması, kilisede özel yer ayrılmış olması dikkat çekti.

Yakılacak Odunları Cilalamak

Markar Esayan
Ancak özellikle Gezi Krizi, Etyen Mahçupyan'ın tanımıyla bu grupların 'sesi' olma imkanını hasbelkader ele geçirmiş isimlerin, eğilimli oldukları sorumsuzlukta tavan yapmalarına neden oldu. Bu kişiler, gerçek düşüncelere, aslında bir düşünceye sahip olmadıkları için tek tek muhatap alınmayı hak etmiyorlar. Aslında, öznelik bağlamında gerçek kişi bile değiller. Zaten bir grup dürtüsüyle hareket ettikleri için de kişileri değil, patetik kolektivist karakteri tahlil etmek daha doğru…İşte sendikalar, STK'lar, akademi, azınlık medyası, medya, insan hakları kuruluşları denen üst yapılar tamamen bu zihinsel darlığın kıskacı, hatta işgali altında. Kürtler Çözüm Süreci ve Öcalan sayesinde bu işgali kırıyorlar… Türkiye'de sol küçük bir mahalle olarak küçümsenebilir ama, diğer madun mahalleleri temsiliyet üzerinden işgal etmiştir ve sürdükleri bu tarladan hasat ettiği gücü gerici hareketler için kullanmaktadır. Öldürülen her gazeteci, aydın veya siyasinin oluşturduğu rant alanına ilk önce bu gruplar gider, çevreler ve onu sonuna kadar sömürür. Mahçupyan'ın 'Dink cinayeti üzerinden Ermenilerin sol tarafından rehin alınmak istendiği' tesbiti ve en azından üstyapıda bunu başardıkları da doğrudur. Dink Davası'ndaki pespayelik de işlerini daha da kolaylaştırmıştır.

Canlı Yayında Ermeni Tartışması

Bardakçı da ‘Sur Ma Vie’ isimli Aznavour şarkısını çaldı programda… Şarkının ardından programın internet sayfasına ve Murat Bardakçı’nın telefonuna “Nasıl Ermenice şarkı çalarsınız?” diyen mesajlar yağmaya başladı.“Bazı çok bilgili izleyicilerimiz var. Çüş. Oha... Şarkı Fransızca be... Nasıl Ermenice şarkı çalarsınız diyor. Bu cehaletle ben istikbali hiç iyi görmüyorum." diyen Bardakçı, seyircisinin mesajlarına devam etmesi üzerine ise şöyle devam etti. "Aptal sensin canım... 'Aptal, şarkı Fransızca ama adam Ermeni' diyor. Salak! Aptal sensin... Deminden beri ne konuşuyoruz biz. Oğlum kulağınla dinle. Ben bir iki kişiyle mesajlaşacağım siz devam edin. Önümüzdeki hafta iki tane Ermenice şarkı çalacağım. Charles Aznavour'a bu Ermeni bilmemnesi demek çok cahilce...  Bir şarkıcıdan ve şarkıdan bu kadar korkmak Türkiye’ye yakışmaz. Bir şarkı mı yıkacak devleti. Bu kadar mı çürük devlet.

1089 yıl sonra ayine ilk kez Patrik katıldı

Akdamar Kilisesi’ndeki ayinde konuşan Patrik Vekili Ateşyan, “925 yılında inşa edilen kilisede bu güne kadar hiçbir Rum Patriği duaya katılmadı” dedi. Bartholomeos ayine katılan ilk Patrik oldu. (Bir de adanın isminin Ahtamar, Kilisenin isminin Ahtamar Surp Haç Ermeni Apostolik Kilisesi olduğunu öğrenseniz. HYETERT) 

