Etiketler

Nalbandyan: Ermenistan hiçbir zaman Türkiye'den toprak talebinde bulunmadı

Nalbandyan, Washington ziyareti kapsamında Ulusal Basın Kulübü'nde gazetecilerin sorularını yanıtladı... Nalbandyan, Washington'un Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesinden yana olduğunun hatırlatılması üzerine, "ABD'nin, Türkiye Ermenistan ilişkilerinin ön koşulsuz olarak normalleşmesi konusundaki duruşunu paylaşıyoruz" dedi... Nalbandyan, Ermenistan'ın Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi için hiçbir zaman 1915 olaylarına ilişkin iddialarını ön koşul olarak öne sürmediğini ve Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi konusunda herhangi bir ön koşullarının bulunmadığını savundu. Bir gazetecinin "Ermenilerin Türkiye'den toprak talep etmesi" ile ilgili sorduğu soruya Nalbandyan, bu iddianın Türkiye'de ortaya atıldığını öne sürerek, "Ermenistan Cumhuriyeti hiçbir zaman Türkiye'den toprak talebinde bulunmadı" yanıtını verdi. (Bir de bunu resmi çevrelere anlatabilseler. Devlet başkanı toprak talebimiz yok diyor, bakan yok diyor yine de var diye iddia eden sözüm ona bilim adamları ve yazarlar var. HYETERT)

9 Mayıs'ta Kamp Armen'e


Vakıflar'dan Ermeni Cemaatine Çözüm Önerisi

Sibel Kurtoğlu
"Mülk ilk sahibinde olsa sorun kolayca çözülebilecekti. Mülk, özel mülk olduğu için kanuni düzenlemeye tabi tutulamıyor. Vatandaşın mülkünü alıp, cemaat vakfına vermek mümkün değil. Ama Ermeni cemaatinin haklı olduğu bir taraf var. Ermeni cemaati haklı, 'Bu mülkün bedelini ödedik. Yargıtay içtihatı ve iade ile ilgili mahkeme kararı da hukuki değil. Haksızlığımız giderilsin' diyor. Burada durdukları yer doğru. Tuzla'daki araziyi Ermeni cemaatine satan kişi, mülk tekrar kendisine geçince başkalarına satmış. Bu satış gerçekleştiği için de mülkün eski malikinden hukuki yollarla alınması imkanı da ortadan kalkıyor… Mülkün geri alınabilmesi mümkün değil. Burada özel hukuk kuralları geçerli. İlk malikinden mülkün bedelinin tahsili için dava açılabilir. Mahkeme de mülkün bedelini, Ermeni cemaatine satan ilk malikinden tahsili noktasında karar verir. Ama sanırım Ermeni cemaati, bunu istemiyor. Mülkümüzü geri verin' diyorlar. Buranın çocuk kampı olarak yaşatılması için bedeline razı değiller. Bedeline razı olsalar, kesinlikle mahkemeye gidildiğinde mahkeme onlara bedelinin verilmesiyle ilgili kararı çıkarır. Bu yol hala açık. Mülkün bedelini dava açıp alabilirler."

Ermeni sorununu tarihçilere bırakmak

Prof. Dr. Hakan Özoğlu
Papa ve Avrupa Parlamentosu’nun da 'soykırım' kelimesini telaffuz etmesinden sonra, olayın tarihçilere bırakılması tezi tekrar gündeme geldi… Lafı hiç uzatmadan söyleyeyim: Profesyonel tarihçiler bile “soykırım mı, değil mi?” sorusuna tartışmasız bir cevap verme ehliyetine sahip değildir.  Çünkü bu cevap ne olursa olsun subjektif olmak mecburiyetindedir. Daha önemlisi “soykırım” kelimesinin taşıdığı hukuki anlamdır. Tarihçinin görevi yargılamak değil, delil toplamaktır. Yani tarihçilere bırakılması gereken, arşivlerden bilgi ve belge toplamak ve bunların güvenilirliğini profesyonelce değerlendirmek olmalıdır. “Bu kadar politize olmuş bir konuda bir tarihçiler kurulunun ortak bir sonuca varması bile hemen hemen imkânsızdır.”… "Soykırım" konusunda ise en yalın biçimiyle söyleyeyim: Bu kelime hukuki bir değer taşımaktadır ve profesyonel tarihçilerin bu konuda kesin ve bağlayıcı bir sonuca varma ehliyeti yoktur. Ama, genelde Türk entelektüellerin görevi; Ermeni “soykırımını” kesinlikle kabul etmeyen Türk milliyetçilerine rağmen, dedeleri katliamlardan geçmiş Ermenilerin 1915 olaylarını “soykırım” olarak ilan etme haklarının olduğunu halka anlatmaktır.

Cumhurbaşkanlığı Sofrası Sona Erdi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Sofrası sona erdi... Cumhurbaşkanı Erdoğan tarihçilerle birlikte Birinci Dünya Savaşı ve 1915 olaylarını masaya yatırdı... Sofradaki konuların detaylarını açıklayan Armağan, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada en önemli husus olarak Ermeni soykırımı iddialarını dile getirdi. Gerekse Putin’in açıklamalarından duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Gerekirse Türkiye’nin Rusya ile diplomatik ilişkilerini gözden geçirebilecek kadar işin ucunun gidebileceğini, bu konuda geri adım atmayacağını ve bu konuda Türkiye’nin siyasi düzlemde de olsa akademik düzlemde de olsa tavrını netleştirmesi gerektiğini ifade etti. Bir uzlaşma, yumuşama ‘biraz onlar öldürdü biraz biz öldürdük’ şeklindeki bir yaklaşımın asla doğru olmadığını net bir şekilde tavır konulmasının hayati bir öneme sahip olduğunu belirtti” diye konuştu.

Başbakanlığın kitabına göre Ermeni kıyımı ‘aksaklık’mış!

Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı “Bin yıllık Komşumuz Ermeniler ve Bir Asırlık Mesele: Demokratikleşme Sürecinde Yeni Yaklaşımlar” isimli kitap yayımladı. Kitaba göre Ermenilerin zorla yurtlarından edilmesi sırasında yaşananlar “istenmeyen bazı aksaklıklar”… Ölen Ermenilerin korunmadığı ve aç bırakıldığı ise Başbakanlığın yayımladığı kitapta itiraf ediliyor: “Osmanlı Hükümetinin tehcir edilen Ermenilerin bakımı, koruması ve yeterli beslenmesi yönünde planlama yapılmasına rağmen uygulamada istenmeyen aksaklıklar ve suistimaller Ermenilerin çoğunun bu döneme ait zihinlerinde kazınmış acı hatıralara sahip olmasına sebep vermiştir.” 

Ամերիկա Եւ Հայաստան Առեւտուրի Եւ Ներդրումներու Համաձայնագիրի Նախագիծը Ստորագրեցին

ԵՐԵՒԱՆ, «Երկիր».- Մայիս 7ին, Հայաստանի նախագահ Սերժ Սարգսեանի գլխաւորած պատուիրակութեան հետ Ուաշինկթըն գտնուող արտաքին գործոց նախարար Էդուարդ Նալբանդեան եւ Միացեալ Նահանգներու առեւտուրի ներկայացուցիչի տեղակալ Տեն Մուլանի, Հայաստանի նախագահին ներկայութեամբ, ստորագրեցին Հայաստանի Հանրապետութեան եւ Ամերիկայի Միացեալ Նահանգներու միջեւ առեւտուրի եւ ներդրումներու շրջանակային համաձայնագիրի նախագիծը:

Türkiye'nin Lüksemburg Büyükelçisi Geri Çağrıldı

Türkiye, Lüksemburg'un sözde Ermeni soykırımına ilişkin karar tasarısını kabul etmesi üzerine büyükelçiyi geri çağırdı. Lüksemburg Parlamentosu'nun yayınladığı deklarasyonda Osmanlı topraklarında yaşayan Ermenilere 1915 yılından sonra yapılan "trajik olayların" bir "soykırım" oluşturduğu vurgulanmış, Lüksemburg sözde Ermeni soykırımını tanıyan 22.ülke olmuştu. Bu gelişmeler üzerine Türkiye, Lüksemburg büyükelçisini geri çağırdı.

Savaş muharibi: Dünyaya barış ve milletlere dostluk

1926 yılında doğan Hovsepyan, 1944 yılında askere sevk edildi ve askerlik hizmetini 1950 yılında tamamladı. Haçik Hovsepyan, Macaristan, Çekoslovakya, Avusturya cephelerinde savaştığını, savaş sonrasında askerliği Almanya’da sürdürdüğünü belirtti. Hovsepyan ″9 Mayıs benim için çok şey ifade etmekte. Bu Zafer günüdür ve Şuşi’nin Kurtuluş Günüdür″ dedi ve Büyük Anayurt Savaşına Ermenilerin katılımından gurur duyduğunu ifade etti. Halkların dostluğunun önemini vurgulayan muharip herkese barış ve milletlere dostluk diledi.

Kamp Armen'den talep: Yıkım dursun, hafıza mekanı olsun

Selin Giritli
 ‘Bizden arkaya hiçbir şey bırakmamak gibi bir duygu veriyor bana burası. Hatıraları yıkıyorsunuz’  "Kamp Armen'e mi geldiniz?" diye soruyor Kubilay. Henüz adını bilmiyorum. "Evet" diyorum. "Bir yardım eder misiniz o zaman?" Arabasının bagajını açıyor. Birkaç damacana su, birkaç poşet çıkarıyor. "Şunları içeri taşıyalım mı?" Poşetlerde yiyecekler, kağıt bardaklar var. Tuvalet kağıtları sonra. Taşıyoruz. Kampın bahçesine ilk adım atınca sağdaki duvarda "Hepimiz Ermeniyiz. Hepimiz Hrant'ız" yazdığını görüyorum. Az ileride "Tarihine sahip çık" yazıyor. Hemen yanında "Direne direne kazanacağız!" Binanın üzerine ise genişçe bir döviz asılmış: Soykırım sürüyor, diyor.

Erdoğan'dan Abdullah Gül'e Ermenistan eleştirisi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan , 3’üncü Cumhurbaşkanlığı Sofrası’nda tarihçileri ağırladı… Derin Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Armağan, “Sayın Erdoğan, gerek Putin’in açıklamasına yönelik gerek diğer parlamentoların yaklaşımlarına karşı net şekilde Türkiye’nin tavrını ortaya koyması gerektiğini ifade etti. Ayrıca tarihçilerin bu konuda yapacağı çalışmaların önünü açacağını, Genelkurmay’ın askeri arşivlerini açmaya hazır olduklarını da bildirdi… Bir önceki Gül dönemine ilişkin eleştiri ve serzeniş yakaladım. Sayın Gül’ün Erivan’a gidip maç seyretmesi gibi yaklaşımların ‘ortamı yumuşatmayı amaçlarken karşı tarafın eline koz verdiğini ve bizim üzerimize gelmeyi sağladığına’ vurgu yaptı. Bursa’da yapılan maçtan sonra bir sonuç çıkmadığını ifade etti; ‘Ortalığı yumuşatmaya çalışarak işin içinden çıkamayız’ dedi. Erdoğan, Rusya Federasyonu’nun Moskova’da 9 Mayıs Zafer Bayramı’nın 70. yıldönümü vesilesiyle düzenleyeceği törene katılmayacağını, Türkiye’nin törende büyükelçi veya maslahatgüzar düzeyinde temsil edileceğini konuklara ifade etti.”

