Etiketler

Erdoğan'dan 'üzüntü verici hadiseler' mesajı

Erdoğan'ın mesajında , "Ermeni vatandaşlarımız için özel bir anlam taşıyan bu günde, Birinci Dünya Savaşı şartlarında hayatını kaybeden tüm Osmanlı Ermenilerini bir kez daha saygıyla anıyor, çocuklarına ve torunlarına taziyelerimi sunuyorum. Osmanlı İmparatorluğu'na ve Cumhuriyetimize yaptıkları ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi katkıları daima takdirle hatırladığımız Ermeni toplumunun, coğrafyamızın her köşesindeki hatıralarını güzel duygularla yâd ediyorum. Bu vesileyle, rahatsızlığı sebebiyle tedavi gören Patrik Sayın Mesrob Mutafyan'a da şifa temenni ediyorum. Değerli Ermeni vatandaşlarım, İnsanlığın en büyük felaketlerinden olan Birinci Dünya Savaşı'nda, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde de her milletten milyonlarca insan ebediyete intikal etti. Bu savaş sırasında, etnik ve dini kimliği ne olursa olsun, benzer şartlar altında hayatlarını yitiren Osmanlı vatandaşlarının tamamını da rahmetle ve hürmetle anıyorum. Türkiye Cumhuriyeti devletini, bu acıları unutmadan ama bunlarla baş etmesini de bilerek kurmayı başardık. Bugün de, huzur, barış ve kardeşlik temelinde daha güzel günlere ulaşmak için, etnik ve dini kimliğine bakmaksızın, tüm vatandaşlarımızla, dostlarımızla birlikte çalışıyor, mücadele ediyoruz.

Obama 'Soykırım' Demedi

Alparslan Esmer
Başkan Barack Obama yıllardır 24 Nisan mesajlarında 1915 olaylarını Ermenice 'Büyük Felaket' anlamına gelen 'Medz Yeghern' ifadesiyle tanımlıyor… Obama, mesajında Papa Françesko’nun ‘soykırım’ tanımlamasını memnunlukla karşıladığını söylüyor, ‘Meds Yeghern’ diye adlandırdığı 1915 olaylarını “20’inci yüzyılın ilk kitlesel zulmü” diye tanımlıyor, 1915’te Amerika’nın İstanbul Büyükelçisi Henry Morgenthau’nun ABD Dışişleri Bakanlığı’na çektiği ve “Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermeni ırkının imha edilmekte olduğuna” dair resmi telgrafına yer veriyor ve ‘soykırım’ ifadesini tarihte ilk kez kullanan hukukçu Raphael Lemkin’in çalışmalarına dikkati çekiyor… Obama açıklamasında, “Bu yıl, 20’inci Yüzyıl’ın ilk kitlesel zulmü olan Meds Yeghern’i yüzüncü yılında anıyoruz. 1915 yılının başlarında Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermeni halkı sınır dışı edildi, katledildi ve ölümlerine yürüdü. Tarihi yurtlarının kültürleri ve mirasları silindi. Tüm tarafların çektiği acılara tanık olan korkunç şiddet olayları içinde, 1,5 milyon Ermeni yok oldu” ifadelerine yer veriyor…‘Soykırım’ 1940 ve 50’li yıllarda Polonya asıllı Amerikalı hukukçu Raphael Lemkin tarafından ortaya atılan bir ifade. Lemkin, açıklamalarında Ermeniler’in de Yahudiler’le birlikte 20’inci Yüzyıl’da soykırıma maruz kaldığını savunmuştu. Bu tanımlama o döneme kadar 1915 olaylarını ‘Meds Yeghern’ olarak adlandıran Ermeniler ve tüm dünya tarafından hızla benimsendi. Lemkin 1951’de “Birleşmiş Millletler Soykırım Suçunu Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi”nin yürürlüğe girmesini sağladı.

Ahmet Rıza Bey'in kemiklerini sızlatıyorsunuz

Yavuz Baydar
27 Mayıs 1915'te, Tehcir Kanunu bir 'Kanun-ı Muvakkat' (Geçici Kanun) olarak Meclis-i Mebusan'dan geçirilir, Ermeniler’i yerinden yurdundan edip ölüme sürme kararı yürürlüğe girer... 'Geçici' kanunu 'kalıcı' kılmak için 30 Mayıs'ta Meclis-i Vükela kararıyla tehcir süresiz -yani ucu açık- hale getirilir. Türkiye'yi yüzyıllık bir insanlık suçu karanlığına sokacak süreç için bu da yetmez. Talat ve çetesi,10 Haziran 1915'te 'Ermeniler’e Ait Mülk ve Arazilere Dair Tedbirler'i de kararname olarak yayınlatır. Bu bir yağma talan kararıdır. Ermeni mülküne el koyma konusunda tartışmalar esnasında, tek bir Osmanlı aydını, İttihat Terakki'nin kurucuları arasında yer alan büyük istibdat muhalifi, Ayan Meclisi üyesi (senatör) Ahmet Rıza Bey (ruhu şad olsun), söz alır ve tarihe şerefle geçecek şu sözlerle Meclis'e seslenir: “Beni kolumdan tut, köyümden dışarı at, malımı mülkümü de sonra sat, bu hiçbir vakitte caiz değildir. Bunu ne Osmanlı vicdanı kabul eder ne de kanun!” 'Osmanlı vicdanı', öyle karmaşık bir zamanda ve tek bir kişide bile olsa dile gelmiştir.

Soykırım Yürüyüşü’nden Görüntüler

Beyza Kural
100. Yıl İnkara Son Girişimi’nin Sultanahmet’ten Haydarpaşa’ya uzanan Soykırım Yürüyüşü’nden görüntüler. 100. Yıl İnkara Son Girişimi’nin Sultanahmet’teki1915’te düşünürler başta olmak üzere tutuklanan Ermenilerin  getirildiği cezaevi binası olan Türk ve İslam Eserleri Müzesi önünde başlayan Soykırım Yürüyüşü, Ermeni tutukluların birçoğunun geri gelmediği yolculuğa çıkarıldıkları Haydarpaşa’da son buldu.

Erivan'da Ermeni Soykırımı anması

Ermenistan'ın başkenti Erivan'daki Soykırım Anıtı önünde kitlesel anma töreni. Ermeni Soykırımının 100. yıldönümü dolayısıyla Ermenistan'ın başkenti Erivan'daki Soykırım Anıtı önünde kitlesel anma törenleri düzenlendi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'ın da aralarında olduğu çok sayıda ülke liderinin de katılımıyla devlet töreni düzenlendi. Devlet temsilcileri Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan'a taziyelerini iletirken, anıta yaprakları Ermeni diasporasını, orta bölümü ise 'Soykırım Anıtı'nı temsil eden çelenk bırakıldı.

İnsan Hakları örgütlerinden Ermeni Soykırımı manifestosu

İnsanlığın ortak belleğinden hiç çıkmayan Ermeni Soykırımı’nın mağdurlarının aziz hatırası önünde saygıyla eğilir. Aynı zamanda soykırım sırasında Ermenilerin hayatlarının kurtarılmasında rolü olan “vicdan” sahiplerini de saygıyla selamlar; Doğası gereği soykırım suçu zaman aşımına uğramadığını belirtir; Türkiye’yi Osmanlı İmparatorluğu Jön-Türk (İttihat ve Terakki) hükümeti tarafından örgütlenen ve gerçekleştirilen Ermeni nüfusun soykırıma maruz bırakılması suçundaki sorumluluğunu resmi olarak kabul etmeye davet eder; Türkiye’yi resmi inkâr politikasını terk etmeye ve mağdurlar, soylarından gelenler ve bir bütün olarak Ermeni toplumunun yaşamakta olduğu acıların ve sürmekte olan zararlarının giderim maliyetini yüklenmeye çağırır; Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirmeye yönelik olarak, önkoşul olmaksızın ortak sınırı açmasını tavsiye eder, Türkiye’yi soykırımı inkâr etme politikasını sürdürmesine yardımcı olan, Ermenilere yönelik damgalama ve nefret söylemi ile mücadele etmesini tavsiye eder,

Kayserili İlk Gökbilimci Prof. Dr. Arakel Garabet Sivaslıyan

Arsen Arşık
Cumhuriyet öncesi, Osmanlı İmparatorluğunda doktoralı ve Kayserili ilk gökbilimci Prof. Dr. Arakel Garabet Sivaslıyan'ın tehcirle son bulan kısa hayat hikâyesi. Dr. Arakel Garabet Sivaslıyan, 22 Ekim 1858'de Kayseri Mancusun Köyü’nde (şehir merkezine 10 km) doğmuş. İlkokulu Mancusun'da okumuş ve Kayseri merkezde bulunan Ermeni Protestan Argeus (Erciyes) Koleji'nden mezun olduktan sonra matematik öğretmenliği yapmıştır. Mersovan’daki (Merzifon'daki) American Anatolia College'ından Bachelor of Divinity  (=BD) diplomasını alarak ilahiyatçı eğitimini de tamamlamıştır. Dr. Sivaslıyan, Merzifon College'da profesörlüğe yükseltildikten sonra, gökbilim öğrenimi için 1890 yılında ABD'ye gönderilmiş ve Carleton College’inde, Northfield Minnesota ve Goodsell Gözlemevi'nde Prof. Dr. Herbert C.Wilson'ın yanında çalışmalarına başlamıştır.

