Etiketler

'Soykırım tepkisi' Türkiye'yi AB yolunda zorlayabilir

Avusturya'da yayınlanan Der Standard gazetesine konuşan Avrupa Komisyonu Komşuculuk ve Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn, ‘Ermeni soykırımı‘ tartışmaları hakkında açıklamalarda bulundu. Ankara'nın "çok sert tepkisini" yaklaşmakta olan Haziran seçimine bağlanması gerektiğini vurgulayan Hahn "Bu Türkiye'nin bazı kesimleri arasında çok rağbet gören bir mesele olabilir. Fakat konunun uzun vadeli sonuçları beni endişelendiriyor." dedi. Hahn sözlerini şöyle sürdürdü: "Avrupa ve batı karşıtı duruşun tohumları böyle ekilir ki, bugünün bakış açısıyla gelecekteki bir AB üyeliği zor görünüyor."

ORC’nin Ermeni Meselesi Anketi

ORC Araştırma’dan 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri öncesi yayınladığı en son ankette seçmenin ‘Ermeni Meselesi’ne bakışı analiz edildi. ORC Araştırma, 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri’ne 39 gün kala kamuoyunda tartışmalara neden olan 1915 olaylarını masaya yatırdı. “1915 olaylarının 100. yılında toplumun ‘Ermeni’ meselesine bakışı” anketi 17-20 Nisan tarihleri arasında 38 ilde 1420 vatandaş ve akademisyenin katılımıyla yapıldı.

Siyaset ve Tarih Yazıları İslamın Faydaları

Sevan Nişanyan
İslam aleminin insanlığa katkıları deyince ilk aklımıza gelen şey alkol. Şaraptan saf alkol damıtmayı 11. yüzyılda Müslüman İspanya’da icat etmişler. Avrupalılar oradan öğrenmiş. Adı Arapçadan, al-kuhl, yani (göze sürülen cinsten) “sürme”. Neden sürme? Hiçbir yerde sağlıklı bilgi bulamadım. Sanırım o devirde kimyasal maddelerde bir çeşit kod adı verme geleneği var, belki meslekî sır kaygısıyla ya da başka nedenle. Boraks, antimuan, arsenik, zincifre gibi bazı kimyasal maddeler de o devirde Araplardan Avrupalılara geçmiş.

130,000 March in Los Angeles to Commemorate the Centennial of the Armenian Genocide

More than 130,000 took part in the March for Justice on April 24, 2015 to mark the centennial of the Armenian Genocide according to the Los Angeles Police Department. Demonstrators started the march from the Little Armenia neighborhood in Hollywood and proceeded to walk six miles to the Turkish consulate on Wilshire Boulevard, in the second largest march in the history of the State of California. Leading the supporters were clergy, members of congress, state, civic and foreign officials as well as community leaders.

Saklı Konak Müzesi

Gaziantep'te 2011 yılında faaliyete geçen Saklı Konak Bakır Eserleri Müzesi ile ilgili olarak daha önce bir yazı göndermiştim ve sitenizde yayınlanmıştı. Saklı Konak Bakır Eserleri Müzesi Türkiye'de Ermeni ustalarına ait eserleri müze adı altında sergileyen tek mekan olmasına rağmen hiç bir ermeni vatandaşı dört yıldır müzemde göremedim.

Türkiye AP kararını iade etti

Türkiye, Avrupa Parlamentosu'nun (AP) 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarına destek veren kararını, kapak yazısı ekleyerek aynen iade etti… Türkiye'nin AB Daimi Temsilciliği'nden yapılan açıklamada, "1915 olayları hakkında 15 Nisan'da AP Genel Kurulu'nda kabul edilen ve 29 Nisan'da resmi olarak Daimi Temsilciliğimize iletilen karar, 30 Nisan'da AP'ye iade edilmiştir" ifadesi kullanıldı. AP'nin bağlayıcı nitelik taşımayan kararında, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarına destek verilerek Türkiye'ye geçmişiyle yüzleşmesi ve bu iddialarını kabul etmesi çağrısı yapılmıştı.

Farklı İnanç Grupları ve İnançsızlar Diyanet İçin Ne Diyor?

Ekin Karaca
Diyanet, 47 kamu idaresi arasında en fazla pay ayrılan 14. idare. Peki, herkesten alınan vergilerle çalışan ama sadece Sünni Müslümanlara hizmet veren bu kurum hakkında farklı inanç grupları ve inançsızlar ne diyor? Diyanet İşleri Başkanlığı’na ilişkin sürmekte olan tartışmaları matematikçi Ali Nesin, yazar Roni Margulies, siyasetçi Mehmet Bekaroğlu, Azınlık Vakıfları eski temsilcisi Laki Vingas, HDP İstanbul milletvekili adayı Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği eski başkanı Ali Kenanoğlu ve işletmeci Mari Esgici ile konuştuk.

Serj Sarkisyan, Sb. Anna Kilisesinin mesh töreninde hazır bulundu

Ermenistan cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ve eşi Rita Sarkisyan bugün 30 Nisan’da Erivan Katoghike Surp Meryem Ana Kilisesi bitişiğinde yeni inşa edilen Surp Anna Kilisesinin mesh ayininde hazır bulundular; ayin Dünya Ermenileri Katolikosu Garegin II riyasetinde icra edildi.

Mardin Surp Kevork Kilisesi için Kitap Kermesi ve Söyleşi

Mardin Surp Kevork Ermeni Katolik Kilisesi ve Manastırı'nın rölöve ve restorasyon çalışmalarına katkı sağlamak için 2 Mayıs Cumartesi günü TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi'nde kitap kermesi ve söyleşi düzenlenecek. Mardin Surp Kevork Ermeni Katolik Kilisesi ve Manastırı'nın rölöve ve restorasyon proje çalışmaları için oluşturulan fona katkı sağlamak amacıyla düzenlenen Kitap Kermesi, 2 Mayıs 2015 Cumartesi günü, 11.00 – 18.00 saatleri arasında, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy binası giriş katında yapılacak.