Ermeni yazar Erdoğan'ı babasına benzetti

Gülen Cemaati ve Ak Parti'yi yakından tanıyan Ermeni yazar Etyen Mahçupyan, samimi açıklamalarıyla dikkat çekti. 2001 yılından bu yana yazdığı Zaman gazetesinden geçen Mayıs ayında istifa eden ve AK Parti’ye açıktan verdiği destekle bilinen Etyen Mahçupyan, internethaber.com’a olay yaratacak açıklamalarda bulundu. Etyen Mahçupyan’la Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı’nın (TESEV) ofisinde bir araya geldik. Mahçupyan'la AK Parti'yi neden desteklediğini, Gülen Cemaati'nin durumunu ve Ermeni Cemaati'ne yaptığı sert eleştirileri konuştuk...Orta sınıfın asli parçaları haline gelmiş olan, yeni gelişen şehirlerdeki küçük esnaf, yeni işadamı kategorisi, dolayısıyla yeni aileler vs. Böyle baktığımız zaman büyük bir sosyolojik dönüşüm var. Bu sosyolojik dönüşümün kamusal alana taşınması meselesi var. AK Parti bunu yapıyor. Desteğim devam ediyor ise, esas sebebi bu.

Can Dündar: 6-7 Eylül’ün üçüncü kuşağı da kelle istiyor

Cumhuriyet yazarı Can Dündar, 6-7 Eylül’ün yıl dönümünde Türkiye’de devam eden linç kültürünü, “Bir Facianın Yıldönümünden Dersler” başlıklı yazısında kaleme aldı. Dündar, “59 yıl önce bugün İstanbul, kışkırtılmış milliyetçiliğin nelere yol açabileceğini görmüştü,” hatırlatmasında bulurken, “60 yıl sonra bakıyorsunuz, 6-7 Eylül zihniyetinin üçüncü kuşağı, ellerinde satırları, sopaları ile mahallesine sığınanın, farklı olanın, işini elinden alanın kapısına kırmızı çarpılar koyuyor, kelle istiyor,” sözleriyle Suriyeli sığınmacılara yönelik saldırılara dikkati çekti. Dündar, “1 milyon Suriyeli için tehlike çanları çalarken 6-7 Eylül derslerinin sürekli hatırlanması, hatırlatılması gerekiyor” dedi.

Etyen ‘anti azınlık’ mı? (Hrant da öyle miydi?)

Halil Berktay
Son gelişme şöyle: Şimdi o arkadaşım maalesef Etyen Mahçupyan konusunda da, düşmanlık, küfür ve hakaret korosunun gösterdiği yere intikal etmiş bulunuyor… Ona da, — sözde/sahici Ermeniler ayırımı ve Ermeniliğe/ırkına ihanet suçlamalarıyla aynı doğrultuda — “Etyen artık kim olduğuna karar vermeli” demiş… Hayır, değerli ve sevgili kardeşim, durum bu değil. Sizin yazdıklarınızın gerçekle bağdaşmıyor. Uzaktan durumu hiç doğru okuyamıyor; en patırtıcının, en keskinin, en şirretin, en saldırganın “mücadelecilik” adına “en iyi” olduğunu sanmakla çok büyük bir hatâ işliyorsunuz. Bu sürüklenişte, tam da Etyen’in parmak bastığı türden bir çelişkili ruh halinin ve İslâmiyet korkusunun önemli payı olduğunu sanıyorum. Başlıca iki nokta üzerinde duracağım. (1) Ermeni sorununda doğru tutum ve çizgi, şu anda Etyen Mahçupyan’a saldırmakta birleşen müzahrefâtın çekmek istediği nokta değildir. Tam tersine! Öyle bir saf Ermeni (veya daha genel olarak gayrimüslim) ultra-radikalizmi icat edilmek isteniyor ki, bu çığırtkan ekstremizm, tarihsel bir haklılığın tanınmasının önünde engel oluşturmaya ve o haklılığa zarar vermeye başlıyor. Nedenleri de basit: (a) olabilecek en kötü anlamda sola, Türk solunun o baştan aşağı başarısızlık hıncı üzerine kurulu, nafile kültürüne bulaştılar; (b) bu doğrultuda, habire bağırmak ve daha fazla bağırmak şeklinde tezahür eden “ultra”lık yarışlarına girdiler; (c) bir de üzerine, gene o Türk solunun istediği şekilde, körü körüne AKP düşmanlığı bindi; (d) sonuçta ortaya, solculuk veya devrimcilik adına, ne yapmak ve nereye gitmek istediğini bilmeyen, belirsiz hedefi giderek AKP devirmeciliğine dönüşen (ama bu da tabii sadece lâfta kalan), hayli maksimalist ve gerçekçilikten uzak, çoğalan kalitesizlik unsurları yüzünden saygınlığını yitirmeye teşne bir tür Ermeni neo-nasyonalizmi çıkıyor. (Bizim aslanlar Halil Hocayı da hain ilan edebilirler. HYETERT)