Cem Özdemir: Ermenilerin acısını paylaşmak için insan olmak yeter

Elmas Topcu / @topcuelmas  Yeşiller Partisi Eş Genel Başkanı Cem Özdemir’le konuştuk I-II… Geçen ay Ermenistan’daydınız ve oradayken, “Ermenilere yapılan soykırımın 100’üncü yılını anıyoruz... ” diye bir tweet attınız. Sert tepkiler geldi. Onlardan biri de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı AKP’li Melih Gökçek’ten. “Cem, sen Ermeni misin” diye sordu. Önce netliğe kavuşturalım. Ermeni misiniz? “Hakkaniyet veyahut vicdan sahibi olmanın herhangi bir köken, dini aidiyet ve cinsiyet gerektirdiğini düşünmüyorum. İstanbullu bir annenin, Kafkas göçmeni Çerkes bir babanın oğlu olarak, Ermeniler başta olmak üzere Anadolu’da yüzyıllardır birlikte yaşamış bütün kadim hakların uğradığı katliamların, yaşadığı sürgünlerin acılarını paylaşmak ve yaşanmış insanlık trajidelerini yüreğimin derinliklerinde hissetmek için insan olmam yetiyor. Ama bilirim ki Türkiye’de Ermeni olmak sabır ister. ‘Ermeni’ olmanın hâlâ küfür olarak algılandığı, yaşanan acılar dillendirildiğinde ısrarla yok sayılmaya, ‘sözde’ addedilmeye götürdüğünü gördük."

Aram Ateşyan: "Türkiye Ermenileri Bu Ülkenin Ayrılmaz ve Sadık Bir Parçasıdır"

Ermeni Patrik Genel Vekili Başpiskopos Aram Ateşyan: - "Türkiye Ermenileri bu ülkenin ayrılmaz ve sadık bir parçasıdır. Vatandaşlık sorumluluklarının tamamen farkındadır. Halkımızın tarihindeki bu acı ve sızlayan yaranın ancak yüz yıl sonra bu kadar vurgulanabilmesi bize acı vermektedir. Hiç kimsenin eski deneyimlerimizi anmaksızın bugünkü durum karşısında sevinmemizi beklemeye hakkı yoktur"- "İfade özgürlüğü sınırları içerisinde herkes istediğini söyleme özgürlüğüne sahiptir. Birçok devlet, adalet adına yaralı halkımıza destek olmaktadır. Ancak bir gün acımızın siyasi malzemeye çevrildiğini görmek bizlerin acısını katbekat artıracaktır"- "İmanları için hayatlarını yitirmiş şehitlerimizi anmak için düzenlenen törenlerin, insanların cesaretlerini sınamak amacıyla kurulmuş bir yarış alanı olmadığına inanıyoruz"- "Bugün bir başka davete daha icabet ediyoruz. Yüreklerimizden çıkan dualardan bir payı da, Çanakkale Savaşı'nda hayatlarını kaybeden Osmanlı ordusu askerlerinin ruhlarının esenliği için ayırıyoruz"

Sainted!

eNewsletter of the Eastern Diocese
Armenian Church history was made today, when the martyrs of the Armenian Genocide were ceremonially recognized as holy saints. The splendid service took place at the Mother See of Holy Etchmiadzin, under the leadership of His Holiness Karekin II, the Supreme Patriarch and Catholicos of All Armenians, and His Holiness Aram I, the Catholicos of the Great House of Cilicia.

Soykırım tasarısı Kürdistan Parlamentosu’nda

Irak Kürdistan Bölgesi Parlamentosu’na Ermeni Soykırımı’nın soykırım olarak tanınması için yasa tasarısı sunuldu. Rudaw’ın haberine göre, Kürdistan Parlamentosu Ermeni bloğunun tek milletvekili olan Yurwant Nisan Markos Bıtrs, 1915’te yaşanan Ermeni Soykırımı’nın soykırım olarak tanınması için parlamentoya bir yasa tasarısı sundu.

Rusya'dan son dakika Ermenistan şoku

Rusya Parlamentosu Duma, Ermeni olayları ile ilgili bildiriyi "Soykırım" ifadesini kullanarak kabul etti. Putin ise Erivan'da Ermeni anmalarına katıldı ama orada 'soykırım' demedi…Rusya'nın ardından Bulgaristan parlamentosu da 1915 olaylarının 100'üncü yıldönümünde ilk kez ‘katliamı tanıma’ kararı aldı. 1915 olaylarını ‘katliam’ olarak tanımlayan, özel bildiri parlamentoda 157’ye karşın 36 oyla kabul edildi. Oylamada 'Soykırım' ifadesinin kullanılmaması dikkat çekti.

Meryem Ana Kilisesi’ndeki ayinde 100 kere çan çalındı

Ermeni Patrikhanesi’ndeki ayinde barış güvercinleri uçuruldu, 100 kere çan çalındı… Cumurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajının da okunduğu törenin ardından barış güvercinleri uçuruldu… Bakan Bozkır, kilise girişinde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Ermeni Patrik Genel Vekili Başepiskopos Aram Ateşyan’ın yöneteceği ayine katılmaktan büyük bir onur duyduğunu belirterek, “1916 yılından beri ilk defa resmi olarak yapılan bir ayin. Türk hükümetinin bir temsilcisi ilk defa böyle bir ayine katılacak” dedi.

CHP'nin Ermeni adayı Taksim'deki anmaya katılamayacak

Haber: Serdar Korucu / Arşivi
CHP'nin Ermeni milletvekili adayı Selina Doğan, İstanbul'daki 24 Nisan anmalarına katılamayacağını açıkladı. Selina Doğan, mesajında şu ifadelere yer verdi: “24 Nisan 1915’te sırf Ermeni oldukları için öldürülen ve ölüm yolculuğuna çıkarılan Ermeniler’in her birini derin bir sessizlikle anıyorum. Partimin Almanya Mitingi’nde yer almam nedeniyle 24 Nisan'da İstanbul'da Taksim'de yapılacak olan 24 Nisan anma etkinliklerine katılmayı düşünürken ne yazık ki katılamayacağım. Ancak Almanya'da Anadolu Ermenileri’nin gerçekleştireceği dini ayine katılıp dualarımla anacağım.”

1.5 Million Martyrs of the Armenian Genocide Canonized into the Sainthood

WD Newsletter
On April 23, 2015, 1.5 million martyred Armenian souls will rest in the abode of the heavenly saints. On Thursday, His Holiness Karekin II, Supreme Patriarch and Catholicos of All Armenians accompanied by His Holiness Aram I, Catholicos of the Great House of Cilicia officiated the biggest canonization service in history. The two hour ceremony, held outside of the Cathedral of the Mother See of Holy Etchmiadzin, proclaimed the martyrdom of those killed for their faith and homeland. The historic day marked the first time in 400 years that the Armenian Church has used the rite of canonization. The ceremony was attended by Armenian President Serzh Sargsyan and other high-ranking dignitaries and ecumenical guests. Twelve bishops and archbishops of the Armenian Apostolic Church participated in the ceremonial rite.

Cumhuriyet'ten Ermenice başlık: Bir daha asla

Ermeni Soykırımı'nın 100. yıl dönümünde 3 gazete Ermenice başlıkla çıktı.  Cumhuriyet’in,  Ermeni Soykırımı’nın 100.yılı olan 24 Nisan tarihli nüshasının manşetinde Ermenice “Bir daha asla” başlığı kullanıldı. Haberde, “Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşanan felaketin acısı hâlâ taze. İnsan aklını, vicdanını, hak ve adalet duygusunu felç eden bu yarayla yüzleşme zamanı; bir daha asla olmasın diye!” denildi. Ermeni Soykırımı'nın 100. yılında Cumhuriyet'in yanı sıra Özgür Gündem ve Azadiya Welat gazeteleri de Ermenice başlıkla çıktılar.

Bıktırdınız gerçekten!

Bir şeyi lütfen aklınızda tutun: “Türk stratejisi” diye adlandırılan bir strateji vardır. Adını ben koymadım; buralarda böyle adlandırılıyor bu… “Türk Stratejisi”nin özeti şu: “zamandan çalmak” ve “zaman kazanmak”; eğer bir sorunla karşılaşıyorsanız, ana amacınız, sorunu çözmeden ertelemeyi becerebilmek ve peşinden de “öf! bu sefer de kurtulduk”, deyip bir dahaki dalgaya hazırlanmak olmalıdır. Bunun için her türlü yola başvurmanız mubahtır… Dışişleri Bakanlığı kapsamlı bir kampanya başlatmış görülüyor. Bu kampanyanın bir ayağını, benim kitaplarımın sahteliğini ispat etmek oluşturuyor… Konsolosların telefon etmekle yetinmedikleri durumlar da var. Üniversitelere resmî yazılar yazmaktan da çekinmiyorlar.  Üniversiteleri, yaptıkları ve yapmayı düşündükleri mali yardımları kesmekle tehdit ediyorlar… Bu da stratejinin bir parçası, bağır- çağır tehdit et; bunun yetmediği yerde bir şeyler yapıyormuş gibi görün ama sonuç aynı olsun: zamandan çal! Zaman kazan! Bıktırdınız gerçekten!