'Ermeni olduğumu hiçbir zaman fark etmedim'

Aslıgül Atasagun Çebi
Cine 5'te "Dün, Bugün, Yarın" programında Ermeni kimliği ve 1915 olaylarıyla ilgili konuşan duayen foto muhabiri Ara Güler, "Bana kimsenin sen Ermenisin demesi için hiç bir sebep olmadı" dedi… 1915 olaylarının ailesinde hiç konuşulmadığını belirten Ara Güler, “Babam benden daha Türk’tü, ben ondan daha Türküm. Biz Atatürk devrinin çocuğuyuz. Babam eczacı olduğu için Çanakkale savaşında bulundu, yaralıları taşırdı, iki kez de yaralandı. Bunlar yeni çıktı, son 10 senedir konuşuluyor, eskiden böyle şeyler yoktu. Hiç kimse bana “sen Ermenisin” demedi, bunu söyleyen olursa döverim” dedi. ( Kişi ben neyim diyorsa odur!!!! HYETERT)

Gasp ve İşgal Edilmiş Bir Coğrafyanın Yetim Çocukları Ermeniler

Zeynep Tozduman
7 Haziran 2015 seçimlerine 32 gün kala, Ermeni halkına ait olan Tuzla Ermeni yetimhanesini yıkmaya kalkanlar, iktidardan aldıkları güçle tarihsel ve kültürel soykırım yapmaya devam ediyorlar. İstanbul’un her yerini ranta açan bu ülkede; maddi- manevi değerler, geçmiş anılar, emperyal çıkarlar uğruna hep ayaklar altına alınıyor. Acıma duygusunun, vicdanların, insanlığın, olmadığını yüz yıl sonra tekrar göstermek için midir? Yüreklerimize acımasızca bu kazmaları vurmalar. Bana bu olay, 1919 -1922 Osmanlı döneminde soykırıma karışanların Divan-ı harb-i Örfi mahkemelerinin, yargılamalarını hatırlattı. Bu yargılamaların çoğunda; insanlara yönelik toplu cinayetler değil, malların yağma ve talan edilmesine yönelik soruşturmalardı. Bu yargılamalarda esas olan soykırıma bulaşmış olan sanıklar değil, soykırıma uğrayan mağdurların emval-i metrukelerinin devlet ile şahısların eline geçmesindeki kavgada diyebiliriz kısaca...

Tehcirde 32 gazeteci öldü

Ferhat Erdoğan/İstanbul
Gazeteci Necati Abay, 1915 olayları sırasında hayatını kaybeden gazetecilerin kimliğini araştırdı. Uzun süren araştırmalar sonunda Abay, 32 gazetecinin ismini tespit etti. Abay’ın oluşturduğu isim listesi Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından referans alınarak 7 Ermeni gazeteci, “Öldürülen Gazeteciler Listesi”ne konuldu. Tehcir kurbanı Ermeni gazeteciler, ya gözaltına alındıktan bir süre sonra cesetleri bulundu ya da kendilerinden bir daha haber alınamadı. Halen mezarlarının nerede olduğu ise bilinmiyor. İşte o listeye konulan Ermeni gazeteciler: “Rupen Zartaryan, Armen Doryan, Yervant Srmakeşhanlıyan, Levon Larents, Rupen Sevag, Taniel Varujan, Kirkor Zahrap.”

Lebanese Sunni Muslim Leader Speaks out on Armenian Genocide and Turkey’s Founder Ataturk

By Appo Jabarian / Executive Publisher & Managing Editor USA Armenian Life Magazine. www.armenianlife.com
During the April 24 Friday prayer, Lebanese Sunni Muslim theologian and Imam of Al-Quds Mosque in Sidon Sheikh Maher Hammoud focused on the Armenian Genocide. According to ermenihaber.am and Turkish news outlet islamianaliz.com, Sheikh Hammoud noted: “the genocide that took place in the Ottoman Empire should not be tied with Islam because while facing years of decline, the Ottoman Empire was also under outside influences.” “When talking about Armenian Genocide, first and foremost it should be underlined that Islamic religion was not the responsible entity,” stated Sheikh Hammoud.

Ermeni sürgününün perde arkası

100. Yılında Ermeni Sürgünü’nün Perde Arkası ve Almanların İslam Alemi’ni Ayaklandırma Planı, Kerem Çalışkan’ın kaleminden okuyucuya aktarılıyor. Kerem Çalışkan’ın “Alman Cihadı ve Ermeni Sürgünü” adlı kitabı Remzi Kitabevi’nden çıktı. Kitap 100 yıl önce I. Dünya Savaşı’nda Almanların Osmanlı toprakları üzerinden yürüttüğü ‘Drang Nach Osten’ (Doğu’ya Hücum) politikasının ‘kan ve ateş’ dolu macerasına ışık tutuyor.

Gerçek 51. İncil’in çevirisinin yapıldığı ilk dillerden biri Ermeniceydi.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


İncil’in, yazılı eserler tarihi boyunca en yaygın basımı, en yaygın dağıtımı ve en yaygın çevirisi yapılan kitaplardan biri olduğu genellikle tartışmasız kabul edilen bir gerçektir. Eski Ahit ilk olarak İbranice, bazı bölümleri Aramice yazılmış olsa da, Yeni Ahit ortaya çıktığında Yunanca, Yakın Doğu’nun en çok konuşulan diliydi. O tarihlere gelindiğinde Eski Ahit de İ.Ö. 132 yılı civarında Yunancaya çevrilmişti. Bu Yunanca çevirinin bir versiyonu (ihtiyaç duyulan çevirmen sayısını belirtmek üzere, Latince “yetmiş” anlamına gelen) Septuagint olarak adlandırılmıştır. Yüzlerce yıl önce Babil’de sürgünde oldukları sırada Yahudi Diyasporası, el yazması Eski Ahit’in “Targum” (Ermenicede “çevirmek”/”tercüme etmek” anlamına gelen “targmanel” ya da “tarkmanel” fiilinin kökünü oluşturan sözcüktür) olarak adlandırılan Aramice versiyonlarını üretmişlerdir.

Gerçek 50. Sarkis Torosyan orduda çok sayıda yüksek rütbeli Osmanlı Ermenisinden biriydi.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek



Her ne kadar 1. Dünya Savaşı gerek yurt içinde, gerekse Avrupa’nın müdahalesi açısından dikkatleri başka yöne çeken önemli bir faktör olsa da, Ermeni Soykırımı karanlık perdeler ardında gizlice yapılan bir iş değildi. Ülke çapında ilan edilen “muvakkat” Tehcir Kanunu (27 Mayıs 1915) ve Emlak-ı Metruke Kanunu (26 Eylül 1915) Osmanlı yetkilileri tarafından, Ermenileri ve Hıristiyan azınlıkları tarihsel anayurtlarından göçertmek, evlerine, tarlalarına, kiliselerine, hastanelerine, okullarına el koymak için hukuki araç olarak kullanıldı.