Herkes kendi Ermeni'sini öldürsün

1914 yılı Kürdistan için zulmün daha da katmanlandığı, halkların birbirine düşürüldüğü bir yıl olarak tarihteki yerini aldı. Padişah, Kürt illerine gönderdiği talimatla Ermeni halkının öldürülmesini, hiçbir Ermeni'nin sağ kalmamasını,'herkesin kendi Ermeni'sini öldürmesini' istiyor.
Herkesin kendi Ermeni'sini öldürdüğü topraklar!
Ermeni'yi bir mal olarak görmenin, hatta hiç görmemenin en güzel ifadesi!
Bir devlet talimatı!

Teşkilat-ı Mahsusa

Sait Çetinoğlu
Teşkilat-ı Mahsusa (TM) hakkında resmi tarih ve tarihçiler, teşkilatın bir istihbarat örgütü olduğunu Trablusgarp ve Balkan Savaşlarında zorunluluktan kaynaklı bir örgütlenme olduğu ve zorunluluktan dolayı operasyonel yetki verildiği söylemi etrafında bir efsane örülür. Dahili operasyonlarından söz edilmez ve reddedilir. 1915 Soykırım süreci ile ilişkilendirilmesine ise son derece tepki gösterilir. Oysa teşkilatın içindeki Galip Vardar, teşkilatın ikili yapısı ve ikili yüzüne şu sözleriyle işaret ederek: “Teşkîlât-ı Mahsûsa, çok geniş tutulmuş bir teşkilâttı. Dahilî ve haricî siyâsete, harbin bütün îcâblarına göre ayarla­nacaktı. Kadrosu o kadar genişti ki, buraya bağlı çete­ler, çeteciler temin edilmişti. Bütün bu insanlar, ordu­nun vazifesini kolaylaştıracak yolları açacak, düşmanı içinden, gerisinden vuracak ve birçok bilgiler toplayacaktı burada hakim olan ruh, bir zamanlar Balkanlarda eşkıya takibinde hasıl olan ruhun[1] tamamen aynı idi. İttihat ve Terakki’nin erkanı, bütün ömürleri boyunca o davaya sadık kalmışlardı.”[2] Sözleriyle TM’yı bu katil sürüsünü yüceltir.

DurDe Platformu 6-7 Eylül mağdurlarını andı

6-7-eylul-anmasi-durdeDurDe Platformu, 6-7 Eylül olaylarının mağdurlarını, saldırıların 59’uncu yıl dönümünde bir panel ve Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdiği bir etkinlikle andı. Düzenlenen panelde konuşmacı olan Rıdvan Akar, konunun tarihi arka planı ve günümüzle olan ilişkisini aktarırken, salondan söz alan konuşmacılar da bu trajik olayların günümüzde Müslüman olmayan azınlıklara yönelik ırkçı ve antisemitist saldırılarla olan bağına gönderme yaptı.

6-7 Eylül Sonun başlangıcı oldu

Rum ve Ermeni yurttaşlara yönelik 6-7 Eylül 1955’te devletin tertibiyle başlayan ırkçı saldırı, yağma ve katliamın yıldönümünde yüzleşme çağrısı yapıldı. Mihail Vasiliadis, 6-7 Eylül olayları için, “Sonun başlangıcı oldu” derken, HDK, iktidarı devlet adına özür dilemeye çağırdı. Türkiye’de bundan tam 59 yıl önce, 6 Eylül 1955’de başlayan ve 2 gün devam eden ırkçı saldırıların hedefi bu kez Rumlar ve diğer azınlıklardı. Tarihe 6 – 7 Eylül olayları olarak geçen ırkçı saldırılar devletin planlı bir çalışması olarak gerçekleşti.

İlk azınlık üniversite geliyor!