Soykırım: İnkârdan olumlamaya

Cengiz Aktar
“Eğer gerçekten soykırım varsa, o soykırımı planlı bir şekilde Ermeniler yapmıştır.” Böyle hükmetti başbakanın bir eski yardımcısı. Kritik haftaya doğru, HDP dışındaki siyasî partileri, Diyaneti, Dışişleri, İçişleri, yasaması, yürütmesi, yargısı ile resmî Türkiye soykırım konusunda fabrika ayarlarına geri döndü. “Ortak acı” teşebbüsünden en kaba pozisyonlara hızla rücu etti. Yekvücut soykırımın yüzüncü yılını savuşturmak ve şu dönemi kazasız belasız atlatmak için kolları sıvamış gibi duruyor. Oysa Osmanlı vatandaşı Ermenilerin 1915-16’da başlarına gelen yurtdışında, birkaç çatlak ses dışında, soykırım olarak anlaşılıyor. Yani Türkiye’nin çabası beyhude

"Ermeniler İyi Komşu Olmak Zorundaydı"

Nilay Vardar
100LEŞME / Tatyos Bebek Anlatıyor
Tatyos Bebek, Musa Dağı "masalı"ndan, hep "iyi" olmuş Ermeni komşulara kadar, Türkiye’de Ermeni olmanın satır başlarını anlatıyor. Tatyos Bebek’in yolculuğu Türkiye’nin tek Ermeni köyü olan Vakıflı’dan başlıyor, tek Ermeni’nin olmadığı Karabük’te devam ediyor. Yolculuğun şimdiki durağı İstanbul. Diş hekimi aynı zamanda Türkiyeli Ermenilerin sorunları üzerine çalışan Düşünce Platformu üyesi.

Başbakan Davutoğlu: İstanbul'un en zenginleri Ermeniler

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türk Ermeni ilişkilerine dair yaptığı açıklamada "Ermeniler bizimle birlikte bir tarih inşa ettiler. Osmanlı medeniyeti diye bir medeniyet varsa eğer, Ermenilerin çok büyük katkıları var. Ama İstanbul'un birçok semtinin en zenginleri, tahmin edilenin aksine Ermeniler'dir, Rumlar'dır, Yahudiler'dir ve miras dolayısıyla Müslüman kadınlardır" diye konuştu. (Sanırız Başbakana verilen bilgi çok doğru değil. İstanbul’da yaşayan binlerce fakir Ermeni olduğu gibi, Türkiye’nin dolar milyarderleri ve ilk bin zengini arasında da Ermeni -maalesef- yok. HYETERT)

Prof. Richard Hovannisian Lectures at the Chapman University: The Centenary of the Armenian Genocide

100. Yıl Dönümü UNUTMA UNUTTURMA BENİ ÇİÇEĞİ

Unutma Beni çiçeğinin, her biri soykırımdan sonra Ermeniler tarafından yerleşilen, beş kıtayı temsil eden beş adet taç yaprağı bulunuyor.Siyah renk korkuyu ve Soykırım anılarını temsil ediyor. Sarı renk, yaşama ve yeniden başlama umudunu veren güneş ışığını temsil ediyor. İçteki açık mor halka, Ermeni Soykırımı’nı tanıma ve kınama hareketine katılımı temsil ediyor. Ve hakim mor renk, Ermeni Apostolik Kilisesinin memurları tarafından giyilen cübbede Ermenilerin öz bilincinin temelinde yatıyor.

Bakan Volkan Bozkır, Ermeni Patrikhanesi'nin ayinine katıldı

İstanbul Kumkapı'da bulunan Meryem Ana Kilisesi'nde bu yıl bir ilk yaşandı. 1915 olaylarının 100'üncü yılında Ermeni Patrikhanesi'nin ev sahipliğinde Kumkapı Meryem Ana Kilisesi'nde ayin düzenlendi. Ayine bu yıl ilk kez Türkiye'den resmi düzeyde bir katılım gerçekleşti. Meryem Ana Kilisesi'nde bu sabah 10:30'da başlayan ayine hükümeti temsilen AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır katıldı.

Almanya Cumhurbaşkanı "soykırım" dedi

Cumhurbaşkanı Gauck, Berliner Dom katedralinde Almanya'daki kiliselerin ortak düzenlediği "Ermenilere, Süryanilere ve Pontus-Rumlarına uygulanan soykırımı anma töreni"ne katılarak bir konuşma yaptı… "Bu planlı ve hesaplı caniyane eylem Ermenileri sadece bir sebepten dolayı vurdu: Ermeni oldukları için. Benzeri şey de aynı kaderi paylaşan Pontus Rumlarını, Asurileri ve Süryanileri de vurdu" diyen Gauck, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugünkü bilgilerimiz ve son on yıllardaki siyasi ve insani felaket olayları gözümüzün önüne açıkça ortaya koyuyor ki, Ermenilerin kaderi 20. yüzyıla dehşet veren bir şekilde damgasını vuran toplu kıyım, etnik temizlik, tehcirler ve evet soykırım tarihi için bir örnektir."

Putin: Soykırımın haklı gerekçesi olamaz

Rusya Devlet Başkanı Putin mesajında, “24 Nisan 1915 insanlık tarihinin en korkunç ve dramatik olaylarından ve Ermeni halkının soykırımı ile ilgili kederli bir tarih” ifadelerini kullandı. Rusya’nın bu trajediyi kendi acısı ve sorunu olarak gördüğünü belirten Putin, 100 yıl sonra söz konusu trajedinin kurbanları önünde saygıyla başlarını eğdiklerini kaydetti. Rusya’nın objektif ve tutarlı olmaya devam edeceğini vurgulayan Rus lider, “Etnik kimliklere göre toplu katliamın haklı gerekçesi olamaz. Uluslararası toplum, bu tür vahşetlerin hiçbir zaman ve hiçbir yerde tekrarlanmaması için her şeyi yapmakla yükümlü.”

1915: Soykırım mı tehcir mi?

'Talat Paşa’ya Osmanlı’nın Hitler'i demek yerindedir'
 1915’de yaşananları soykırım kapsamında gören avukat Geoffrey Robertson, 2009 yılında bu konuda “Ermeni soykırımı var mıydı?” (Was There An Armenian Genocide?) başlıklı bir rapor kaleme almıştı. Hukukçu, 2014 yılında ise "Uygunsuz Bir Soykırım: Bugün Ermenileri kim hatırlıyor?" (An Inconvenient Genocide: Who now remembers the Armenians) başlıklı kitabını yayımladı. Robertson, aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde görülen (AİHM) Doğu Perinçek ile İsviçre arasındaki “Ermeni soykırımının inkarı” davasında, üçüncü taraf olan Ermenistan’ı temsil ediyor.

Yüzyılın Ağıdı

Bu dağlar yüksek Ermeni Yaylası,
Eski haritaların Plateau Arménien'i,
Yüzyıllık acıyı resmetmek için,
Daha uygun bir fon düşünemezdim.
Bir yurt ki boydan boya kan kesmiş,
Üçbin yıllık halkına mezar edilmiş,
Onsuz bu acının tasviri köksüz,                                                     
Ve onsuz şiir de öksüz olurdu...

1915 Ermeni Soykırımı ile yüzleşmek neden zor ama önemli?

Murat Paker /  muratpaker@gmail.com
Şimdi önünüzde, bütün farklılıklarını eşdeğerlilik çerçevesinde kucaklayan demokratik bir zemin kurma görevi vardır. Bu zemini kurdukça 1915 Ermeni Soykırımı ile daha iyi yüzleşebileceğiz; 1915 ile yüzleşebildikçe bu zemini daha sağlam kurabileceğiz; zira bu devlet yapısının ve de egemen politik kültürümüzün harcında bol miktarda 1915’in kıyıcı ruhu yer alıyor. Bu yıl, 2015, 1915’in 100. yıl dönümü. Bir asır geçmiş ve biz Türkiyeliler olarak hala 1915’te komşularımız / yurttaşlarımız olan Ermenilere ne olduğuna dair gereken yüzleşmeleri yapmış ve bu konuda ne toplum olarak kendi içimizde ne de 1915’te öldürülen Ermenilerin çocukları / torunlarıyla barışık bir noktaya gelebilmiş değiliz.

Sevgili Ermeni Kardeşlerim! Sevgili Süryani Kardeşlerim! Sevgili Hıristiyan Kardeşlerim!

Kemal Yalçın
Sizin Acılarınız, benim de acılarımdır! Sizlerden ve insanlıktan ÖZÜR DİLİYORUM!... Yüzyılımızın büyük acısı, insanlığın yüz karası SEYFO’da, AĞET’te, katliamlarda, kırımlarda, soykırım sırasında katledilmiş, öldürülmüş, hayatını kaybetmiş Ermenilerin, Süryanilerin, Nasturilerin, Kildanilerin, Ezidilerin, Rumların ve tüm Hıristiyanların ve Musevilerin anıları önünde saygıyla eğiliyor; sizlerin acılarınızı kendi acılarım kabul ediyorum. Sünni Müslüman bir aileden gelen bir Türk yazarı olarak, kendi adıma, sizlerden ve insanlıktan özür diliyorum.