Edebiyatta Ermeniler ve Ermeni edebiyatı

Türkiye Yazarlar Sendikası, 1915’ten önce ve sonra Ermeni edebiyatı ve edebiyatta Ermenileri konu aldığı bir panel düzenledi. Yıldız Sarayı Dış Karakol Binası’nda bulunan Yazarlar sendikasında yapılan panelde şair C. Hakkı Zariç, Nükhet Eren ve Tahir Şilkan, 1915’te öldürülen edebiyat eleştirmeni, yazar ve şairler Taniel Varujan, Siamanto, Rupen Sevag, Ardaşes Harutyunyan, Yerukhan, Tigadintsi, Melkon Gürcüyan, Rupen Zartanyan, Dikran Çögüryan Krikor Zohrap, Keğam Parseğyan, Smpad Pürad olmak üzere çok sayıda edebiyatçıdan bahsettiler.

OIA Social Events Reminder


OIA Social Events Reminder

Պոլսահայ Միութեան «Տարեկան Ընդհանուր Ժողով»ը

տեղի պիտի ունենայ, Հինգշաբթի, Մայիս 14, 2015ին,

Միութեան «Գրիգոր եւ Աւետ» Քիւրքչիւօղլու» սրահին մէջ

երեկոյեան ժամը 7:00ին


———————————
To all OIA members,

Our annual General Assembly
will take place on May 14, 2015 at 7 PM  .
If the quorum is not met at that time,
present members will constitute the quorum
and
the assembly will take place at 8 PM.

Kripto Ermeni' Rahatsızlığı

Vahdet’in özel haberleri gayri milli çevreleri rahatsız ediyor. Hürriyet’ten Cansu Çamlıbel adlı yazar “PKK yönetiminde kripto Ermeniler var” haberimizden dolayı gazetemize saldırdı ve Vahdet’i “müptezellikle” suçladı. Bu yazarın 24 Nisan günü sözde soykırımı anmak için Ermenistan’a gittiği ortaya çıkarken, bu bile tek başına rahatsızlığının nedenini ortaya koymaya yetti.

ABD'de yeni Ermeni tasarısı

Kongre'ye ABD Başkanı Obama'yı, "Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin, gelecek 100 yılda, iki ülkenin ortak çıkarlarına dayanan adil, yapıcı, istikrarlı ve kalıcı yönde ilerlemesine çalışmaya çağıran" karar tasarısı sunuldu. ABD Kongresi'ne, ABD Başkanı Barack Obama'yı, "Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin, gelecek 100 yılda, iki ülkenin ortak çıkarlarına dayanan adil, yapıcı, istikrarlı ve kalıcı yönde ilerlemesine dönük çalışmaya çağıran" karar tasarısı sunuldu.

Gerçek 30. Ermeni Soykırımı, bilim insanları, akademisyenler ve kâr amacı gütmeyen kuruluşların yanı sıra birçok parlamento, hükümet ve devlet başkanı tarafından resmen tanınmıştır.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


1960’lardan bu yana dünyanın her yerindeki örgütlü Ermeni Diyasporası toplumlarının en önemli etkinliklerinden birisi Ermeni Soykırımı’nın yaşadıkları ülkede kamusal alanda kabul görmesi için çalışmak olmuştur. Kabul görme, bir siyasinin bu konuda konuşma yapmasından, yerel meclis ya da parlamentonun karar almasına, mitingler düzenlenmesine, kamusal alanda bir yer tahsisine, anıtlar, müzeler ya da araştırma enstitüleri gibi Ermeni Soykırımı konusunda kurumların oluşturulmasına kadar çok çeşitli biçimler alabilir.

Gerçek 29. Lübnan Ermeni Üniversitesi’nın roket fırlatma kulübü 1960’larda stratosfere ulaşmıştı.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


1960’lar hiç kuşkusuz bizlere Soğuk Savaş’ın dönüm noktalarını yaşatmıştı: İşte Küba füzeleri krizi, Prag Baharı ve Sovyet lideri Nikita Kruşçef’in Birleşmiş Milletler’de ayakkabısını çıkarıp kürsüye vurduğu haberleri… Bütün bunlar, Washington ve Moskova’nın komutası altında giderek daha da ölümcül hale gelen bir silahlanmanın durmadan artırdığı gerilim koşullarında yaşanıyordu. Üstelik Uzay Yarışı’nda öne geçecek olan taraf silahlanmayı daha da hızlandıracak ve çıtayı yükseltecekti.

DurDE


100 yıl sonra Ermenilerin acısını anlamak bu değil…

Alin Ozinyan
Acının, eziyetin, talanın, ölümün, katliamın olduğu yerde suç ve suçlular vardır. Suçlu bulunmadıkça, suç saklandıkça, suçlu ve mağdur ayırt edilmedikçe, trajedi ağırlaşır, tedavi edilmez hala gelir. Sadece mağdur acılarından değil, suçlu da gizlenmekten hastalanır. 1915 yılında yaşananlar bir soykırımdı. Türkiye’de seyrettiğimiz bu panik ortamı da işte bu yüzden.   Tarihi sorumluluğu “ortak acı” yada “adil hafıza” yaklaşımları ile örtbas etmek vasat bir diplomatik manevradan ötesine gidemiyor, tezi geliştirenler de bunun farkında. Hafızasızlaştırılan bir toplumun olmayan hafızası adil olamayacağına göre, suçlu ve mağdurunu hala birbini tanıdığı bu acının ortaklığından da söz etmek mümkün değil. 1915’de kazananlar ve kaybedenler oldu. Ermeniler kaybetti. Ermenisiz bir Türkiye yaratmak isteyenler kazandı. Bu iki tarafın hellaşmesi için yapılabilecek çok şey var. Öncelikle samimi olmak gerekli, öncelikle utanmak…

Katille mağdurun acısı ortak olamaz

Elçin Poyraz
Daha çok Davutoğlu icadı gibi görünen ve Adil Hafıza gibi olağan şüphelilerin yürüttüğü sivil kampanyalarla desteklenen ortak acı söyleminin, "Ermenileri rüzgâr üfürdü" düzeyindeki 100 yıllık inkârcılıktan sonra birçok kişinin gözünü boyaması şaşırtıcı değil. Fakat bu söylem, tıpkı Çanakkale savaşının tarihini değiştirmek gibi beyhude bir makyajdan ibaret, üstelik düz inkârcılıktan daha sinsi. Adil Hafıza grubunun web sitesi açıklamasına göre “1915’te yaşananlar tüm Anadolu halklarının ortak acılarıdır [...] ve dost ve kardeşler arası küskünlük Anadolu hoşgörüsüne sığmaz.” Acıları yarıştırmanın çok ayıp olduğundan bahsettikten sonra “ama Türkler de acı çekti” mızıkçılığı yapmak asıl acı yarıştırma değilse nedir? Kerameti kendinden menkul bir “Anadolu hoşgörüsü” ezberine dayanarak üstelik... Soykırım şiddeti belki de en estetikten yoksun, sıfır noktasında yaşanan en mutlak şiddettir ve bu yüzden de açıkça ve hiçbir süslü cümlenin ardına sığınmadan yazmak gerekir: 1915’te ortak acı yoktur.