İstanbul Beyoğlu Merkez Rum Kız Mektebi Vakfı, Osmanlı döneminde var olan ancak süreç içerisinde kapanan üniversiteyi yeniden açma yönünde ilk adımı attı. Geçmişte Rum Kız Mektebi olarak hizmet veren Taksim İlk Yardım Hastanesi'nin arkasında Maç Sokak'taki dört katlı bina, bir yıl önce "Azınlık Vakfıları'na mal iadesi"yle ilgili yasa kapsamında vakıfa iade edildi. Rum Vakfı, tarihi binayı Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden (VGM) aldıktan tam bir yıl sonra bu defa "Burası üniversite merkez binası olsun" talebiyle başvuru yaptı. Geçen pazartesi yapılan ve Fener Rum Patriği Bartholomeos'un da katıldığı toplantıda, Vakfın Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Ersi Abacı Kalfoğlu, Prof. Dr. Eva Aleksandru Şarlak, Bizans Tarihçisi Evgenia Adamantidi, müzisyen Stelyos Berber ve işadamı Yorga Saris projeye dair sunumlar yaptı.  

'Ya Bedros'un karısı, ya Kıbrıs'ın yarısı!' 6-7 Eylül olaylarında ya Mardin'de neler oldu?

Türkiye ’de yaşanan en büyük şiddet hareketlerinden, 6-7 Eylül Olayları’nın bugün 59. yıldönümü. Hıristiyanların ve Yahudilerin hedef alındığı saldırıların sembolü İstanbul’da İstiklal Caddesi’ne giren kalabalığın yağmaladığı dükkanlar oldu. Sloganları ise “Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacak” ve “Rumlar gidecek bu iş bitecek”ti. Olaylar ülke genelinde dalga dalga yayılırken, “hoşgörü kenti” olarak anılan Mardin’de ise aynı gün sokaklarda bir başka slogan duyuluyordu: “Ya Butros/ Bedros’un karısı ya Kıbrıs’ın yarısı!”

ATAA, Ermeni İddialarıyla Mücadele İçin Seferberlik Başlatıyor

ABD’de Türk toplumuna ait en büyük temsilci kuruluş konumundaki Türk Amerikan Dernekleri Asamblesi (ATAA), Ermeniler tarafından sözde soykırımın 100. yılı olarak lanse edilen 2015 senesi için Ermeni lobi gruplarının girişimlerine karşı kapsamlı bir plan hazırladı. 

Nalbandyan (Le Figaro): Türkiye tarihiyle yüzleşmeli

Fransız Le Figaro gazetesinde kısaltılmış versiyonu yayımlanan Ermenistan Dışişleri bakanı Edward Nalbandyan’ın makalesinin tam metnini yayımlıyoruz: «Uluslararası ilişkilerde ne yazık ki kullanılmayan fırsatlar mevcuttur. Recep T. Erdoğan’ın Ermeni Soykırımının 99. Yılı arifesinde ve sonrasındaki demeci ve bunu izleyen diğer üst düzey Türk yetkililerin yorumları benzeri vakalardandır. «Ortak acı», «adil hafıza» suni hususlarının herhangi birini yanıltması zordur. Özellikle  Ahmet Davutoğlu ″Erdoğan’ın demecinin esas amacı Ermeni Soykırımının tanınmasına yönelik tüm dünyadaki çabanın akamete uğratılmasıdır″ sözünün altını çizerken.Uzlaşmaya yönelik somut adımlara karşılık Ermeni Soykırımının uluslararası tanınmasına karşı suç ortaklığı çağrılarında bulunulmaktadır.

Ermeni Yanlısı Senatör'den, John Bass'a Zorlu Sorular

Obama Yönetiminin Ankara Büyükelçiliği için aday gösterdiği Büyükelçi John Bass'a onay vermeden tatile girmesi üzerine Washington'un Ankara'ya "Geçici bir Maslahatguzar" gönderme kararını almasına neden olan ABD Senatosu, yarın yeniden çalışmalarına başlıyor. ABD'deki Ermeni medya kuruluşlarından Asbarez'e göre, tatil öncesi Temmuz ayında Senato'da büyükelçi atamalarına ilişkin olarak yapılan oturumlar sırasında "ABD'nin Ermeni Soykırımı politikaları", Türkiye'nin "Ermenistan'a uyguladığı ambargo" ve Türkiye'de "el konulan Ermeni mallarının iadesi" gibi konularda John Bass'ı sorgulayan Senato Dış İlişkiler Komitesi üyelerinden Cumhuriyetçi Mark Kirk, yayınlanması üzerine Bass'a yönelttiği sorular ABD'nin önde gelen Ermeni lobi kuruluşlarından ANCA tarafından kamuoyuna açıklandı.