1915 TARTIŞMALARINDA NEFRET SÖYLEMİ VE ÜSLUP (1)

Yervant Özuzun
Bu ülkede Ermeni sözcüğü kimilerince küfürle eş değer tutulur.
Onlar türlü/çeşitli nefret söyleminin doğal muhatabıdırlar.
Kızsak da, üzülsek de, alıştık. Bunlarla yaşamayı da öğrendik.
Aslında geçmişten, düne, dünden bugüne değişen bir şey de yok.
Önce, saygın bir kurumda, o kuruma yakışmayan örnekleri, 23 Nisan 2003 Tarihli Radikal 2 deki yazımdan okuyalım mı?

Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan'dan 1915 açıklaması

Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan, ABD Başkanı Barack Obama'nın 1915 olaylarına ilişkin yapacağı 'soykırım'sız açıklamayla ilgili konuştu. ABD Başkanı Barack Obama'nın, 1915 olaylarıyla ilgili 24 Nisan açıklamasında Sarkisyan, Obama'nın ‘soykırım’ ifadesini kullanmasını istediklerini, ancak kullanmaması halinde bunun Amerika'nın soykırımı tanımadığı anlamına gelmediğini söyledi.Sarkisyan, Obama’nın bu kelimeyi kullanmamasının nedeninin, müttefiki Türkiye'nin onurunu kırmamak' olduğunu belirtti. Bir televizyona yaptığı açıklamada Sarkisyan, Türkiye ile ön koşulsuz diplomatik ilişkiler geliştirmeye hazır oladuklarını da söyledi. Sarkisyan, "Bizimle  normal ilişkiler geliştirmek için Türkiye'ye Ermeni soykırımını kabul etmeleri gerektiğini ön koşul olarak sunmadık" dedi.

Özür Değil Taziye: 24 Nisan Beyanları

 Turgut Tarhanlı
1915 yılında başlayan ve Osmanlı Ermenilerinin büyük kaybıyla sonuçlanan olayları, bugün, öncelikle Türkiye’nin Ermeni yurttaşlarına karşı, o tarihin ağır mirası ışığında anarken, bunun sadece bir ‘taziye’ fakat dolaylı olarak, kesinlikle bir ‘özür’ olmadığı vurgusuyla, “tarihi sorumluluğumuzun ve insani görevimizin bir gereği olarak, acılar arasında ayrım gözetmeden yüzyıl önce yaşanan olaylarda hayatını kaybedenleri saygıyla hatırl(lamak)” beyanı, bunun neden sadece bir ‘taziye’ fakat bir ‘özür’ anlamına gelmediği sorusuna muhtaç bir açıklama değil midir? İnsanlara özgü iki farklı davranış biçimi arasındaki bu keskin farkı hafifseyerek, ağır, tarihi bir mağduriyetin tesliminde dengeci bir bakışa hapsolma ve üstelik o hali yüceltme tavrı, “geçmişle dürüstçe yüzleşme” bir yana, bugün, kendi toplumuyla dürüstçe iletişim içinde olmak gibi bir sorumluluğun ağırlığı altında da ezilmiyor mu?

"Ailemden Hiç Kimse Doğduğu Topraklarda Ölmedi"

Nilay Vardar
Diyarbakırlı Ermenilerden Silva Özyerli, çeyrek asır sonra yeniden gittiği Diyarbakır’da tüm geçmişini enkaz altında bulunca "Bir daha asla gelmem" dedi. Taa ki oturduğu ev, vaftiz olduğu Surp Giragos Kilisesi restore edilene kadar. Silva Özyerli Diyarbakırlı bir Ermeni. Dedeleri, nineleri 1915’te Diyarbakır’ın köylerinde öldürülüyor, sürgün ediliyor. O Diyarbakır’ın Gavur mahallesinde dünyaya geliyor.

New York Times declines to run pro-reconciliation 1915 ads

Ragıp Soylu - Washington, D.C.
The New York Times refused to run a pro-peace and reconciliation advertisement over the 1915 Armenian atrocities because it did not recognize the Armenian genocide, an e-mail correspondence between the newspaper's advertising department and the Turkish-American Steering Committee revealed yesterday. 

1915 SOYKIRIMINDAN, 2015 MARDİN'DEKİ AÇLIK GREVİNE

Zeynep Tozduman
1915 Soykırımının üzerinden yüz yıl geçti. Bu ülkenin kadim Hıristiyan halkları için yüreklerinde yaşadıkları acı tam yüz yıllıktır. 24 Nisan'a ramak kala ABD, AP ve AB'ne üye ülkelerin parlamentoları soykırımı tanıyan ve kınayan kararlarla; belki de yüz yıllık bir utançtan kurtulmak içindir bu özür dileyişler. Soykırımın yapıldığı /kanın düştüğü ülkemiz ise yüz yıldır bu ayıbı ısrarla ve inatla sürdürülmekte, yalan ve inkârlarla soykırımın üstünü örtmeye çalışılmaktadır. Soykırım; bu topraklarda elbette 1915'de başlamamıştır. Ama en büyük insanlık suçunun işlenildiği tarihin adıdır 1915.

Ermeni Soykırımıyla Yüzleşme Medeniliğin Gereğidir

Ahmet İnsel
Sadece İstanbul’da, İttihat ve Terakki Genel Merkezi’nde değil, Osmanlı toplumunun içinde de korku, kıskançlık, dinsel kin ve mala göz koyma nedenleriyle bu kitlesel katliamın suç ortağı olmaya hazır bir kesim olduğu açık. Ama bunu hep devlet aklı bir biçimde yönlendirdi. Bugün Ermeni soykırımıyla yüzleşmek, Türkiye toplumunu inkârcılığın vicdani yükünden, bunun yarattığı medenilik eksiğinden ve sadece kendi acılarının mutlaklaştırılmasından beslenen kutsal mazlumiyet psikopatolojisinin yıkıcı tezahürlerinden kurtulmasının olmazsa olmaz adımlarından biridir. Türkiye’de bu adım toplumun devlet aklının tahakkümünden kurtulmasıyla mümkün olacak.

Kurucu İnkar ve Medeniyet Kaybı: 1915

Güven Gürkan Öztan
24 Nisan 2015 sabahına gözlerimizi açtığımızda, kurucu inkârın, Ermeni kıyımının reddi üzerine tesis edilmiş bir ülkenin paranoid şizoid ruh ikliminde, kendini muzaffer ve fakat kıymeti bilinmemiş, gururlu ama mazlum hisseden kitlelerin temsilciliğine soyunmuş devlet erkânını Çanakkale’ye çıkartma yaparken izleyeceğiz. Çanakkale anlatısı, “bir medeniyetin kendini korumasının ve yüceltmesinin sembolü” olarak, medeniyet kaybının şahikası olan Ermeni soykırımının karşısına dikilecek.18 Mart’ı 24 Nisan’a kaydırarak Ermeni soykırımı anmalarına “alternatif” bir başka “tarihi anma” icat etmek, devlet aklının şüphesiz yeni bir hamlesi. Aylardır hazırlıkları süren bu ikinci “Çanakkale cephesi”, aynı zamanda bir çeşit dost-düşman belirleme operasyonu da. 100’ün üzerinde devlet ve hükümet başkanına gönderilen davetler dikkate alındığında, davete icabet edenler ve etmeyenler üzerinden bir “muhasebe” ve propaganda yapılacağı muhakkak.

Soykırım kadar ağır vicdan kırımımız

Oya Baydar / -@t24.com.tr
Ermeni kırımı aslında 1915’ten önce başlamıştı. 1909 Adana Nisan katliamı 1915’in provasıydı. 1909’da Adana’daki kanlı vahşetle hesaplaşılabilseydi 1915 olmazdı. 1915’le yüzleşilebilseydi tehcirden hiç de aşağı kalmayan 1937-38 Dersim kırımı gerçekleştirilemezdi. 1930’larda Trakya Yahudi pogromları, Süryani, Rum tehciri olmazdı.  Dersim’le yüzleşebilseydik Kürt halkına zulmetmez, gayrimüslimlere yine de en hafifi Varlık Vergisi olan acılar çektirmez, 6-7 Eylül pogromunu yaşatmazdık. Tarihimizin bu acı olaylarıyla, suçlarıyla yüzleşebilseydik, bırakın yüzleşmeyi bizden saklanan, karartılan bunca acıyı, zulmü ve suç payımızı öğrenip bilebilseydik Kahramanmaraşlar, Çorumlar, Sivaslar olmazdı belki. Yok sayılan, inkâr edilen, yüzleşilmeyen her suç bir sonrakini hazırlar. Ve her suç, biz fark etmesek bile vicdanlarımızda gizli bir yara açar, o yara deşilip temizlenmedikçe ruhları zehirler. Kişiler gibi toplumların ruhunu da... Ermeni kardeşlerimiz için değil, kendimiz için.