"Soykırım" Gerilimi Rusya ile İlişkileri Zora Sokabilir

Ermenistan’ın başkenti Erivan’da 24 Nisan’da yapılan 1915 olaylarının yüzüncü yıl törenleri Rusya ve Türkiye arasında tansiyonu yükseltti. Ermenistan’ın başkenti Erivan’da 24 Nisan’da yapılan 1915 olaylarının yüzüncü yıl törenleri Rusya ve Türkiye arasında tansiyonu yükseltti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 23 Nisan’da Moskova’da düzenlenen bir konferansa gönderdiği mesajında “soykırım” ifadesini kullanması, 24 Nisan’da Erivan’a giderek törenlere katılması ve Rusya parlamentosu alt kanadı Duma’nın “soykırım” açıklamasını kabul etmesi Ankara’nın tepkisine neden oldu.

25 Ermenice sözlüğün yer aldığı Online Kütük hayata geçirildi

Ermenistan Diaspora Bakanlığı, Ermenice ve Ermeni Araştırmaları Internet Merkezi (ISMA) ortak inisiyatifiyle «Ermenice ve Ermeni Araştırmaları Internet Merkezi» Multilingual Çeviri Programı hayata girdi; program var olan açıklamalı ve çeviri amaçlı tüm 25 sözlüğü içermekte... Sözlük Veri Tabanında Doğu Ermenicesi 98000, Batı Ermenicesi 97500, Klasik Ermenice 14500, İnilizce 11700, Rusça 99000, Türkçe 44000, Almanca 9000, Latince 9000, Fransızca 4000, Kürtçe 20000, Lezgice 7000, Zazaca 1000, Talışça 30000 kelime yer almakta.

Cengiz Aktar: Mi mornarzis

Unutmabeni çiçeğinin Ermenicesi, tercümesi unutmabeni… Pekçok dilde aynı… Bir bakıma, insanın hafızasız yaşayamayacağını hatırlatan çiçek… Soykırımın yüzüncü yılı etkinliklerinin evrensel simgesi. Hafıza ve adalet üç gün süren ve sade Ermeni değil bütün soykırımları hatırlayan Erivan’daki uluslararası anma ve toplantının ana temasıydı. Cuma anıtın bulunduğu Kırlangıç Tepesi’nde sağlı sollu Anadolu yerleşimlerinin adlarını bir kez daha görünce soykırımın Ermenilerin olduğu kadar bizim hepimizin hikâyesi olduğunu düşündüm.

Sason tek bekar Ermenisi, köyde yaşamak isteyen kızla evlenmek istiyor

Doğup büyüdüğü Mereto dağı eteğindeki Çalışlar köyünün havası ile doğa güzelliklerini İstanbul’a değişmediğini belirten Kaplan; “Yakınlarımızın çoğu Erivan ve İstanbul’a göçtü. Amcaoğlum Arif Kaplan’la köyde kalan tek Ermenileriz. Yaşım ilerliyor. Evlenecek bir Ermeni kızı arıyorum” dedi. 

Çocuksu Düşlerimize Soykırım Yaptırmayacağız

Zeynep Tozduman
Bu yazımı, Tuzla Ermeni yetimhanesinde, yetişenlere ve bu yetimhanenin yapılmasında emeği geçen soykırım mağduru tüm Ermeni çocuklarına ithaf ediyorum. Soykırımlar, katliamlar, baskılar, asimilasyonlar, yıkımlarla geçen yüzyıılık acının tam da yüzüncü yılında Ermeni halkı, anılarında büyük anlamı olan Armen (Tuzla) Ermeni yetimler kampının 2015 Mayıs ayında yıkılacak olmasıyla, sessiz ve derin bir üzüntü yaşamaktadır... Bizler, Ermeni halkının Sessiz çığlıklarına ortak olduğumuz kadar insanız.

TIME Türkiye düşmanlığı için bunu da yaptı

Ermeni asıllı ABD'li şov yıldızı Kim Kardashian, Ermenistan gezisinden öğrendiklerini ve Türkiye'ye nasihatlerini Time dergisi için kaleme aldı… ABD Başkanı Barack Obama'nın bu yılki 24 Nisan açıklamasında 'soykırım' kelimesini kullanmamasından hayal kırıklığı duyduğunu kaydeden Kardashian, "Türkiye'nin soykırımı kabul etmesinin zamanı geldi. Bu şu anda oradaki insanların suçu değil, 100 yıl önce yaşandı. Türkler bu durumu kabullenirse herkesin hayatına devam edebileceğine inanıyorum. Geçmişle yüzleşmemek saygısızlık" diye devam etti.

Taniel Varujan


Acılarımızı Çıra Etmeyelim

Marklar Esayan
Şimdi bu eski Türkiye ittifakı, siyasi partilerinden STK'larına, İstanbul sermayesinden, cemaat ve elit medyasına kadar aynı hizada dizilmiş halde post modern bir darbe için ellerinden geleni yapıyorlar. Bir Ermeniden gasp ettikleri matbaa üzerinden yayın hayatına atılan, İttihat genli Cumhuriyet gazetesi paralelin yayın organı olarak Ermenice manşetle çıkıyor. Daha birkaç sene önce el konmuş gayrımüslim vakıf mallarını iade etmeye çalışan AK Parti'nin Meclis'ten geçirdiği yasayı “Türkiye'nin zeminini dinamitliyorlar” diyerek AYM'ye götüren Kemal Bey, bugün Ermeni bir vekil adayı çıkartıyor. (Türkiye için minik, CHP için dev bir adım.) Tarihi ters yüz ederek, sanki Tehcir'den AK Parti sorumluymuş gibi, ait oldukları darbeci geleneğin bizzat yediği haltları bugünkü egemenlik kavgasına çıra ediyorlar… Tüm bu hengâme içinde, Türkiye kendi yeniden kuruluşuna devam ediyor. Geçmişi adil bir hafızadan okumak, ortak acılarımıza sahip çıkmak adına tarihi adımlar atılıyor. Ancak öyle bir mahalle baskısı kurmuş durumdalar ki, bu tarihi adımlara sahip çıkıp hakkını verenler anında linç ediliyorlar.