Devlet şiddeti ve pogrom: 6-7 Eylül

Güven Gürkan Öztan - gurkan.oztan@gmail.com
Baba geliyor eve yüzü solgun, belli ki kalbindeki acı gözlerinin ferini söndürmüş. İlk talimatı “bütün ışıkları yakın, Türk bayrağını getirip asın” oluyor. Ve o bayrağın arkasında bütün gece olup bitenleri izliyor. Ohannes’in çocuk sayılabilecek yaşta tanık olduğu bu facia, çok daha beterini yaşayan ailelerin anıları ile birlikte Türkiye’nin yakın tarihine saplanan kanlı bir hançerin açtığı kocaman yara…

Ermeni Ayinine Katılanlara 'Barış ve Kardeşlik Sofrası'nda Yemek Verildi

Gevaş ilçe merkezinde Belediye Çay Bahçesi'nde verilen yemeğe Türkiye Ermenileri Patrikvekili Başepiskopos Aram Ateşyan, Fener Rum Patriği Bartholomeos, Süryani Ortodoks Kilisesi Metropoliti Yusuf Çetin, New York Patriği Başepiskopos Khajag Barsamyan ve Adana Konsolosu John L. Espinoza ile Müslüman ve Ermeni din adamları katıldı. Yemekte konuşan Gevaş Belediye Başkanı Sinan Hakan, katılımcılara Türkçe, Kürtçe ve İngilizce 'hoş geldiniz' dedi.

"6-7 Eylül'de Bir Komşumuz Korudu, Diğeri İhbar Etti"

Nilay Vardar
Ara sıra bisikletiyle yokuşlarından tırmandığı çocuklukluk günleri için adaya geliyor. Sürüldüğü memleketine bir daha geri dönmek onun için oldukça zor. Çocukluk anıları hala çok yakın, Büyükada ise artık çok uzak. "Babamın dükkanının yandaki Türk kahveci komşusu Ali, geç saatlere kadar Türk bayrağı açarak bizim kunduraca dükkanımızı korudu. Fakat maalesef gece yarısından sonra bütün bu kişiler yağmadan ayrılırken dükkanın öteki tarafında bulunan eczacı Şinasi Rıza Bey onlara 'arkadaşlar bu dükkanı unutunuz kırmadınız' diye seslenip emir verdi."
Stathis Arvanitis, 6-7 Eylül 1955’te başlarına gelenleri böyle anlatıyor. 

Van'da Ermeni Ayini Sona Erdi

Van'daki Akdamar Kilisesi'nde bu yıl beşincisi yapılan ve yüzlerce kişinin katıldığı Ermeni ayini sona erdi. Ayine ilk kez Fener Rum Patriği Bartholomeos da katıldı.Kültür Ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen izin ile ilki 2010 yılında yaptırılan ayinin beşincisi saat 10.30'da başladı. Kilise önünde toplanan din adamları ayini başlatmak üzere kiliseye girerken, iç mekan darlığından dolayı bazı kişiler dışarıda kaldı. Ayini Türkiye Ermenileri Patrikliği Ruhani Meclisi Patrik Genel Vekili Başpiskopos Aram Ateşyan yönetirken, kurulan hoparlörlerle dışarıya da ses verildi.

Türkiye Cumhuriyeti İmroz’da İnsanlığa Karşı İşlediği Suçun Yeni Bir Kanıtını Sunuyoruz!