Gerçek 49. Kilikya Ermenileri 13. yüzyılda Moğollarda ittifak kurmuştu.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


Cengiz Han’ın adı hâlâ Avrasya’da, orta çağda ordularıyla geniş alanları istila edip yağmalayan Moğol hükümdarı ve talancısı kimliğinin bir paradigması olarak ününü korur. Moğol İmparatorluğu 1200’lü yılların başlarında Orta Asya’dan dört bir yana, Orta Doğu’ya, Yakın Doğu’ya, bugün büyük bölümü Rusya ve Çin topraklarında olan bölgelere yayılmış, bir uçta Hindistan’dan, diğer uçta Avrupa’nın doğu kısmına kadar uzanan bir coğrafyaya hakim olmuştur. Sonraki bir buçuk yüz yıl boyunca Moğol istilalarına acımasız yağmalar eşlik etmiş olsa da, egemenlikleri altındaki geniş topraklar aynı zamanda ticaret, döneme ait fikir ve teknolojilerin karşılıklı alışverişi sayesinde önemli gelişmelere de sahne olmuştur.

Selçuk - Patrik ile Aziz Yuhanna Ayini Selçuk'ta Yapıldı

Ortodokslar için kutsal sayılan Efes antik kenti içindeki Meryemana Kilisesi'nde yapılan ayini Patrik Bartholomeos yönetti. Ortodokslar için kutsal sayılan Efes antik kenti içindeki Meryemana Kilisesi'nde yapılan ayini Patrik Bartholomeos yönetti. Bugün akşam saatlerinde İzmir'in Selçuk İlçesi'ne gelen bir grup Yunan ve Rus Ortodoks alınan özel izinle Efes antik kenti içindeki Meryemana Kilisesi'nde ayin yaptı. İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi Patriği Bartholomeos'un yönettiği Aziz Yuhanna Yortusu ayinine Türkiye'deki kiliselerin papazları ile Yunanistan ve Rusya'dan ayin için gelen yaklaşık 200 Ortodoks katıldı. Yarın sabah Selçuk'taki St. John Kilisesi'nde yapılacak ayin öncesi Meryemana Kilisesi'nde ayin yapan Patrik Bartholomeos, ayin sonrası kendilerine özel izin verilmesini dini özgürlüklerin simgesi olarak değerlendirdi. 

‘Ermeni malı yağmalandı’

Nevzat Onaran
1915’den bugüne, milleten Türk ve dinen Sünni Müslüman olmayanın imhası programına devam edildi. Asırlık geçmişte yapısal bir değişiklik olmadı. İttihat ve Terakki’den AKP’ye yani Talât’tan Tayyip’e aynı program uygulanmıştır ve halen de uygulanmaktadır. Zaman zaman yapılan değişikliklerin aslında ciladan öte bir anlamı olmamıştır. 1915’de temellendirilen Türk milliyetçiliği ekonomi politiğin hedefi, ‘öteki’nin demografik ve ekonomik yapıdan tasfiyesidir. Amaç, kültürde, dilde ve ekonomide ‘öteki’ kimlik varlığını yok etmek, ‘tek’leştirmek yani milleten Türkleştirmek ve dinen Sünni Müslümanlaştırmaktır!

Tuzla Ermeni Çocuk Kampı’nda yıkım şimdilik durduruldu

Gökhan Tan
Tuzla Çocuk Kampı’na (Kamp Armen) bu sabah yıkım için iş makinaları girdi. Ermeni toplumu için sembolik anlamı olan ve devlet tarafından el koyulduğu 1983’ten beri beş kez el değiştiren Tuzla Çocuk Kampı’na (Kamp Armen) bu sabah yıkım için iş makineleri girdi. Dozerler, 5 odayı, şapeli ve çevre duvarlarını yıktı. 8 bin 900 metrekarelik alana sahip kampın yaklaşık yarısı yıkılmış durumda. Kamp Armen olarak bilinen Tuzla Çocuk Kampı'nda sabah saatlerinde başlayan yıkım, yıkımı durdurmaya gidenler sayesinde şimdilik durduruldu. Yıkım şimdilik durmuş olsa da bölgede bekleyiş devam ediyor.

Lüksemburg Parlamentosu, Türkiye’yi Ermeni Soykırımı’yla yüzleşmeye davet etti

Hrant Kasparyan / Demokrat Haber
1915 Ermeni Soykırımı’na ilişkin olarak sunulan tasarıyı kabul eden Lüksemburg Parlamentosu, Türkiye’ye tarihsel gerçeklikle yüzleşme çağrısında bulundu  Lüksemburg Parlamentosu, 1915 Ermeni Soykırımı’nı resmen tanıyan tasarıyı dünkü oturumunda oy birliğiyle kabul etti. Osmanlı İmparatorluğu döneminde gerçekleştirilen Ermeni Soykırımı’nın bu yıl yüzüncü yıl dönümü olduğu kaydedilen tasarıda, Birleşmiş Milletler tarafından 1948 tarihinde kabul edilen Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Konvansiyonu’nda yer alan hususların esas alındığı belirtildi.

“Kendimi vebal altına girmiş hissetmiyorum”

Gökhan Tan
Tuzla Çocuk Kampı (Kamp Armen) binalarını yıktıran mal sahibi Fatih Ulusoy, “Binanın geçmişini bilmediğim için kendimi vebal altına girmiş hissetmiyorum. Madem Ermeniler için bu kadar önemliydi, neden burayı satın almadılar. Şimdi yıkılmasın istiyorlar Amaçlarını anlamıyorum” diyor. Yarıya yakın bölümü dün yıkılan Tuzla Çocuk Kampı (Kamp Armen), Ermeni toplumu için sembolik anlamı büyük olan ve mahkeme kararıyla el konulduğu 1983’ten beri defalarca el değiştiren bir taşınmaz. Yıkım kararını veren kişi ise Tuzla Üç Meşe mevkiindeki 8 bin 900 metrekarelik bu parselin son sahibi İşadamı Fatih Ulusoy.  Ulusoy, Kamp Armen’in yetimhaneye ait olduğunu bilmediğini, yıkımdan sonra öğrendiğini bu nedenle kendini vebal altında kalmış hissetmediğini söylüyor.