«168 Jam»: Ermeni-Türk sınırı önümüzdeki 2 yıl içinde açılabilir

Rus analist Stanislav Tarasov,  Önümüzeki bir buçuk, en fazla iki yılda Ermenistan ve Türkiye ilişkilerinin regülasyonuna ve Ermeni-Türk sınırının açılmasına sahip olacağımızı sanıyorum. Her şey bu yöne götürüyor. Ermeni Soykırımının 100. Yıldönümü etkinlikleri fonunda Türkiye yalnız kaldığında, Türkiye benzeri baskı rejimine dayanamaz, öyle ki Ermenistan’a işbirliğine yönelik ortak noktalar bulmaya çalışacaktır″ dedi. Uzmanın kanaatince Ermeni-Türk sınırı artık lokal sınır değil aksine AEB-Türkiye sınırı ve RF, AEB üyesi Ermenistan ve Türkiye’nin ilişkilerinin çözümlemesiyle alakadar (…) »

Gerçek 28. Latin Amerika’ya Ermeni göçü büyük ölçüde 1920’ler ile 1950’ler arasında gerçekleşti.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek

Latin Amerika’da Ermeni varlığının tarihi nispeten yenidir. Brezilya, Uruguay ve Arjantin’e bazı göçlerin 19. yüzyıla ve 20. yüzyılın başlarına rastladığına ilişkin kayıtlar bulunsa da, buralara Ermeniler en çok soykırımın ardından yerleşmişlerdir. Güney Amerika’da yaşayan Ermenilerin büyük bir bölümü, bugünkü Türkiye’nin güneydoğu sahillerinde yer alan Kilikya bölgesinde, genellikle ticaret ve ayakkabı imalatıyla geçinen Ermenilerin torunlarıdır. Buraya göçün zirveye ulaştığı 1920’lerle 1950’ler arasındaki dönemden sonra Latin Amerika’ya göç oldukça azdır. Dolayısıyla bu kıtada bugün yaşayan Ermeniler öncelikle İspanyolca ve Portekizce konuşurlar.

Gerçek 27. Missak Manouchian II. Dünya Savaşı’nda Fransa’da göçmenlerin oluşturduğu direniş gruplarının liderlerinden biriydi.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek

İkinci Dünya Savaşı’nın ön cephe hatlarındaki savaş alanları, çok kan akıtılmamış olan Nazi işgali altındaki birçok Fransız şehrinden farklı bir görünüm sergilemişti. Ancak Fransa, Nazi liderlerihi ve karakolları hedef alan Rezistans (Direniş) savaşçılarına karşı Naziler tarafından yürütülen misilleme harekâtları sonucunda ağır bir şiddete sahne oldu. Rezistans hareketi, bombalama, suikastler, gerilla savaşı, sabotajlarla ülkedeki Nazi operasyonlarını zayıflatmayı ve zarar vermeyi hedefleyen, aynı zamanda savaşa yönelik istihbarat toplayan, yeraltı gazeteleri çıkaran çeşitli gruplardan oluşuyordu. Bu gruplar arasında yabancılardan oluşan bir sendikal örgüt olan Francs-tireurs et Partisans – Main d’œuvre immigrée (Göçmen İşçilerin Milis ve Partizanlar Grubu) da yer alıyordu.

Gerçek 26. Bir ulusal din olarak Hıristiyanlığı ilk benimseyen – genel kanıya göre İ.S. 301 yılında – Ermeniler oldu.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


Ermenilerin anayurdu coğrfi olarak İsa’nın öğretisini aktardığı ve çarmıha gerildiği Kutsal Topraklar’dan uzak değildi. Hatta Edessa (Urfa, bugünkü Türkiye’de Şanlıurfa) Kralı Abgar’ın, İsa ile mektuplaştığına ve mucizelerini orada göstermek için onu kendisini ziyaret etmeye davet ettiğine inanılır. İsa, müritlerinden birini Edessa’ya gönderme sözünü verir. Ve gerçekten de İncil’de iki havarinin, Thaddeus ve Bartholomew’un Kutsal Kitap’ı kuzeye, Anadolu’ya, Küçük Asya’ya ve Kafkas dağlarına götürdüğü anlatılır.

Gerçek 25. İstanbul’un birçok mimari harikası Balyan ailesinin eseridir.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


Dört kuşak boyunca, altı Osmanlı padişahına imparatorluk mimarı olarak hizmet veren Balyan ailesinden dokuz mimar, her zaman Doğu ve Batı’nın kavşak noktasında yer almış ve 19. yüzyıl boyunca gelenekle modernite arasında kalmış İstanbul’a biçim vermiştir. Aileye adını veren Merametçi Bali Kalfa 1803 yılında öldüğünde oğulları, Osmanlı saray çevrelerinde toplumsal ve politik nüfuzun işareti olan “Amira” onursal ünvanını daha o zaman almış olan Krikor ve Senekerim babalarının yolundan yürüdü.