Ayşe Günaysu
Bugün burada, Türkiye Cumhuriyeti’nin İmroz, Türkleştirilmiş adıyla Gökçeada’da, 1964 yılından başlayarak insanlığa karşı işlediği ve işlemekte olduğu suçun yeni bir kanıtını basınla ve kamuoyu ile paylaşmak için toplandık. Son 10 yılını İmroz’daki hak ihlallerine karşı hukuki mücadeleye adayan arkadaşımız Avukat Erhan Pekçe’nin eline ÇOK GİZLİ ibaresi taşıyan bir belge geçti. Belge, soyadı kodlanarak, adı “Polat”, rütbesi “Önyüzbaşı” olarak geçen, hangi merciin, hangi yetkiyle görevlendirdiği belli olmayan bir kişinin İmroz Adasında yaptığı araştırmanın sonucunda hazırladığı bir rapordur. Ada halkını dayanaksız iddialarla suçlayan, insanları tek tek “çok zararlı”, “Enosisçi” olarak fişleyen bu yasadışı rapor, Milli Güvenlik Kurulu’nun adayı Türkleştirme kararına dayanarak hazırlanmış. Rapor da bu yüzden “Çok Gizli”. Ama sonuç alabildiğine açık: İmroz’da yapılan tek sözcükle ETNİK TEMİZLİK. Yapılan, tekrar ediyoruz, devletin aldığı bir karar ve bu karar doğrultusunda yapılan uygulamalarla işlenen İNSANLIĞA KARŞI SUÇ.

HDP Fatih İlçe Örgütü'nden Duyuru

"6 - 7 Eylul 1955 yılında İstanbul ağırlıklı olarak Turkiye de, Rum, Ermeni, Yahudi ve diğer yurttaşlara yönelik girişilen saldırıların 59. yılında, "6 7 Eylul Olayları"nı ve "AKP ile devam eden ırkçı, ayrımcı" söylemleri lanetlemek için 7 Eylul PAZAR akşam saat 20:30 da KOCAMUSTAFAPAŞA Meydanda okunacak basın metninden sonra Marmara Cad. Ermeni Kilisesi önune kadar yuruyuş yapılacak ve sinevizyon gösterisi sunulacaktır, Tum halkımızı Kardeş Halkların dayanışmasına çağrıyoruz" HDK/HDP Kocamustafapaşa Meclisi...

Tanıkları Samatya’da 6-7 Eylül’ü Anlatıyor

6-7 Eylül gecesi Türkiye’nin tarihine bir kara sayfa daha eklendi. Görgü tanıklarının ifadesiyle saat 19:00′da, Pangaltı’da, şu anda Ramada Oteli’nin yerinde bulunan ve Rum bir vatandaşın sahip olduğu, dönemin popüler mekânlarından Haylayf Pastanesi’ne yapılan saldırıyla başlayan olaylar, tüm İstanbul’a, oradan da yurda yayıldı. Çoğumuz yakın tarihimizdeki bu olayları yayımlanan fotoğraflardan ve kitaplardan takip edebildik. Beyoğlu İstiklal Caddesi’ne dökülmüş gayrimüslim işyerlerine ait malların fotoğrafları, akıllarda kalan en çarpıcı karelerden oldu. Ancak 6-7 Eylül sadece Pera’da değil, İstanbul’un genelinde, hatta Türkiye’de büyük ölçekli bir etki yarattı.Yıllar sonra, emekli orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu, gazeteci Fatih Güllapoğlu‘na verdiği bir röportajda, 6-7 Eylül olaylarını, “Mükemmel bir özel harp harekâtıydı, amacına da ulaştı” diye anlatacaktı. Selanik’teki bombalama olayının da Türkiye devleti tarafından tertiplenen bir kışkırtma olduğu, Yunanistan makamlarınca o günlerde ortaya çıkarıldı.

Nasyonal Sosyalist Rejimde Yahudi Olan ve Yahudi Olmayan Almanlar 1915-1916 Soykırımı Hakkında Ne Biliyorlardı?