ՈՒԽՏԻ ՀԱՐԻՒՐԱՄԵԱԿ, ՅԵՏՈՅ ԻՆ՞Չ

Լսո՞ւմ էք մարդիկ, լսո՞ւմ էք, ազգեր,
Այս ողբագիրքս դասագիրքն է ձեր...
      Թող անցեալ վէրքը դասագիրք դառնայ
       Մանուկ ներկայի սեղանի վրայ:
                             (Յովհաննէս Շիրազ)
 Հարցականի տակ դրինք 100-ամեակը, որովհետեւ տօնախմբութիւնները անցան, բայց ո'չ ցաւը:  Անգամ մը եւս մեր յարգանքի համազգային արտայայտութեամբ, փառաշուք հանդիսութիւններով, գրական եւ գեղարուեստական աննախընթաց երեկոներով, համազգային լայնատարած ցոյցերով, արժանաւորապէս յարգեցինք յիշատակը մեր մէկուկէս միլիոն նահատակներուն:

Kültürü Yıkmak, Belleği Aşağılamak…

Ali Bayramoğlu | Yeni Şafak
Gayrimüslim mallarına bitmek bilmez el koyma serüveni bu ülkede, her devirde yeni tekniklerle devam etmiştir. 1936'da vakıfların devlete verdiği beyannamede yer almayan, o tarihten sonra edinilmiş tüm vakıf mallarına, 70'li ve 80'li yıllarda el konulması bunun en çarpıcı örneklerinden birisidir. Devletin el koyduğu Ermeni malları arasında Tuzla Çocuk Kampı şüphe yok ki en simgesel yerlerden birisiydi...  yeni mal sahibi, okulu dozerlerle yıkmaya başladı… Burada sadece bir bellek yıkılmayacak, yıkımla bir bellek tahkir edilmeyecek, aynı zamanda el koyma, simgeleri imha etme süreci bir tür devam edecek… Birileri buradan çıkan sese kulak vermeli… Cumhurbaşkanı, başbakan, AB Bakanı, Dışişleri Bakanı bu sesi duymalı… 1915 taziyesi yetmiyor… Mesele imhaya son vermektir. Bir kaç gün sonra gerçekten çok geç olacak…

Kamp Armen ya da Garabet'in tarifiyle 'çocuk evimiz'

Kemal Gökhan Gürses / kgg@mucizelerdukkani.com.tr
Hani çok zengindir ya Ermeniler; onlardan birisi de Garabet Orunöz’ün babasıdır. Güç bela kalkıp Malatya’dan gelirler buraya. Garabet’in babası hem oğlu okuyabilsin hem de insan gibi barınabilsin diye getirir buraya oğlunu ve tembihler: “Sakın ha, bana onların yanında baba deme. Amca de ki, seni yetim sansınlar. Yoksa bakarsın almazlar seni kampa...”. “7 yaşında yetim kalışımın öyküsü” der evi, vatanı, toprağı, kendi elleriyle inşa ettiği bu kampı anlatırken Garabet. “Çocuk evimizdir bizim, biz yetimhane demeyi sevmeyiz buraya...”

Cumhuriyetçi Seçmen, "Hristiyan Devleti" İstiyor

Cumhuriyetçi seçmenlerin yüzde 57'si ABD anayasasının kaldırılarak Hristiyanlık temelli bir sistem istiyor. ABD'de Cumhuriyetçi seçmenler arasında yapılan bir ankete katılanların yüzde 57'sinin anayasanın kaldırılarak Hristiyanlık temelli bir devlet kurulmasını istediği ortaya çıktı. Cumhuriyetçilere oy veren seçmenler arasında yapılan kamuoyu anketine katılanların sadece yüzde 30'u Hristiyanlığın resmi din haline gelmesine karşı çıkarken yüzde 57'si anayasanın tasfiye edilerek Hristiyanlık temelli bir devlet düzeni kurulmasından yana görüş belirtti.

Hıdırellez Kutlamaları

Aziz George Kilisesi'nde "Hıdırellez" kutlama görüntüleri- Vatandaşların dileklerini "Dilek Kutusu"na bırakmaları Hatay'da Hıdırellez kutlamaları İskenderun İlçesi'nde bulunan Aziz George Kilisesi'nde Hristiyan ve Müslüman vatandaşların katılımıyla "Hıdırellez" kutlandı.Yüzlerce Hristiyan ve Müslüman, Hıdırellez'i kutlamak için Numune Mahallesi'nde bulunan Aziz George Kilisesi'nde toplandı.

Moskova’da 9 Mayıs’ta gerçekleştirilecek törende 27 ülke lideri katılacak

Moskova’da 9 Mayıs’ta gerçekleştirilecek II. Dünya Savaşı Zaferinin 70. Yıldönümü kutlama törenine 27 ülke cumhurbaşkanı ve başbakanı katılacak. TASS’ın aktardığı habere göre bilgi RF cumhurbaşkanı yardımcısı Yuri Ushakov’dan geldi.

Tekgozyan ve Restropa İstanbul’da

Ermenistan edebiyatının önde gelen yazarlarından Hovhannes Tekgozyan ile Latin edebiyatının önemli temsilcisi ve Hezeyan adlı romanıyla yakın tarihte Türkiyeli okurlarla buluşan Lauro Restropa İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali-2015 etkinlikleri kapsamında Türkiye’de.

Ani Ören Yeri'ne Turist İlgisi

Türkiye-Ermenistan sınırında bulunan Anı Ören Yeri'ne, yerli ve yabancı turistler yoğun ilgi gösteriyor. İl Kültür ve Turizm Müdürü Hakan Doğanay, yaptığı açıklamada, Ani'nin bir dünya kenti olduğunu söyledi. Doğanay, "Ören yerinde şuanda 21 adet tarihi kalıntı mevcut. Bu kalıntılardan birçoğunun restorasyonu tamamlandı. Ani Türkiye için çok önemli bir antik şehir. Türkiye-Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay Nehrinin batı yakasında bulunan be yer Kars'a çok şey katıyor. Bahar aylarında yerli ve yabancı turistler burayı ziyaret ediyor. Kars Ani'siz, Ani de Kars'sız olamaz. Ani bir dünyadır ama dünya bir Ani değildir" dedi.