Taşhoron Kilisesi'nde Çocukluk

100LEŞME
Ali Haydar İmre
Gözyaşlarımız ıslattı takvimin yapraklarını. Kanlarla yazıldık tarihin sayfalarına. Unuttuk mu? Unutursak kurusun bu yürek. Hala yastığa koyduğumda Taşhoron’da oynuyorum. Gözyaşlarımızla ıslanan topraklar, çocuk gülüşleriyle şenlensin diyedir sözümüz. 1977 yılında Dersim-Ovacık Elgajiye köyünden Malatya’ya uzanan yolculukta üç yaşındaydım. Önce Paşaköşkü ardından Çavuşoğlu Mahallesi’nde konakladı yoksulluğumuz…

Vicdansız hafıza adil olmaz

Kadri Gürsel / kgursel@milliyet.com.tr
Kötülükleri önlemenin yolu bütün kötülüklerin anası olan 1915’le gerçekten ve samimi biçimde yüzleşmekten geçer. Yüzleşmek dediğimiz de Ermeni soykırımını kabul etmeye indirgenmemeli. Toplumsal vicdana kavuşmamız için 1915’te yaşananlar tam bir özgürlük ortamında incelenmeli ve tartışılmalı. Ermenistan’la ilişkiler ön koşulsuz normalleştirilmeli, üniversitelerde kürsüler kurulmalı, konu ders kitaplarına girmeli ve bu toprakların kadim Ermeni kültürü ihya edilmeli ki ortak geleceğimiz güvence altına alınsın. Vicdansız hafıza adil olmaz. (İyi ki varsınız. HYETERT)

HDP'nin 23 Nisan 1920'ye bakışı, 1915 Ermeni Soykırımı'na yaklaşımını gölgeliyor

 Çetin Çeko / cetin.ceko@gmail.com
 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” için özel gündemle toplandı. Genel Kurul’da HDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken, devamla, 1921 ruhunun temsilcisi olan Kurucu Meclis’in, öz yönetime sahip il meclislerine geniş yetkiler vererek tüm yurttaşların farklılıklarıyla beraber bulundukları yerde yönetime katılma imkânını ortaya çıkardığını, 1921 Anayasası’nda çoğulculuk, ademi merkeziyetçilik ve temsilde adalet prensibinin esas alındığını vurguladı… Birinci Meclis gerek temsil, gerekse demokratiklik açısından PKK lideri Öcalan, HDP sözcüsü Baluken ve bu tezi dillendiren çevrelerin belirttikleri içeriğe sahip değildir. Birinci Meclis’te Türk, Kürt, Çerkez, Arnavut, Boşnak Laz, Tatar ve benzeri uluslara mensup temsilciler bulunurken, Anadolu’nun Gayri Müslim kadim halkları Rumlar, Ermeniler ve Süryaniler “yerli düşman” oldukları için Birinci Meclis’te temsil edilmemişlerdir. Mustafa Kemal, Meclis’ten Türkler de dahil Kürtlerin, Çerkezlerin, Boşnakların, Lazların ve Tatarların “hudud-u milli” içinde tek ulus olmalarını istemiştir. 1920-24 periyodu, Müslümanlıktan Türklüğe geçiş periyodudur...  HDP, 1920 Meclisi ve 1921 Anayasası’nı pozitif tarihsel siyasal çıkışlar ve örnekler olarak değerlendirmeye devam ederse, kabul ettiği ve kınadığı 1915 Ermeni Soykırımı’nı bu yaklaşımla tekzip etmiş olur.

Ermeni Yazar Mıgırdiç Margosyan: "1915 Olaylarını 'Soykırım' Olarak Nitelemedim"

Kitaplarında sıkça 1915 olaylarına değindiğini söyleyen Margosyan, şunları söyledi: "Bakın ben kitaplarımda özellikle 1915 olaylarına değindim ama ben onu hiçbir zaman bir soykırım olarak nitelemedim. Benim orada hep altını çizdiğim bir şey var o da 'kafile' çünkü o yörede insan kafileler halinde meçhule gönderildi. Onlardan birisi de benim babam ve bir sürü akrabamız. Onlar kendi aralarında konuşurken hep şunu söyler 'Kirvem kafilede sen neredeydin' Üç yaşında 5 yaşında birbirlerini kaybeden bu insanlar hep o kafileden bahsederlerdi. Bugün yani 100 sene sonra halen tamamıyla olmasa bile maalesef bir inkar dönemi yaşıyoruz. Oysa insanların geçmişi ile geleceği ile yüzleşmesi çok normal bütün toplumlarda bir takım hata olmuş olabilir ama onlarla oturup yüzleşme cesaretini göstermek gerekir. Bu bir erdemdir bunu yapmak gerekir." (!!!! HYETERT)

Aleppo’s Armenian Church of Forty Martyrs Destroyed

ALEPPO, Syria (A.W.)—The Armenian Church of Forty Martyrs in Judayda, Aleppo, has been destroyed. Some sources reported that the church was bombed with explosives placed underneath the structure through underground tunnels; others claimed the destruction was due to shelling.

SHT Belgesel Gösterimi

2 Mayıs Cumartesi Saat: 16:00
Yer: Surp Haç Tıbrevank Derneği

Aram I, Türkiye Anayasa Mahkemesine, Katolikosluk varlıkları için başvurdu

Kilikya Katolikosu Aram I, bugün 28 Nisan’da  Sis Katolikosluk konutu ve varlıklarının iadesi amacıyla Türkiye Anayasa Mahkemesine başvurdu. Bilgi Kilikya Katolikosluğu Divanından geldi. Kilikya Katolikosu Aram I’in konuya ilişkin açıklamasında daha 19 Eylül’de 5. «Ermenistan-Diaspora» Kongresi esnasında yaptığını hatırlatalım.

Sivaslı Hüseyin Efendi'nin hikâyesi: Elimdeki 42 kurşunu o Ermeni çocukları almak isteyenlere yediririm!

Ömer Laçiner
Ecdadı Talat ve Enver olanlarla 'dedem Hüseyin Efendi olsaydı keşke' diyenler arasındaki ürpertici uçurumu bir kez daha duyumsadım. Galiba yirmi yıl kadar önceydi. Çocukluk arkadaşım Nişan’ı aramak için gittiğim Feriköy’deki Sivaslı Ermenilerin de müdavimi olduğu hemşehri kahvesinde çok yaşlı bir Ermeni’nin oturduğu masaya ilişivermiştim. Yan masadaki konuşmalarda bir ara “hamaylı” sözcüğü geçti. * İhtiyar birden ilgilendi; “bilirim” dedi, “üç yıl taktım”. Masadakiler “Amca sen Hıristiyansın, nasıl olur?” diye şaşırarak sordular. Epey ısrardan sonra anlattığı hikâyeyi onun ağzından anlatayım:

‘Ermeni Soykırımı’ Propagandacılarına...