Wolf Gruner*
Politikacılar ve tarihçiler,-sadece Almanya'dakiler değil-,Hitler'in müstakbel soykırımlarla ilgili uyarı saydıkları bir cümlesine atıfta bulunmayı severler.(1) 22 Ağustos 1939'da,Polonya ulusuna dönük radikal bir kırımı planlamaktayken,generallerinin dikkat çektiği olası tereddütlere şu lakonik karşılığı verdiği söylenir:"Bugün Ermenilerin yok edilişinden söz eden kimse var mı?"(2) Dikkatle bakıldığında,bu sözler sadece Almanya'da artık kimsenin Ermenilerden söz etmediği anlamına gelir,onların başına gelenin unutulmuş olduğu anlamına değil. Bu nedenle,bu makalede bu yaygın kabulün aksini göstermekle kalmayacak,(3) Birinci Dünya Savaşı'ndaki Soykırımın,Nasyonal Sosyalist devletin takibatına uğrayan Alman Yahudileri için bir uyarı işlevi görmüş olmasını ve bu işlevi nasıl görmüş olduğunu tahlil edeceğim.

Papa geliyor

Katolik aleminin ruhani lideri Papa Franciscus'un, kasım ayı sonunda Türkiye'yi ziyaret etmesi bekleniyor. İtalyan basınında çıkan haberlerde, Papa'nın, 30 Kasım'da, Fener Rum Patrikhanesi'nin kurucusu, İsa Peygamberin 12 havarisinden Aziz Andrea'yı anmak üzere düzenlenecek etkinliklere katılmak için Türkiye'ye gideceği duyuruldu.

Near a Turkish school, 10,000 dead Armenians are still ignored

Yenikoy elementary schoo, in south-central Turkey,l sits above the Dudan Crevasse, where an estimated 10,000 Armenians were killed in 1915. (Courtesy of/George Aghjayan)
By Chris Bohjalian September 5 at 5:31 PM. Chris Bohjalian’s most recent novel, “Close Your Eyes, Hold Hands,” was published this summer. The three-story Yenikoy elementary school rises from a plateau like a mesa in south-central Turkey. It is the only building for miles, its exterior walls a pale yellow reminiscent of sweet corn. But the playground swings and slides beside it are a full-on rainbow of crayons: The bright blue of a cerulean sky. The crisp red of a fire engine. The orange of a traffic cone.

Dersim Aleviliği, melez bir kimlik Günümüzde Ermeni ve Türk kimliği Başka bir bakış

Erwan Kerivel / Alevilik üzerine araştırmaları bulunan Fransız yazar.
Dersim'in kimlik arayışına dair makalelerinde ("Dersim'in kimlikleri" ve "Dersim’in alevi olmuş Ermenileri") Ermeni etnolog Hranoush Kharatyan Dersim'in Alevi topluluklarının Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde kimlik algılarına dair ilginç bir çalışma sunuyor. Ancak sadece Ermeni ve Batılı kaynakların incelenmesi Alevi inancını anlamak için gereken tüm unsurları sağlamıyor. Eski Pers inançlarına dayanan kökenleri ile aşiretsel ve dini çifte yapılanması önemli faktörler olarak öne çıkıyor. Tek bir etnih köken aramak yerine tarih boyunca toplulukların karışarak melez bir yapı oluşturmalarını öne çıkarmak daha doğru olacaktır.

6-7 Eylül Olayları ve devletin faş olması

Yılmaz Murat Bilican
Türkiye Cumhuriyeti devletinin geçmişte kalkıştığı, ve sonradan "muhteşem bir örgütlenme" olarak anılan ve bir türlü hakkıyla yüzleşemediğimiz, bu nedenle de, yaşananlar ve sonuçları bakımından vicdanımızı derinden sızlatan "6-7 Eylül Olayları"nın 58. yıl dönümündeyiz. [Bu yıl 59. HA] Başta planlananın çok ötesine sıçrayan, biraz da bu nedenle, tertipleyenlerin eline yüzene bulaştırdıkları ve devletin faş olmasına neden olan bir örgütlenmedir 6-7 Eylül. Özellikle İstanbul ve İzmir’de, başta Rum’lar olmak üzere gayrimüslim vatandaşlara kabus gibi iki gün yaşatan bu olaylara, Türk ulus-devletinin kuruluş sürecinde uygulanan politikaların aslında bir devamı niteliğinde fakat, biraz aceleye gelmiş, sonuçları beklentileri aşmış bir örgütlenme olarak bakmak da mümkündür.