'Muhaliflerden' kaçan Ermeniler: Halep'te saygı görüyorduk, sorunumuz yoktu

IŞİD'in ele geçirdiği Halep'ten kaçarak Erivan'a yerleşen Ermeniler, Ermenistan'da hayatın zor olduğunu, Halep'teyken saygı gördüklerini ve hiç sorunları olmadığını söylüyor.The Irish Times'a konuşan Suriye'den Ermenistan'a kaçmış Ermeniler, Halep'ten güçlükle kaçtıklarını anlatarak, Halep'deki Ermeni mahallesine karşı yoğun saldırılar yaşandığını aktarıyor."Halep'teki Ermeniler iyi yaşıyordu, saygı görüyorduk ve sorunumuz yoktu. Kendi okullarımız, kiliselerimiz ve kültür merkezlerimiz vardı" diyen 60 yaşındaki Arşag Agopyan, oradayken toprağı bulunduğunu, üzüm ürettiğini söylüyor.

Encountering The Past in Turkey 11-12-13 May 2015

London School of Economics and Political Science (LSE)
In the past ten years something unexpected, but long overdue, started to unfold in Turkey. A new interest in history emerged in a country that had erased its Ottoman past. More surprising, the most traumatic aspects of Turkish history, especially those that were considered taboo, or simply denied until recently, became issues of public debate. Even though still a minority, citizens of diverse backgrounds have begun commemorating the Armenian Genocide, the Dersim and Maraş massacres, the Wealth Tax, and expulsions of Greeks. At the face of an official policy of denial, increasing number of activists, artists, scholars, and citizens demand a deeper understanding and recognition of past atrocities in order to atone and seek justice.

Gerçek 48. Etiyopya’nın bir önceki ulusal marşını bir Ermeni bestelemişti.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


Kıtanın kuzeydoğusundaki Akdeniz sahilleri dışında Afrika’da Ermeni varlığı genellikle bireysel düzeyde ve serüven meraklılarıyla sınırlı kalmış, bunlardan bazıları büyüleyici öykülerin kahramanları haline gelmişken, bazıları da çektikleri sıkıntıya değmeyecek zorluklar yaşamışlardır.

Gerçek 47. Gomidas Vartabed Soğomon Soğomonyan olarak doğdu.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


Ermeni Soykırımı’nı simgeleyecek tek bir kişi seçmek gerekseydi, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başında Ermenilerin yaşadıklarının bir mikrokozmosu olarak tek bir kişinin öyküsü aranacak olsaydı, bu kişi hiç kuşkusuz rahip ve müzisyen Gomidas (Doğu Ermenice söylenişiyle Komitas) olurdu.

Gerçek 46. İlk Ermenice kitap 1512’de Venedik’te basıldı.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


Ermenice yazılı eserlerin tarihi İ.S. 5. yüzyıla kadar uzanır. Mesrop Mashtots’un ardından önemli eserlerin çevirisi de, özgün Ermenice edebi eserlerin, şiir ya da tarih kitaplarının, teolojik kitapların hayvan derisi üzerine elle yazımı da kesintisiz devam etti. Kiliselerin, manastırların duvarlarındaki kitabeler (ya da üzerlerine çiziktirilmiş grafittiler) de eksik olmadı. Bütün bunlara Ermeni alfabesiyle yazılan e-posta ve text mesajları da eklendi – tabii bunların biraz daha yakın tarihlere ait olduğu bir gerçek!

Gerçek 45. Modern Türk dili bir Ermeniye çok şey borçludur.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş yalnızca savaş ve Anadolu ile Küçük Asya’da dökülen kanlar eşliğinde gerçekleşme kalmadı, aynı zamanda Mustafa Kemal’in uçlardaki modernleşme ve ilerleme vizyonu öncülüğünde, sözcüğün tam anlamıyla, siyasi ve sosyal, aynı zamanda kültürel ve ekonomik alanda devrimleri de beraberinde getirdi. Yeni Türkiye’nin unsurlarından biri de, yeni bir dildi. Eskisi, yani Osmanlıca Türkçesi, büyük ölçüde Farsça ve Arapçadan esinlenmiş bir dildi; ama aynı zamanda İmparatorluğun, Rum olsun, Ermeni olsun, Slav ailesinden olsun, çok-dilli uyruklarının etkisini de taşıyordu. Bu durum 1920’lerde değişmeye başladı ve Türk Dil Kurumu’nun çalışmalarıyla hâlâ da değişim süreci devam ediyor.

Ergenekon aşılmadan Ermeni meselesi çözülmez

Bünyamin Köseli
Ufuk Uras, 24 Nisan’da Erivan’daydı. Dünya liderlerinin katıldığı Global Forum’da konuşma yaptı… Uras’a göre Türkiye ve Ermenistan arasındaki krizin en büyük sebebi İttihat ve Terakki zihniyeti. Bu zihniyetin, meseleyi nasıl da bir çözümsüzlük sürecine ittiğini şöyle anlatıyor: “Ben bu İttihat ve Terakki zihniyetinin bu topraklar için nasıl da tehlikeli olduğunu (başbakanlığı döneminde) Erdoğan’a anlattım. Niye kendimize bu zihniyeti örnek alıyoruz? Erdoğan’ın taziyesi, ilişkilerin düzelmesi adına güzel bir adımdı. Aslında iki ülke arasında ilişkilerin düzelmemesi için hiçbir sebep yok. Azeri ve Ermeni ayrımı yapmadan bir tutum alınabilir. Osmanlı torunlarına bir çağrı yapılabilir. Ermenistan’da ‘Toprak isteriz!’ diyen marjinal Ermenilere bunun reel olmadığını anlattık. Meseleye, ortak bir vatan mefhumu üzerinden gidilmeli. Türk bayrağını yakan Ermenileri eleştirdik. Bayrak yakarak olmaz. Bayrakların renkleri birleştirilmeli. Ermenistan’da ana eğilim zaten böyle dar bir pencereden bakmıyor.”