Bedri Baykam / bedri.baykam@gmail.com
 “Ermeni Soykırım” iddialarına karşı Kemalist Platform’un Göztepe Parkı’nda düzenlediği panelde şunu söyledim: “Günün sorusu: ‘Türkiye özür dileyecek mi? Toprak ve tazminat taleplerini kabul edecek mi?’ Bakın ben hem tazminat sözü, hem de sizleri ikna etme sözü veriyorum. Ama iki şartım var: Birincisi, ABD, Manhattan’dan başlayarak Kızılderililerden aldığı tüm toprakları özür dileyerek geri verecek, Avrupa’ya dönerken ağır tazminatlar ödeyecek. İkincisi, geçmişi açık soykırımlarla dolu Fransa, İspanya, Rusya başta olmak üzere, her ülke parlamento kararları çıkaracak ve başkentlerinin göbeğine bu soykırımların anıtlarını dikecek.” (Sanatçı şöyle diyor onlar da yaptı biz de yaptık. Onlar kabul edip tazminat öderlerse biz de öderiz. Yani soykırım doğru da herkes yapıyor. HYETERT)

Ermeni katliamından bir asır sonra*

Author: Darina Grigorova
“Tarih tarihtir, kurbanlar kurbandır...” Başbakan Boyko Borisov “soykırım” ifadesinden kaçınarak, Osmanlı İmparatorluğunda 1915-1922 yılı olaylarını “Ermenilere toplu katliam” ifadesiyle değiştirdi. 24 Nisan 2015’te Bulgar Parlamentosu bu yöndeki karar tasarısını kabul etti… 1915- 1917 yıllarında Bulgaristan’a 30 bin ermeni göçmen gelir. Türk hükümeti iki defa onların kabul edilmesine karşı çıkarak, nota gönderir. Fakat Bulgar idareleri bu dayatmaları kabul etmez. Tam tersine. Çar Ferdinand özel bir talimat çıkarır ve Ermeni sığınmacıların kabul edilmesine hüküm verir. Toplum, Ermeni göçmenlerin uyum sağlaması için yardım eder, Ermeni okulları kurulur, Ermeni kiliseleri inşa edilir ve geçimleri için gereken herşey yapılır. Bugün, Bulgarların %61’i bu katliamla ilgili bilgi sahibi değil. Dünyanın büyük bir kısmı, Ermenilere uygulanan zulümler önünde susmaya devam ediyor.

Ermeni Soykırımı üzerine

David Romano
İmparatorluk, 20’nci yüzyılın başında gücünü kaybederek ümitsizliğe kapıldı. Herkesi ve her mekanı düşman sanmaya başladı. Yüzyıllar boyunca köylerinde yaşayan yüz binlerce masum Hristiyan buna örnektir. Onların tek isteği sıradan bir hayat sürmekti. Hristiyanlar tehlikeden uzak durmak için içlerinde siyaset yapanları uzaklaştırıyordu. Soykırım Uzmanı Helen Fein, sözkonusu olguya teşvik edici 4 sebep belirlemektedir. Bu sebeplerin bütünü Osmanlı İmparatorluğu’nda gücünü kaybettiği dönemde mevcuttu. O dönemde imparatorluk, yeni yöneticilerine tek ırk ve nasyonalizm düşüncesini öğretiyordu. Sebepler şunlardır: Ciddi veya muhtemel tehditleri yok etmek, düşmanların veya düşman olma ihtimalini taşıyanların kalbine korku salmak, sermaye elde etmek veya bir inanç ya da ideolojiyi zorla kabul ettirmek. Maalesef bugüne kadar saydığımız sebepler hâlâ mevcuttur. Ermenilerin çektiğini,Ezidiler ile Iraklı ve Suriyeli Hristiyanlar da bugün İslam Devleti’nin (IŞİD) elinden çekiyor.

Ermeni halk müziği ve ‘Shoghaken Folk Ensemble’

Tam olarak hangi tarihte olduğunu hatırlamıyorum ama uzun yıllar evvel tanımıştım “Shoghaken Folk Ensemble” ile bu müzik topluluğunun solisti Hasmik Harutyunyan’ı. Ermeni müziğine yeni yeni ilgi duymaya başladığım yıllardı. Dinlediğim ilk Ermeni halk müziği albümleri, Türkiyeli Ermenilerden oluşan “Knar” grubunun hazırladıklarıydı. Bildiğim kadarıyla iki CD çıkardı Knar. Sonra ne oldu bu topluluğa bilmiyorum, sanırım dağıldılar.

Gerçek 24. Ermeni Soykırımı’na verilen tepki ilk uluslararası insani yardım hareketini oluşturdu.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


Ermeni Soykırımı kapalı kapılar ardında yapılmadı. Elbette 1. Dünya Savaşı gerçekleri örtmede oldukça iyi işlev gördü; ama katliam ve tehcir haberleri tüm dünyaya yayıldı. Dünya duydu ve dünya cevap verdi. Dünyanın verdiği cevap, o tarihten bugüne uluslararası insani yardım hareketlerini şekillendirdi. Listenin başında Amerikan Süryani ve Ermeniler Yardım Komitesi(ASEY) , daha sonraki adıyla Near East Relief (Yakın Doğu Yardım Örgütü) yer alıyordu. Örgüt bugün de Yakın Doğu Vakfı adı altında faaliyetlerini sürdürüyor.

Gerçek 23. Avrupa’daki ilk kahve dükkânlarını Ermeniler açmıştı.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


Doğrudur, Ermenistan’da kahve yetişmez. Hiçbir zaman yetişmemişti ve muhtemelen hiçbir zaman da yetişmeyecek. Bugün dünyanın en değerli ticari ürünlerinden birisi olan kahvenin kökleri, Etiyopya’daki Kaffa bölgesine uzanıyor. Anlatıldığına göre bir keçi çobanı, bir bitkinin çekirdeklerini yedikten sonra keçilerinin enerjilerinin arttığını fark etmiş. Kavrulup öğütüldükten sonra içilecek şekilde hazırlanan bu çekirdekler insanlar üzerinde de aynı etkiyi göstermiş!