Update & Reminder - Մոմավառութիւն Հսկում

Մոմավառութիւն Հսկում՝ Մեր 1.5 միլիոն Սուրբերուն Յիշատակին
Candlelight Vigil in Memory of Our 1.5 Million Saints

 
When: April 24, 2015 @ 7:30 PM
Where:OIA Center 
Categories:
Board of Trustees 
Executive Board

Ermenistan Türkiye'nin taziyesini reddetti

Ermenistan hükümeti Davutoğlu'nun mesajını sert bir dille eleştirdi. Ermenistan hükümeti ve önde gelen siyasi partileri, Başbakan Davutoğlu’nun 24 Nisan mesajını sert dille eleştirirken “taziye” dilekleri için “samimi değil” iddiasında bulundular. Ermeni medyasına göre, Ermenistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tigran Balayan, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu kastederek, “Erdoğan’ın geçen yıldaki reddedici mesajının yazarı, bu yıl mesajı kendi adına yayınladı” sözlerini kullandı.

DurDe Basın Toplantısının Konuşmacılarının İsim Listesi

Avrupa Irkçılık Karşıtları Taban Örgütleri Hareketi (EGAM): Benjamin Abtan 
Ermeni Hayır Kurumları Genel Birliği (AGBU): Nicolas Tavitian 
Project 2015: Sarah Leah Whitson 
Ermeni Soykırımı’nı Anma Platformu: Nurcan Kaya 
Ermeni Soykırımı’nı Anma Platformu: Levent Şensever
Ermenistan’dan Konuk: Satenik Bagdasarian 
Ruanda’dan Konuk: Charler Habonimana


Çüngüş'te katledilen Ermenilere ağıt

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) öncülüğünde Ermeni Soykırımı'nın 100’üncü yılı dolayısıyla Çüngüş'te katledilen Ermeniler anıldı. Anmaya Ermeni yurttaşların yanı sıra, HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan ve HDP'li adaylar, Ermeni sanatçı Ara Dinkjian katıldı. Çüngüş'e bağlı Yeniköy’de bulunan Düden Kuyusu'na 100 yıl önce soykırım sırasında diri diri atılarak katledilenler için kuyu başında buluşan Ermeni yurttaşlar, ağıtlar yakıp ve dua okudu…  İzmir Yüzleşme Atölyesi de Ermeni Soykırımı'nın 100’üncü yıldönümü nedeniyle Fransız Kültür Merkezi'nde "Yüzleşme" başlıklı panel düzenledi. Çok sayıda dinleyicinin katıldığı panelde konuşan Dersimli Ermeni Miran Pirgic, Ermenilerin maruz kaldığı soykırımda neler yaşandığını, çocukların doktorlar tarafından nasıl aşılanarak öldürüldüğünü ve kayıklarla Karadeniz’e döküldüğünü anlattı.

24 Nisan 2015


Տողանցենք Միասին

Սկաուտական տողանցք նուիրուած Ցեղասպանութեան 100 ամեակին:
Հովանաւորութեամբ թեմիս բարեջան առաջնորդ Տէր Հայկազուն Սրբազան Եպս. Նաճարեանի եւ կազմակերպութեամբ ՀՄԸՄ Աւստրալիոյ Շրջանային Վարչութեան Կիրակի 26 Ապրիլ 2015ին առաւօտեան ժամը 9:30էն սկսեալ բոլոր տողանցողները պիտի հաւաքուին Chatswoodի մէջ տեղադրուած անծանօթ զինուորի յուշապարտէզին շուրջ:

Ereğli'de Yapılan Yürüyüşte Ermenistan Bayrağı Yakıldı

Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından, Ermenilerin soykırım iddialarına karşı düzenlenen yürüyüşte Ermenistan bayrağı yakıldı.Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı binası önünde toplanan yaklaşık 100 kişi, Ermenilerin soykırım iddialarına karşı Türk bayraklarıyla yürüyüş düzenledi. Grup, 'Biz, biz, biz, Alparslan Türkeş'in askerleriyiz', 'Burası Türkiye, ya sev ya terk et' sloganları atarak Atatürk Anıtı'na kadar yürüdü.

Guardian Ermenistan'ı yazdı: Küçük bir Ülke, Büyük bir Millet

Guardian gazetesi Orta Doğu editörü Ian Black, Ermenistan'ın başkenti Erivan'dan izlenimlerini yazdı... 24 Nisan'ın 100. yılıyla beraber, dünyanın dikkatinin zamanla gözden kaybolan ve propaganda savaşına dönüşen ölümlere çevirdiğini belirten yazar, yaşananların artık olağanüstü boyutlarda bir suç ve Nazilerin Yahudi Soykırımı'nın da (Holokost) öncüsü olarak görüldüğünü ifade ediyor.

Şarkıları 100 Yıl Öncesi Son "Rahat Gece" İçin Söylediler

24 Nisan 1915 yılında ölüme gönderilen Ermeni aydınların anısına dün üç buçuk saat süren ve tek bir boş koltuğun kalmadığı “In Memoriam | 24 Nisan” konseri düzenlendi...Üç buçuk saat süren konserde Ermeni şair ve yazarların eserlerinden okumalar yer aldı. Kardeş Türküler, Ertan Tekin, Hasmik Harutyunyan, Karine Hovhannisyan, Erkan Oğur, Ara Dinkjian, Onnik Dinkjian, Haig Yazdjian, Şahan Arzruni, Erman İmayhan, Eileen Khatchadourian, Henning Schmiedt, Haïg Sarikouyoumdjian, Gaguik Mouradian, David Mayoral ve Jordi Savall sahne aldı. Ayrıca Zülfü Livaneli’nin “Hommage to Gommidas” bestesi ise ilk kez icra edildi.

Ayşe Hür: Devlet, 24 Nisan hatırlanmasın diye 23 Nisan'ı kutlama bayramı yaptı

HDP Çanakkale İl Örgütü, Ermeni Soykırımı'nın 100'üncü yılı vesilesiyle Çanakkale Belediyesi Türkan Saylan Tesisleri'nde "Demokrasi ve Barış" konulu konferans düzenledi… Tarihçi Ayşe Hür, "Tarih boyunca bütün iktidar ve devletler kendisine zarar verecek olayları inkâr etmiştir. Yüzleşmeye cesaretleri olmamıştır" diye konuştu. Türkiye'nin Ermeni Soykırımı'nın inkarı için her yolu denediğini vurgulayan Hür, milli tarihlerin ve bayramların çıkış noktasının tarihi olay ve olguları yok etmeye yönelik olduğunu vurgulayarak, "Mesela 24 Nisan Ermeni Soykırımı'nın dile getirilmesi ve hatırlanmasına fırsat verilmemesi için 23 Nisan günü kutlama bayramı olarak konulmuştur. Yine 25 Nisan Anzak Günü de kasıtlı olarak bu tarihe denk getirilmiştir. Amaç, Ermeni soykırımını hatırlatmamaktır" dedi.

« S » ile başlayan kelime, Voldemort, ve Türkiye’de tepkisel söylem

Samim Akgönül
ABD Başkanı’nın 24 Nisan açıklamasında da nefesler tutuluyor. Ve katliam, kıyım, felaket, BÜYÜK Felaket… vs denirse, Ankara’da bir bayram havası. Fakat bu metni buraya kadar okuyanların nazar-ı dikkatini muhakkak celbetmiştir: bu sevinmeler gittikçe azalıyor. “S” ile başlayan kelime Türkiye sınırları dışında çoktan normalleşti. Şimdi de o kelime telaffuz edilince gösterilen tepkilere bir göz atalım. Bu tepkilerin aynı kişiler tarafından dönüşümlü ya da beraber kullanılabildiğini ve ortama ve duruma göre bu tepkilerden birinin ya da hepsinin gösterilebileceğini belirtelim. 10 tane tespit ettim: Aslında “Onlar” “bizi” kesti : bu argümanı 2015’e kadar kademe kademe azalarak duydum. Son tahlilde ortada kör kör parmağım gözüne, demografik bir sorun var… Onlar da bizi kesti : Burada temel bir sorun var. Yukarıdaki istatistiki uçurumun dışında yapısal bir sorun. Bu argümanda Osmanlı tebaası Ermenilerin işlemiş oldukları olası suçlar ile (ki bu durumda suçun bireyselliği ilkesi geçerlidir) Osmanlı DEVLETİNİN işlediği kitlesel suç aynı kefeye konuluyor. Ve Türkler kendilerini Osmanlı Devleti ile özdeşleştirmiş oluyorlar.

Ermeni Soykırımı ve Ayasofya Mabedi

Mücahit Bilici
“Tarihçi değilim. Ama sözlü tarihten ve tartışmalardan anlayabildiğim kadarıyla ulaştığım şahsi kanaat ortada bir soykırımın olduğudur. Uluslararası kanunların ve kurumların bunu nasıl tanımladığından bağımsız olarak, benim anladığım hâliyle İslamiyet açısından Ermeni vatandaşlara yapılan şey bir soykırımdır. İslam’da yeri yoktur. Yapan babam da olsa zulüm zulümdür. İslam’da yeri olmayan zulmün, soykırımın, Müslümanlar arasında ise hayli hayli yeri vardır. Değil gayrimüslime, Müslüman Müslüman’a da soykırım uygulayabilir. Hele hele Türklerin böyle bir şey yapamayacağını söylemek, Allah’ın kâinata koyduğu kanunlara insanın imtihan edildiği gerçeğine aykırıdır. Her insan zulüm edebilir. Müslüman milleti gibi seküler bir kategoriyi husule getirmek için yine seküler bir ideoloji olan Müslüman milliyetçiliğinin işlediği bir cinayettir. Ulus inşa müteahhitlerinin yaptığı bir katliamdır, İslam’ın adaletine aykırıdır.