Ermeni Soykırımını Tanıyan Avusturya’nın Merkez Bankası Sitesi Hacklendi

Sözde Ermeni soykırımını tanıyan Avusturya Cumhuriyeti’nin web sitelerine saldıran Türk Hack Team üyesi hackerlar, ülkenin Merkez Bankası’nın web sitesi olan ‘oenb.at’ adresini hackleyerek saatlerce erişime kapattı. Grup adına konuşan ZoRRoKiN lakaplı yönetici, sözde soykırımı tanıdığını beyan eden tüm ülkelere siber saldırılarına şiddetli bir şekilde devam edeceklerini kaydetti. "Avusturya’yı kendi kapitalizmlerinin kalbinden vurduk" diyen ZoRRoKiN, “Sırada Almanya var. Aziz milletimize belirtmeliyiz ki vatanımız için elimizden gelenin en fazlasını yapacağımıza söz veriyoruz” ifadesini kullandı. (Aferin size (!) bu yolda devam edin. Korsanlık yakışır size. HYETERT)

69 yıl sonra yeniden Meclis'te azınlık milletvekili

Ayşe ARMAN
Duyduğumuzda şaşırdık. Çünkü alışkanlığımız yok. 69 yıldır bu topraklarda, azınlık milletvekili adayı görmemişiz... İşte Selina Doğan bir ilk! 69 yıl sonraki bir ilk. Üstelik kadın. CHP 2. bölge 1. sıra adayı. Bu ne demek? Direkt milletvekili demek. Yakışır! Türkiye'ye yakışır. Son derece iyi eğitimli, bütün ötekileştirilenler için mücadele etmeye hazır, harika bir kadın... Ona şans diliyoruz!

Live Broadcasts of Washington Genocide Centennial Services

The Armenian-American community will gather in Washington, D.C., this week for the national observance of the centennial of the Armenian Genocide. Special events are scheduled for May 7 to 9—including an ecumenical prayer service at the National Cathedral, a Pontifical Divine Liturgy, a memorial concert, and an awards banquet honoring those who helped the survivors. His Holiness Karekin II, the Supreme Patriarch and Catholicos of All Armenians, and His Holiness Aram I, the Catholicos of the Great House of Cilicia, both will be in the United States to lead the Washington commemoration. They will be joined by Armenians from across the U.S., under the auspices of the Eastern and Western Dioceses, and the Eastern and Western Prelacies.

AK Parti sayesinde 60 yıl sonra bir Ermeni milletvekili olacak

AK Parti İstanbul 2. Bölge 12. sıra milletvekili adayı Markar Esayan, seçim çalışmaları kapsamında Bakırköy meydanındaki partililerini ziyaret etti…  Esayan, şunları söyledi: “Bu Ak Parti sayesinde oldu. Diğer partiler de AK Parti’nin dönüştürdüğü bu süreçte bu yükü sırtlarında hissettiler. CHP ve HDP de bir Ermeni vatandaşı aday gösterdi. Dolayısıyla bu da Türkiye’nin ne kadar hızlı bir şekilde normalleştiğini, tabu olan konuların ne kadar hızlı bir şekilde dönüştüğünü, tabu olmaktan çıktığını gösteriyor. Bu AK Parti’nin başarısıdır. Ermeni Cemaati’nde ve bütün farklı dinlerdeki cemaatlerde çalışmalar yapıyoruz. Ruhani önderlikleri ve sivil toplum kuruluşlarını dolaştık. AK Partiye çok büyük bir teveccüh var.”

Genocide Centennial Observed in New York City

By Florence Avakian
An estimated 15,000 people from all over America's east coast took part in the Armenian Genocide Centennial gathering in Times Square, New York City, on Sunday, April 26, 2015—the largest such gathering in the history of the event.

Rousing Diyarbakir Concert on April 23

On the eve of the world-wide Armenian Genocide commemorations on April 24, more than 1,000 people attended a concert by Canadian Armenian pianist Raffi Bedrosyan (April 23) in the recently reconstructed Armenian Surp Giragos Church in Diyarbakir, Turkey. Several hundred of the attendees remained standing throughout the event. The concert was covered widely by Turkish and international media, and broadcast live via national and local television stations.
https://youtu.be/w9zTv7rYTx4

Piri, AP Türkiye raporundaki 'soykırım' önergelerinin geri çekilmesini istedi

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Kati Piri, Parlamento'nun 2014 Türkiye rapor taslağında 1915 olaylarıyla ilgili verilen değişiklik önergelerinin geri çekilmesini istedi… Bir Avrupa Parlamentosu üyesi olarak, AP'nin geçtiğimiz ay kabul ettiği 'Ermeni soykırımının 100. yıldönümü' başlıklı kararın arkasında durduğunu söyleyen Piri, 'Ancak hatırlatırım ki bu konuyla ilgili olarak ayrı bir karar çıkarmamızın sebebi, geçtiğimiz 10 yıl boyunca bu meselenin katılım müzakerelerine bağlanmamış olmasıydı. Bu sebeple, bu konuyla ilgili değişiklik önergesi getiren üyelerden, önergelerini geri çekmelerini rica ediyorum. Çünkü bu konu farklı bir kararda ele alındı' dedi. Parlamento rapor taslağının son halinin önümüzdeki hafta Dışişleri Komitesi'nde oylandıktan sonra 20 Mayıs'ta genel kurula gelmesi bekleniyor.