Gerçek 22. İran Ermenilerinin tarihi antik çağa kadar uzanıyor.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


Bölgenin adına Med ülkesi, Pers ülkesi ya da İran diyebilir, yöneticilerini İ.Ö. 6.-4. yüzyıllar arasında hüküm süren Ahamenişler (Akamenid), daha sonra Partlar ya da Sasaniler, orta ya da yeni çağın başlarında Safevi hanedanı, ardından gelen Kaçar hanedanı, ya da bugünün İslam Cumhuriyeti olarak anabilirsiniz; her ne derseniz deyin, burada Ermeniler ile İranlılar arasında, kısmen coğrafi yakınlık, ama onun da ötesinde Elbrüz dağları, Aras nehri ve Urmiye gölü üzerinden binlerce yıl karşılıklı ilişkiler sonucu çok eski bir ortak kültürden kaynaklanan bağlar vardır.

Gerçek 21. Alexander Mantashev 20. yüzyıl başında dünyanın en zengin petrol sanayicilerinden biri ve önde gelen Ermeni hayırseverdi.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


Alexander Mantashev (Mantaşyan ya da Mantaşyants’ın Rusçalaştırılmış şekli) bugün Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te (Tbilisi) 1842 yılında doğdu. Tiflis, 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında Ermeni kültürü, toplumu, siyaseti ve ticareti açısından bir merkez konumundaydı. İlk gençlik yıllarını kuzey İran’da babasının tekstil işinde çalışarak geçirdi. Ardından uzunca bir süre, o dönem pamuk ticaretinin küresel ölçekte merkezi olan, aynı zamanda önde gelen Ermeni Diyasporası aktörlerinin bulunduğu İngiltere’deki Manchester şehrinde yaşadı.

Ermeni (Soy)kırımı 100 yıla sığar mı

Kazım Gündoğan
Ermeni Soykırımı'nı ele alırken, gerek Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, gerek İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin (İTC) yönettiği devletin, gerekse Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğini sürdürmede başvurdukları politikaların ve yönetme biçimlerinin benzerliği ve devamlılığı nedeniyle Ermeni (soy) kırımının 100 yılla sınırlanmayacağı düşüncesindeyim. Bu nedenle Ermeni   (Soy)kırımı 100 Yıla Sığar mı? sorusunu, yazımın başlığı yaptım... Berlin Antlaşması’yla “Ermeni Reform Planı” kararlarını sabote etmek için Abdülhamit yönetiminin giriştiği yaygın Ermeni pogromları sonrası on binlerce Ermeni’nin Kafkasya’ya kaçtığı ve bu pogromlar sırasında kılıçtan kurtulmanın yolu olarak Müslümanlaş(tırıl)an Ermeni sayısının 80 bin ile100 bin kişi arasında olduğu belirtilmektedir. Konu hakkında kapsamlı çalışmaları olan Hovsep Hayreni şunları yazmaktadır. “Ermeni sorununun nihai çözümü” olarak 1. Dünya Savaşı içinde girişilen soykırım öncesinde bu tasfiyenin doğu genelindeki kısmı denemesi 1895–96 yıllarında gerçekleştirildi. Bunu daha sonra 1909 Adana katliamı izledi.”[1] Baskılar 1894 yılında Sason yöresinde Ermenileri başkaldırıya yöneltti. Başkaldırı kanlı bastırıldı. Sultan Abdülhamit bununla yetinmedi, Sason başkaldırısını gerekçe göstererek Orta ve Doğu Anadolu’nun genelinde saldırılar başlatıldı. 1895 son baharından 1896 ilkbaharına kadar onlarca şehir ve yüzlerce kasabada yağma ve talana katliamlar eşlik etti. Hıristiyanların inanç merkezleri yakıldı, yıkıldı. Büyük bir yıkım yaşadı. Bu yapılanlar Ermeni halkının iradesinin kırıldığı dönem olarak tanımlanması yanlış olmaz. Selim Deringil, Abdülhamit döneminde, Patrikhane’nin rakamlarını referans alarak 1894–1897 arası katledilen Ermeni sayısının 300 bin civarında olduğunu söyler.[2]

"Benim de Türk Arkadaşlarım Var"

Nilay Vardar
100LEŞME / Kayane Gavrilof Anlatıyor
Üniversite öğrencisi Kayane Gavrilof, Ermeni gençliğinin "öteki" dünyayla tanışmasını anlatıyor. Kayane Gavrilof, 25 yaşında bir üniversite öğrenci. Feriköy’de yaşıyor, yazlarını Kınalıada'da geçiriyor. Sayat Nova Korosu üyesi. Üniversiteye kadar Ermeni okullarında okudu, Türkçe konuşulmayan bir evde büyüdü. Şimdi İstanbul Üniversitesi’nde sinema okuyor. Kayane Gavrilof, Ermeniler içinde geçen kapalı yaşamından çıkıp "sudan çıkmış balığa" döndüğü "öteki" dünyayla tanışmasını anlatıyor.

Prof. Taner Akçam: 1915'te Ermeni ayaklanmaları olduğu iddiası yalan

Kağan Sezgin
Türkiye kamuoyu “Soykırım mı, değil mi” tartışması yaparken ezberler tekrarlandı ve “Soykırım değil” pozisyonu alanların önde gelen argümanlarından biri yine “Ermeni ayaklanması” oldu. ABD’deki Clark Üniversitesi’nde öğretim üyesi Prof. Dr. Taner Akçam bu “bilgi”yi sorguluyor ve “Sistemli ve düzenli bir Ermeni ayaklanması daha sonra icat edildi. Böyle bir şey var olsaydı, belgeleri olurdu” diyor.

Ben kendimi kandıramıyorum

Rasim Ozan Kütahyalı
Sonuç-merkezli, bir amaç kutsal olarak kabul edildiğinde o amacı hayata geçirmek için yapılabilecek her şeyi mubah gören iğrenç zihniyetti esas katliamları ve soykırımları yapabilen.  Bu ahlaksız ve vicdansız zihniyet 1915 konjonktüründe İttihatçılık olarak karşımıza çıkmıştı. Talat adlı, insanları nüfus mühendisliği projelerinin basit birer parçası olarak görebilen bir adamda somutlaşarak karşımıza çıkmıştı. Evet, ben kendi hikâyemi aktardım. Artık kendimi kandıramıyorum. 1915'te bu topraklarda bir büyük facia, bir soykırım yaşandı. Bir insanlık suçu işlendi. Bu suç karşısında söylenecek her "Ama..." artık midemi bulandırıyor.