Said Nursi'nin Türkiye'nin tarihiyle bağlantılı olan hayat hikayesiyle alakalıdır.

Sait Çetinoğlu 
Resmi söylemin yedek lastiği Nur Cemaati teorisyeni Said-i Nursi ve Bediüzzaman efsanesi, kısaca Said Nursi tarihçesinin yazboz oyunu ilgili Emrah Cilasun'un  çalışması[i], resmi tarih söyleminin çatısının önemli kiremidini daha kaldırıp efsanevi söylemin su almasını sağlamıştır. Devletin rahle-i tedrisinde Said-i Kürdi'den Said-i Nursi'ye dönüştürülen Bediüzzaman, titizlikle yetiştirilip gerektiğinde kullanılan, Osmanlı'dan Kemalizme aktarılan, önemli işlevi olan bir aparattır.

Türk Dernekleri Paris'teki Anma Törenine Katılacak

Arzu Çakır
Her yıl 24 Nisan yaklaştığında diyasporada hummalı bir çalışma, Ankara’da da gergin bir bekleyiş başlıyor... Son 10 yılda, bu eylemlere İstanbullu Ermeniler ve onlara destek veren Türk aydınları da katıldı… Ancak bu yıl yurt dışında yaşayan Türkler, Paris’te bir ilke imza atacak. İlk kez Komidas anıtının ziyaretçileri Türkler olacak. Fransa’daki sivil toplum örgütleri bu sene 24 Nisan’da düzenlenecek büyük anma töreninden bir gün sonra, 25 Nisan’da saat 15.00’te Komidas anıtının önüne giderek 1915’te yaşamını yitirenleri anacak ve Türkiye’ye “soykırımı tanıması” çağrısı yapacak...Eylemin duyurusunu kaleme alan Akademisyen Ahmet İnsel de Amerika’nın Sesi’ne, bu adımın Türkler açısından önemli bir değişim olduğunu söyledi: “20 sene öncesine nazaran hem diyaspora, hem Ermenistan, hem de Türkiye tek blok olmaktan çıktı. Artık Ermeni diyasporasında Türkler’le iletişime geçilmesini savunan önemli bir kesim oluşuyor. Türkiye’de de bu talep yükseliyor” dedi.

İsrail’li tarihçi: Ermeni halkı iki kez soykırım kurbanı oldu

İsrail Açık Üniversitesi öğretim üyesi, tarihçi Prof. Dr. Yair Auron, Global Forumunda, Forumda, Holokost’un da anılmasından ötürü şükranını belirten Auron ″konferanslarımızda bizim asla diğer soykırımları hatırlamamamız ne yazık ki ayıptır. dedi. Tarihçinin Ermeni halkının iki kez soykırıma uğradığı kanaatini ifade ederek "Siz Soykırım kurbanı oldunuz, şimdi de bunun inkarının kurbanı oluyorsunuz. Türkiye’de bulundum ve Ermeni Soykırımını tanımadan Türkiye’nin demokratik bir ülke olamayacağını söyledim" dedi.

Erdoğan, 'Ermenistan'da kendileri çalıp kendileri oynayacaklar'

Erdoğan, baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından Masum ile düzenlediği ortak basın toplantısında, baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından Masum ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Ermenistan'da 1915 olaylarına dair düzenlenecek etkinliklere ilişkin, "24'ünde de ne yapacaklar; Ermenistan'da bir araya gelecekler, kendileri çalıp kendileri oynayacaklar. Konuşacaklar, edecekler, Türkiye'ye hakaretler edecekler. 24 Nisan'da biz de Çanakkale'de bir araya geleceğiz ama biz Çanakkale'de bizim gündemimizde Ermenistan yok. 23 Nisan'da yani yarın İstanbul'da biz dünya barışını konuşacağız, bizim farkımız bu" dedi. Çanakkale'deki anma törenlerine çok sayıda ülkeden liderlerin katılacağını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu: "24 Nisan Çanakkale 100'üncü kutlamalarını Ermenistan, hani 'Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış' kabilinden, güya onlara misillime yapıyormuşuz havasında konuşuyor, böyle bir değerlendirmenin içine giriyor. Bizim öyle bir derdimiz yok.

Türkiye, soykırım kararının ardından Avusturya Büyükelçisi’ni geri çağırdı

Geri çağrılan Vatikan elçisinin ardından, Türkiye Dışişleri Bakanlığı bu kez Viyana Büyükelçisi Hasan Göğüş’ü de Ankara’ya çağırdı. Ermeni Soykırımı’nı resmen tanıyan ve 1915’te yaşananları kınayan bir bildirgeye imza atan Avusturya Parlamentosu’na tepki gösteren Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin, Viyana Büyükelçisi Hasan Göğüş’ün Türkiye’ye geri çağrıldığını açıkladı… Avusturya Parlamentosu’nda grubu bulunan 6 parti, 1915 Soykırımı’nı kınayan bildirgeyi onaylayarak Parlamento’nun bugünkü oturumunda yayımlamıştı. Avusturya Parlamentosu Başkanı Doris Bures, parlamentoda bugün yaptığı konuşmada, 24 Nisan 1915’te Ermenilerin tutuklamasıyla başlayan olayların zorunlu göçle devam ettiğini ve soykırım ile son bulduğunu söylemişti.

Süryanilerden Davutoğlu ve Erdoğan'a mektup

1915 soykırımını inkar etmeye son verin Mektupta, soykırımın kabul edilmesi ve Hıristiyan halklara haklarının iade edilmesi talep edildi.  Süryaniler, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a 1915 soykırımının inkar edilmesine son verilerek, bu soykırımın kabul edilmesini ve Hıristiyan halklara tüm haklarının iade edilmesini talep eden bir mektup yazdı.

Bazı basit gerçekler

Etyen Mahçupyan  / etyen.mahcupyan@aksam.com.tr
‘Ermeni soykırımı’ tabiri yaşanmış ve kaybedilmiş olan her şeyi özetliyor, fazlasını söyleme ihtiyacını ortadan kaldırıyordu. Bu anlamda ‘soykırım’ söylemi Ermeniler için hem sağaltıcı hem hastalandırıcı etkiler üretti. Sağaltıcıydı çünkü her ailenin somut olarak yaşamış olduğu, hatırlanması dayanılmaz acılar veren bir geçmişin üzerini ortak bir örtü ile kaplıyor, herkesi ortak acının parçası yapıyordu. Aynı zamanda hastalandırıcıydı, çünkü yaşanmış olanı ideolojikleştiriyor, siyasileştiriyor ve giderek insani duyarlılığın ötesinde bir misyon olarak tanımlıyordu... ‘Türklerin’ görmesi gereken basit bir gerçek var: Birleşmiş Milletler’in soykırım tanımına göre 1915 tehcirinin ‘soykırım’ sayılmamasına ihtimal kalmıyor. Epeyce geniş tutulmuş olan bu tanım, belirli bir kimlik grubunun sadece bir kısmına bile, sırf o kimliğe sahip oldukları için ve grup halinde sistematik imha, zarar veya kültürsüzleştirme çabası içine girilmesine ‘soykırım’ diyor. Hatta hiç kimse ölmese bile, çocukların annelerinden koparılması da aynı adla karşılanıyor. Bu eylem çerçevesinde ‘niyet’ tartışmasının önemli bir yeri var. Soru İttihatçı hükümetin yapılanları ‘bilerek’ yapıp yapmadığı. Ne var ki Ermeni tehciri art arda birçok kafilenin ölüme gitmesini ifade ediyor. İlk kafile için ‘iyi’ niyet iddiası öne sürülebilse bile, herhalde sonrakilerin ‘iyi’ niyetle yapıldığını söylemek zor.Önemli olan yaşanmış olanın görülmesi, hissedilmesi, dokunulması, paylaşılması ve yüzleşilmesidir, ona hangi adın verileceği değil. İsteyen istediği adı verebilir. Yeter ki yaşanmışlığı gerçek haliyle ve bütün karmaşıklığıyla karşımıza koyabilelim ve ona adil bir biçimde birlikte bakabilelim.(!!!HYETERT)

Davutoğlu: Ermeni Diasporası İntikam Almak İstiyor

Başbakan Ahmet Davutoğlu, katıldığı televizyon programında Ermeni diasporasının Türkiye'den intikam almak istediğini söyledi. Diasporanın zengin olmasına rağmen Ermenistan'ın zenginleşmesini istemediklerini ifade eden Davutoğlu, diasporanın 100 yıl önce yaşananları unutturmak istemediğini kaydetti. Türkiye'nin güçlü bir ülke olduğunu söyleyen Davutoğlu, soykırım kararı alan devletlerin bu kararı pratiğe geçiremeyeceğini ifade etti… Biz böyle bir suçu kabul etmeyiz. Üçüncü taraflardan tek isteğim gölge etmesinler yeter. Bizi baş başa bırakın, biz bu sorunu çözeriz, dedi.