‘Soykırım’a suç duyurusu

Berlin Savcılığı’na önceki gün şikayet dilekçesi veren Kadir Arslan (55), “Cumhurbaşkanı Gauck 1915 olaylarını Ermeni soykırımı olarak tanımladı. Hiçbir mahkeme bu olayları soykırım olarak kabul etmediği halde Cumhurbaşkanı’nın soykırım açıklaması beni rencide etti. Birleşmiş Milletler soykırımı tanımlamış. Benim bilgime göre bu olaylar Birleşmiş Milletlerin soykırım tanımına uymuyor” dedi. Savcılık, Arslan’ın suç duyurusunu işleme koydu. Savcılık inceleme sonunda ya takipsizlik kararı vererek suç duyurusunu reddedecek ya da Gauck hakkında soruşturma başlatacak. ( J HYETERT)

İttihatçı olmayan seçimleri kazanır

Engin Ardıç
Markar Esayan, bizim kaç senedir kaç yüz yazıda döne döne anlattığımızı, arkadaşımız İsa Tatlıcan'la yaptığı söyleşinin tek cümlesinde özetlemiş, helal olsun: "Ak Parti, İttihatçı olmayan, bu halkın içinden çıkmış, bu halkı temsil eden tek özgün harekettir!" İttihatçı olmayan... Kilit kavram budur. Halkımız İttihat ve Terakki Partisi'ni sevmez, hiçbir zaman da sevmemiştir. İttihat ve Terakki'yi de, onun mirasçısı olan Cumhuriyet Halk Partisi'ni de. Çünkü İT olsun CHP olsun, "bürokrasinin" partisidir. "Halk Partisi" lafı büyük bir aldatmacadır.

Gerçek 44. Satranç Ermenistan’da ulusal spor olarak kabul edilir.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


ABD’de çok kişi beyzbol, basketbol ve Amerikan futbolu ile yaşarken, Kanada’nın da hokeyi vardır. Hindistan ve İngiliz Devlet Topluluğu’na dahil birçok ülkede kriket yaygınken, dünyanın çok sayıda ülkesinde, tabii bu arada Ermenistan’da da, futbol en yaygın izlenen sporlardandır. Ama Ermenistan aynı zamanda satrancın çok özel bir yere sahip olduğu ülkedir.

Gerçek 43. Ermenistan Cumhuriyeti bağımsızlığını 21 Eylül 1991’de ilan etti.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


Bugünkü Ermenistan Cumhuriyeti “en yeni Ermenistan” olarak da anılabilir. Eski ve orta çağlardaki krallıkları, hanedanları ve ittifakları, ilaveten 1918’deki kısa süreli cumhuriyetle birlikte Sovyet Ermenistanı’nı düşünecek olursak Ermenistan’ların sayısı beşe, hatta ona kadar bile çıkabilir. Başkenti Yerevan olan bugünkü Ermenistan bağımsızlığını, tüm ülkede SSCB’den ayrılmak için referandumun yapıldığı 21 Eylül 1991’de resmen ilan etti.

Gerçek 42. Avustralya ve Yeni Zelanda tarihinin dönüm noktası Ermeni Soykırımı’nın gölgesinde gerçekleşti.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


Avustralya ile Yeni Zelanda, Ermeni Diyasporasının en son üyeleridir. Önceki yıllarda bireysel olarak dünyanın bu bölgesine gelmiş olan Ermeniler olsa da, daha kalabalık göçler ancak 1950’lerde gerçekleşti. Böylece Sydney ve Melbourne’da örgütlü toplumlar oluştu; tabii o dönemde de Avustralya’nın diğer bölgelerinde de tek tek ya da gruplar halinde Ermeniler yaşıyordu.

Soykırım

Herkül Millas /h.millas@zaman.com.tr
Benim soykırımla ilişkim farklı. Ölümlü değil, o ilk adımı geliyor hep aklıma. İnsanların evlerini terk ettikleri o ilk anlar. Bir gün birileri kapınızı çalıyor, “hazırlanın, yarın yola çıkıyorsunuz” diyorlar. Acele bir bohça hazırlıyorsunuz. İçine ne koyardınız? Birkaç elbise ve varsa para ve mücevher mi, yoksa büyük annenizden kalma ve hep yanımda kalacak dediğiniz dantelli işlemeyi mi? Ya aile fotoğrafları, çocukken oynamış olduğunuz bebekleri ve o topacı ne yapacaksınız? Yiyecek bir şeyler almak şart. Ama insan kaç günlük yemeği taşıyabilir ki! Çocuklar konusu daha zor. Diyelim altı yaşında olanı yürüyecek. Ama üç ve bir yaşındaki zor. Babaları asker şu an. Tek başına bir kadınsınız. Hangi ayakkabıları giymeye karar vermek için vaktiniz az. Paniğe kapılmamanız gerekli. Çünkü çocuklarınız için hayata tutunmalısınız. Değerli eşyaları yanınıza almak tehlikeli olabilir. Yolda soyulursunuz. Gece bastırınca onları bahçeye gömmeyi düşünüyorsunuz.

Ermeni ve Latin edebiyatının önemli yazarları İstanbul'da

İTEF-İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali, dünya edebiyatının önemli isimlerinin aralarında yer aldığı 26 ülkeden yazarları buluşturuyor. Edebiyatseverler ile farklı kültürlerden yazarları buluşturan etkinlik kapsamında Ermeni edebiyatının önemli isimlerinden Hovhannes Tekgözyan ile Latin edebiyatının önemli temsilcisi Lauro Restropa da İstanbul'a geldi. Kitapları Türkçe'de Ayrıntı Yayınları tarafından okura ulaştırılan Tekgozyan ve Restrepo, 06 Mayıs Çarşamba günü Taksim Hill Oteli'nde düzenlenecek toplantıda basınla bir araya gelecek.

"Hiçbir kimliği diğerine üstün görmeden kardeşçe yaşıyoruz"

AB Bakanı ve Başmüzakerecci Bozkır: "Hiçbir kimliği diğerine üstün görmeden ve çeşitliliğin zenginlik olduğu bilinciyle asırlardır kardeşçe yaşıyoruz…Bozkır, AK Parti Üsküdar İlçe Başkanlığının organizasyonunda farklı inanç gruplarının temsilcileriyle bir araya geldi... Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, "Demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerin geliştirilmesi, siyasi alanda yapılan reformların tam uygulanması son 10 yılda belki de cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde görülmediği ölçüde sağlanmıştır" dedi… Programda, "farklı inanç" tabirinin son 10 yılda "gayrı müslim" tabiri yerine kullanılmaya başlandığını belirten Bozkır, "Cemaat liderleri bize başvurdular, 'Biz bundan rahatsızlık duyuyoruz' dediler ve 'farklı inanç gruplarına mensup vatandaşlarımız' tabirini onların, sizlerin arzusu üzerine kullanmaya başladık" diye konuştu.