Kamp Armen 23,5 Nisan* olur mu?

Ceren Sözeri / cerensozeri@gmail.com
Bu hafta sonu Kamp Armen’e ya da bilinen adıyla Tuzla Ermeni Yetimhanesi’ne son ziyaret gerçekleştirildi. Kampta büyüyenler burada son kez bir araya geldiler. Rivayet o ki çok yakın zamanda bu yemyeşil cennet bahçe yeni villalar yapılmak üzere yok edilecek. Bilinen adı yetimhane çünkü Anadolu’dan getirilen ve Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi’nin alt katına yerleştirilen çocuklar için yapılmış. Kendileri ‘çocuk evi’ demeyi tercih ediyor. 1962 yılında Tuzla’daki bu araziyi satın alıp kilise adına tescil ettirmişler. Gedikpaşa’da kalan çocuklar Tuzlalı Hasan Kalfa’nın önderliğinde sırtlarında çimento taşıyarak, fidanlar dikerek bu kampı elleriyle inşa etmişler. "Gayrimüslim vakıfların mülk edinemeyeceği" gerekçesiyle 1979'da Vakıflar Genel Müdürlüğü Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi Vakfı'nın elindeki tapunun iptal edilmesini ve eski sahibine geri verilmesini istemiş. Parası ödenen, bin bir emekle yapılan kamp hiçbir bedel ödenmeden ellerinden alınmış.

Hrant Dink davası ertelendi

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayetine ilişkin davanın 5'inci duruşması görüldü. Duruşma 3 Eylül'e ertelendi. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in katledilmesine ilişkin yürütülen davanın 5'inci duruşması İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya sanıklar katılmazken, Dink ailesi avukatları duruşmada hazır bulundu.

Ermeni meselesinde Türklerin 'ekser' kanaati budur

Ahmet Turan Alkan 
1915’te Anadolu Ermenilerinin başına gelenler hakkında, ortalama muhafazakâr, Türk, Müslümanların ne düşündüğünü gösteren, oldukça temsil edici nitelikle bazı tepki mektupları aldım. Bu tepkilerin sebebi, geçen hafta Zaman’da yayımlanan ‘Resmî Karmanyola’ başlıklı yazımdaki ana fikirdi. Bu ana fikri kısaca özetleyeyim: ‘Soykırım’ tartışmalarını bir tarafa bırakalım; tehcire tabi tutulan Ermeni nüfusunun mallarına ne oldu? Devlet arşivciliğimiz ve araştırmacı tarihçiliğimiz ‘soykırım’ gibi tartışmalı bir kavramın mahiyetini aydınlatamayabilir fakat Ermeni Emvâl-i metrûkesi hakkında kuşaktan kuşağa aktarılan söylentileri kesin ve belge diliyle cevaplayabilmeliydik en azından... “Tarihî gerçeklerle millî menfaatler çatıştığında ekseriyeti itibariyle milletimiz nerede durur, meseleye nasıl bakar?” sorusuna ortalama bir cevap veriyor bu üç mektup. Hakikate hürmet, insaf ve daha önemlisi bir metni okuyup doğru anlamak, artık çoğunluğun değil, ‘azlığın’ meziyetidir ve bu durum hepimizi derinden endişelendirmelidir.

İranlı yazarın gözünden Ermeni tehciri

Rengin Arslan
İran'da kısa öykünün ustalarından biri olarak bilinen Muhammed Ali Cemalzade 1916 yılında Bağdat'tan İstanbul'a gidiyordu. Daha sonra Avrupa'ya geçecekti. Cemalzade yolculuğu sırasında Ermeni tehcirine tanıklık etti… Cemalzade ise şunları söylüyordu: 'Jandarmaların yaklaşık 400 kişilik yürüyen cesetlerden oluşan bu grubun dinlenmelerine izin verdikleri bu yere vardığımızda öğleden sonraydı. Adamlar ve kadınlar bulabildikleri eski çaput ve kağıtlardan ayaklarına iplerle bağlayarak ayakkabı yapmaya çalışmıştı. Ayakları kundağa sarılmış yeni doğmuş bir bebek kadar kocaman olmuşlardı. Erkekler ve kadınlar açlıklarını gidermek için kök veya kuru ot bulabilmek umuduyla çöl kumunu eşeliyordu. Bir kadın bana doğru geldi ve hercai erkeklerin ilgisini engellemek için saçları kazınmış 18 ve 19 yaşlarındaki iki kızını gösterdi. Bana Fransızca, bu ikisinin açlıktan ölmek üzere olan kızları olduğunu söyledi ve avucundaki iki elması uzatıp kızlarının ölmemesi yiyecek bir şeyler vermemi istedi. Çok utandım ve bizim azığımız da bitmek üzere olduğu için onlara ne verebiliyorsam verdim. Elmasları kendisine saklamasını söyledim.

Gerçek 20. Ermeni panteonunda yer alan tanrıların adlarını bugün de duyabilirsiniz.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


Pagan Ermenilerin panteonunda hem yerel tanrı ve tanrıçalar, hem de komşu kültürlerden alınıp benimsenmiş olanlar yer alıyordu. Tahmin edileceği gibi, güneş ve ay, dağlar ve nehirler gibi doğal fenomenlere tapınmanın yanı sıra, güzellik ve akıl gibi daha soyut kavramlar da tanrısallaştırılmıştı. Eski Ermenilerin tapındığı tanrılar arasında bir de yazı tanrısı, yani Tir (Batı Ermenice söylenişinde Dir) vardı. Bir yazı tanrısının varlığı, Ermenilerin, alfabelerinin yaratıldığı 5. yüzyıldan önce de – ve Hıristiyanlığın benimsenmesinden yüz yıl sonra – yazılı bir kültüre sahip oldukları savını destekliyor.