Ermeni Kilisesi Vakfı Başkanı Yesai Demir / Ermeni İlkokulu Öğrencilerinden Volkan Bozkır'a Şiir

Samatya Surp Kevork Ermeni Kilisesi Vakfı Başkanı Yesai Demir ise ziyaretin seçimle alakasının olmadığı, Bozkır ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'in daha önce de kendileriyle etkinlikler yaptığını anlattı. Bozkır ve Demir'in dostları olduğunu belirten Demir, şunları kaydetti: "Seçim için ya da bir taziye açıklaması için burada olduklarını düşünmüyorum. Dün Bakanlar Kurulu'ndan sonra sıcak gelişme olarak izledik Sayın Başbakanımızın açıklamasını. Uzun bir süreyi, birkaç seneye sığdırmak çok doğru değil. Geçen yıl Sayın Cumhurbaşkanımız taziyelerini bildirmişti. Bu sene de gene Başbakanımız bununla ilgili taziyelerini iletti. Bunlar bizim için çok memnuniyet ve umut verici. Ülke genelinde daha demokratik, anlamlı, daha birbirimizi anlayacak bir gelecekle ilgili çok büyük umut verici."

Ermeni Cemaati'nden Türkiye düşmanlarına tepki

Ermeni Cemaati Başkanı ve Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Bedros Şirinoğlu, Türkiye düşmanlarına tepki gösterdi. Ermeni Cemaati Başkanı ve Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Bedros Şirinoğlu, 1915 olaylarını Ermenistan ile Türkiye'den yetkililer ve tarafsız tarihçilerin aydınlatmasını isteyerek, "Bu işe müdahil olan, bizi kandıran ülkeler, maalesef ki bugün Türkiye'ye söylemleriyle düşmanca davranıyorlar" dedi. 

24 Nisan'a günler kala Ankara'da 'soykırım' paniği

Serkan Demirtaş / serkan.demirtas@hdn.com.tr
Ankara fark ettirmemeye çalışıyor ama arka arkaya gelen tanıma kararlarından büyük kaygı duyuyor. Ermenilerin, 1. Dünya Savaşı sırasında kitleler halinde tehcire zorlanan ve büyük bir çoğunluğu bu sırada yaşamını yitiren atalarını andığı 24 Nisan’ın 100. yıl anma törenlerine sayılı gün kala Ankara’dan yeni bir hamle geldi. Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı sırasında geçen sene yayımlanan taziyenin devamını Başbakan Ahmet Davutoğlu getirdi. Ama önemli bir farkla: geçen seneki mesaj 24 Nisan’dan sadece bir gün önce yayımlanmıştı; Davutoğlu’nun ki ise 4 gün önce dünya kamuoyuna duyuruldu. Ankara’nın amacının Türkiye’nin bu mesajının 24 Nisan arifesinde daha çok dolaşımda olması, tartışılarak gündemde kalması ve olası tanıma kararlarını etkilemesi olduğu değerlendirilebilir. Davutoğlu’nun mesajında dikkat çeken bir fark da bu sene 24 Nisan’ın Ermeni Patrikhanesi’nde yapılacak bir dini törenle anılacağı bilgisinin yer alması. Bu da yine ileri doğru atılmış bir adım olarak görülebilir. Bunun dışında kullanılan ifadeler her ne kadar geçen senekinden farklı değilse ve Ermeni toplumunu tatmin etmeyecek de olsa, bu açıklama, Türkiye’nin 24 Nisan olgusunu anlamaya çalışma ve yeni bir dil geliştirme yönündeki iradesini pekiştirmesi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Geçen seneki metine göre bir yenilik ise “Osmanlı Ermenileri” tanımının kullanılmış olması. Bu tanımın da yeni bir tartışma yaratacağı kesin.

Norair Chahinian - Boşluğun Gücü / The Power of Emptiness

23 Nisan Perşembe, 18:00
Tophane, Istanbul, Turkey'de Depo Kat 1 
24 Nisan - 31 Mayıs 2015 Chahinian ile fotoğrafları üzerine sohbet:  25 Nisan Cumartesi, 17:00 

1915 Soykırımının 100. Yılında 24 Nisan’da kimlerin yanındasınız?

Soykırım Karşıtları Derneği (SKD), Vicdan sahibi hiçbir devlet insanının, hiçbir aydın şahsiyetin, milyonlarca insanın kanına giren Birinci Dünya Savaşı baş sorumlularının kanlı egzersizlerini, savaşın toz dumanı içinde Osmanlı Hıristiyan tebaasını imha eden soykırım suçlularının icraatlarını, “vatan savunması”, ya da “Çanakkale zaferi” olarak kutlamak isteyen Türkiye Cumhuriyeti (TC) yetkililerinin davetini, kabul etmemeleri gerektiği inancındadır.  Zira “Çanakkale zaferi” adı verilen bu fütursuz tarih çarpıtması, devlet yetkililerinin, insanlığa karşı işlenmiş devasa suçların üstünü örtmek, 1915 Soykırımını inkâr etmek, baş sorumluları Talat, Enver, Cemal paşaları ve Alman, Avusturya-Macaristan suç ortaklarını aklamak için icat edilmiş bir manipülasyondur. 

Ermenistan'daki törene dört lider katılıyor

Ermenistan'da soykırım iddialarının 100. yılı için düzenlenecek törene Rusya, Fransa, Sırbistan ve Güney Kıbrıs liderleri katılacak. Ermenistan resmi makamlarından yapılan açıklamada törenlere Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Sirbistan Cumhurbaşkanı Tomislav Nikolic ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiades katılacak. Törende Mısır'dan da bir heyet bulunacak.

Mısır Kıpti Kilisesi Lideri Iı.tavadros Ermenistan'da

 Mısır Kıpti-Ortodoks Kilisesi Patriği II. Tavadros ve beraberindeki heyetin 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddiaları çerçevesinde düzenlenecek anma törenine katılmak üzere başkent Kahire'den ayrılarak Ermenistan'ın başkenti Erivan'a hareket ettiği bildirildi... 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddiaları çerçevesinde düzenlenecek anma törenine katılan en büyük ikinci heyetin Mısır olduğu ifade edilerek, faaliyetlerin Mısır'daki özel ve resmi 20 basın kuruluşu tarafından da takip edileceği bilgisi verildi.

Demokrasi mi dediniz?

Erol Bakırcıoğlu
Ermeni soykırımının yüzüncü yılına günler kala Avrupa Parlamentosu soykırımı kabul etmeyen ülkelere baskı yaparak bu soykırımın tanınması noktasında baskı kurarken, ABD Senatosu her 24 Nisan'da olduğu gibi bu yılda T.C. İle kıran kırana bir pazarlığa girerek alacağı ödünlerin büyüklüğü karşılığında yüzyıllık utancı öteleyebilecek m? TC. Kurulmuş olduğu günden bugüne demokrasiye ulaşması nokrasında önündeki engellerin başında Ermeni soykırımı gelir. Bu soykırımın sonucudur halklar mezarlığına dönüşen bu coğrafya.

Ermeni Kilisesini Ziyaret Eden Bakan Bozkır Üçüncü Şahısları Aramızdan Çekilmeye Davet Ediyoruz

Haber-Kamera Özgür Arslan
Ermeni kilisesini ziyaret eden AB Bakanı ve Baş Müzakereci Volkan Bozkır, "Bugüne kadar kullanılmayan, tamamen tarihi gerçeklerden uzak yanlış bir ifadeyi ABD Başkanı'nın kullanmayacağını tahmin ediyorum" "Üçüncü şahısları olsun, üçüncü partileri olsun bu olayda bizim aramızdan çekilmeye davet ediyoruz.

Eğer Amerika isterse!

Taner Akçam  -  Taraf 
24 Nisan yaklaşırken Papa Francis’in 1915’i soykırım olarak adlandırması ortalığı sadece dalgalandırmakla kalmadı, çıtayı epeyce de yükseltti. Bugüne kadar Türk hükumetlerinden korkarak kapı arkalarına saklanan Batılı devletlerin durumu zor.  Başta ABD, 1915 konusundaki politik kavgaya, isterlerse ‘nihai son’ verebilecek devletler, artık 1915’e niçin soykırım demeyeceklerini çok zor izah ederler. Üç önemli devletten söz ediyorum: ABD, İngiltere ve ABD’nin tutumunu etkileme gücüne sahip olduğu için İsrail.

Yeni Türkiye'de Hıristiyanlar'a yer yok, bunu anladık"

Haber: Serdar Korucu - serdarkorucu@hotmail.com / Arşivi
8 yıl önce Malatya'da vahşice işlenen Hıristiyan katliamının en yakın tanıkları Gökhan ve Özge Talas, “İki gün yurtdışında olsa gözünde İstanbul tüten bir insan olarak adaletin yerine gelmemesine üzülüyorum. Üç insanın vahşice öldürülmesi üzerine adaletin yerini bulması bu topraklar adına iyi olurdu. Çünkü bu tehlike yarın öbür gün Müslümanlar için de geçerli. Ama zaten adaletin Tanrı tarafından verileceğine inanıyorum. Gökhan Talas: Bir konuda bize hiç yalan söylenmedi. Bir kez daha gördük ki Türkiye’de Hıristiyanlar için adalet yok. Hiç şaşırtmadılar. Yani Hıristiyanlar için ortada bir “Yeni Türkiye” yok. Bunu gördük.

100 Yıllık İnkârın Sonu: Soykırım tanınsın, devlet özür dilesin

Tarih: 23 Nisan 2015, Perşembe
14.00-15.30: Soykırımın kabulü: Özür ve tazminat
Arus Yumul
Ferda Keskin
Mithat Sancar

Garo Paylan: Soykırım Suçu Bilerek ve İsteyerek İşlendi

Ekin Karaca
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul milletvekili adayı Garo Paylan’la konuştuk… “Arınç ‘Bilerek soykırım yapmadık’ diyor ama devlet bilerek bu soykırım suçunu işlemiştir. Türkiye toplumuna dört kuşak boyunca bu yalan söyleniyor. Biz bu anlamda Türkiye toplumunu değil, o dönemdeki zihniyeti suçluyoruz. O dönem devlet erkini taşıyan zihniyet bu suçu bilerek ve taammüden işlemiştir. O dönemdeki zihniyeti bu anlamıyla henüz mahkum edebilmiş değiliz…“Davutoğlu, ‘masum Ermeniler’ ifadesini kullanıyor. Tıpkı bugün eşitlik mücadelesi yürüten tüm halklardan insanlar olduğu gibi o dönem de eşitlik mücadelesi yapan Ermeniler vardı. ‘Masum Ermeniler’ ifadesi kullanıldığına göre, eşitlik mücadelesi yapan insanları hala ‘masum olmayanlar’ ve ‘yok edilebilecek unsurlar’ olarak görüyorlar… “Cumhurbaşkanı da ‘Ermeniler tehcirin yolunu kendileri açtılar’ demişti. Yani bugün hak mücadelesi yapan insanlar hak mücadelesi yapan toplum kesimleri katledilmeyi veya ülkeden sürülmeyi mi hak ediyorlar? Bu nedenle bu ayrımı kesinlikle kabul etmiyorum…“Ama şunu söyleyeyim, Davutoğlu'nun ve geçen sene Erdoğan'ın taziye mesajları önemlidir. “Çünkü bunlar devlet katından gelen ilk üzüntü beyanlarıdır. Bu anlamda önemsiyorum. “Ancak hemen sonraki cümlelerde konan, diğer suçlarla eşitlemeye çalışan, yani ‘O dönemde Müslümanlar da öldü’ diyen anlayışı kabul etmiyorum. “Çünkü hiç bir suç başka bir suçla eşitlenemez. Her acı düştüğü yeri yakar ve her acı ayrı bir şekilde tarihsel bağlamında değerlendirilmelidir.

Ermeni sanatçılardan ''ortak kader'' vurgusu

AA muhabirine açıklama yapan fotoğraf sanatçısı Ara Güler, geçmiş olayları unutmakta fayda olduğunu belirtti… Kadim halklar olan Ermeni ve Türklerin bütün olduğunu vurgulayan Güler, ''Hepsinin adı Türkiye Cumhuriyeti'dir. Bu memlekette yaşayanlar, kökenleri ne olursa olsun Türk'tür. Türkiye vatanlarıdır'' ifadelerini kullandı.Türkiye'nin 1915 olaylarının tarihçiler tarafından araştırılmasını önerisine ise Güler, ''Özgür tarihçiler hakikatı yazarlar. Çünkü hakikatın dışına çıkamazlar'' diye konuştu… Diyarbakır'a yerleşen udi Yervant Bostancı, ''Dışarıdakilerin ne söylediği beni ilgilendirmez. Türkiye Cumhuriyeti olarak içimizdeki gönülleri hoş etmemiz lazım. Dışarıdakilerle bu işi çözemeyiz.  Biz bu yarayı kendi içimizde çözmeliyiz. Benim Mehmedim, Kirgorum, Ayşem, Agoum bu topraklarda.  Türkü, Ermenisi, Kürdü aynı nefesi alıyoruz. Onlarla aynı kaderi paylaşıyoruz. Yüzyıllara dayanan derin dostluğumuz var. Gerekirse birlikte ağlamışız, beraber savaşmışız, beraber bir lokma ekmeği paylaşmışız.''… Müzisyen Garo Mafyan da 1915 olaylarının tarihçiler tarafından araştırılması gerektiğini belirterek ''Tarihin araştırılması ne benim işim ne başkasınız işi'' dedi. Papa Franciscus'un 1915 olaylarına ilişkin sözlerine de değinen Mafyan, ''Papa Katolik aleminin lideridir, Hristiyan dünyasının değil. Herkes bir şey söyler. Papa'nın sözleri onu bağlar'' diye konuştu.(!!!HYETERT)

AK PM Ermeni Soykırımını kınayan bir Bildirisi kabul edecek

Önümüzdeki günlerde Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AK PM) tarafından Ermeni Soykırımının tanınması ve kınanmasına ilişkin bir Bildiri kabul edilecek… Bildiride özellikle Ermeni Soykırımı olmak üzere soykırımlar kınanmakta. Soykırımın tanınması ve kınanmasının ileride soykırımların önlenmesinde bir mekanizma olarak algılandığını ifade eden Arpine Hovhannisyan ″Bildiriye 200 delege katılmış durumda, sanıyorum önümüzdeki günlerde kabul edilecek″ dedi.

ABD’li Ermeniler Davutoğlu’nun 1915 mesajına ‘sahte özür’ dedi

Hrant Kasparyan / Demokrat Haber
ABD Ermenileri mensuplarının yer aldığı Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA) Davutoğlu’nun açıklamasını ‘sahte özür’ olarak nitelendirdi. Associated Press’in (AP) haberine göre Davutoğlu’nun açıklamasını bir özür olarak kabul etmediklerini dile getiren ANCA’nın direktörü Aram Hamparian, “Başbakan Davutoğlu’nun sahte özrü, tanıma, tazminat, pişmanlık ya da sorumluluk üstlenme anlamında bugün hiçbir şey ifade etmiyor” dedi. ABD Başkanı Barack Obama’nın, “Türkiye’nin oyununu bozmak” için tarihi bir fırsat elde ettiğini dile getiren Hamparian, ABD’nin, Ankara’nın utanç veren inkâr sürecine müdahil olmaya son vererek, işlenen suçun adil ve doğru bir şekilde tanımlanmasıyla, Türkiye ve Ermenistan’ın bölgede daha iyi bir geleceğe hazırlanması gerektiğini ifade etti.

1915 için Almanya da 'soykırım' diyecek

Almanya parlamentosunda cuma günü yapılacak "1915'in 100’üncü yılını anma toplantısı" öncesi, hükümet partilerinin taslak metninde "soykırım" ifadesinin kullanılıp kullanılmayacağı yönündeki tartışma sona erdi. Almanya'daki koalisyon hükümetindeki Hıristiyan Birlik (CDU/CSU) ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) grup yöneticileri ‘Ermenilerin kaderinin tehcir ve soykırım tarihine bir örnek teşkil ettiği’ ifadelerinin yer aldığı bir metin üzerinde anlaştı… Cumhurbaşkanı Joachim Gauck ise perşembe akşamı Alman kiliselerinin bu konuda Berlin Katedrali’nde düzenleyeceği bir ayine katılacak.

Arınç’tan şaşırtan çıkış: “Bilerek ‘soykırım’ yapmadık”

Başbakan Yardımcısı Arınç, Ermeni diasporasının, her yıl 24 Nisan’ı kendileri için bir soykırım olarak düşünüp, bu konuda çaba sarf ettiklerini belirterek, ‘Biz, tarihimizde böyle bir kara sayfanın olmadığına inanıyoruz. Bilerek, kasıtla ve isteyerek soykırım yapmadık. Dünyada soykırım yapanlar da bellidir’ dedi. 
(İstemeden ve kasıt olmadan soykırım nasıl yapılır acaba? HYETERT) 

Fisk: Ermeniler 'iyi Türkleri' onurlandırmalı

Fisk'in yazısında şu ifadeler yer alıyor: "Papa zaten, bu hain eylemi, bir ırkı kasten ve planlı bir şekilde yok etme girişimini, Birinci Dünya Savaşı'nın en korkunç katliamını 'soykırım' olarak tanımlayarak Türkleri sinirlendirdi. Türk hükümeti, fakat Tanrı'ya şükür ki tüm Türk halkı değil, tarihi gerçekleri hırçın ve çocukça bir tutumla inkâra devam ediyor. Bunu da yine aynı saçma 'savaş döneminin kaosu'nda uygulanan bir plan olduğu zeminine oturtup 'soykırım' ifadesinin İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra uydurulduğunu, dolayısıyla kendileri için geçerli olmadığını söylüyor. Bu temelde bakıldığında, o zaman Birinci Dünya Savaşı da 'Birinci Dünya savaşı' değildi çünkü o dönem savaş, 'Birinci' Dünya Savaşı olarak anılmıyordu."